İşsizlik, gelecek kaygısı, ekonomik sorunlar nedeniyle kaygı bozuklukları yaşayan gençler yeni bir psikolojik sorunla karşı karşıya: Ekolojik anksiyete. İklim krizinin gençlerde kaygı ve öfkeye neden olduğu yönündeki araştırma sonuçlarını yorumlayan Psikolog Naz Öktem’e göre gençler, kaygılarına somut çözüm üretilemediği için yetişkinlere öfke duyuyor. İklim Uzmanı Ümit Şahin çocukların ve gençlerin yakında üzerinde yaşacakları bir dünya kalmayacağı görüşünde. 17 yaşındaki iklim aktivisti Sezen Özkalp ise “Yetişkinler suyumuzun kesileceğinin farkında değil” diyor.


Çevre
Haber-Kamera: İlknur Yağumli         05/12/2021     205 GÜN ÖNCE

ANKARA- Her yıl dünya çapında artan kuraklık, sel ve yangın gibi felaketler insan sağlığını psikolojik olarak da etkileyerek ekolojik kaygıya sebep oluyor. Özellikle çocuklar ve gençler arasında iklim krizi nedeniyle artan yeni psikolojik sorunun adı “eko anksiyete”. 

9. Köy, iklim krizi nedeniyle duyulan ekolojik kaygıyı Psikolog Naz Öktem, iklim uzmanı Dr. Ümit Şahin ve aktivist Sezen Özkalp’le konuştu.  

Gençlerin yüzde 60’ı iklim krizi nedeniyle aşırı endişeli

Bath Üniversitesi tarafından gençlerde ve çocuklarda iklim kaygısı üzerine türünün en kapsamlı anket çalışması yapıldı. 10 ülkeden 10 bin gencin katıldığı anketin sonuçlarına göre, gençlerin yüzde 60’ı iklim krizi için ‘çok endişeli’ veya ‘aşırı endişeli’ durumda. Yüzde 45’i ise iklim kaygısının günlük yaşamlarını etkilediğini söylüyor. Çevre bilincinin yetişkinlere göre gençlerde daha fazla olmasından kaynaklı kaygı seviyelerinin yüksek olduğunu belirten Psikolog Öktem, önlemlerin alınmaması karşısında gençlerin yetişkinlere ve karar alıcılara öfke duymaya başladığını ifade etti.

Hükümetlerin iklim değişikliğine nasıl tepki verdiği sorulduğunda gençlerin yüzde 65’i hükümetlerin gençleri yüzüstü bıraktığı görüşünde. Katılımcıların yüzde 58’i ise hükümetlerin gelecek nesillere ihanet ettiğini düşünüyor. 17 yaşındaki iklim aktivisti Sezen Özkalp hem karar alıcılara hem de yetişkin nesile fazlasıyla kızgın olduklarını belirterek, “Asla sağlam adımlar atılmadığının farkındayız” dedi. Glasgow’da İklim Zirvesi’ne delege olarak katılan Dr. Ümit Şahin ise zirvede önemli adımlar atıldığını ancak gençlerin kaygılarını giderecek düzeyde radikal kararlar alınmadığını belirtti.

Uzm. Psikolog Naz Öktem “Eko Anksiyete” hakkında soruları yanıtladı

“Kaygıyı azaltmak için kümülatif bir çaba gerekiyor”

Uzman Klinik Psikolog Naz Öktem, kaygıyı yani anksiyeteyi bir duygu durumu rahatsızlığı olarak tanımlayarak kaygıda neyden korkulduğunun belli olmadığını söyledi. Ekolojik kaygının ise daha tanımlanabilir sebeplerden ortaya çıktığını ifade eden Öktem, “Ekolojik anksiyete, iklim değişikliğine karşı hissettiğimiz kaygı duygusuyla baş edememe durumudur. Baş edebilmemiz için ya bizim çözüm üretmemiz ya da yetkililerin çözüm üretmesi gerekiyor” dedi. Ekolojik kaygıyı azaltmak için kümülatif bir çabaya ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Öktem, bireysel çabalarla ekolojik kaygı seviyesini düşürmenin zor olduğunu ifade etti.

“Gençler çocuk sahibi olmak istemiyor”

Gençlerin kaygıları somut çözüme ulaşmadığı için yetişkinlere karşı öfke hissediyorlar diyen Öktem, “Bu onların geleceği ve gelecekleri için çok haklı olarak korkuyorlar. Onlar kadar gelişmiş çevre bilincine sahip olmadığımız için bizi (yetişkinleri) de suçluyorlar” ifadelerini kullandı. Uzman Psikolog, iklim değişikliği sebebiyle özellikle gençlerin çocuk sahibi olmayı istememesi durumuna hak verdiğini ve bunun sebep sonuç bağlantısından kaynaklandığını belirtti. Bireylerde biraz da olsa anksiyetenin olması gerektiğini söyleyerek, “Birazcık kaygılanalım ki adım atalım. Birazcık anksiyete bizi harekete geçiriyor” açıklamasında bulundu. Öktem, ekolojik anksiyete yaşayan kişilerin içe çekilmek yerine, ‘ben ne yapabilirim?’ diye araştırma yapmalarını ve harekete geçmelerini tavsiye etti.

