DOLAR 43,7260 -0.02%
EURO 51,9067 -0.05%
ALTIN 7.017,53-0,81
Ankara
11°

KAPALI

Sosyal ağlar itaat mekanizmalarına mı dönüşüyor?
  • 9.Köy
  • Genel
  • Sosyal ağlar itaat mekanizmalarına mı dönüşüyor?

Sosyal ağlar itaat mekanizmalarına mı dönüşüyor?

Sosyal medya platformları, devletin taleplerini “topluluk kuralları” ve algoritmalar aracılığıyla uygulayarak sansürü olağan bir içerik denetimi faaliyeti gibi sunuyor. Gölge sansürle görünmez hale gelen müdahaleler, ifade özgürlüğü üzerindeki baskıyı denetimsiz bir rejime dönüştürüyor.

ABONE OL
16 Şubat 2026 10:38
Sosyal ağlar itaat mekanizmalarına mı dönüşüyor?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Oğulcan Özgenç

Son yıllarda sosyal medya platformları, devletlerin taleplerine uyum gerekçesiyle giderek daha görünür bir sansür pratiğinin parçası haline geldi. Türkiye’de özellikle Instagram ve X’te (eski adıyla Twitter) hesapların erişime engellenmesi, kullanıcıların paylaşımlarının kaldırılması ya da görünmez kılınması dijital alanın daraldığını gözler önüne seriyor. Gazetecilerden hak savunucularına, sivil toplum örgütlerinden muhalif kullanıcılara kadar geniş bir kesim, sosyal medya mecralarında sistematik müdahalelerle karşı karşıya kalıyor.

İfade Özgürlüğü Derneği’nden (İFÖD) Yaman Akdeniz ve Ozan Güven’in hazırladığ “Dijital İtaat Rejimi: Türkiye’de Sosyal Ağ Sağlayıcıları ve Şeffaflık Yanılsaması” başlıklı rapor da bu tabloyu rakamlar ve örneklerle ortaya koyuyor. Rapora göre; Türkiye’de faaliyet gösteren sosyal ağların neredeyse tamamı, devletin taleplerini yerine getiren birer “itaat mekanizması”na dönüşmüş durumda.

Meta, erişim kısıtlamalarını açıkça kabul ediyor

Sosyal medya platformlarının şeffaflık raporlarını mercek altına alan çalışmaya göre, Instagram’ın Türkiye’den gelen içerik kaldırma taleplerine uyum oranı yüzde 80 seviyesinde. Facebook ve Instagram’ı bünyesinde barındıran Meta, kendi değerlendirme raporlarında, hükümeti eleştiren paylaşımlar ile LGBTİ+ topluluğu ve feminist örgütlere ait hesaplara yönelik erişim kısıtlamaları uyguladığını açıkça kabul ediyor.

Tiktok, otoriter taleplere en fazla uyum sağlayan platform

Dijital İtaat Rejimi raporuna göre TikTok, Türkiye’den gelen taleplere en yüksek uyumu gösteren platform konumunda. 2024’ün ilk yarısında içerik kaldırma ve erişim engelleme taleplerinin yüzde 91,8’ini kabul eden TikTok, küresel ölçekte otoriter taleplere en fazla boyun eğen sosyal medya platformu.

X’in şeffaflık raporlarında veri yok!

X ise şeffaflık raporları yayınlasa da bu raporlarda içerik kaldırma ve erişim engelleme kararlarına dair ayrıntılara yer vermiyor. MLSA ve Free Web Turkey’nin İnternet Sansürü raporuna göre ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan 19 Mart süreci, Türkiye açısından bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Bu süreçte X’in Türkiye’den gelen talepler doğrultusunda 700’den fazla hesabı engellediği; engellenen hesaplar arasında gençlik örgütleri, gazeteciler ile kadın ve sivil toplum örgütlerinin bulunduğu belirtiliyor.

