Evrim Deniz / Kapak Fotoğrafı: DepoPhotos
Diyarbakır Dicle’nin Kurşunlu (Pirejman) ve Kırkpınar (Heredan) köylerinde 10 yıldan uzun süredir işletilen maden ve çevreye verdiği geri dönülmez zararlar büyüyor; çünkü sahanın genişletilmesi amaçlanıyor.
Dünya çapında tanınan üzüm bağları kurudu, tarım ve hayvancılık büyük ölçüde sona erdi. En ağır etki ise insan sağlığına oldu. Köylüler, kurşuna maruz kalma nedeniyle çok sayıda kanser vakasının yaşandığını, yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğini dile getirdi.
Mevcut 24,94 hektarlık alanda süren faaliyet, yeni ÇED raporuyla 532,77 hektara çıkarılmak isteniyor. Yani maden sahası yaklaşık 50 kat büyütülerek köy evlerinin, içme suyu kaynaklarının ve bölgedeki barajların yanıbaşına kadar gelecek. Proje kapsamında üretim kapasitesi de altı kat artırılarak yılda 5 milyon ton cevher çıkarılması hedefleniyor.
ÇED raporunda yer alan verilere göre, yılda yaklaşık 649 nakliyat seferi, 2,5 milyon litre motorin tüketimi ve 600 bin ton pasa (atık yığını) oluşacak. Ayrıca yüz binlerce kilogram dinamit kullanılması planlanıyor.
Proje alanı Fırat-Dicle havzalarının kesişiminde, zengin su rezervlerine sahip bir bölgede bulunuyor. DSİ’nin görüşüne göre alan, Dicle ve Dibni barajlarının koruma sahasında yer alıyor. Bu barajlar yalnızca köylerin değil, Diyarbakır kent merkezinin de içme suyunu karşılayan stratejik kaynaklar.
Maden sahasında 105 bin ağacın kesilmesi ve yaklaşık 3 bin dönüm ormanlık alanın yok edilmesi öngörülüyor. ÇED raporunda tespit edilen fauna arasında nesli tehlike altındaki Fırat kaplumbağası, benekli semender, küçük akbaba gibi türler bulunuyor. Ayrıca bölgede endemik bitkiler ve Bern Sözleşmesi kapsamında koruma altındaki birçok hayvan yaşıyor.

Uzmanların dikkat çektiği bir diğer tehlike, maden sahasının birinci derece deprem bölgesinde bulunması. Etrafı fay hatlarıyla çevrili olan alanda yapılacak yüzlerce dinamit patlatması, heyelan riskini de artırıyor. Orman varlığının yok edilmesiyle toprak kaymaları sonucu pasa yığınlarının köylere ve akarsulara taşınabileceği uyarısı yapılıyor.
Diyarbakır Barosu, Ekoloji Derneği ve köylüler, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verdiği “ÇED olumlu” kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması için Diyarbakır İdare Mahkemesi’ne dava açtı.
Baro, BM’nin 2022’de kabul ettiği “sağlıklı çevre hakkı” kararını hatırlatarak, Anayasa’nın 56. maddesinin de devleti çevreyi korumakla yükümlü kıldığını belirtti. Dilekçede, iptal edilmiş bir önceki mahkeme kararının idare tarafından dolanıldığının da altı çizildi.
Davacılar ayrıca, köylülerin ekonomik gücü olmadığından dolayı adli yardım talebinde bulundu.
ÇED raporuna göre, şirketin yıllık gelir beklentisi 1,6 milyar TL. Ancak davacılar, bu gelirin halkın sağlığı, ormanların, tarımın ve su kaynaklarının yok edilmesi pahasına elde edileceğini savunuyor.
Dilekçede şu ifadeler yer aldı: “Vatandaşın sağlığını, suyumuzu, ormanlarımızı feda edip, bir şirketin milyon dolar kâr etmesini kamu yararı diye sunmak mümkün değildir.”
Pirajmon köyünde yaşayan Abdurrahim Aküzüm, maden faaliyetlerinin köylülerin sağlığı ve geçim kaynakları üzerindeki etkilerini şöyle anlattı:
“Bu faaliyetler çinko ve kurşun ağır metaller içeriyor. Maden sahasında her gün dinamit patlatılıyor ve oluşan yoğun toz bulutları doğrudan köyün üzerine geliyor. Biz bu havayı soluyoruz. Kurşun vücuttan atılamadığı için yıllar içinde kansere yol açıyor. En büyük tehlike bu. Köyde çok sayıda kişinin kansere yakalanması tesadüf değil.”
Aküzüm, madenin yalnızca insan sağlığını değil, tarımı da bitirdiğini vurguluyor: “Üzüm bağlarımız, badem ve incir ağaçlarımız, sebze-meyve bahçelerimiz artık neredeyse ürün vermez hale geldi. Ziraat mühendisleriyle yaptığımız görüşmelerde, maden tozlarının çiçeklenme döneminde bitkilere bulaştığını, döllenmeyi engellediğini öğrendik. Sonuç olarak üzüm salkımlarının yarısı çürük, yarısı olgunlaşmamış halde kalıyor. Bu nedenle köylüler bağ ve bahçelerden mahsul alamıyor.”
Su kaynaklarının kurumasına da değinen Aküzüm, “Patlamalar nedeniyle köyün çeşmeleri eski debisinin üçte birine düştü. Eskiden gürül gürül akan su, şimdi neredeyse damla damla akıyor. Hayvancılık yapanlar da bu yüzden büyük sıkıntı yaşıyor. 90’lı yıllardaki çatışmaların ardından 50-60 hane köye geri döndü. İnsanlar bağlarını, bahçelerini yeniden yeşertmeye çalışıyordu ama maden yüzünden geçim tamamen tehlikeye girdi” dedi.
Hukuki sürece de değinen Aküzüm, bilirkişi raporlarının eksikliğini şöyle aktardı: “Mahkemenin atadığı heyet köye geldi. Fakat raporlarında halk sağlığına dair tek bir değerlendirme yoktu. Oysa köylülerin en büyük endişesi sağlık. Çevresel ve ziraat yönünden de eksik bir rapor hazırlanmış. Biz bu rapora mutlaka itiraz edeceğiz.“
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6656 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6474 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6187 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4881 kez okundu
5
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4746 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4517 kez okundu
7
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4515 kez okundu
1
Karaman’ın altın değerindeki hazinesi: Domalan mantarı
13609 kez okundu
2
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8857 kez okundu
3
Defalarca Yıkılan Hatay’da Binalar Alarm Veriyor
8289 kez okundu
4
Balık ağları müsilaj çekiyor: Marmara’nın balıkçıları zorda
6104 kez okundu
5
Yeraltından gelen kükürt kokusu tehlike saçıyor
4545 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.