Ankara
12°

AÇIK

Jinekolojik muayenede bekar kadınların ortak şikâyetleri: Ayrımcılık, iletişimsizlik ve kötü muamele
  • 9.Köy
  • Sağlık
  • Jinekolojik muayenede bekar kadınların ortak şikâyetleri: Ayrımcılık, iletişimsizlik ve kötü muamele

Jinekolojik muayenede bekar kadınların ortak şikâyetleri: Ayrımcılık, iletişimsizlik ve kötü muamele

Toplumdaki evlilik baskısının jinekolojik muayene odalarına da yansıdığını belirten bekar kadınlar, medeni durumları nedeniyle ayrıntılı muayeneden kaçınıldığını, yargılayıcı tutum ve kötü muameleyle karşılaştıklarını söylüyor. Uzmanlar ise sağlık çalışanlarının mahremiyet ve hasta özerkliğini gözetmesi, medeni durum ve cinsiyete dayalı önyargılardan kaçınması gerektiğine dikkat çekiyor.

ABONE OL
24 Eylül 2026 10:37
Jinekolojik muayenede bekar kadınların ortak şikâyetleri: Ayrımcılık, iletişimsizlik ve kötü muamele
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Fatma Boz

Kadınların jinekolojik muayeneye erişiminde toplumsal baskıların yanı sıra, sağlık çalışanlarının tutumları da önemli bir engel oluşturuyor. Devlet ve özel hastanelerde muayene olan bekar kadınlar, medeni durumları nedeniyle farklı muamele gördüklerini, sorularına yeterli yanıt alamadıklarını ve zaman zaman evlilik konusunda yönlendirildiklerini belirtiyor.

9.Köy; şikayet sahibi kadınlarla, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Sibel Pekdemir ve Psikolog Elif Başak Aslanoğlu görüştü.

Muayene sürecini hem devlet hem de özel hastanede yaşayan Selen, jinekolojik muayenenin kadınlar açısından toplumdaki tabular nedeniyle başlı başına kaygı yaratabildiğini söylüyor.

“Bakire olan soyunmasın”

Kadın bedeninin yıllardır mahrem ve saklanması gereken bir alan olarak kodlandığını belirten Selen, bu durumun özellikle bekar kadınların muayene deneyimini daha da zorlaştırdığını ifade ediyor. Selen kendisinin devlet hastanesinde yaşadığı deneyimi ise şöyle anlattı:

En mahrem ve en saklanması gereken yer diye öğretilen bölgenizi –hekim bile olsa– birine göstermenize eşlik eden kaygılar, korkular ve utançlar var. Bunun zihinsel arka planında kültürel kodlar var; ‘Özel bölgelerinizi sadece eşiniz görebilir’ gibi. Jinekolojik muayene travmalarını ‘bekâr’ kadınların daha yoğun ve sık yaşadığına neredeyse eminim. Bir devlet hastanesinde vajinal ultrason için sıra beklerken hemşirenin muayene önlüğü giymelerini istediğini ve ‘bakire olanlar soyunmasın’ dediğini hatırlıyorum.”

“Bekar olduğum için yeterli tedavi alamadım”

21 yaşından beri polikistik over sendromu ile mücadele eden Elif, jinekoloğun bekar olduğunu öğrendiğinde yeterince ilgilenmediğini savundu. Tedavi için kendisine verilen doğum kontrol hapını 3 yıl boyunca kullandığını anlatan Elif, kısırlık riskiyle karşı karşıya kaldığını savundu:

Farklı bir doktora gittiğimde bunun bir hata olduğunu ve o ilaç kullanımında her 6 ayda bir kontrole gidilmesi gerektiğini söyledi; nedeni de hormonların görevini ilaç üstleniyormuş ve zamanla kısırlığa sebep oluyormuş. 23 yaşımda sürekli regl hali bir durum yaşamam sebebiyle doktora göründüm. Aynı zamanda polikistik over hastalığım da vardı. Doktor muayene etti ve direkt  kürtaj olman gerekiyor, dedi. Sonra da ‘ama sen bekarsın, onun için ilaçlı tedavi edeceği’ dedi. Bu şekilde yaklaşım o an beni çok korkuttu.

Elif bu deneyimin ardından hastane korkusunun başladığını, tedavisinin devamında da benzer sıkıntıları yaşadığını anlattı. “Hastalıklarım hakkında hala düzgün bilgi alamıyorum” diyen Elif, muayene sürecim bitince de kafasında soru işaretleriyle ayrıldığını vurguladı.

