Oğulcan Özgenç
Türkiye’de son yıllarda “müstehcenlik” suçlamasıyla açılan soruşturma ve davalarda artış yaşanıyor. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 226. maddesi kapsamında yürütülen yargılamalarda özellikle kadınlar ve LGBTİ+’lar hakkında açılan dosyalar öne çıkıyor.
Son dönemde sosyal medya paylaşımları ve dijital içerikler de bu kapsamda soruşturmalara konu edilirken, TCK 226 uyarınca açılan davalarda para ve hapis cezaları gündeme geliyor. Soruşturmaların kapsamı ve suçlamaların dayanakları ise tartışma yaratıyor.
“Müstehcenlik” suçlamasıyla yargılanan isimlerden biri de trans kadın aktivist Janset Kalan. Kalan, geçtiğimiz aylarda kendisine ait olmayan bir sosyal medya hesabından paylaşılan, iddianamede “bacakları ve dekoltesi görünür” olarak tarif edilen bir fotoğraf gerekçe gösterilerek 5 ay hapis ve 400 TL adli para cezasına çarptırıldı.
Kalan, söz konusu hesabın kendisine ait olmadığını belirterek paylaşım hakkında suç duyurusunda bulunmak istediğini ifade etse de savcılık “bu beyana itibar edilmemesi” gerektiğini belirterek dava açılmasını talep etti. Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesi ise “müstehcenlik” suçundan Kalan’a ceza verdi; hükmün açıklanması geri bırakıldı.
Kalan iki yıl önce de yine “müstehcenlik” suçlamasıyla yargılanmış, yargılama sonucu 10 ay hapis ve 12500 TL adli para cezası ile cezalandırılmıştı. Peş peşe açılan davalarla yargılanan Kalan, sürecin nasıl işlediğini ve karşılaştığı uygulamaları 9. Köy’e anlattı.
Kalan, yargılama sürecinin adil yürütülmediğini vurgulayarak duruşmada söz hakkının kısıtlandığını ifade etti.
“İki kere yargılandım, iki kere ceza aldım. Duruşmada hakim ‘Kes, kes, kes’ diyerek beni konuşturmadı bile. Kopyala yapıştır bir şekilde kararı verdi, bu karar zaten önceden verilmişti” diyen Kalan, mahkemeye gitmesinin dahi sonucu değiştirmediğini söyledi.
Kalan, suçlamanın dayanağını ise şöyle anlattı: “Suç teşkil eden şey benim bacaklarımın ve dekoltemin görünür olması. O kadar korkunç ki; bu durumda kimse mini elbise giymeyecek, ipli askılı kıyafet giymeyecek, bikini giymeyecek, plajlara gidemeyecek.”
Yargılamanın tüm kadınları ilgilendirdiğini belirten Kalan, “Kadın bedeni üzerinden bir müstehcenlik tanımı yapıldı. Çok politik bir yerden hedef alınarak usulsüz şekilde yargılandım” ifadelerini kullandı.
Kalan, hakkında verilen kararlara karşı hukuki mücadeleyi sürdüreceğini belirterek, gerekirse Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracağını söyledi.
Kalan’ın avukatı ve müstehcenlik dosyalarıyla ilgilenen Avukat Nergiz Görnaz da artan yargılamalara ve uygulamadaki pratiklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Görnaz, TCK’da yer alan “müstehcenlik” suçunun sınırları net çizilmemiş kavramlara dayanması nedeniyle geniş bir müdahale alanı yarattığına dikkat çekti:
“Son dönemde müstehcenlik suçlamasıyla açılan soruşturma ve davalardaki artış, ceza hukukunun ifade alanını daraltan bir müdahale aracı olarak kullanılmasının görünümlerinden biri. Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesi ‘müstehcenlik’, ‘genel ahlak’ ve ‘toplumsal değerler’ gibi hukuken sınırları belirli olmayan kavramlara dayanıyor. Ceza hukukunda suçun açık, öngörülebilir ve dar yorumlanabilir olması gerekirken bu madde tam tersine geniş ve esnek bir müdahale alanı yaratıyor.“
Görnaz, ortaya çıkan tabloyu sadece geniş yorum sorunu olarak değerlendirmenin yetersiz kaldığını ve yargılamaların yapısal bir nitelik taşıdığını belirtti.
Görnaz, “Karşımızda giderek belirginleşen bir örüntü var: Ahlak söylemi hukuk kılığına sokuluyor” diyerek şu ifadeleri kullandı: “Bu duruma karşı kurulması gereken savunma stratejisi söz konusu içeriğin ‘müstehcen olmadığına ikna etmeye çalışmak’ değil, kimliklerimizin suç olmayacağını ve ifade özgürlüğünün ahlaki onaya bağlı olamayacağını vurgulamak.”
Yargılamalardaki ortak unsurun “toplumsal düzenin” dışına çıkan anlatılar olduğunu belirten Görnaz, “Kadınların bedeni üzerindeki söz hakkını savunan, cinselliği tabu olmaktan çıkaran, LGBTİ+ varoluşları görünür kılan veya toplumsal cinsiyet rollerini sorgulayan her ifade çok daha kolay biçimde ‘müstehcen’ etiketiyle karşı karşıya kalıyor. Sorun içerik değil; iktidarın kabul edilebilir gördüğü yaşam sınırlarının dışına çıkılması” dedi.
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
9696 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8950 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8500 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7003 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6518 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5405 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5168 kez okundu
1
Balkanlardan Bursa’ya uzanan yaşamlar: Göçmenlik
8708 kez okundu
2
Doğuda 30 yıl önce köyleri boşaltılıp, zorunlu göçe tabi tutulan insanlara ne oldu?
8458 kez okundu
3
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5405 kez okundu
4
Türkiye’nin kültürel zenginliği: Süryaniler
3869 kez okundu
5
Uygurlar vatandaşlık istiyor
3244 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.