Delal Demir
Küresel iklim hareketlerinin Türkiye’deki durumunu tek bir eylem ve katılımcı sayısı açıkça ortaya koydu. Maçka Parkı’ndaki Küresel İklim Grevi’ne 6 eylemci katıldı. Katılımı az bu eylemi 20’yi aşkın polis ve 10’dan fazla gazeteci takip etti.
Maçka Parkı’ndaki düşük katılımlı eylem hakkında Polen Ekoloji Çalışmaları Derneği Eş Başkanı Onur Yılmaz ile konuştuk. Yılmaz, iklim eylemlerine olan ilginin neden azaldığını ve hareketin genel olarak nasıl ilerlediğini değerlendirdi.
Yılmaz, iklim değişikliğinin 1980’lerin sonunda küresel sistemleri tehdit eden bir unsur olarak gündeme geldiğini, 1990’larda ise Birleşmiş Milletler’in emisyon azaltım talepleriyle bir iklim hareketinin doğduğunu ifade etti. Ancak o dönemde de kapitalist devletlerin ve sermaye ağlarının etkisinin göz ardı edildiğine dikkat çekti. 1990’ların SSCB’nin çöküşü ve yeşil hareketlerin liberal çizgiye kaymasıyla kritik bir dönem olduğunu belirten Yılmaz, “Başından beri sermaye ağlarına ve kapitalist devletlerin rolüne dair yanılsamalar vardı.” diye ekledi.
Yılmaz, iklim hareketinin 2018 yılında IPCC raporu ve Greta Thunberg’in başlattığı okul boykotlarıyla yeni bir ivme kazandığını ancak bu ivmenin Covid-19 pandemisiyle kesintiye uğradığını belirtti. Onur Yılmaz, “Pandemi süreci, hareketin ivmesine büyük bir darbe vurdu. Sistem karşıtı hareketler bu süreçte devletlerin yönergelerine gözü kapalı uydu.” dedi.

Onur Yılmaz
Maçka Parkı’ndaki basın açıklamasında, aktivistlerin sayısının polislerden az olmasına değinen Yılmaz, Türkiye’de politik özgürlüklerin eksikliğine dikkat çekti. “Demokratik bir eyleme katılmak dahi risk almak anlamına geliyor ve bu durum, katılımın düşük olmasının başlıca sebeplerinden biri. Diğer bir neden ise bu tür oluşumların savunduğu politik çizgiyle ilgili olabilir.” diye konuştu.
Yılmaz, iklim hareketinin kitleselleşmesi için sadece emisyon azaltımı taleplerinin yeterli olmadığını, toplumun kömür üretimi ve işleme süreçleri hakkında daha fazla bilinçlenmesi gerektiğini belirtti ve “Toplumsal ağların kurulması çok önemli. Ancak o zaman kitleler harekete geçirilebilir.” dedi.
Medyanın iklim krizine yaklaşımını da eleştiren Onur Yılmaz, ana akım medyanın iklim değişikliğini bağlamından kopuk bir şekilde ele aldığını söyledi. “Medya, iklim değişikliğini felaketler ve korkutucu projeksiyonlar üzerinden ele alıyor ancak mücadelenin yollarına çok az yer veriyor.” diyen Yılmaz, medyanın bu yaklaşımının mücadeleyi zayıflattığını belirtti. Özellikle yerel medyada, devlet kurumlarının iklim politikalarının tutarsızlıklarını ele alan gazetecilik örneklerinin çok az olduğuna dikkat çekti.
Gençler üzerindeki etkileri değerlendiren Yılmaz, Polen Ekoloji Kolektifi olarak sosyal medya ve çeşitli etkinliklerle gençlerin ilgisini çekmeye çalıştıklarını belirtti. Yılmaz, “İklim değişikliğine karşı mücadele değil, bu değişikliğe yol açan kapitalist yönetimlere karşı mücadele vurgusu yapıyoruz. Bu, gençler için motive edici bir nokta.” dedi.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7840 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7275 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6750 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6359 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4998 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4895 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4726 kez okundu
1
Karaman’ın altın değerindeki hazinesi: Domalan mantarı
13638 kez okundu
2
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8862 kez okundu
3
Defalarca Yıkılan Hatay’da Binalar Alarm Veriyor
8309 kez okundu
4
Balık ağları müsilaj çekiyor: Marmara’nın balıkçıları zorda
6179 kez okundu
5
Uludağ milli park olmaktan çıktı Çevreciler ayakta!
4558 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.