İsmail Sarp Aykurt
Türkiye’de yoksulluk, eğitime erişim sorunları ve güvencesiz çalışma, çocuk ve genç işçiliğini yaygınlaştırıyor. MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) öğrencileri yoğun mesai nedeniyle okula çok sınırlı zaman ayırabiliyor, buna karşın ağır koşullarda düşük ücretle çalışmak zorunda kalıyor. Elektrik atölyesinde çalışan 16 yaşındaki Emre A., “Çok erken girdik çalışma hayatına. Gelecek zaten yok, en azından bir meslek öğrenelim dedik” sözleriyle duygularını anlatıyor.
Uzmanlar ise çocuk işçiliğinin bir istismar biçimi olduğuna dikkat çekiyor. 9. Köy Haber Merkezi, çocuk işçilerin sorunlarını araştırdı.Elektrik atölyesinde çalışan 16 yaşındaki MESEM öğrencisi Emre A., haftanın dört günü iş yerinde, yalnızca bir günü okulda geçiriyor. Sisteme bir yandan okuyup bir yandan meslek öğrenmek umuduyla başladığını anlatan Emre, zamanla ağır iş koşulları ve yetersiz maaşla hayal kırıklığı yaşadığını söylüyor: “Buradan alacağımız para ile ev masrafları hafifler diyordum ama çok yorucu. Çok erken girdik çalışma hayatına. Bizde eğitim diye bir şey yok aslında. Haftanın bir günü okula geliyoruz sadece. İşçi sayılırız ama onların maaşının üçte birini bile alamıyoruz.”
Okullar tatile girdiğinde çalışmaya devam eden Emre için ara tatil ve yaz tatili de yok. “Ara tatilde, yaz tatilinde iş varsa çalışıyoruz, yoksa bekliyoruz. Yazları devlet desteği yok. İşveren ne verirse onu alıyoruz” diyor.
3 kardeşi olan Emre, ailesi zorlamamasına karşın, kendi ayakları üzerinde durabilmek, para kazanabilmek için MESEM’e girmiş. Üniversite okunsa da gelecek konusunda artık emin olunamadığının altını çizen Emre A., “Gelecek nerede var ki?” sorusunu yöneltiyor ve ekliyor: “Herkesin işsizlikle boğuştuğu bir ortamda, en azından altın bileziğimizi takalım dedik bileğimize.”
Çalışma koşullarının riskler barındırdığını belirten Emre A., buna karşın aylık 6 bin 600 lira maaş aldığından yakınıyor. Kendisinin şimdiye kadar bir iş kazası yaşamadığını, ancak arkadaşlarının yaşadıklarına tanıklık ettiğini belirtiliyor:
“Bir arkadaşımın eli güç kaynağına sıkıştı. Bir diğerinin elinde akü patladı. Bir başkasının da başı yarıldı. Genelde riskli yerlere sokmuyorlar ama elektrik işi zaten başlı başına tehlikeli. Dikkat etmezsek her an bir şey olabilir.”

DHAKA, BANGLADESH – MARCH 26, 2016: Child laborer is working inside a ship building yard. Here, workers including child labors work in unsafe, risky and hazardous condition without any precaution. ; Shutterstock ID 539935627; Purchase Order: –
Adana Çocuk ve Kadın Hakları Derneği Başkanı Çiğdem Akça, çocuk işçiliğini “Bir çocuk istismarı şeklidir” sözleriyle tanımlıyor.9. Köy’ün sorularını yanıtlayan Akça, erken yaşta iş hayatına katılmanın çocuğun, kendine olan güvenini ve saygısını azaltıp oyun hakkını elinden aldığına dikkat çekiyor. Akça, “Çalışmak zorunda bırakılan çocuğun şiddet ve istismara maruz kalma riski artar, büyüme çağındaki çocuk hem fiziki hem psikolojik açıdan yıpranır, eğitimi engellenmiş olur ve çocuğun donanımlı bir birey olma hakkı elinden alınır” görüşünü dile getiriyor.
“Çukurova’da çocuk işçiliğinin en ağır biçimlerinden biri olan gezici mevsimlik tarım işçiliği oldukça yaygındır” diyen Akça, çalışma koşullarını ise şöyle anlatıyor: “Senenin yaklaşık 6 ayı göç yolunda olan aileler güvensiz şekilde seyahat ediyor, ağır iş koşullarında çalışıyor. Çalışmayan çocuklar ise günün 12 saati ebeveynsiz bir şekilde çadır alanlarında kalıyor. Eğitim döneminde göç yolunda olan çocuklar hem eğitimden uzak kalıyor hem de sağlık, güvenlik, sosyal faaliyetler ve insani yaşam standartlarına erişemiyor. Genelde, eğitimsiz kalan çocuk, yetişkinliğe geçişi ile birlikte bildiği tek iş olan mevsimlik tarım işine devam ediyor”
Bu nöbetleşe yoksulluk döngüsünün aileden çocuğa, kuşaktankuşağa devam ettiğin belirten Akça, bu durumun sadece yoksullukla açıklanamayacağını ifade ediyor. Toplumdaki birçok kültürel kodun çocuk işçiliğinin artışının yanı sıra, kabul görmesine de sebep olduğunun altını çizen Akça, “‘Biz de çalıştık, ne olacak’ cümlesi ile sıkça karşılaşıyoruz. Sanayide, bakkalda, berberde yaşı ne kadar ufak olursa olsun, karşılaştığımız çırakları yadırgamıyoruz. Bu bakış açısı, çocuk emeğini sıradanlaştırıyor ve maalesef normalleştiriyor” diyor.
“Çocukların her türlü ihmal, istismar ve sömürüye karşı korunması için çocuk işçiliğiyle mücadele edilmelidir” diyen Akça, bu konuda devletin sorumluluk alması gerektiği görüşünde: “Devlet bu toplumsal soruna göz yummakta, toplum görmezden gelmekte, polis müdahale etmemekte, aileler ise çocuklarına acımamaktadır. Çocuklar kimsesiz ve çaresiz bir şekilde sömürülmekte ve ezilmektedir. Bu çocuklara hepimizin çocuğu olarak bakmalı korumalı ve kollamalıyız. Gerekirse ailelerine ve onları çalıştıranlara en ağır caydırıcı cezaları uygulamalıyız.“
1
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6374 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6366 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6124 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4851 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4485 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4465 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4408 kez okundu
1
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6374 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6366 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6124 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4851 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4485 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.