Ankara
19°

HAFİF YAĞMUR

Vajinismus tabusu: Neden kaynaklanıyor, nasıl tedavi edilmeli?
  • 9.Köy
  • Sağlık
  • Vajinismus tabusu: Neden kaynaklanıyor, nasıl tedavi edilmeli?

Vajinismus tabusu: Neden kaynaklanıyor, nasıl tedavi edilmeli?

Cinselliğin hâlâ konuşulmasının zor olduğu toplumlarda kadınlar, vajinismus nedeniyle yaşadıkları sorunları yıllarca gizleyebiliyor. Uzman Aile Terapisti ve Cinsel Terapist Nurcan Şule Saltan, vajinismusun kadının isteği dışında gelişen bir beden tepkisi olduğuna dikkat çekerek, "Vajinismus kadının eksikliği, başarısızlığı veya ayıbı değildir. Tedavi edilebilir bir sağlık problemidir" dedi.

ABONE OL
13 Ekim 2026 13:54
Vajinismus tabusu: Neden kaynaklanıyor, nasıl tedavi edilmeli?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hatice Ersan

Evlilikle birlikte başlayacağı düşünülen cinsel yaşam, bazı kadınlar için beklenmedik bir mücadeleye dönüşebiliyor. Kadın ilişkiyi istemesine, eşine karşı sevgi ve yakınlık hissetmesine rağmen ilişki sırasında korku, kaygı, ağrı beklentisi ve pelvik taban kaslarının istemsiz kasılması nedeniyle cinsel ilişki gerçekleşemeyebiliyor. Vajinismus olarak tanımlanan bu durum, yalnızca fiziksel değil; psikolojik, sosyal ve çift ilişkisini etkileyen çok boyutlu bir sorun olarak değerlendiriliyor.

Kadınların çoğu zaman yaşadıkları problemi dile getirmekte zorlandığını belirten Uzman Aile Terapisti ve Cinsel Terapist Nurcan Şule Saltan, vajinismusun öncelikle doğru anlaşılması gerektiğini söylüyor. Saltan’a göre toplumdaki en büyük yanlışlardan biri, kadının yaşadığı istemsiz kasılmayı kendi kontrolünde olan bir davranış gibi değerlendirmek.

“Kadın bunu bilinçli olarak yapmıyor”

Vajinismusun temel özelliklerinden birinin “istem dışı” gerçekleşen bedensel tepki olduğunu belirten Saltan, bunun kadının bilinçli olarak yaptığı bir davranış olmadığını vurguluyor. Vajinismus yaşayan kadın, ilişkiyi istemediği için değil, bedeninin penetrasyon  sırasında istemsiz biçimde savunmaya geçmesi nedeniyle zorluk yaşayabiliyor. Bu nedenle kadına “rahatla”, “kendini bırak” ya da “kasma” şeklinde yaklaşmanın sorunu çözmek yerine baskıyı artırabileceği belirtiliyor.

Vajinismusun yaygınlığı konusunda ise tek ve kesin bir oran vermenin mümkün olmadığını ifade eden Saltan, farklı araştırmalarda farklı sonuçlara ulaşıldığını belirtiyor. Genel toplumda yüzde 1 ila 6 arasında oranlar bildiren çalışmalar bulunurken, Türkiye’deki bazı araştırmalarda ve klinik örneklemlerde daha yüksek oranlarla karşılaşılabiliyor. Ancak utanma ve damgalanma nedeniyle birçok vakanın sağlık sistemine hiç yansımadığı düşünülüyor.

Nurcan Şule Saltan

“Korkutucu ilk gece hikayeleri tetikliyor”

Vajinismusun tek bir nedenden kaynaklanmadığını belirten Saltan; biyolojik, psikolojik ve sosyal-kültürel faktörlerin birlikte etkili olabileceğini söylüyor.

İlk geceyle ilgili korkutucu anlatılar, cinsellikle ilgili yanlış bilgiler, “ilk ilişki çok acır” düşüncesi, daha önce yaşanmış ağrılı deneyimler, yoğun kaygı ve penetrasyondan kaçınma davranışları bu süreçte etkili olabiliyor. Saltan, sürecin zaman içerisinde bir kısır döngüye dönüşebildiğini şöyle anlatıyor:

“Kadın penetrasyonun acıyacağını düşünüyor, kaygısı yükseliyor. Beden kendisini korumaya çalışıyor ve pelvik taban kasları geriliyor. Penetrasyon zorlaşıyor veya ağrılı oluyor. Bu deneyim de korkuyu daha da güçlendiriyor. Böylece korku, kasılma, ağrı ve kaçınma döngüsü oluşabiliyor.”

Bu nedenle vajinismus yalnızca “ilişkiye girememe” şeklinde değerlendirilmek yerine, kadının bedeninin verdiği istemsiz tepki ve bu tepkinin zaman içinde oluşturduğu kaygı döngüsüyle birlikte ele alınıyor.

