Ankara
30°

AÇIK

Sporda büyük başarının sahibi kadınlar yönetimde yoklar
  • 9.Köy
  • Spor
  • Sporda büyük başarının sahibi kadınlar yönetimde yoklar

Sporda büyük başarının sahibi kadınlar yönetimde yoklar

Kadın sporcuların görünürlüğü ve başarıları son yıllarda artarken, sporun karar alma mekanizmalarında tablo aynı hızla değişmiyor. Türkiye’deki 63 spor federasyonunun yalnızca ikisinde kadınlar başkanlık görevini yürütüyor. Kulüplerden federasyonlara, yerel yönetimlerden spor kurumlarına kadar birçok alanda yönetici pozisyonları hâlâ büyük ölçüde erkekler tarafından dolduruluyor.

ABONE OL
25 Ağustos 2026 12:47
Sporda büyük başarının sahibi kadınlar yönetimde yoklar
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İrem Sarıkulak

Sporun her branşında büyük başarılara imza atan kadınlar spor yöneticiliğinde engelleri aşamıyor. Federasyon yöneticilerinin yüzde 96’sı erkek. Oysa spor politikalarının belirlenmesinden kaynakların dağıtımına kadar pek çok kritik kararın alındığı bu pozisyonlarda kadınların temsili, sporun daha eşitlikçi ve kapsayıcı bir yapıya kavuşması açısından önem taşıyor.

Kadınlar için Spor ve Fiziksel Aktivite Derneği (KASFAD), Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi iş birliği ile, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ve Türkiye Milli Paralimpik Komitesi destekleriyle Geleceğin Kadın Spor Liderleri Eğitim Programı’nı hayata geçirerek spordaki yönetim kademelerindeki cinsiyet eşitsizliğine yönelik çözüm üretmeyi amaçlıyor.

Yalnızca temsil değil demokrasi meselesi

Program ekip üyesi ve Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Canan Koca, yönetimde kadın temsiliyetinin düşük olmasının yalnızca bir eşitlik meselesi olmadığını belirterek şunları söylüyor:

Eşitlikçi ve kapsayıcı spor kurumlarının en temel göstergelerinden biri yönetimde temsildir. Çünkü yönetim kurulları yalnızca kurumları yönetmez; kaynakların nasıl dağıtılacağını ve sporun önceliklerini belirler. Bu nedenle kadınların karar alma mekanizmalarında yer almaması sadece bir temsil sorunu değil, aynı zamanda bir demokrasi sorunudur. Türkiye’de kadın sporcuların başarıları ve görünürlüğü artarken, bu dönüşümün yönetim kademelerine aynı ölçüde yansımadığı da açıkça görülüyor.”

Spor kurumlarındaki yönetim pozisyonlarını diğer profesyonel yönetici pozisyonları gibi düşünmemek gerektiğini belirten Koca, bu alanın büyük ölçüde gönüllülük esasına dayandığını ve spor sermayesi, sosyal ağlar, ekonomik ve kimi durumlarda siyasi sermayenin belirleyici olduğunu söylüyor. Asıl sorunun bu kaynaklara kimlerin erişebildiği olduğunu vurgulayan Koca, Türkiye’de spor yönetiminin tarihsel olarak erkek egemen ağlar üzerinden şekillendiğini ifade ediyor.

Uluslararası spor kurumlarının artık toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın liderliğini stratejik bir öncelik olarak gördüğünü belirten Koca, Türkiye’de  de Atletizm Federasyonu ve Tenis Federasyonu bünyesinde bu alanda çalışan komisyonların kurulmasının önemli bir adım olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını belirtiyor: “Bu tür yapıların kurulması tek başına yeterli değil; kalıcı ve kurumsallaşmış bir dönüşüm olmadığı sürece etkileri sınırlı kalıyor. Eşitlik politikalarının kişilere değil kurumlara bağlı olması gerekiyor. Stratejik planlarda, bütçelerde ve karar alma süreçlerinde yer bulmadığı sürece sürdürülebilir bir sonuç üretmek mümkün değil.”

“Geleceğin kadın spor liderleri programı”

Spor yönetiminde kadın temsiline ilişkin mevcut tabloya yönelik değerlendirmelerin ardından KASFAD’ın yürüttüğü “Geleceğin Kadın Spor Liderleri” programı bu alandaki eşitsizliğe yönelik somut bir girişim olarak öne çıkıyor.

Programın iki temel ihtiyaçtan doğduğunu belirten Canan Koca, sporun içinde uzun süredir gözlemlenen yapısal bir boşluğa dikkat çekiyor. Koca, özellikle sporculuk kariyerini tamamlayan kadınların sporun içinde kalmak ve liderlik rollerine geçmek istediğini ancak bu geçişi destekleyecek mekanizmaların yeterince güçlü olmadığını ifade ediyor: “Yıllardır sporcularla, antrenörlerle ve yöneticilerle çalışıyoruz. Bu süreçte liderlik potansiyeli çok yüksek birçok kadınla karşılaştık. Ancak bunu destekleyecek sistematik mekanizmalar yeterince güçlü değil.

Koca, ikinci ihtiyacın ise kurumsal düzeyde ortaya çıktığını belirterek Türkiye’de kadınların spora katılımını artırmaya yönelik çalışmalar bulunsa da liderlik ve karar alma mekanizmalarında aynı oranda bir ilerleme olmadığını söylüyor. Uluslararası spor kurumlarının ise kadın liderliğini giderek daha fazla stratejik bir öncelik olarak gördüğünü vurguluyor: “Kadın liderliği artık sporun geleceği ve iyi yönetişim açısından stratejik bir konu olarak değerlendiriliyor.”

Programın federasyonlar, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, UN Women ve farklı paydaşlarla son yıllarda yürütülen tartışmaların ve küçük ölçekli çalışmaların bir çıktısı olduğu ifade ediliyor.

Programın içeriğinin ise bilimsel bir ihtiyaç analiziyle oluşturulduğunu aktaran Koca, hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda iyi uygulamaların incelendiğini, farklı branşlardan sporcular ve paydaşlarla görüşmeler yapılarak ihtiyaçların belirlendiğini söylüyor. Koca, bu süreci şu şekilde aktarıyor: “Farklı branşlardan kadın sporcular, yöneticiler ve sektör temsilcileriyle görüşerek ihtiyaçları ve engelleri anlamaya çalıştık. Bu doğrultuda içerik şekillendi.

Spor deneyiminden karar alma süreçlerine

Program koordinatörü ve Hacettepe Üniversitesi Reakreasyon Bölümü öğretim üyesi Dr. Merve Altun katılımcıların profiline ilişkin ise hedefin spor ekosistemindeki deneyimini liderlik ve karar alma süreçlerine taşımak isteyen kadınlar olduğunu söylüyor. Altun, başvuru sürecinde yalnızca spor deneyiminin değil, liderlik motivasyonu ve gelişime açıklığın da dikkate alındığını belirtiyor: “Katılımcıların hem spor alanındaki yetkinlikleri hem de toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlama motivasyonları değerlendirildi.

Altun, programın kapsayıcılığı için farklı branşlar, görev alanları ve şehirlerden dengeli bir temsil hedeflendiğini ifade ediyor. İlk çağrıya 480 başvuru geldiğini, üç aşamalı değerlendirme sonucunda 30 kadının programa kabul edildiğini ve katılımcılar arasında olimpik sporcular, antrenörler ve yöneticilerin yer aldığını aktarıyor.

Spor yönetiminde kadınların artmasının yalnızca eşitlik değil aynı zamanda demokratik yönetişim meselesi olduğunu vurgulayan Altun, spor politikaları ve kaynak kullanımının belirlendiği yapılarda kadın temsiliyetinin kritik olduğuna dikkat çekiyor. Araştırmaların, yönetimlerde cinsiyet çeşitliliğinin artmasının daha kapsayıcı ve yenilikçi karar süreçlerine katkı sağladığını gösterdiğini de ifade ediyor.

Altun’a göre eğitim programları önemli bir adım olsa da tek başına yeterli değil. Spor kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan kurumsal kültürün güçlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söylüyor: “Kadınların spor yönetiminde daha görünür olabilmesi için bireysel güçlenme ile kurumsal dönüşümün birlikte ilerlemesi gerekiyor. Eşitlik politikaları kişilere değil kurumlara bağlı olmalı; stratejilere, bütçelere ve karar alma süreçlerine yerleşmediği sürece sürdürülebilir olmaz.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.