Serap Cömertoğlu İşcan
Çanakkale’nin Dardanos ve Güzelyalı sahillerinde kıyıların kullanımı ve denize erişim konusunda yaşanan sorunlar bölge sakinlerinin tepkisine neden oluyor. Sahil boyunca bazı özel işletme ve otellerin kumsala geçişleri çitlerle sınırlandırması, bakir plajların önünde bulunan tekneler ve kıyıdaki yapılaşma, vatandaşların denize ve kumsala erişimini güçleştiriyor. Bölge sakinleri, kamuya ait alanların özelleştirilmesi ve belediyeye ait tesislerin bulunduğu plajlardaki uygulamaların da kıyıların kamusal niteliği açısından değerlendirilmesini istiyor.
Belediyeye ait tesislerde duş, tuvalet ve kafeterya hizmeti sunulurken, tesislerin önündeki kumsala yerleştirilen ücretli şezlonglar da bölge sakinlerinin tepkisini çekiyor. Vatandaşlar; büfe, duş ve tuvalet gibi hizmetlerin bulunduğu plajların büyük bölümünün şezlonglara ayrılması nedeniyle herhangi bir ücret ödemeden kendi sandalyesiyle ya da havlusunu sererek yararlanabilecekleri yeterli alan bulmakta zorlandıklarını belirtiyor. Şezlong ve şemsiye gibi hizmetlerin ücretli olması ile kıyı kullanımının fiilen ücrete bağlanmasının birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çeken bölge sakinleri, belediyenin işlettiği plajlarda bu hizmetlerden bağımsız olarak vatandaşların ücretsiz yararlanabileceği yeterli alanın korunmasını talep ediyor. Bazı vatandaşlar ise şezlong hizmetinin artırılmasını, tesis bulunmayan kumsalların da daha güvenli ve temiz şekilde halkın kullanımına sunulmasını istiyor.

Bölge sakinlerinin tepki gösterdiği bir diğer konu ise uzun yıllar kamuya ait olan Dardanos’taki Yahya Çavuş Orman Kampı’nın özelleştirilmesi.
3 bin 707,56 metrekare yüzölçümlü taşınmaz ve üzerindeki yapıların 186 milyon TL bedelle Ankara merkezli Fibey İnşaat Sanayi Turizm Ticaret AŞ’ye devredildiği alanda, “Özel mülktür, girilmez” tabelaları ve dikenli teller dikkat çekiyor.
Özelleştirme İdaresi tarafından hazırlanan imar planında, halkın kullanımına açık olması öngörülen 20 metrelik sahil şeridi “Park” olarak planlanırken, alanın diğer bölümlerinin otel ve restoran gibi kullanımlara olanak sağlayan “Ticaret-Turizm Alanı” olarak düzenlenmesi de bölge halkının itirazları arasında yer alıyor.
Bölge sakinleri, kıyıdaki alanın rekreasyon ve yeşil alan niteliğinin korunarak doğrudan halkın kullanımına açılmasını, mümkün olması halinde ise alanın belediyeye tahsis edilerek kamusal kullanımının sürdürülmesini savunuyor.

Yahya Çavuş Orman Kampı
Sahillerdeki bazı özel işletme ve otellerin önünde kumsala ulaşımı sınırlandıran çitler de kıyıya erişim tartışmasının bir diğer boyutunu oluşturuyor.
Vatandaşlar, işletme ve otellerin özel mülkiyetindeki alanlar ile herkesin kullanımına açık olan kıyının birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekerek, özel işletmeler tarafından yapılan düzenlemelerin kumsala ve denize ulaşımı engellememesi gerektiğini belirtiyor.
Güzelyalı Piknik Alanı’nın yanında bulunan plajın yol boyunca çitlerle çevrilmesi ve bazı özel işletmelerin önündeki plajlara girişin engellenmesi, bölge sakinlerinin tepki gösterdiği uygulamalar arasında bulunuyor.

