Berfin Şahin
Özel sektörde çalışan öğretmenler, yeni eğitim-öğretim yılına güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücretler ve ağır çalışma şartlarıyla giriyor. Aylardır Ankara’da sürdürülen eylemler, basın açıklamaları ve açlık grevinin ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, işveren dernekleri ve ilgili kurumları aynı masada bir araya getirdi. Sendikanın en temel talebi ise 2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının yeniden yasal güvence altına alınması.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Kadın Genel Sekreteri Rabia Atbaş, yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde özel okullarda çalışan öğretmenlerin karşı karşıya olduğu tabloyu 9. Köy’e anlattı.
Atbaş’a göre sektörün kronik sorunları taban maaş güvencesinin bulunmaması, belirli süreli iş sözleşmeleri, uzun çalışma saatleri, karşılıksız fazla mesai, eksik sigorta uygulamaları ve sendikal örgütlenmenin önündeki fiili engeller etrafında şekilleniyor.
Sendika, mücadelesini üç temel başlıkta yürüttüğünü açıkladı: taban maaşın yeniden yasal güvence altına alınması, belirli süreli sözleşme uygulamasının sona erdirilerek belirsiz süreli sözleşmenin esas alınması ve eğitim emekçilerinin haklarını gözeten ayrı bir iş kolu düzenlemesinin hayata geçirilmesi.
Atbaş, aynı işi yapan öğretmenler arasında ücret farkının kabul edilemez boyutlara ulaştığını söyledi. “Bir öğretmenin alacağı ücretin kurumdan kuruma bu kadar değişmesi, aynı işi yapan öğretmenler arasında ciddi eşitsizlik yaratıyor” diyen Atbaş, eğitim gibi kamusal niteliği olan bir alanda öğretmenlerin asgari ücret seviyesinde ya da biraz üzerinde çalışmaya zorlanmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
Sektörün bugünkü durumunu anlamak için 2014’e uzanmak gerektiğini söyleyen Atbaş, o yıl taban maaş güvencesinin kaldırılmasının bir kırılma noktası olduğunu ifade etti. Pek çok öğretmenin asgari ücret düzeyinde ya da buna çok yakın ücretle çalıştığını belirten Atbaş, “O tarihten sonra ücretler hızla aşağı çekildi ve öğretmen emeği tamamen piyasa koşullarına terk edildi” dedi.
Resmî bordro ile fiilen ödenen ücret arasındaki fark, elden ödeme ve gerçek ücret üzerinden yatırılmayan sigorta primleri de sürmekte olan uygulamalar arasında. Atbaş, bu tabloyu şu sözlerle özetledi: “Bu uygulamalar öğretmenin yalnızca bugünkü gelirini değil, emekliliğini ve sosyal güvenlik haklarını da olumsuz etkiliyor.“
Belirli süreli sözleşmenin salt bir iş güvencesi meselesi olmadığını vurgulayan Atbaş, uygulamanın öğretmenin gündelik yaşamına, sınıf içi tavrına ve velilerle ilişkisine kadar sirayet ettiğini söyledi.
Sözleşmesinin yenilenip yenilenmeyeceğini bilmeyen öğretmenin çoğu zaman hakkını aramaktan çekindiğini belirten Atbaş, “Ücretini alamasa da, fazla mesaiye zorlansa da, psikolojik baskıya uğrasa da ses çıkarmamayı tercih edebilir. Çünkü bir sonraki yıl sözleşmesinin yenilenmeyeceğini bilir” diye konuştu.
Atbaş’a göre bu baskı, sınıftaki pedagojik karar süreçlerini de bozuyor. Öğretmenin, mesleki olarak doğru bulduğu kararlar yerine “veli memnuniyeti” kaygısıyla hareket etmek zorunda kaldığını söyleyen Atbaş, “Eğitimin öznesi olması gereken öğretmen, müşteri memnuniyeti anlayışının gölgesinde bırakılıyor” ifadelerini kullandı.
