Ankara
21°

AZ BULUTLU

Geceleri ellerinde sopalarla nöbet tutuyorlar: Uyuşturucuya geçit yok!
  • 9.Köy
  • Sağlık
  • Geceleri ellerinde sopalarla nöbet tutuyorlar: Uyuşturucuya geçit yok!

Geceleri ellerinde sopalarla nöbet tutuyorlar: Uyuşturucuya geçit yok!

Van Hacıbekir Mahallesi’nde yurttaşlar, çocuklarının uyuşturucu batağına sürüklenmemesi için geceleri ellerinde sopalarla sokaklarda nöbet tutuyor. Mahalleliler “Artık dur demek için elimizi taşın altına koyduk” derken, uzmanlar öfke ve cezalandırma yerine tedavi ve rehabilitasyonun güçlendirilmesini istiyor.

ABONE OL
21 Eylül 2026 10:47
Geceleri ellerinde sopalarla nöbet tutuyorlar: Uyuşturucuya geçit yok!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Fatma Uçkan

Van’ın İpekyolu ilçesine bağlı Hacıbekir Mahallesi’nde gece olduğunda sokakların sessizliği bir grup mahalle sakininin nöbetiyle bölünüyor. Saatler gece yarısını gösterdiğinde ellerine sopalarını alan halk, mahallenin farklı noktalarında bir araya gelerek sokakları kontrol ediyor. Kimi bir köşe başında bekliyor, kimi ara sokaklarda dolaşıyor. Amaçlarının kavga etmek ya da mahallede asayiş sağlamak değil, çocuklarını ve gençlerini madde kullanımından korumak olduğunu söylüyorlar.

Mahalle sakinlerinin kendi imkanlarıyla başlattığı gece nöbetlerinin arkasında, madde kullanımına ilişkin artan endişe bulunuyor. Daha önce farklı kurumlara başvurduklarını söyleyen mahalle sakinleri, gece saatlerinde kendi imkanlarıylada sokaklarda nöbet tutmaya başladıklarını ifade ediyor.

Mahalle gençlerinin de katıldığı nöbetler gece saat 00.00’dan sonra başlıyor. Gençler, mahalleye dışarıdan gelen ve madde sattığını öne sürdükleri kişileri takip ettiklerini belirtirken, mahalle sakinleri de nöbet tutan gençlere destek oluyor. Gece boyunca sokakta bekleyenlere çay ikram eden mahalle sakinleri, böylece mahalledeki mücadelenin yalnızca birkaç kişinin çabası olmamasını sağlamaya çalışıyor.

Uyuşturucu satanlar ifşa ediliyor

Bu mücadelenin izleri yalnızca gecenin karanlığında değil, mahallenin sokaklarında da görülüyor. Uyuşturucu kullanımına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli noktalara pankartlar asılıyor. Pankartlarda uyuşturucuya karşı uyarılar yer alırken, bazı afişlerde madde alan ve satan kişilerin isimlerinin bir sonraki afişlerde açıklanacağı yönünde ifadeler bulunuyor. Mahalle gençleri bu yöntemin caydırıcı olmasını amaçladıklarını belirtiyor.

Mahalle sakinlerinin endişesini büyüten en önemli başlıklardan biri ise çocukların maddeyle karşılaşma yaşı. Daha önce mahallede yapılan çalışmalarda kullanım yaşının 13’e kadar düştüğü yönünde iddialar gündeme gelirken, bir mahalle sakini de 13 yaşındaki çocuğa zorla madde verildiğine tanık olduğunu öne sürüyor. Mahalle sakini, çocukların eğitimlerine devam etmesini istediklerini belirterek yaşananlara artık ‘dur’ demek için nöbet tuttuklarını söylüyor.

“Çocuklarımızın zehirlenmesine izin vermeyeceğiz”

Ancak mahallede geceleri ellerinde sopalarla tutulan nöbetler, sorunun yalnızca güvenlik boyutunu değil, çocukların ve gençlerin nasıl korunacağı sorusunu da gündeme getiriyor. Çünkü mahalle sakinleri bir yandan sokaklarda güvenlik önlemlerinin artırılmasını isterken, diğer yandan kendi imkanlarıyla yürüttükleri bu nöbetlerin kalıcı bir çözüm olmadığının farkında olduklarını belirtiyor.

9.Köy’e konuşan Nesibe A., “Biz çocuklarımızı korumak istiyoruz. Gerekli yerlere de şikayetlerimizi yaptık ancak bizler de bu duruma artık bir dur demek için elimizi taşın altına koyduk. Çocuklarımızın zehirlenmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

Mahalle sakinlerinden Aygül G. ise mücadelenin yalnızca kendi çocuklarıyla sınırlı olmadığını belirterek, şunları söyledi: “Bu mahallede uyuşturucuya da satıcısına da geçit yok. Ben bir anne, aynı zamanda anneanne ve babaanne olmuş biri olarak ne çocuğumu ne torunlarımı ne de toplumdaki herhangi bir çocuğu bu gözü dönmüş tacirlere yem etmek istemiyorum. Gerekirse sabahlara kadar kolluk güçleriyle yan yana durur, sırt sırta verir yine de mücadeleme devam ederim. İnsanların korkuları var. Bizler çocuklarımız bu bataklığa sürüklenmesin, zehirlenmesin diye uğraşıyoruz.”

