Ankara
19°

HAFİF YAĞMUR

Antalya’nın tarihi mirası için deprem uyarısı: “Risk analizleri güncellenmeli”
  • 9.Köy
  • Çevre
  • Antalya’nın tarihi mirası için deprem uyarısı: “Risk analizleri güncellenmeli”

Antalya’nın tarihi mirası için deprem uyarısı: “Risk analizleri güncellenmeli”

Güncel fay haritasına göre Antalya birinci ve ikinci dereceden deprem riski bulunduran bölgeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, tarihi yapıların deprem risk analizlerinin güncellenmesini ve düzenli izlenmesini öneriyor.

ABONE OL
13 Ekim 2026 14:05
Antalya’nın tarihi mirası için deprem uyarısı: “Risk analizleri güncellenmeli”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Süreyya Sude Erdoğan

Antalya, fay haritasına göre batıya doğru deprem riskinin arttığı iller içerisinde bulunuyor. Bu bölgeler pek çok tarihi yapıya ev sahipliği yapıyor. Uzmanlar deprem riskini, yalnızca fay hattına yakınlık üzerinden yorumlamanın doğru olmayacağını; yapının mevcut durumu, taşıyıcı sistemi, zemin özellikleri ve geçmiş restorasyonları da en az diri fay kadar önemli olduğunu vurguluyor.

Deprem riski altındaki bölgelerde hangi tarihi yapılar var?

9. Köy’ün sorularını yanıtlayan arkeolog Berrin Cesur bu bölgede; Patara Antik Kenti, Xanthos, Letoon, Myra Antik Kenti, Limyra, Arykanda, Olympos Antik Kenti ve Phaselis gibi önemli antik kentlerin bulunduğuna dikkat çekti. Cesur, kentlerde; tiyatrolar, tapınaklar, agora yapıları, Likya Mezar Anıtları, lahitler, ve erken dönem kiliselerinin yer aldığını belirterek, “Bu eserler, geçmişte yaşanan depremlerin izlerini taşıyan önemli arkeolojik belgelerdir” dedi.

Günümüzde bu yapıların ayakta olmalarının tamamen güvenli oldukları anlamına gelmeyeceğini belirten Cesur; özellikle sütunlu yapılar, Phaselis Su Kemerleri , tonozlar ve kısmen ayakta kalan duvarların güçlü depremlerde risk altında olduğuna işaret etti.

Tüm eserler aynı sıklıkta izlenemiyor

Cesur, Antalya’daki antik kentlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda kazı ekipleri, üniversiteler ve koruma uzmanları tarafından düzenli belgeleme, restorasyon ve yapısal izleme çalışmalarının yürütüldüğünü belirtti. Son yıllarda dijital belgeleme gibi teknolojiler sayesinde yapıların durumunun daha ayrıntılı takip edilebildiğini vurgulayan Cesur, şu görüşleri dile getirdi:

“Antalya çok geniş bir kültürel mirasa sahip olduğu için tüm eserlerin aynı düzeyde ve aynı sıklıkta izlenmesi her zaman mümkün olamamaktadır. Bu nedenle özellikle deprem riski yüksek alanlardaki anıtların periyodik olarak kontrol edilmesi ve koruma çalışmalarının sürekliliğinin sağlanması büyük önem taşımaktadır.”

Kübra Yayla

“Yığma sistemli yapılarda risk daha yüksek”

Restoratör Kübra Yayla ise en yüksek riskin bakımsız kalmış taşıyıcı sisteminde bozulmalar bulunan, özgün malzemesi zarar görmüş veya bilinçsiz müdahaleler yapılmış tarihi yapılarda olduğunu belirtti: “Özellikle yığma sistemli yapılarda zamanla oluşan malzeme kayıpları deprem performansını olumsuz etkileyebilir.“

“Doğru güçlendirme, dayanıklılığı artırır”

Uzmanlar tarihi yapıların güçlendirilmesinin bilimsel yöntemlerle, koruma ilkelerine uygun şekilde yapılması konusunda hemfikir.

Yayla, “Amaç yapının özgün kimliğini değiştirmek değil, taşıyıcı sistemini güvenli hale getirmektir. Doğru projelendirilmiş güçlendirme uygulamaları, deprem performansını önemli ölçüde artırabilir” görüşünü dile getirdi.

“Risk analizleri güncellenmeli”

2023 Kahramanmaraş depremlerinin, tarihi yapıların afetlere karşı ne kadar kırılgan olduğunu gösterdiğini söyleyen Cesur, örnek olarak Hatay Arkeoloji Müzesi’ni örnek gösterdi. Cesur, “Antalya’da benzer kayıpların yaşanmaması için öncelikle tüm tarihi yapıların deprem risk analizleri güncellenmeli ve bilimsel esaslara uygun koruma planları hazırlanmalı” diye konuştu. Antalya Kaleiçi Sur duvarlarına dikkat çeken Cesur, yapısal sağlık izleme sistemlerinin kurulması, çatlaklar ve deformasyonların düzenli olarak takip edilmesi önerisinde bulundu.

“Restorasyonda özgün kimlik korunmalı”

Arkeolog Cesur; yapıları koruma anlayışının yalnızca deprem sonrasında değil, deprem öncesi risk azaltma çalışmalarına odaklanılmasının kültürel mirasın sürdürülebilirliği açısından en etkili yaklaşım olduğunu belirtti: “Antalya’nın sahip olduğu eşsiz tarihi miras, yalnızca geçmişin değil, geleceğin de ortak değeridir. Bu nedenle bilimsel koruma, düzenli izleme ve afet odaklı planlama çalışmaları, tarihi yapıların gelecek kuşaklara güvenle aktarılabilmesi için vazgeçilmez bir gerekliliktir.“

Restoratör Yayla, gerektiğinde yapılacak restorasyon ve güçlendirme uygulamalarında yapının özgün kimliğini korumanın temel ilke olması gerektiğine dikkat çekerek, şu uyarılarda bulundu: “Müdahaleler mümkün olduğunca minimum seviyede tutulmalı, yapının karakterini değiştirecek uygulamalardan kaçınılmalıdır. Amaç tarihi yapıyı yeniden inşa etmek değil, mevcut değerlerini koruyarak gelecek nesillere güvenle aktarabilmektir.“

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.