Sektörde kadın öğretmenlerin ayrı bir tabloyla karşı karşıya olduğunu belirten Atbaş, hamilelik döneminde işten ayrılmaya zorlanan, sözleşmesi yenilenmeyen ya da doğum izni gerekçesiyle baskıya maruz kalan öğretmen örnekleriyle karşılaştıklarını söyledi.
İletişim, organizasyon ve etkinlik planlaması gibi görünmeyen işlerin çoğu zaman “kadın işi” olarak kadın öğretmenlere yüklendiğini aktaran Atbaş, mobbingin de kadınlar açısından ayrı bir sorun oluşturduğunu belirtti. Güvencesiz koşullarda çalışan kadın öğretmenlerin bir de psikolojik baskıyla mücadele etmek zorunda kaldığını vurgulayan Atbaş, çalışma yaşamında toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak politikaların, ayrımcılığa karşı denetim mekanizmalarının ve sendikal örgütlenmenin güçlendirilmesinin önemine değindi.
Aylardır sürdürülen mücadelenin son dönemde diyalog aşamasına taşındığını aktaran Atbaş, Ankara’daki eylemler, basın açıklamaları, açlık grevi süreci ve ülkenin farklı illerindeki dayanışmanın sorunları yeniden kamuoyunun ve devlet kurumlarının gündemine taşıdığını söyledi.
Bu süreçte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın davetiyle kapsamlı bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmede işveren dernekleri, Millî Eğitim Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, SGK yetkilileri ve sendika bir araya geldi.
Atbaş, toplantının yapıcı bir atmosferde geçtiğini ve tarafların yeniden bir araya gelme konusunda mutabık kaldığını belirtti. İkinci toplantıda özellikle taban maaşın yeniden nasıl yasal güvence altına alınabileceği, sektördeki ücret adaletsizliklerinin nasıl giderilebileceği ve diğer yapısal sorunlar ele alınacak. Ancak Atbaş, diyalog sürecini önemli bulmakla birlikte kalıcı çözümün somut yasal düzenlemelerle mümkün olacağının altını çizdi.
Atbaş, yeni eğitim-öğretim yılına girerken iki senaryo çizdi. En kötü senaryonun mevcut güvencesiz çalışma düzeninin devam etmesi, düşük ücretlerin kalıcı hale gelmesi ve nitelikli öğretmenlerin sektörden uzaklaşması olduğunu belirten Atbaş, bunun yalnızca öğretmenlerin değil, öğrencilerin ve ülkenin de kaybı anlamına geleceğini söyledi.
En iyi senaryo ise sendikanın aylardır sürdürdüğü mücadelenin somut sonuçlara dönüşmesi. Taban maaşın yeniden yasal güvence altına alınması, belirsiz süreli iş sözleşmesinin esas hale gelmesi, denetimlerin etkinleştirilmesi ve öğretmen emeğinin hak ettiği değeri görmesi bu senaryonun başlıklarını oluşturuyor.
Atbaş sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Biz mücadelemizi hiçbir zaman yalnızca maaş meselesi olarak görmedik. Bu mücadele; öğretmenin mesleki onurunu, öğrencinin nitelikli eğitim hakkını ve kamusal eğitim anlayışını savunma mücadelesidir. Bu nedenle görüşme masasında da, sahada da aynı kararlılıkla çözüm üretilene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.“
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
10805 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8996 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8518 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7017 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6530 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5421 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5189 kez okundu
1
Emekli maaşında dönüm noktası, 2008 oldu!
31374 kez okundu
2
Şişli Feriköy’de 2. el gece pazarı
17762 kez okundu
3
“Altın Sarısı” Şemdinli tütünü, altınla yarışıyor
9306 kez okundu
4
Üniversite bitirmek için “garsonluk-bulaşıkçılık” yapan öğrenci öyküleri
5999 kez okundu
5
Çiftçi tarlasına ne ekeceğini e-devletten öğrenecek!
4896 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.