DOLAR 46,6339 0.12%
EURO 53,2170 0.28%
ALTIN
Ankara
25°

AÇIK

Çeteleşme artık bir dijital kimlik

Çeteleşme artık bir dijital kimlik

Türkiye’de suça sürüklenen çocuk sayısı da eğitimden uzaklaşan öğrenci sayısı da giderek artıyor. Çocuklar yaşadıkları yoksulluk nedeniyle okuldan kopuyor, çalışmak zorunda kalıyor. Gazeteci Sadık Güleç’e göre yeni nesil çeteler artık yalnızca sokakta değil; sosyal medya, oyun platformları ve dijital ağlar üzerinden örgütleniyor. Çocuk hakları savunucuları ise çözümün daha fazla ceza değil, çocukları suçla karşı karşıya bırakan koşulları değiştirmek olduğunu söylüyor.

ABONE OL
26 Haziran 2026 10:46
Çeteleşme artık bir dijital kimlik
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Feyza Çebi

Türkiye’de son yıllarda gençlik çeteleri, sosyal medyada yayılan şiddet görüntüleri ve çocuk yaşta suç ağlarına dahil olan gruplar daha çok görünür hale geldi. Özellikle oyun platformları ve kapalı dijital ağlar üzerinden örgütlenen gençlik grupları, çocuk suçluluğu tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 verilerine göre güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı yüzde 9,8 artarak 612 bin 651’e ulaştı. Bu çocukların 202 bin 785’i “suça sürüklenen çocuk” olarak işlem gördü.

TÜİK verilerine göre çocukların karıştığı suçların:

  • yüzde 40,4’ünü yaralama,
  • yüzde 16,6’sını hırsızlık,
  • yüzde 8,2’sini uyuşturucu kullanımı veya ticareti oluşturuyor.

15-17 yaş grubundaki çocukların iş gücüne katılım oranı yüzde 24,9’a yükseldi. Erkek çocuklarda bu oran yüzde 35,6’ya kadar çıktı.

UNICEF’in Türkiye raporlarına göre çocukların önemli bir bölümü çok boyutlu yoksulluk içinde yaşıyor. Derin Yoksulluk Ağı’nın saha çalışmalarına göre ise çocuklar özellikle büyük kentlerin yoksul mahallelerinde eğitimden kopma, yetersiz beslenme, güvencesiz çalışma ve sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya.

İSİG Meclisi’nin verilerine göre Türkiye’de son 12 yılda en az 742 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Çocuk işçiliği özellikle tekstil, sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinde yoğunlaşıyor. Son yıllarda yaygınlaşan MESEM sistemiyle birlikte okul ile işçilik arasındaki sınır giderek daha da belirsizleşiyor.

TBMM’de 2025 Kasım ayında kurulan “Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu”nda paylaşılan “Çocuk Hükümlü/Tutuklu Profili Araştırması” da benzer bir tablo ortaya koydu.

Araştırmaya göre:

  • suça sürüklenen çocukların yüzde 51’i okulu bırakmış çocuklardan oluşuyor,
  • yüzde 87,1’i daha önce çalıştı,
  • yüzde 83,4’ü sigara kullanıyor,
  • ailede suç işleyen biri varsa çocuğun suça sürüklenme oranı yüzde 43’e çıktı,
  • çevrede suç ilişkileri varsa bu oran yüzde 60’ın üzerine yükseldi.

Adalet Bakanlığı verilerine göre çocuk cezaevlerinde bulunan tutuklu sayısı son yıllarda artış gösterirken, çocuk hakları örgütleri özellikle bu orandaki artışa dikkat çekti.

Meclis komisyonu ne yaptı?

TBMM Genel Kurulu’nda 2025 Kasım ayında kurulan “Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu”, çocukların suça sürüklenmesine neden olan sosyal, ekonomik ve dijital faktörleri araştırmak amacıyla çalışmalar yürütmeye başladı.

Komisyon bugüne kadar akademisyenleri, hukukçuları, çocuk hakları örgütlerini ve baroları dinledi.

“Çeteler yoksul mahallelerden çıkıyor”

Gazeteci ve “Yeni Nesil Çeteler” kitabının yazarı Sadık Güleç, ortaya çıkan yapıların klasik mafya örgütlenmelerinden farklı olduğunu söyledi: Güleç 9’uncu Köy’e şu değerlendirmeleri yaptı:

Geleneksel mafya dediğimiz yapılar devletle kurdukları ilişkiye göre güçlenirdi. Faaliyet alanları belliydi. Daha küçük, daha kapalı yapılardı. Ama ben 2020’lerin başında bambaşka bir şeyle karşılaştım. Türkiye’nin yoksul mahallelerinde 16-25 yaş arasındaki gençlerin yoğun şekilde çeteleştiğini gördüm. Bu kendiliğinden gelişen bir hareketlenmeydi.

