Mahmut Aydın
Dijital oyun sektörü her geçen gün büyürken, oyunların yalnızca bir eğlence aracı olmaktan çıktığı, gençlerin sosyal hayatının önemli bir parçası haline geldiği artık tartışmasız bir gerçek. Ancak bu büyümenin gölgesinde, gençleri ve çocukları hedef alan siber zorbalık, çevrimiçi taciz, “grooming” (çocuğun kandırılarak istismara hazırlanması) gibi ciddi riskler giderek artıyor. Uzman Psikolog Berru Perdahcı, bu alandaki riskleri ve ailelere düşen görevleri değerlendirdi.

Berru Perdahcı
Uzman Psikolog Berru Perdahcı’ya göre dijital oyun deneyimi artık yalnızca bilgisayar başında geçirilen zamandan ibaret değil. Oyun sırasında sohbet platformlarının, yayıncıların topluluklarının ve sosyal medya hesaplarının da devreye girmesiyle çocuklar ve gençler çok daha geniş bir dijital evrenin içine çekiliyor. Perdahçı, bu evrende mahremiyetin ihlali, kişisel bilgilerin ele geçirilmesi, kart bilgilerine ulaşma girişimleri ve yabancılarla temas ciddi tehditler arasında olduğunu söyledi.
Çevrimiçi zorbalığın gençlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini vurgulayan Perdahcı, özellikle takım oyunlarında gençlerin birbirine sürekli hakaret ve tehditlerde bulunmasının “duyarsızlaşmaya” yol açtığını söyledi. Ancak uzun vadede ciddi psikolojik yaralar bıraktığını belirterek şunları ekledi: “Siber zorbalık çocuklar tarafından her zaman ciddiye alınmıyor gibi görünse de, topluluklar içinde yaşandığında özgüven kaybı ve sosyal izolasyona neden olabiliyor.”
Çevrimiçi FPS oyunları oynadığını belirten E. H.(17), bu karanlık tabloyu birebir yaşamış isimlerden biri. Henüz ortaokul yıllarında çevrimiçi oyunlarla tanıştığını söyleyen E., başta arkadaş edinmek ve vakit geçirmek için oyun dünyasına girdiğini belirtirken, daha sonra, yabancı bir oyuncu grubunun hedefi olduğunu söyledi ve hikayesini şu şekilde aktardı:
“Genellikle Valorant ve Counter-Strike oynarken başıma gelen bir şey bu. Başlangıçta yalnızca şaka gibi geliyordu. Küfrediyorlardı, beni oyundan atıyorlardı. Sonra sosyal medyadan eklediler, özel bilgilerimi öğrenmeye çalıştılar. Bir gün adresimi bulduklarını yazdılar. Önce inanmadım ama yaşadığım sokağı tarif ettiklerinde şok oldum.”
E.H bu süreçte yalnızca siber zorbalığa değil, psikolojik şiddete de maruz kaldığını anlattı. Oyundan kopmaya çalışsa da bunu başaramadığını, tehditler nedeniyle uzun süre içine kapandığını belirten E.H, “Oyunlardaki zorbalıklardan sonra insanlarla tanışırken sürekli tedirgin oluyordum. Biri bana fazla yakınlaştığında yine zarar göreceğimi düşünüyordum. Bu durumu aileme anlatmaktan çekiniyordum çünkü oyun oynamama izin vermeyeceklerini biliyordum. Bu durumun beni kötü etkilediğini anlar anlamaz çözüm arayışına girdim ve oyunlarda karşı tarafın sesini kapattım. Bu şekilde oyunları oynamaya devam ettim. Sonrasında bunun olumlu sonucunu aldım” dedi.

Sevil Çakmak
Dijital oyun dünyasında kadın olmak, çoğu zaman yalnızca oyun oynamaktan ibaret değil. Kadın oyuncular, oyuna başladıkları andan itibaren önyargı ve farklı muameleyle karşılaşıyor. Sevil Çakmak (26), oyunlarda karşılaştığı cinsiyetçi yaklaşımları şu sözlerle dile getirdi: “Daha oyuna girer girmez kadın olduğum için başarısız ve bilgisiz olduğum varsayılıyor. Ne yaparsam yapayım yetersiz görülüyorum. Başarılı olsam bile emeğim görmezden geliniyor, ‘şansına oldu’ denilerek küçümseniyorum.”
“Kadın oyuncular yalnızca önyargıyla değil, aynı zamanda cinsiyetçi zorbalıkla da karşı karşıya kalıyor” diyen Çakmak, oyundaki erkeklerin kadın oyuncuları hedef aldığını belirterek şunları söyledi: “Kadın olduğumu anlayınca hakaretler başlıyor. ‘Kuyruk sallarsın, erkeklerin ilgisini kullanırsın’ deniyor. Sanki oyun içindeki her başarım kendi becerimden değil, erkeklerin ilgisinden kaynaklanıyormuş gibi davranıyorlar.”
Başarılarını küçümseyen yaklaşımların motivasyon kırıcı olduğunu belirten Çakmak, oyun ortamında çoğu zaman emeğinin yok sayıldığını ifade etti. Kadın oyunculara yönelik zorbalık yalnızca cinsiyetle sınırlı kalmadığını belirten Sevil Çakmak, yaşının da hedef alındığını söyledi. Çakmak, “Yaşımı öğrendiklerinde ‘git evlen, çocuk yap’, ‘senin ne işin var oyunlarda’ ya da ‘git yemek yap’ gibi sözlerle küçümseniyorum. Oyun sanki sadece erkeklere aitmiş gibi davranılıyor” şeklinde konuştu.
Çakmak, oyunda kadın kimliği nedeniyle sürekli baskı altında olduğunu söyledi. Sesini açması için zorlandığını, konuşmadığında alay edilip dışlandığını belirtti. Baskının kimi zaman tehdit boyutuna ulaştığını kaydeden Çakmak, sırf huzurla oyun oynamak için erkek kullanıcı adı seçmek zorunda kaldığını ifade etti.
Sevil Çakmak oyun içi sohbetlerde yaşadığı şiddeti şu şekilde açıkladı: “Konuşmasam bile kullanıcı adım veya oyun tarzımdan kadın olduğum anlaşılabiliyor. Bu defa özel mesajlarla taciz ediliyorum. Sesimi açmam için baskı yapılıyor, açmazsam hakarete uğruyorum.”
Çakmak’ın anlattıkları, kadınların dijital oyun dünyasında yalnızca oyuncu olarak görülmediğini, sürekli cinsiyetleri üzerinden yargılandığını ortaya koyuyor. Kadın oyuncular bir yandan yetersiz görülürken, diğer yandan taciz ve küçümsemeyle mücadele etmek zorunda kalıyor.
“Dijital oyun ortamlarında kadın olmak, çoğu zaman yalnızca bir oyuncu gibi görülmeyi imkânsız hâle getiriyor” diyen Çakmak, kadınların özgürce ve güvenle oyun oynayabilmesi için zihniyet değişimine ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Uzman Psikolog Perdahcı, aile içi iletişimin bu süreçte belirleyici olduğunun altını çizdi. Perdahı, “Çocuk aileden ne kadar uzaklaşırsa, oyun içi sohbetlere ve sanal arkadaşlıklara o kadar fazla ihtiyaç duyuyor. Asıl mesele, ebeveynlerin dijital okuryazarlığa sahip olmasıdır. Çocuklarının hangi oyunları oynadığını, kimlerle iletişim kurduğunu bilmeleri gerekiyor” dedi.
Eğitim müfredatına dijital okuryazarlık derslerinin daha fazla eklenmesi gerektiğini, ebeveynlere yönelik bilinçlendirme programlarının yaygınlaştırılması gerektiğini dile getiren Perdahcı’ya göre Türkiye’de bu konuda yasal ve kurumsal eksiklikler var. Ayrıca uluslararası örneklerden, özellikle Family Online Safety Institute (Aile Çevrimiçi Güvenlik Enstitüsü) uygulamalarının Türkiye’de de model alınabileceğini ifade etti.
Dijital oyun sektörünün de sorumluluğuna dikkat çeken Perdahcı, oyun içi topluluk kuralları ve ceza sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. O’na göre şirketler yalnızca yasak koymakla kalmamalı, çocukların ilgisini çekecek eğitici içerikler üreterek hem ebeveynleri hem de oyuncuları bilinçlendirmeli.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7662 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6704 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6425 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6328 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4974 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4809 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4686 kez okundu
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7662 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6704 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6425 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6328 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4974 kez okundu