Oğuzhan Özcan / Kapak Fotoğrafı: DepoPhotos
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2025 Temmuz verilerine göre, Türkiye’de toplam 17 milyon 326 bin 143 işçinin, yalnızca 2 milyon 429 bin 527’si sendikalı. Bu da yüzde 14,2’lik bir sendikalaşma oranına karşılık geliyor. Veriler aynı zamanda kamu ile özel sektör arasında dramatik bir fark olduğunu ortaya koyuyor.

DİSK İstanbul Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu, kar kaybı yaşamayan patronların sendikalı işçileri işten çıkarmayı göze aldığına dikkat çekerek, “Cezalar düşük, kanunlar patronların lehine işliyor” eleştirisinde bulundu.
Kamuda sendika üyeliği oranı yüzde 78,25 gibi yüksek bir düzeyde, özel sektörde ise bu oran yalnızca yüzde 7,15’e ulaşıyor. Bu keskin ayrım, işçilerin toplu sözleşme kapsamına girme şansının kamuda çok yüksek, özel sektörde ise neredeyse yok denecek kadar az olduğunu işaret ediyor. Uzmanlar, özellikle özel sektörde işveren baskıları, yetersiz hukuki destek ve iş yerindeki baraj sisteminin bu sonucu pekiştirdiğine dikkat çekiyor.

Sendikalaşma oranlarının iş kollarına göre dağılımında da büyük farklar görülüyor. En yüksek oran yüzde 53,8 ile “genel işler”, yüzde 33,9 ile enerji sektöründe. Sendikalaşmanın en düşük olduğu sektörler ise yüzde 2.8 ile inşaat, yüzde 3,7 ile konaklama ve eğlence, yüzde 6, 96 ile ticaret-büro iş kolları.
Turizm sektöründe çalışan Oğuzhan A., sendikaların sektörde neredeyse hiç olmadığını, günde 12-13 sat çalışmalarına karşın, fazla mesainin çoğu zaman ödenmediğini belirtiyor. İşverenin sendikanın adını bile duymak istemediğini belirten Oğuzhan A., “Sendika olsa haklarımızı alabilirdik ama patronlar sendika lafını bile duymak istemiyor. Üye olsak işten çıkarılmaktan korkuyoruz. Zatensezonluk iş, bir daha çağırmazlar diye çekiniyoruz” diyor.

Asalettin Arslanoğlu
DİSK İstanbul Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu, bu farkın iş güvencesi eksikliğinden kaynaklandığına dikkat çekti. İşverenlerin, “kar hırsı” nedeniyle sendikalı işçi istemediğini ve sendikalı işçileri bile işten çıkardığını kaydeden Arslanoğlu, “İşe iade davaları açılıyor ama işveren çoğu zaman 10 maaş ödeyip işçiyi geri almıyor. Cezalar düşük, kanunlar patronların lehine işliyor” diye konuştu.
Sendikanın işçiye hem maddi, hem de iş güvencesi sağladığına işaret eden Arslanoğlu, sendikalı işçinin kazanımlarını şöyle anlattı:
“Sendikasız işçi yılda sadece 12 maaş alır. Sendikalı işçi ise en kötü ihtimalle 14, genellikle 16 maaş alır. En az 4 gıda paketi, çocuklar için eğitim yardımı, izin parası ve aile yardımı alırlar. Fazla mesai ücretleri eksiksiz ödenir. Ve en önemlisi hiçbir sendikalı işçinin kaderi, işverenin iki dudağı arasında değildir.”
Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Çelik ise Türkiye’deki sendikalaşma oranının Avrupa Birliği ortalamasının oldukça gerisinde olduğuna dikkat çekti. Kayıt dışı istihdam da eklendiğinde, toplam sendikalaşma oranının yüzde 11’lere kadar gerilediğini belirten Çelik, bunun nedenini, “İşçiler örgütlenmiyor diyemeyiz. Her işçi sendikanın öneminin farkındadır. Fakat işten çıkarılma mobbing gibi caydırıcı faktörler bunun önüne geçiyor” diye açıkladı.

Prof Dr. Aziz Çelik
Türkiye’de sendikalaşma ve toplu sözleşme kapsamı arasındaki çelişkiye dikkat çeken Çelik, sendikalı işçilerin tamamının da toplu sözleşmeden yararlanamadığına işaret etti. Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2.4 milyon sendikalı işçi arasında toplu iş sözleşmesinden yararlananların sayısı 1.8 milyon civarında. Baraj sistemi (bir iş yerinde toplu sözleşme hakkı etmek için gerekli sendikalı işçi oranı) gibi meseleler yüzünden bunların tamamı toplu sözleşmeden yararlanan sendika üyeleri değil. Önemli olan toplu sözleşmeden yararlanan işçi sayısı, sadece sendikalı olmak birşey ifade etmiyor.”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre toplu iş sözleşmesinden 1 milyon 832 bin 543 işçi yararlanırken, bu sayı işçilerin yüzde 10’u anlamına geliyor.
Çelik, sendikalaşmanın artırılması için şu önerilerde bulundu: “Sendikalaşmayı artırmak için iş güvencesi hükümlerinin güçlendirilmesi şart. İşvereni caydıracak yaptırımlar getirilmeli. Bugün sendikalı işçi hem işverene hem de kolluk kuvvetlerine karşı direnmek zorunda kalıyor. Hak arayan işçinin yolu açılmalı, zorlaştırılmamalı.”
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8023 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7785 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6792 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6389 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5019 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4964 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4785 kez okundu
1
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4568 kez okundu
2
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4097 kez okundu
3
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3624 kez okundu
4
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3070 kez okundu
5
Kadınların yılbaşı pazarı Kadıköy’de
2813 kez okundu