“Kaygı çözüm üretmenin başıdır”

Green Teen Kurucusu Sezen Özkalp yaklaşık bir buçuk yıldır iklim aktivistliği yapıyor. Özkalp, günümüzün ve gelecek nesillerin en büyük problemi olarak iklim problemlerini gördüğü için aktivizmle ilgilendiğini söyledi. 

17 yaşındaki iklim aktivisti Sezen Özkalp 9. Köy’ün sorularını yanıtladı.

Çözüm önerisine giden yolun kaygıdan geçtiğini vurgulayan Özkalp, “Kaygı çözüm üretmenin başıdır. Bu kaygıya sahip insanlar hayatlarında bir şeyleri değiştirmeye başlıyorlar. En basitinden devlet adamları bile bu konuda bir kaygı hissetmiyorsa adım atma gereği duymazlar” dedi. Genç aktivist, çevrede yaşanan su kıtlıkları, artan sıcaklıklar gibi olayların kaygı yaratması gerektiğini söyledi. Özkalp, “Kaygılandığımızda bilinçlenme isteği duyuyoruz ve insan harekete geçmek istiyor. Harekete geçtiğimizde daha büyük kitlelere ulaştıkça sorunun çözümüne yaklaşıyoruz” dedi.

“Yetişkinler suyumuzun kesileceğinin farkında değil”

Ekolojik anksiyetenin ağırlıklı olarak gençlerde görülmesinin çok mühim olduğunu belirten Özkalp, “Bu sorunları düzeltecek, ele alacak, üzerine gidecek, belli çözüm önerileri üretecek ve gelecekte karar alıcı mekanizmalarda olduğumuzda bu problemlerin çözümleriyle küresel açıdan ilgilenecek olan biziz. Yetişkinler, suyumuz kesilmeden suyumuzun kesileceği gerçeğinin farkında değiller. Çünkü bunu görmüyorlar” dedi. İklim aktivistleri olarak karar alıcıları sağlam adımlar atmaya zorladıklarını söyleyen Özkalp, “Karar alıcılara biz gençler olarak maalesef güven duymuyoruz” dedi. İklim zirvesinde ciddi adımlar atılmadığını savunarak, “Bir şeyler yapıyoruz diyebilmek için alınan kararları görüyoruz. Bu kararlardan memnun değiliz. Bu bilince eriştiğimiz için geleceğe dair umutluyuz. Çünkü ipler bizim elimizde” ifadelerini kullandı.

“Sözden eyleme geçilememe sorunu devam ediyor”

İklim konusunda en önemli küresel buluşma olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26. Taraflar Konferansı (COP26) geçtiğimiz hafta tamamlandı. COP26 delegesi İstanbul Politikalar Merkezi’nde Kıdemli Uzman Dr. Ümit Şahin, konferansta önemli adımlar atıldığını ama yeterli olmadığını belirtti. Şahin, “Gençlik hareketlerinin sürekli olarak tekrarladığı, Greta’nın (Thunberg) ‘bla bla bla diyorsunuz konuşuyorsunuz’ dediği, sözden eyleme geçilememe sorunu devam ediyor” dedi. Glasgow’da verilmiş olan bütün taahhütler gerçekleştiğinde bile bugün 1.1 olan ısınmanın 2.4 dereceye çıkacağı bilimsel raporlarda yer alıyor. Şahin, bunun gerçekleşmesi halinde bugün 1.1 derecede oluşan felaketlerin birkaç katının 2030’lardan itibaren yaşanacağını vurguladı.

“Çocukların güvenle yaşayacakları bir dünya kalmayacak”

Ümit Şahin, COP26’nın gelecek kuşaklar için hayal kırıklığının bir parçası olduğunu da ekledi. Şahin, “Kaygı duyuyorlar diye üzüldüğümüz çocukların gelecekte üzerinde güvenle yaşayacakları bir dünya kalmamış olacak. Dolayısıyla bu kaygı patolojik bir kaygı değil gerçek bir kaygı, hissedilmesi gereken bir kaygı” dedi. Asıl sorunun ise bu kaygıyı sadece çocukların hissediyor olması olarak gören Şahin, “Aslında yetişkinlerin bu kaygıyı hissetmesi gerekir çünkü yetişkinlerin bulunduğu kuşaklar bu sorunları yarattı, çocuklar yaratmadı. Bu kaygıyı yaratan kuşaklar bu kaygıyı duyup bir an önce önlem almalı, bunu unutmamak gerekiyor” diye konuştu.