Mahmut Aydın
Uzmanlara göre, sosyal medya bugün milyonlarca kişinin ruh sağlığı konularında bilgiye en hızlı ulaştığı mecra haline geldi. Ancak bu kolay erişilebilirlik hayati bir ikilemi beraberinde getiriyor: Bireyler bir yandan psikolojik tabuları yıkıp farkındalık kazanırken, diğer yandan profesyonel terapi süreçleriyle karıştırılan, bilimsel temeli olmayan popüler içeriklerin oluşturduğu bilgi kirliliğinde kayboluyor. Psikolog Ali Eren Yıldız, bu konuda sosyal medyanın sağladığı “hızlı teşhis” kolaylığının, kullanıcıları gerçek iyileşmeden uzaklaştırarak daha büyük kaygılara sürüklediğinin altını çizdi.

Ali Eren Yıldız
Psikolog Ali Eren Yıldız, sosyal medyanın insanların psikolojik konularda konuşma cesaretini artırarak ruh sağlığı tabusunu yıktığını söylerken, bu olumlu gelişmenin, beraberinde denetimsiz bir bilgi akışını da getirdiğini sözlerine ekledi. Yıldız, “Artık insanlar duygularını konuşabiliyor, bu çok değerli. Fakat sorun şu: herkes psikolog gibi konuşuyor. Bilimsel temeli olmayan, yüzeysel içerikler terapiyle karıştırılıyor” ifadelerini kullanıyor.
Yıldız, popüler psikoloji akımının bireylerde “yanlış bir farkındalık” yarattığını belirterek, “Bir video izleyip ‘demek ki ben de travma yaşadım’ diyen çok kişi var. Oysa terapi bireye özel bir süreçtir; teşhis ve çözüm sadece bir profesyonel eşliğinde mümkündür” dedi.

Tugay Saygı
Tugay Saygı, özellikle pandemi döneminde başlayan bu ilginin zamanla bir kaygı kaynağına dönüştüğünü söyledi. Başlangıçta kendisini tanıma isteğiyle izlediği içeriklerde, zamanla her videoda bir parçayı bulmaya başladığını belirtti. Saygı, “Anksiyetem mi var, yoksa travma mı yaşıyorum diye düşünürken kendimi sürekli takip ettiğim sosyal medya hesabı dışında internette farklı sitelerde sağlık analizi yaparken görüyordum” dedi.
Saygı, sağlık alanında kolay erişilebilir bilginin “teşhis tuzağına” dönüşen bir şey olduğunu bilmediğini sözlerine ekledi. Bu durumun kendisine katkısı olmadığını daha sonrasında profesyonel destek aldığı psikologlarla görüşmelerinden sonra fark ettiğini söyledi.

Salih Yıldıran
Sosyal medyada psikoloji içeriklerine ilgi duyan bir diğer isim Salih Yıldıran. Yıldıran, internet üzerinden takip ettiği psikolog sayfalarının zamanla kendisinde olumsuz etkiler bıraktığını söyledi. Başlangıçta kişisel gelişim amacıyla bu hesapları izlemeye başladığını belirten Yıldıran, sürecin giderek kontrolünden çıktığını ifade etti. Yıldıran, yaşadığı bu olumsuz durumu şu ifadelerle açıkladı:
“İlk başta faydalı olacağını düşünüyordum. Ama bir süre sonra her paylaşımı kendi hayatıma uydurmaya başladım. ‘Bende de bu var galiba’ diye diye kendimi sürekli yorgun ve huzursuz hissetmeye başladım. Bir noktadan sonra iyi hissetmek için video izler hale geldim.”
Yıldıran, çevrim içi psikoloji içeriklerinin insanların duygusal hassasiyetlerini tetikleyebileceğini belirterek, “Bir noktadan sonra yardım almak yerine, sadece izleyip geçmek bir alışkanlığa dönüşüyor. Bu da gerçek desteğe ulaşmayı geciktiriyor” dedi. Yıldıran, bu tür durumlardan kurtuluşunun okulda aldığı sosyal medya okuryazarlığı dersi sayesinde olduğunu belirtti ve şunları söyledi:
“Bu tür ne olduğu belirsiz içeriklerin insanları olumsuz etkilediğini biliyoruz. Fakat bunları sosyal medya okuryazarlığı olmayanların bilmesi oldukça zor. Bu tür durumlarda bireyin yapması gereken en doğru hareket profesyonellerden destek almak. Bu mecralardan medet ummak çoğu sefer hüsran ile sonuçlanabilir“
Psikolog Ali Eren Yıldız, psikolog olmayan kişilerin sosyal medyada “terapi benzeri” içerikler üretmesinin etik bir sorun olduğunu dile getirdi. Yıldız, “Kimi hesaplar doğrudan ‘şöyle yaparsanız depresyondan kurtulursunuz’ gibi genellemeler yapıyor. Bu hem mesleki etik açısından yanlış hem de insanların duygusal istismarına yol açabiliyor” şeklinde konuştu.
Yıldız, gerçek terapinin temelinde güven, gizlilik, analiz ve süreklilik olduğunu vurgularken, sosyal medya videolarının sadece “anlık rahatlama” sağladığını, kalıcı bir değişim sunmadığını belirtti.
Ali Eren Yıldız’ın altını çizdiği en önemli nokta ise “bilgi almak, iyileşmek değildir” tezi. “Sosyal medya, kişiye farkındalık kazandırabilir ancak bu, iyileşme anlamına gelmez” diyen Yıldız, “Kişi, terapi hakkında bilgi edinebilir ama o bilgiyi içselleştiremez. İyileşme ancak profesyonel bir süreçle mümkündür” dedi.
Son olarak Yıldız, sosyal medyada hızla yayılan “hızlı çözüm” arayışının yeni bir bağımlılığa dönüşebileceği uyarısını yaptı. Yıldız, “Kısa videolarla duygusal rahatlama aramak, aslında bir tür dijital terapi bağımlılığına dönüşüyor. Bu içerikler kişiye kısa süreli iyi hissettiriyor ama uzun vadede duygusal yorgunluk yaratıyor” şeklinde konuştu.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7656 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6703 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6396 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6328 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4974 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4802 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4685 kez okundu
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7656 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6703 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6396 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6328 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4974 kez okundu