“Doktor artık sen evlen dedi”

Kendisine vajinal mantar ve polikistik over sendromu teşhisi konulduğunu anlatan Büşra ise ikinci muayeneye gittiğinde doktorla yaşadığı diyalogdan rahatsızlığını dile getirdi. Doktorun kendisine yaşını ve bekar olup olmadığını sorduğunu belirten Büşra, sonrasındaki diyaloğu ve duygularını şöyle anlattı:

Bekarım, 30 yaşındayım deyince, doktor, ‘Evlen artık sen, senin artık evlenmen lazım. Sen güzel kızsın, bakımlısın ama öyle evde oturayım, beni bulsunlar yok, öyle bulunmuyor, öyle evde kalırsın’ dedi. Bekar mısın, evli misin sorusunu geçtim artık akıl vermeye çalışıyorlar. Bu durum bende travma oluşturdu. Ben diyorum ki ‘Evlenmem lazım’ doktor da böyle söyledi; yumurtalıklarımda da bir azalma olduğunu empoze ediyorlar. Bir yandan toplum baskısı, bir yandan doktor baskısı çıktı.

Bir başka kadın katılımcı olan Ayşe, muayene sırasında transvajinal ultrason yerine karından ultrason talep ettiğinde her defasında hekimlerin garipseyen yüz ifadeleriyle karşılaştığını belirtiyor. Bu tür taleplerin sorgulanmaması gerektiğini vurgulayan Ayşe, “Hekimlerin bu talepleri garipsemek yerine profesyonelce karşılaması ve yargılayıcı mimiklerden kaçınması gerekir” dedi.

“Medeni durum sorusunun nedeni, muayene yöntemini belirlemek için”

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sibel Pekdemir, kliniklerde en çok soru işaretine yol açan “Evli misin, bekar mısın?” sorusunun, kullanılacak muayene yöntemini belirlemek için sorulduğunu söyledi. Pekdemir’e göre medeni durumun sorulmasının temelinde, uygulanacak muayene yönteminin belirlenmesi yatıyor. Jinekolojik muayenenin yanı sıra, ultrasonun da karından veya vajinal yoldan yapılabildiğini belirten Pekdemir, özellikle kızlık zarının zarar görmemesi açısından kullanılacak yöntemin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Pekdemir, kadınlara sorularını sormalarını, kaygılarını hekimleriyle paylaşmalarını ve kendileriyle sağlıklı iletişim kurabildikleri doktorları tercih etmelerini önerirken, hekimlerin hasta mahremiyetini korumakla yükümlü olduğunu ifade etti.

“Bilgilendirme ile baskı birbirinden ayrılmalı”

Psikolojik danışman Elif Başak Aslanoğlu ise sağlık çalışanlarının kadınlara evlilik ve annelik konusunda yaklaşımının, sağlık hizmetinin sınırlarını aşmaması gerektiğini belirtiyor. Yaşla bağlantılı üreme sağlığı riskleri konusunda kadınlara doğru ve kapsamlı bilgi verilmesinin sağlık hizmetinin bir parçası olduğunu ifade eden Aslanoğlu, ancak kişinin yaşam tercihlerini değiştirmeye yönelik korku, pişmanlık veya suçluluk duygusu yaratılmasının bilgilendirme olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

Kadınlığın evlilik ve annelik üzerinden tanımlandığı bir toplumsal yapıda bu tür söylemlerin kadınlarda “Eksik mi kalıyorum?” veya “Yanlış mı yapıyorum?” gibi düşüncelere yol açabileceğini belirten Aslanoğlu, sağlık çalışanlarının sözlerinin bu nedenle daha ağır bir etki yaratabileceği uyarısında bulundu. Bu tür olumsuz deneyimlerin ardından kişilerin sağlık hizmetine başvurmaktan kaçınmasına ilişkin kaçınabildiğine dikkat çeken Aslanoğlu, şu görüşleri dile getirdi:

Ancak bu kaçınma, koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmayı ve bazı hastalıkların erken fark edilmesini engelleyerek uzun vadeli sağlık risklerini artırabilir. Bu nedenle çözüm yalnızca kadınlara kontrollerinizi aksatmayın demek değildir. Asıl olarak sağlık sisteminin, kişilerin yeniden örselenme korkusu yaşamayacağı, mahremiyetlerinin ve özerkliklerinin korunduğu güvenli alanlar haline gelmesi gerekir.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.