“Bağımlılık ergenlikte başlıyor”

Hayatın Renkleri Solmasın Derneği Başkanı ve sosyolog Osman Turgut da Van’da yürüttükleri saha çalışmalarında madde kullanımının özellikle ergenlik döneminde başladığını gözlemlediklerini belirtiyor.

Turgut’a göre mesele yalnızca sokakta madde satan kişilerin engellenmesiyle çözülebilecek kadar basit değil. Van’ın genç nüfusunun yüksek olduğuna dikkat çeken Turgut, gençlerin eğitim ve istihdam süreçlerinin dışında kalmasının, ailelerin çocuklarıyla yeterince zaman geçirememesinin ve gençlerin “hayır” deme becerilerinin yeterince gelişmemesinin bağımlılık açısından önemli riskler oluşturduğunu ifade ediyor.

Van’ın genç nüfusu yüksek bir kent olduğunu belirten Turgut, “Gençlerin istihdamın içine girememesi, gençlerin eğitimini yarıda bırakmaları, ailenin çocuklarına yeteri kadar zaman ayıramaması, ‘hayır’ deme becerileri yeteri kadar kazanamayan bir gençlik olması nedeniyle biz bağımlılıktan bahsediyoruz. Bizim seferber olmamız lazım. Bu konuda büyük bir eksikliğimiz var” dedi.

“Acilen rehabilitasyon ve uyum merkezleri açılmalı”

Turgut, bu nedenle bağımlılıkla mücadelenin sokaktaki güvenlik tedbirleriyle birlikte tedavi ve rehabilitasyon süreçlerini de kapsaması gerektiğini söylüyor. Turgut. Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma, Tedavi ve Eğitim Merkezi (AMATEM) ve Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (ÇAMATEM gibi merkezlerin yanı sıra, tedavi sonrasında kişilerin yeniden sosyal yaşama dahil olmasını sağlayacak danışmanlık, rehabilitasyon ve uyum merkezlerinin oluşturulmasını istiyor.

İlimizde de acilen danışmanlık, rehabilitasyon ve uyum merkezleri açılmalıdır. Madde bağımlılığı sadece 20 gün içinde tedavi edilecek bir hastalık değildir” diyen Turgut, tedavi sonrasındaki sürecin de en az tedavi kadar önemli olduğunu belirtiyor.

 

“Ulaşım kolaylaştırılmalı”

Turgut, Van’daki AMATEM’in kent merkezine yaklaşık 13 kilometre uzaklıkta bulunduğunu belirterek tedaviye başvuran kişilerin merkeze ulaşımının kolaylaştırılması gerektiğini söyledi. Merkezin yalnızca tıbbi tedavinin yürütüldüğü bir yer olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Turgut, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orası bir cezaevi değil, tedavi merkezi. Tedavi merkezindeyse sosyal, kültürel faaliyetler olmalı. Oradaki hastalar yüzmeye götürülmeli, folklor ekibi kurulmalı, el becerileri geliştirilmeli, sosyal ortamlara götürülmeli. Onlara bir öcü gözü ile bakmamalıyız, onlar bu toplumun içinden çıktılar. Bizler onları desteklemeli ve yalnız bırakmamalıyız.

“Mücadele öfkeyle değil, korumaya dönük olmalı”

Psikolog Pelin Kanan İnan ise Hacıbekir Mahallesi’nde geceleri tutulan nöbetlerin toplumun çocuklarını ve gençlerini koruma refleksinin yanı sıra yaşanan çaresizliğin de bir göstergesi olduğunu belirtiyor.

İnan, uyuşturucu bağımlılığının yalnızca bireysel irade zayıflığı ya da bir asayiş sorunu olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek, bağımlılığın psikolojik ve sosyal boyutlarına işaret ediyor. Gençleri madde kullanımına iten nedenler arasında gelecek kaygısı, boşluk hissi ve aidiyet arayışının bulunduğunu belirten İnan, mahallelinin gösterdiği dayanışmanın önemli olduğunu ancak mücadelenin öfke ve cezalandırma üzerinden yürütülmemesi gerektiğini söylüyor.

Bağımlı bireylerin dışlanmasının onları toplumdan daha da uzaklaştırabileceğini belirten İnan, ailelerin ve toplumun gençleri yalnız bırakmaması gerektiğini belirtiyor. AMATEM ve Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) gibi tedavi ve danışmanlık merkezlerinden destek alınmasının önemine dikkat çeken İnan, bağımlılıkla mücadelenin sokakta başlayan ancak tedavi, rehabilitasyon ve aile desteğiyle sürdürülen uzun bir süreç olduğunu ifade ediyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.