Rengin Uçkan
Türkiye’deki milyonlarca mülteci ülkede herkesi etkileyen ekonomik krizin etkisiyle derinleşen kent yoksulluğunun gölgesinde hayat mücadelesi veriyor.
Geçici koruma altındaki Suriyelilerin büyük bir kısmı özellikle mevsimlik tarım işçiliği, inşaat işçiliği, tekstil işçiliği ve geri dönüşüm işçiliği gibi alanlarda kayıt dışı çalışıyor. Kayıt dışı çalışmanın yanında uzun çalışma saatleri, emeğin karşılığı olmayacak kadar düşük ücret ve sosyal güvencenin olmayışı gibi dezavantajlar da emeklerinin gerçeği halinde.
Kayıt dışı çalışma sadece mültecileri değil, benzer sektörlerde çalışan yoksul kesimleri de etkiliyor. Emek piyasasındaki kırılganlık; ucuz iş gücü ve kayıt dışı çalışmayla artıyor ve kendini yoksul mahallelerde daha belirgin şekilde gösteriyor.
Bunun ağır sonuçları olarak ise temel ihtiyaçlara erişim sorunu, kira krizleri, çocukların eğitimden koparılıp çalıştırılması gibi sorunlar ortaya çıkıyor.
Bu konuda yapılan saha araştırmaları mültecilerin büyük bir kısmının temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla çocuklarını çalıştırmak zorunda kaldıklarını gösteriyor. Kadınların ise büyük bir kısmının ev içi görünmeyen emek, bakım işleri ve kayıt dışı işlerde çalıştıkları görülüyor. Bu kırılgan durum, pandemi ve ekonomik krizin ardından daha da derinleşmiş durumda.
Reyhan Derneği Proje ve Saha Sorumlusu Mehmet Ali Konak, alanda 10 yılı aşkın deneyimine dayanarak şunları dile getiriyor:
“Büyük bir mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan Mardin’de sahada çalışan herkes aynı gerçeği görüyor ama çok az kişi açıkça konuşuyor: Kayıt dışı mülteci emeği, kentin yoksulluğunu hem taşıyan hem de derinleştiren bir unsur hâline gelmiş durumda. Bugün birçok küçük işletme, atölye ve gündelik iş bu emek üzerinden dönüyor. İnsanlar düşük ücretle, güvencesiz ve çoğu zaman alternatifi olmadığı için çalışıyor. Bu durum sadece mültecileri değil, yerel halkı da etkiliyor. Ücretler genel olarak aşağı çekiliyor, iş güvencesi zayıflıyor ve yoksulluk giderek daha geniş bir kesime yayılıyor.“
Konak, sahada en çok karşılaştıkları şeyin insanların çalışmasına rağmen yoksulluktan çıkamaması olarak göstererek, “Çünkü kayıt dışı çalışma, bir geçim yolu sunarken aynı zamanda bir çıkmaz yaratıyor. Ne sosyal güvence var ne de uzun vadeli bir ilerleme imkânı. Bu da yoksulluğu geçici değil, kalıcı hâle getiriyor” diyor.
Konak, son yıllarda uluslararası kurumların sahadaki varlığının azalmasıyla birlikte bu tablonun daha da belirginleştiğini belirterek şunları söylüyor: “Eskiden en azından yönlendirme, destek ve takip mekanizmaları vardı. Şimdi ise birçok kişi tamamen kendi imkânlarıyla ayakta kalmaya çalışıyor.“
Konak, çözüm yollarını ise şöyle sıralıyor: “Bu noktada çözüm ararken sahadaki gerçeği kabul etmek gerekiyor. Kayıt dışı emek bir anda ortadan kalkmaz. Ama bu alan iyileştirilebilir. İşverenin üzerindeki maliyet yükü azaltılmadan kayıtlı istihdam beklemek gerçekçi değil. Teşvikler artırılmalı ve erişilebilir olmalı. Mesleki eğitimler, sadece sertifika vermek için değil, gerçekten iş bulan alanlara yönelik planlanmalı.”
Yerel halk ve mültecileri karşı karşıya getiren değil, birlikte üretime dâhil eden modeller kurulması gerektiğini de söyleyen konak, “En önemlisi, sahadaki durum düzenli olarak izlenmeli; veri olmadan doğru müdahale üretmek mümkün değil” diyor.
Konak sözlerini şöyle sürdürüyor: “Kentte mesele sadece istihdam değil. Mesele, insanların çalıştığı hâlde yoksul kalması. Eğer bu döngü kırılmazsa, sosyal uyumdan bahsetmek de giderek zorlaşacak. Gerçek şu: Bu emek zaten bu kentin bir parçası. Görmezden gelmek yerine, daha adil ve daha sürdürülebilir hâle getirmek gerekiyor.”
Suriye krizinin başlangıcından bu yana birçok sivil toplum kuruluşu sahada insani yardım faaliyetleri yürütüyor. Ancak insani yardımlar bu yapısal eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasında her zaman yeterli olmuyor. Uzmanlar, çözümün insani yardımlarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtiyor.
Bunun yanında uzmanlara göre çalışma izni almanın kolaylaştırılması, iş yeri denetimlerinin artırılması ve koruma mekanizmalarının geliştirilmesi gerekiyor. Çünkü kayıt dışı mülteci emeği yalnızca bir göç meselesi olarak görülmemeli; bu sorunun kentlerde büyüyen yoksulluğun da en önemli nedenlerinden biri olduğu unutulmamalı.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8709 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8382 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6935 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6474 kez okundu
5
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
5464 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5233 kez okundu
7
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5069 kez okundu
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8709 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8382 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6935 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6474 kez okundu
5
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
5464 kez okundu