Toplumda vajinismusun yalnızca psikolojik bir problem olduğu yönünde yaygın bir inanış bulunduğunu belirten Saltan, bunun da doğru olmadığını ifade ediyor.

“Her vajinismus vakasının arkasında travma yok”

Vajinismus söz konusu olduğunda sıkça gündeme gelen konulardan biri de çocukluk döneminde yaşanan travmalar ve cinsel istismar.

Saltan, geçmişte yaşanan travmaların bazı kadınlarda vajinismusla ilişkili olabileceğini ancak her vakayı travmayla açıklamanın doğru olmadığını söylüyor. Bilimsel çalışmalarda travma öyküsü ile vajinismus arasında ilişki bulunduğunu belirten Saltan, bunun her kadın için doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi şeklinde yorumlanamayacağının altını çiziyor.

“Tedavide tek bir yöntem yok”

Vajinismusun tedavi edilebilir bir durum olduğunu belirten Saltan ancak her kadına aynı tedavi yönteminin uygulanmasının doğru olmadığını söylüyor.

Tedavi planlanırken kadının yaşadığı ağrı, korku ve kaygı düzeyi, bedensel tepkileri, cinsellikle ilgili düşünceleri, çift ilişkisi ve olası fiziksel nedenlerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Psikoesğitim, bilişsel davranışçı terapi, aşamalı maruz bırakma ve duyarsızlaştırma, gevşeme çalışmaları, pelvik taban çalışmaları ve gerektiğinde çiftin tedavi sürecine dahil edilmesi kullanılan yöntemler arasında yer alıyor.

Vajinismus tedavisinde kullanılan yöntemlerden biri olan dilatörlerin bazı kadınlarda faydalı olabileceğini belirten Saltan, dilatör kullanımının tek başına tedavinin tamamı olarak görülmemesi gerektiğini söylüyor.

Dilatörlerin kontrollü ve kademeli bir şekilde penetrasyon deneyimine alışmaya, korku ve kaçınma döngüsünü azaltmaya ve kişinin bedeni üzerindeki kontrol hissini artırmaya yardımcı olabileceğini belirten Saltan, “vajinayı genişletmek” şeklindeki yaklaşımın doğru olmadığını ifade ediyor.

Toplumun kullandığı dil de yaralıyor

Vajinismusla mücadelede yalnızca tedavi yöntemlerinin değil, çevrenin kullandığı dilin de önemli olduğunu belirten Saltan, kadınlara yöneltilen bazı cümlelerin yaşanan sorunu daha da ağırlaştırabileceğine dikkat çekiyor. “Sen nasıl yapamadın?”, “Eşine yazık değil mi?” veya “Biraz rahatlasan olacak” gibi ifadelerin kadında utanç, suçluluk ve yetersizlik duygusunu artırabileceğini belirten Saltan, cinselliğin ayıp veya suç gibi görülmesinden vazgeçilmesi gerektiğini söylüyor.

Bunun yerine çocukluktan itibaren yaşa uygun ve bilimsel cinsel eğitim, beden farkındalığı, sınırlar ve rıza konusunda doğru bilgilendirmenin önemli olduğu ifade ediliyor.

“Yardım istemek bir başarısızlık değil, güçlü ve sağlıklı bir adımdır”

Özellikle cinselliğin konuşulmasının zor olduğu toplumlarda aile baskısı, utanma ve sorunu gizleme davranışının kadınların profesyonel destek almasını geciktirebildiği belirtiliyor.

Türkiye ve Orta Doğu’da kültürel baskılar etkili olabiliyor

Vajinismusun dünyada en fazla hangi ülkede görüldüğünü kesin olarak söylemenin mümkün olmadığını belirten Saltan, ülkeler arasındaki araştırmaların yöntemlerinin ve tanı kriterlerinin farklı olduğunu ifade ediyor.

Bununla birlikte literatürde Türkiye, İran ve bazı Orta Doğu toplumlarında daha yüksek oranlar bildiren çalışmalar bulunduğunu belirten Saltan, bunun yalnızca coğrafya veya din üzerinden açıklanamayacağını söylüyor.

İlk geceye ilişkin beklentiler, bekâret kavramına yüklenen anlamlar, cinselliğin konuşulmaması, yetersiz cinsel eğitim, korkutucu anlatılar ve kadın cinselliğine yönelik baskıcı tutumların sorunun görünürlüğünü ve yaşanma biçimini etkileyebileceğini belirtiyor.

“Kadın kendini suçlamamalı”

Kadınların yaşadıkları sorun nedeniyle kendilerini suçlamaması gerektiğini belirten Saltan, gerektiğinde kadın-doğum uzmanından ve cinsel sağlık alanında yetkin ruh sağlığı profesyonellerinden destek alınması çağrısında bulunuyor.

“Utanılması gereken şey yardım istemek değil; kadının yaşadığı sorunu utanç nedeniyle konuşamayacağı bir ortam yaratmaktır.“

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.