Öte yandan, sahil boyunca yaşanan sorunların yalnızca yapılaşma ve çitlerle sınırlı olmadığı belirtiliyor. Tesis bulunmayan bakir plajların önüne bırakılan teknelerin de bazı noktalarda kumsalın kullanılabilir bölümünü daralttığını ifade eden vatandaşlar, özellikle yaz aylarında yoğunluğun arttığı bölgelerde tekneler için plaj kullanımını engellemeyecek düzenlemeler yapılması çağrısında bulunuyor. Tekne sahipleri ise tekneleri bağlayabilecekleri alanların yetersiz olduğunu vurguluyor.
Bölge halkının talepleri, genellikle kıyıların kullanımına ilişkin temel ihtiyaçlar ve denetim başlıklarında yoğunlaşıyor. Geniş plajlarda duş ve tuvalet gibi hizmetlerin artırılması, ücretli şezlongların dışında ücretsiz kullanılabilecek yeterli alan bırakılması, kumsalları kendi kullanım alanı gibi sınırlandıran işletmeler ile plaj kullanımını güçleştiren teknelere yönelik denetim yapılması öne çıkan talepler arasında yer alıyor.
Hem merkezi hem de yerel yönetimlerin kıyıları yalnızca ticari faaliyetlerin yürütüldüğü alanlar olarak değil, herkesin eşit şekilde yararlanabileceği kamusal alanlar olarak ele almasını isteyen vatandaşlar; kıyıya erişimin önündeki fiziksel engellerin tespit edilmesini, mevcut uygulamaların Kıyı Kanunu açısından denetlenmesini ve kumsallarda herhangi bir hizmet satın alma zorunluluğu olmaksızın kullanılabilecek alanların korunmasını talep ediyor.

Vatandaşların plajları etkin şekilde kullanamadığını vurgulayan Dardanos sakinlerinden emekli Emine Hanım, şu sözlerle durumu aktarıyor: “Belediyeye ait tesisin önünde şezlonglar nedeniyle havlu koyacak alan yok. Yan tarafında ise rekreasyon düzenlemesi yapılmadan beton atılmış, sadece sandalye koyulabilecek dar bir plaj alanı var. Özelleştirilen Dardanos’taki Orman Kampı’nın önü de aynı şekilde. İlerisindeki plajda tekneler nedeniyle denize girmek oldukça zor. Teknelerin çapaları ise ayrıca bir tehlike oluşturuyor. Bazı otellerin önlerinde de denize girmek oldukça zor“
Kıyıya erişim tartışmalarının yalnızca özel mülk ve plajlara ulaşım sorunuyla da sınırlı olmadığı görülüyor. Bölgeye denize girmek için gelen Çanakkaleliler, bazı bölge sakinlerinin dışarıdan gelen ziyaretçi yoğunluğundan rahatsız olduğunu belirtiyor. Bir yanda kıyıların kamusal kullanım hakkına dikkat çeken yurttaşlar, diğer yanda yaz aylarında artan kalabalıktan ve bölgedeki yoğunluktan şikayet eden mahalle sakinleri bulunuyor.
Tartışmanın merkezinde ise kıyıların fiilen kimler tarafından ve hangi koşullarda kullanılabileceği sorusu yer alıyor.
Kıyı Yasası ihlallerinin son bulmasını istediklerini vurgulayan Dardanos’ta ikamet eden çevre gönüllüsü Reyhan Erdem, “Çanakkale halkının, işçinin, emekçinin, emeklinin, öğrencinin tatil ve dinlenme hakkını kullanabilmesi, denize erişimi için Çanakkale sahilleri önemli bir rekreasyon alanıdır. Halkın en yakın denize girebileceği Dardanos ve Güzelyalı sahillerinde yeterli plaj düzenlemesinin olmadığını, sahil bandının rekreasyon alanı olarak düzenlenmediğini görüyoruz. Her 500 metrede bir plaj düzenlemesi gerekli, sıcak ve soğuk içecek ve dondurmanın halka sunulacağı küçük bir büfe yeterli. Kıyı Yasası’na göre denizden karaya doğru 100 metre kamu yararına kullanılır ve ilk 50 metrede inşaat yasağı vardır. Bu sahillerde ilk 50 metrede inşaat yasağına da uyulmadığını üzülerek izliyoruz. Bir kamu idaresinin aksi yöndeki kararıyla Kıyı Yasası’nın bu hükmünün ihlal edilmesi kabul edilemez. Sahillerimizdeki kıyı işgallerinin ve kaçak yapıların yıkılması önemlidir” dedi.
Kıyı Yasası’nın uygulanmasında sorumluluğu bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Çanakkale Belediyesi’nin, rant odaklı politikaları destekleyen tutum sergilediğini ve bu nedenle yasanın uygulanması konusunda görev ve sorumluluklarını yerine getirmediğini ileri süren Erdem, şunları kaydetti: “Başta Dardanos’ta yer alan orman kampı, onun yanında yer alan ve yapı kayıt belgesi Çevre, Şehircilik ve İklim Müdürlüğü tarafından iptal edilen ve karara itiraz eden Dardanel Holding sahibinin kaçak yapısı gibi çok sayıda yapı, Dardanos sahillerinin en güzel yerlerini işgal etmiş durumda. Bunun dışında şezlong işgali, özel işletmelerin plajları kendi özel mülkleri gibi kullanması önemli sorunlar arasında. Bu sorunların çözümü için herkesin sorumluluk almasını bekliyoruz.”
Konuya ilişkin görüş almak üzere Çanakkale Belediyesi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkililerine ulaşılmaya çalışıldı ancak geri dönüş alınamadı.
Dardanos mevkisinin bağlı olduğu Çınarlı Köyü Muhtarı Tahsin Tezgören ise vatandaşların taleplerine imkanları ölçüsünde çözüm üretmeye çalıştıklarını belirtti. Teknelere ilişkin Sahil Güvenlik ile toplantı gerçekleştirildiğini ifade eden Tezgören, sorunun çözümü için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

Dardanos ve Güzelyalı’da tartışılan kıyıya erişim ve kamusal kullanım sorunları, kıyı savunucularının da üzerinde durduğu başlıklar arasında yer alıyor. Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı da açıklamalarında benzer sorunları gündeme getiriyor.
Kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesi gerektiğini vurgulayan Ağ; şezlong, şemsiye ve masaların yanı sıra, çit ve duvar gibi bariyerlerle kıyılara serbest erişimin engellenmesinin, kıyıların kamusal alan niteliğinin kaybına ve sermayeye teslimine yol açtığına dikkat çekiyor.
Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı, kıyı ekosistemini ve kıyıların kamusal alan niteliğini bozan uygulamalara son verilmesini, hukuksuz kiralamaların iptal edilmesini ve kıyıların tamamen özgürleştirilmesini talep ediyor. Ağ ayrıca, idare ve yerel yönetimlere bu uygulamalardan vazgeçme çağrısında bulunuyor.
Kıyıların kamusal kullanımı ve kıyıya serbest erişime ilişkin tartışmaların hukuki boyutuna ise İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu şu açıklamasıyla dikkat çekiyor:
“Yurdumuzun kıyı bölgelerinde hukuka aykırı yapılaşmalar ve kıyıların ücret karşılığında özel kullanıma tahsis edilmesi yoluyla yurttaşların kıyılardan eşit ve serbestçe yararlanma hakkının ihlal edilmesi, uzun yıllardır süregelen ve deniz turizmi sezonunun başlamasıyla birlikte yeniden tanık olduğumuz bir gerçekliktir. Anayasal bir hak olan kıyılardan yararlanma hakkı Anayasamızın 43. Maddesi ile düzenlendiği gibi kamu yararı gözetilerek kullanılır ve kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Kıyılar kimseye özel olarak tahsis edilemez. Anayasa ile güvence altına alınan kıyılara eşit erişim hakkı, kanuna aykırı yönetmelikler ve fiili uygulamalarla yurttaşların elinden alınamaz. Kamu yararı, insan hakları bağlamında gözetilmesi gereken eşitlik ilkesi ile ters düşemez ve kıyı kullanımının ücrete tabi tutulması vatandaşın istemiyle dahi olsa bir ayrıcalık haline getirilemez.
Bu bağlamda, turizm işletmelerinin hukuka aykırı şekilde kıyıların önüne set çekme, bilet kesme vb. uygulamalarla halkın kıyı şeridine ücretsiz şekilde erişimini engelleyen her çeşit eylemi Türk Ceza Kanunu’nun 113. maddesi kapsamında ‘kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi’ ve TCK’nın 154. maddesinde düzenlenen ‘hakkı olmayan yere tecavüz’ suçunu oluşturmaktadır.
Yine kıyılara yapıldığı gözlenen büfe, sabit şemsiye, duvar gibi yapıların yapılması da TCK’nın 184. maddesi uyarınca ‘imar kirliliğine neden olma’ suçu ve ‘Kıyı Kanunu’na muhalefet’ suçunu da meydana getirecektir. Açıkladığımız nedenlerle suç oluşturan bu tip fiiller hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarımızca da soruşturma açılabileceği gibi yurttaşlarca da suç duyurusunda bulunulabilir.
İstanbul Barosu Çevre Kent ve İmar Hukuku Komisyonu olarak; yurttaşların Anayasa ile düzenlenen yurttaşların kıyılara eşit erişim hakkının korunması hususunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarının pozitif yükümlülüklerini yerine getirmeye ve hak ihlallerinin önüne geçmek için yetkilerini kullanmaya çağırıyoruz.“
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
11148 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9021 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8528 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7020 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6534 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5425 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5194 kez okundu
1
Karaman’ın altın değerindeki hazinesi: Domalan mantarı
13750 kez okundu
2
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8911 kez okundu
3
Defalarca Yıkılan Hatay’da Binalar Alarm Veriyor
8364 kez okundu
4
Balık ağları müsilaj çekiyor: Marmara’nın balıkçıları zorda
6269 kez okundu
5
Uludağ milli park olmaktan çıktı Çevreciler ayakta!
4763 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.