Delal Demir
Bir poşetin içindeki plastik, kâğıt ya da metalin yeniden ekonomik değere dönüşmesi, yalnızca geri dönüşüm tesislerinde gerçekleşen teknik bir süreçten ibaret değil. Atığın toplanmasından ayrıştırılmasına ve işlenmesine kadar uzanan süreçte yoğun bir emek var. Ancak bu emeğin önemli bir bölümünü, kayıt dışı ya da güvencesiz koşullarda çalışan atık toplayıcıları oluşturuyor. Ancak çevre politikaları ve sıfır atık uygulamaları konuşulurken bu emeğin kendisi çoğu zaman geri planda kalıyor.
Çevre araştırmacısı Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’na göre atık yönetimi ve geri dönüşüm politikaları yalnızca çevre politikaları olarak ele alınamaz. Gündoğdu, atığı toplayan, işleyen ve yeniden malzemeye dönüştüren yoğun beden emeği çıkarıldığında ortada işleyen bir sistem kalmayacağını belirtiyor.
Gündoğdu, bu nedenle atık yönetimi politikalarının merkezine çalışanların konulması gerektiğini söylüyor. Plastik üretimi ve yeniden işlenmesi sırasında kullanılan kimyasalların oluşturduğu risklere dikkat çeken Gündoğdu, çalışanların yalnızca işyerlerinde değil, yaşadıkları çevrede de bu risklerle karşı karşıya kalabildiğini belirtiyor. Atıkların yasadışı olarak döküldüğü veya yakıldığı alanların aynı zamanda çalışanların yaşam alanları olmasının bu maruziyeti artırdığını ifade ediyor.
Gündoğdu, geri dönüşüm işçileri için kullanılan “ekolojik katkı” ifadesine de daha temkinli yaklaşılması gerektiğini düşünüyor. Ona göre atık toplama ile geri dönüşümün birbirinden ayrılması gerekiyor. Atığı toplayan herkes geri dönüşümün diğer aşamalarında yer almıyor. Buna rağmen bağımsız atık toplayıcılarının mevcut atık yönetim sisteminin en az görünen ancak en önemli bileşenlerinden biri olduğunu belirten Gündoğdu, teknolojik sistemlerin ulaşamadığı ve karışık halde atılan değerli malzemelerin önemli bölümünün bu emekçiler tarafından toplanarak yeniden değer zincirine dahil edildiğini söylüyor.
Bu nedenle Gündoğdu, atık toplayıcılarının katkısının doğrudan “ekolojik katkı”dan ziyade “atık yönetimine katkı” olarak tanımlanmasının daha doğru olduğunu ifade ediyor. Ancak ortaya çıkan ekonomik değerin ve emeğin büyüklüğünün göz ardı edilemeyeceğini de vurguluyor.
Gündoğdu’na göre sıfır atık ve yeşil dönüşüm politikalarının temelinde yalnızca çevresel hedefler bulunmamalı. Çalışanların çalışma koşulları, ücretleri, barınma, eğitim ve sağlık gibi hakları da bu politikaların bir parçası olmalı.
“Mevcut eşitsizlik ve adaletsizliklerin yeniden üretildiği bir dönüşüm ne yeşil ne de adil olamaz. Özellikle dönüşümün daha adil ve insan onuruna yaraşır çalışma ve ücret koşullarının tesis edilmesi için fırsat olarak görülmesi gerekiyor” diyen Gündoğdu, aksi halde yeşil dönüşümün ortaya çıkan maliyetleri şirketler yerine işçilerin sırtına yükleyen bir sisteme dönüşebileceğini belirtiyor.
Atık toplama sektörünün kayıt altına alınmasının çalışanlara güvence sağlayabileceğini ifade eden Gündoğdu, ancak bunun işçilerin mevcut gelirlerini kaybetmesi pahasına yapılmaması gerektiğini savunuyor. Ona göre barınma, eğitim ve sağlık gibi giderler hesaba katıldığında çalışanların gelirlerinin korunması gerekiyor.
Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı Ali Mendillioğlu ise Türkiye’de geri dönüşüm sisteminin kurumsallaşmasına ilişkin farklı bir tablo çiziyor. Mendillioğlu’na göre bir yandan atık yönetiminin daha kurumsal bir sisteme dönüştürülmesi hedeflenirken, diğer yandan sektörde yaşanan ekonomik kriz bu süreci zorlaştırıyor.
Mendillioğlu, atıkların yalnızca “çöp” olarak değil, yeniden kullanılabilecek bir hammadde olarak görülmesinin küresel ölçekte yaygınlaşmasının Türkiye’deki sektörü de etkilediğini savunuyor. Bazı ülkelerin atık ithalatını sınırlandırması ve atık ile hammadde piyasalarında yaşanan değişimlerin Türkiye’deki sektörde sıkışmaya yol açtığını belirten Mendillioğlu, bu durumun lisanslı şirketlerden bağımsız atık toplayıcılarına kadar sektörün farklı kesimlerini etkilediğini ifade ediyor.
Mendillioğlu, bazı lisanslı şirketlerin ekonomik sorunlar yaşadığını, iflas ettiğini veya konkordato ilan ettiğini belirtiyor. Belediyelerin de atıkları teslim edecek lisanslı şirket bulmakta zorlandığını ifade eden Mendillioğlu’na göre sektördeki bu ekonomik sıkışma, toplama yükünün yeniden bağımsız atık toplayıcılarının üzerine kalmasına neden oluyor.
Mendillioğlu, “Türkiye’deki atığın bütün toplama yükü, 1990’larda olduğu gibi yine atık toplayıcıların sırtına binmiş oldu” değerlendirmesinde bulunuyor. Ancak aynı dönemde atıkların birim fiyatlarının düşük kalmasının toplayıcıların gelirlerini olumsuz etkilediğini belirtiyor.
Sıfır atık ve geri dönüşüm politikalarının yaygınlaşması, atık yönetiminin daha düzenli ve kayıtlı hale gelmesi hedefini beraberinde getiriyor. Ancak bu dönüşümün nasıl gerçekleştirileceği, atık toplayıcılarının sistemdeki konumunu da doğrudan etkiliyor.
Gündoğdu, çocukların eğitim süreçlerine dahil edilmesi, kadınların sağlık hizmetlerine ve sosyal hayata erişiminin sağlanması, çalışanların ise gelir kaybı yaşamadan barınma ve diğer temel haklara ulaşabilmesi gerektiğini belirtiyor. Geri dönüşüm tesislerinin de çevre ve sağlık açısından modernleştirilmesi gerektiğini ifade eden Gündoğdu, burada çalışanların işçi sağlığı ve güvenliği önlemleriyle korunmasının önemine dikkat çekiyor.
Mendillioğlu’na göre kaynağında ayrıştırmanın kapsamlı biçimde hayata geçirilmesi halinde ise bağımsız atık toplayıcılarının mevcut çalışma biçimleri değişebilir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi yalnızca insanların atıkları evlerinde ayırmasına bağlı değil; ciddi bir mali ve teknik altyapı gerekiyor.
Ev ve işyerlerinden atığın ayrı toplanması, taşınması, preslenmesi, depolanması ve bertaraf edilmesi için kapsamlı bir sistem kurulması gerektiğini belirten Mendillioğlu, kaynağında ayrıştırmanın bu altyapı kurulmadan tek başına çözülemeyeceğini söylüyor.
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
13434 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9071 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8566 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7042 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6551 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5483 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5215 kez okundu
1
Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
8397 kez okundu
2
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4616 kez okundu
3
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4170 kez okundu
4
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3667 kez okundu
5
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3150 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.