DOLAR 46,3104 0.02%
EURO 53,7202 0.01%
ALTIN
Ankara
24°

AÇIK

“Anne eli” mi, CEO zihniyeti mi? Ev mutfaklarındaki profesyonel dönüşüm
  • 9.Köy
  • Genel
  • “Anne eli” mi, CEO zihniyeti mi? Ev mutfaklarındaki profesyonel dönüşüm

“Anne eli” mi, CEO zihniyeti mi? Ev mutfaklarındaki profesyonel dönüşüm

Ev mutfaklarında başlayan küçük girişimler, dijital ekonomiyle birlikte profesyonel markalara dönüşüyor. Kadın girişimciler, üretimden lojistiğe kadar her aşamada kendi iş modellerini kuruyor.

ABONE OL
15 Haziran 2026 10:30
“Anne eli” mi, CEO zihniyeti mi? Ev mutfaklarındaki profesyonel dönüşüm
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Berfin Şengil

Evlerde küçük bir mutfakta bir fırın ve mikserle başlayan yolculuklar, bazı ev hanımlarının emeğiyle dijital ekonominin vazgeçilmezlerinden biri hâline gelebiliyor. Mutfak tezgâhları artık sadece akşam yemeğinin hazırlandığı alanlar değil; dijital ekonominin yükselen mikro girişim merkezleri.

Kurumsal iş hayatını bırakan niş mutfak sahiplerinden gelenekseli modernize edenlere kadar kadınlar; sadece lezzeti değil, lojistik ve maliyet yönetimini de markalaştırıyor. Girişimcilik öykülerini 9. Köy’e anlatan kadınlar, mutfakta sürdürülebilir bir iş modeli inşa etmenin ipuçlarından bahsetti.

“Mutfak, hem ofisim hem de ekonomik özgürlüğüm”

42 yaşındaki Leyla Akar, ikiz kızları için hazırladığı Boşnak böreği ve baklavaların çevresinde yarattığı hayranlıkla yola çıktığından anlattı. Yaklaşık iki yıldır özel etkinlikler için butik üretim yapan Akar, ilk siparişini aldığındaki duygularını şöyle tarif etti: “Bu sadece maddi kazanç değildi; yıllardır ‘anne’ ve ‘eş’ kimliklerimin arkasında kalan ‘üreten kadın’ kimliğimin yeniden canlanmasıydı.”

Evin mahremiyeti ile iş disiplini arasındaki çizgiyi korumanın zorluğuna değinen Akar, “Ürünlerin taze ulaşması başlı başına bir mesai. Ama çocuklarımın eğitim masraflarına katkı sağlamak beni bu işe bağlıyor. Mutfak, hem ofisim hem de ekonomik özgürlüğüm” dedi.

İşin lojistik boyutunu ise deneyerek öğrendiğini belirten Akar, “Böreğin çıtır kalması için hangi paketin nefes aldığını, şerbetli tatlıların sızdırmaz kaplarını araştırarak buldum. Geleneksel tarifleri modern lojistikle birleştirmeyi bu süreçte öğrendim” ifadelerini kullandı.

Akar, “Soğuk zincir paketleme videoları izlerken masa başında uyuyakaldığım oldu. Şimdi hangi kurye firması daha titiz, hangi ambalaj ürünü taze tutar biliyorum” diyerek kendi gelişim yolculuğundan notlar paylaştı.

Sosyal medya bir “portfolyo”

Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu ve eski reklamcı olan 34 yaşındaki Selin Yılmaz ise mutfak tezgâhını bir tuval gibi kullandığını belirtti. Üç yıldır kişiye özel “yenilebilir sanat eserleri” üreten Yılmaz, “Eskiden piksel piksel tasarım yapardım. Şimdi üç boyutlu pasta heykelleri yontuyorum” dedi.

Satışlarının tamamını sosyal medyadan gerçekleştiren Yılmaz, bu platformu bir “portfolyo” olarak gördüğünü aktardı. Profesyonelliğin mutfaktaki karşılığını ise şu sözlerle özetledi:

Sadece pasta fotoğrafı çekmek yetmiyor; ışığın açısını, Reels videolarının ritmini ve doğru etiket stratejilerini birer pazarlama uzmanı gibi çalışmak şart. Google’ın dijital atölyelerine katılıp rakip analizleri yaptım. Mutfağımda kendi ajansımın kreatif direktörüyüm.”

Yılmaz, butik ruhu korumak için klasik bir dükkân yerine tasarım odaklı bir yapı kurmayı hedeflediğini de sözlerine ekledi.

“Fırının yıpranma payını bile hesaplıyorum”

Eski bir yönetici asistanı olan 39 yaşındaki Melis Erdem, oğlunun süt alerjisi ve kendi gluten hassasiyeti sonrası piyasada güvenilir ürün bulamayınca mutfağa girdiğini kaydetti. Glutensiz ve vegan atıştırmalıklarla “şifalı bir mutfak” yöneten Erdem, “İlk siparişi aldığımda ‘Birilerine gerçekten derman oluyor’ diye düşündüm. Kurumsal hayattaki yararlılık duygusundan çok daha derindi” dedi.

Erdem, mutfak yönetiminin askeri bir disiplin ve sıkı bir finans bilgisi gerektirdiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Eskiden başkasının bütçesini yönetirdim, şimdi kuruşu kuruşuna kendi maliyetimi hesaplıyorum. Excel tablolarım var; kullandığım suyun, elektriğin, fırının yıpranma payının bile fiyatlara nasıl yansıyacağını hesaplıyorum. Dijital ekonomi bana mutfaktaki mikser kadar hesap makinesinin de hayati olduğunu öğretti.

Çapraz bulaşma riskine karşı sterilize edilmiş, malzemelerin etiketli ve düzenli olduğu “temiz” bir mutfakta çalıştığından da bahseden Erdem, sosyal medyanın siparişleri için çok önemli bir paya sahip olduğunu belirtti.

Profilimde yalnızca ürün paylaşmıyorum; etiket okuma, alerjiyle yaşam gibi konularda bilgiler veriyorum” diyen Erdem, bu sayede müşterileriyle güven köprüsü kurduğunu paylaştı. Ev butiğini ise samimiyeti ve kalite kontrolünü korumak için önemli bulduğunu vurguladı.

Melis Erdem’in düzenli müşterisi Serpil A. ise bu girişimin tüketici tarafındaki karşılığını şu sözlerle özetledi: “Kızım yıllar sonra ilk kez güvenle pasta yedi. Üretim aşamasının şeffaf paylaşılması içimizi ferahlatıyor. Bu tarz ihtiyaca özel üretimlerin artmasını temenni ediyorum.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP