DOLAR 43,6091 0.15%
EURO 51,5746 0.34%
ALTIN 6.953,613,30
Ankara
10°

HAFİF YAĞMUR

Medyanın dili sokak hayvanlarının yaşamını tehlikeye atıyor
  • 9.Köy
  • Genel
  • Medyanın dili sokak hayvanlarının yaşamını tehlikeye atıyor

Medyanın dili sokak hayvanlarının yaşamını tehlikeye atıyor

Son aylarda Türkiye’nin dört bir yanında sokak hayvanlarına yönelik şiddet olayları gündemden düşmezken, uzmanlar medyada kullanılan korku odaklı haber dilinin bu şiddeti beslediğine dikkat çekti. Özellikle "köpek terörü", sokaklar tehdit altında" gibi manşetlerin, halkta korku ve öfkeyi tetiklediği, toplumsal empatiyi zayıflattığı ifade edildi.

ABONE OL
13 Ağustos 2025 03:12
Medyanın dili sokak hayvanlarının yaşamını tehlikeye atıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yasemin Dikici / Kapak Fotoğrafı: DepoPhotos

Son yıllarda sokak hayvanları ile ilgili gelişmelerin manşetlerde ya da televizyon haberlerinde daha sık şekilde yer aldığı görülürken, medyanın bunları yansıtış şeklinin hayvanların yaşam hakkını tehlikeye atabildiğine dikkat çekiliyor.

Bazı istenmeyen ve trajik olayların ardından medyada kullanılan “köpek terörü” gibi başlıklar, birçok uzmanın ve hayvan hakları savunucusunun tepkisini çekti.

Konuyla ilgili 9. Köy’e konuşan Sosyolog Osman Turgut, medyada artan “tehlikeli köpek” söyleminin, toplumda kutuplaşmayı derinleştirdiğini belirterek, “Bir çocuğun yaşamını yitirmesi elbette çok acı. Ancak bu olaydan yola çıkarak tüm sokak köpeklerini hedef göstermek hem vicdana hem hukuka aykırıdır. Medya, kamuoyunu bilinçlendirmeli; korku değil, çözüm üretmelidir. ‘Köpek terörü’ gibi başlıklar, aslında birer algı operasyonudur” dedi.

Hurşit Demir

“Saygı görmeden büyüyen, hayvana zarar veriyor”

Uzman Psikolojik Danışman Hurşit Demir ise hayvana yönelik şiddetin toplumsal temellerine dikkat çekti. Demir, “İnsan, psikososyal bir varlıktır. Eğer bir birey çocukluğunda saygı görmeden, fikirlerine değer verilmeden büyürse, kendini değersiz hisseder. Bu değersizlik zamanla öfkeye dönüşür ve birey, kontrol edemediği bu duyguları hayvanlara yöneltir” diye konuştu.

Demir’e göre özellikle 0-6 yaş arasında saygıdan ve sevgiden yoksun büyüyen çocuklar, ileride empati kurmakta zorlanıyor. Demir, “Çocuk, merhameti öğrenerek kazanır. Şiddet görmüş birey, çoğu zaman gücünü kendinden zayıf olana yöneltir. Sokak hayvanları burada kolay hedefe dönüşür” ifadelerini kullandı.

“Hayvana şiddet gösteren, insana da zarar verebilir”

Demir ayrıca, hayvana uygulanan şiddetin yalnızca bireysel bir sapkınlık olmadığını, bunun toplumdaki genel empati yitiminin bir göstergesi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Şiddet bir davranış biçimidir. Hayvana zarar veren biri, yarın çocuğa, eşe veya bir başka insana da şiddet uygulayabilir. Çünkü şiddet, hedef ayırt etmez; yerleştiği kişide kalıcı hale gelir.”

“Medya korkuyu körüklüyor, empati bastırılıyor”

Sokak köpeklerine dair oluşturulan korku dilinin empatiyi baskıladığını söyleyen Demir, medyada olumsuz haberlerin olumlu örneklerden fazla yer bulduğuna dikkat çekti. Demir, “Korku, güçlü bir duygudur ama eğitilmezse saldırganlığa dönüşür. Özellikle
çocuklarda ‘köpeklerden uzak dur’ gibi uyarılar, bilinçaltına hayvanların tehlikeli olduğu mesajını kodluyor. Medya yalnızca istisnai vakaları değil, sokak hayvanlarıyla insanların uyumlu yaşamına dair örnekleri de haber yapmalıdır. Çünkü çocukların hayvanlara bakışı hem aileden hem medyadan şekillenir” diye konuştu.

Osman Turgut

“Asıl sorun görevini yapmayan kurumlarda”

Sosyolog Turgut, “Türkiye’de sokak köpeği problemi yok, görevini yapmayan kamu görevlisi problemi var” diyerek sorunun başka bir boyutuna dikkat çekti ve şunları kaydetti: “Avrupa’da bu meseleler yıllar önce çözüldü. Kısırlaştırma, çip takma zorunluluğu ve sahiplendirme teşvikleriyle sistematik çözüm üretildi. Bizde ise kamusal görevini yapmayanlar yüzünden sorun büyüyor. Sorumluluğu hayvanlara yıkan bir yaklaşım söz konusu.”

Turgut, ayrıca medyada kullanılan nefret dilinin anayasa ve ceza hukuku ilkelerine de aykırı olduğunu belirterek, “Bir olay gerekçe gösterilerek tüm hayvanların ‘potansiyel suçlu’ ilan edilmesi, suçta ve cezada şahsilik ilkesine aykırıdır” dedi.

“Sistemli eğitim şart”

Hem psikologlar hem sosyologlar, çözümün yalnızca cezai yaptırımlarla değil, uzun vadeli eğitim politikalarıyla mümkün olacağını vurguluyor.

Turgut, “Değerler eğitimi sadece birkaç saatlik bir müfredatla geçiştirilemez. İlkokuldan itibaren hayvan hakları ve çevre bilinci dersleri zorunlu olmalı” diyerek, “Çocuklara küçük yaşta merhamet aşılanmazsa, büyüdüklerinde toplumla sağlıklı bağ kuramazlar” yorumunda bulundu.

Uzmanlara göre medya, yalnızca toplumu bilgilendiren değil, aynı zamanda şekillendiren bir güç. Bu nedenle özellikle sosyal medya platformlarında sokak hayvanlarıyla ilgili olumlu örneklerin, başarı hikâyelerinin ve sevgi temalı içeriklerin daha fazla yer bulması gerektiği vurgulanıyor.

Demir, “Sosyal medya bugün şiddetin değil, merhametin de yayılabileceği bir mecra olabilir. Bunu sağlamak için medya, dilini gözden geçirmeli ve toplumda olumlu davranışları modellemeli” diye konuştu.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
Tüm Yorumlar (1)
  • Mehmet Özer

    Ya şakamısınız. 10 milyon başıboş it var bu ülkede. Nüfusları gittikçe artıyor. Hepsi imha edilmeli. Yüzbinlerce insan her sene ısırılıyor. Çok sayıda ölen ve sakatlanan var. Bu zayihatlar medyaya yansımalı ki insanlar ve devlet tedbir alsın. Köpeklerin sebeb olduğu vahşeti saklarsanız zaten kendinize medya demeyin. Kendinize mama lobisinin aparatı deyin.

    Yanıtla
    +3
    -0


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.