Ancak tablo, sansürün sadece şeffaflık eksikliğiyle açıklanamayacak ölçüde yapısal bir işleyişe sahip olduğunu gösteriyor. Platformlar, devletin taleplerini “rutin temizlik” gibi gösteriyor İFÖD’ün Dijital İtaat Rejimi Raporu’na göre platformlar, mahkeme kararlarıyla kaldırılan içerikleri kendi topluluk kuralları gerekçesiyle kaldırdıkları içeriklerden ayırmıyor. Bu duruma ilişkin değerlendirmede bulunan Uzman Araştırmacı Ozan Güven, platformların devletin içerik kaldırma taleplerini “Topluluk Kuralları İhlali” başlığı altında sunarak yasal sansürü, rutin temizlik faaliyeti gibi gösterdiğine dikkat çekti.

Güven’e göre bu yaklaşım, sansürün gerçek boyutunun perdelenmesine yol açıyor. Bu pratiğin kamusal denetimi fiilen imkansız hale getirdiğini; platformların hesap verebilirliğini ve sansürün denetlenebilirliğini ortadan kaldırdığını vurgulayan Güven, “Özellikle siyasi içerikler, hükümeti ve devlet büyüklerini rahatsız eden haberler ile muhalif sesler daha sık ‘riskli’ olarak işaretlenmektedir” dedi.

BTK,“ticari sır” diyor, algoritmik müdahaleler kara kutuya dönüşüyor

Sansür, doğrudan ve görünür müdahalelerle de sınırlı kalmıyor; algoritmalar aracılığıyla uygulanan “gölge sansür” pratikleri giderek yaygınlaşıyor. Bu yöntemlerle bazı paylaşımlar doğrudan kaldırılmadan, erişimi kısıtlanarak ya da görünürlüğü düşürülerek fiilen etkisizleştiriliyor.

Uzman Araştırmacı Ozan Güven, gölge sansür pratiklerinin teknik olarak doğrudan tespit edilemediğine dikkat çekti. Güven’e göre gölge sansür; sahada gözlemlenen ani ve açıklanamayan trafik düşüşleri, etkileşim kayıpları ve arama motorlarından gelen, hukuki dayanağı belirsiz “listeden çıkarma” (delisting) bildirimleri üzerinden anlamlandırılabiliyor.

Gölge sansürün “yasal itiraz yolunu tamamen kapatan sinsi bir hak ihlali türü” olduğunu vurgulayan Güven, sosyal ağ sağlayıcılarının algoritmik müdahale verilerini BTK’ya raporlamasının yasal bir zorunluluk olduğunu belirtti. Güven, konuya ilişkin yapılan bilgi edinme başvurularının ise BTK tarafından “ticari sır” gerekçesiyle reddedildiğini ve algoritmik müdahaleleri denetim dışı bir “kara kutu”ya dönüştürdüğünü ifade etti.

Özellikle bağımsız medya kuruluşları hedef alınıyor

İfade Özgürlüğü Derneği’nin EngelliWeb projesinin güncel verilerine işaret eden Güven, 2024 yılı sonu itibarıyla Türkiye’den erişimi engellenen web sitesi ve alan adı sayısının 1 milyon 264 bin 506’ya ulaştığını kaydetti. Güven’e göre mevcut sansür mekanizmalarına gölge sansür uygulamalarının eklenmesi, özellikle bağımsız medya kuruluşlarını doğrudan hedef alıyor. Yargı kararı olmaksızın trafiklerinin kesilmesi, bu kuruluşların hem görünürlüklerini hem de ekonomik sürdürülebilirliklerini ciddi biçimde zayıflatıyor.

Güven, tabloyu “Bu durum, dijital sivil alanda otosansür iklimini beslemekte ve çok sesliliği ortadan kaldırarak steril bir kamusal alan yaratmaktadır” sözleriyle değerlendirdi.

“Sosyal medya platformları birer uyumlu aparat haline geldi”

Güven, sosyal medya platformlarının ağır yaptırım tehditleri altında ticari çıkarlarını korumak amacıyla devletin sansür taleplerini sorgusuz sualsiz uygulayan birer “uyumlu aparat” ve “yerel kolluk birimi”ne dönüştüğünü vurguladı. Güven, değerlendirmesinde “Bu tablo, evrensel ifade özgürlüğü ilkelerinin terk edildiği ve sansürün platformlar eliyle yürütüldüğü bir dijital itaat rejimi teşkil etmektedir”ifadelerini kullandı.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.