Bu çocukları çetelere iten temel duygu “geleceksizlik” olduğunu ileri süren Güleç, “İnsan 16-17 yaşında bir şey olmak ister. Kendini göstermek ister. Akranları arasında kabul görmek ister. Ama bu çocukların artık gerçekleşebilir hayalleri yok. Benim gençliğimde bir torna atölyesi açmak gerçekçi bir hayaldi. Bugünün çocuklarının böyle hayalleri yok” şeklinde konuştu.

“Çocuklar sadece para değil kazanmıyorlar statü kazanıyorlar”

Güleç, geçmişte yoksul mahallelerdeki gençlerin kendilerini başka kolektif alanlarda ifade ettiğini bugün o koşulların olmadığı şu sözlerle ifade etti:

70’lerde, 80’lerde Türkiye’nin yoksul mahallelerinden gençler siyasi örgütlere dalgalar halinde katıldılar. Çünkü oralarda başka bir mücadele biçimi vardı ve kendilerini orada ifade ediyorlardı. Ama bugün o alanlar yok. O milyonlarca gençlik kitlesi şimdi çeteleşiyor. Bu çocuklar sadece para kazanmıyor. Aynı zamanda görünür oluyorlar, statü kazanıyorlar, kendilerine bir kimlik kuruyorlar. Çeteleşme artık dijital bir kimlik.

Sosyal medyanın yalnızca görünürlük değil, aynı zamanda örgütlenme alanı yaratığını söyleyen Yazar Sadık Güleç, “Hakkâri’deki bir çocuk İstanbul’daki bir çeteyle bağlantı kurabiliyor” dedi.

Oyunların içindeki mesajlaşma sistemlerinin haberleşme ağını oluşturduğunu belirten Güleç, “Lüks araçlar, silahlar, sert erkek imgesi… Bunlar gençler için bir öykünme yaratıyor. Mahalle abisinden çok influencer gibiler. Çocuklar o masada oturmak istiyor. O hayatın içinde görünmek istiyor” dedi.

Güleç’e göre bugün çocuklar sosyal medya üzerinden yalnızca görünür olmuyor; suç ekonomisinin içine de daha hızlı giriyor. Silaha ulaşamayacak bir çocuğun parasıyla istediği silaha eriştiğini kitabında da anlatan Güleç, bazı platformlarda açık biçimde “suç pazarlığı”, “suç-eylem fiyat tarifesi” olduğunu, bilinenin görünenin buzdağının dışarda kalanı yanı sayılabileceğini aktardı.

“Doğa boşluk sevmez, o boşluğu çeteler doldurur”

Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Cemile Didem Karaboğa ise çocuk suçluluğunun yalnızca “ceza” ekseninde tartışılmasının çok tehlikeli olduğunu düşünüyor.

9.Köy’e konuşan Avukat Didem Karaboğa, “Bu tartışmaların büyük ölçüde toplumdaki öfkeyi sönümlendirmek için gündeme getirildiğini düşünüyorum. Çünkü çocukların yetişkin gibi yargılanması, cezaların artırılması gibi tartışmaların bilimsel hiçbir karşılığı yok” dedi.

Karaboğa, çocuk ceza adalet sisteminin mantığının yetişkin ceza sisteminden tamamen farklı olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Çocuk ceza adaletinin amacı çocuğu cezalandırmak değildir. Amaç suç tekrarını önlemek ve çocuğun topluma yeniden bütünleşmesini sağlamaktır. Ceza değil, önleme esastır. Bu çocuklar ilk sinyalleri okuldan kaçma, evden kaçma, basit yaralama gibi durumlarla veriyor. Ama etkili takip mekanizmaları olmadığı için sistem çocukları kaybediyor.

Özellikle okul sosyal hizmeti sisteminin eksikliğine dikkat çeken Karaboğa, “500 çocuğa bir rehber öğretmenin düştüğü bir sistemden bahsediyoruz. Okul sosyal hizmeti yok, mekanizmalar tam işlemiyor” dedi. Çocuk cezaevlerinin çeteleşmeyi besleyen yerlere dönüştüğünü vurgulayan Karaboğa, “Tutuklu yargılanan çocuklar cezaevinde kalıyor. Yargılama uzadığı için çocuk 18 yaşını geçince yetişkin cezaevine gönderiliyor” dedi.

“Daha fazla ceza sorunu çözmüyor”

FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nden Ezgi Koman ise toplumdaki “daha fazla ceza” talebinin çocuk hakları perspektifinden uzak olduğunu düşünerek şu ifadeleri kullandı: “İnsanların aklına ilk gelen şey de daha fazla cezalandırma oluyor. Ama araştırmalar gösteriyor ki daha fazla ceza bu sorunu çözmüyor. Çocuk hakları yaklaşımı bize şunu söylüyor: Kök sebepleri çözmeden hiçbir şeyi çözemezsiniz Sokakta şiddet devam ederken çocuğun dijital alana erişimini kısıtlamanın gerçek bir karşılığı olmuyor

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP