Özgecan Siyez
Kuaför, berber, kafe, restoran ve market gibi küçük işletmelerde ticari amaçla umuma açık müzik yayını yapmak, yasal olarak telif ödemeyi zorunlu kılıyor. İşletme sahiplerinin sıkça başvurduğu kişisel Spotify, YouTube Music veya radyo abonelikleri ise dükkânda ticari müzik çalma hakkı sağlamıyor. Bu durum, özellikle küçük esnaf açısından maliyet, denetim ve hukuki süreçlere ilişkin soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Telif uygulamaları, bir yandan sanatçıların emeğinin korunmasını amaçlarken diğer yandan artan maliyetlerle mücadele eden küçük esnafın tepkisini çekiyor. Tartışmanın odağında ise aynı soru yer alıyor: Sanatçının hakkını koruyan, ancak küçük işletmeleri de zorlamayan bir sistem kurulabilir mi?
Türkiye’de işletmelerin yasal olarak müzik yayını yapabilmesi için MESAM, MSG, MÜ-YAP ve MÜYORBİR gibi meslek birliklerinden lisans alması gerekiyor. Bu kurumlar işletmelerden, faaliyet alanı ve işletmenin büyüklüğüne göre değişen telif bedelleri talep ediyor. Sektör temsilcilerine göre bazı işletmeler için bu maliyet yıllık ortalama 6 bin TL seviyesinden başlayabiliyor. Sektör temsilcilerine göre bazı küçük işletmelerde lisans bedelleri yıllık birkaç bin liradan başlıyor. Lisanssız yayın tespit edilmesi halinde ise ihtar süreçleri işletilebiliyor, lisans bedelinin katları oranında tazminat talep edilebiliyor ve hukuki yaptırımlar gündeme gelebiliyor. Alternatif olarak bazı işletmeler, ticari kullanıma uygun lisanslı müzik platformlarına yöneliyor. Bu sistemlerde telif bedelleri abonelik ücretine dahil edildiği için ayrıca lisans işlemi yapılmasına gerek kalmıyor.
İzmir’de orta ölçekli bir kuaför salonu işleten bir esnaf, geçmişte müşterilerine müzik dinletmek için Spotify listeleri kullandığını ancak son dönemde telif denetimlerine ilişkin haberlerin ardından tereddüt yaşamaya başladığını anlatıyor.
Premium üyelik için ödeme yaptığı halde ayrıca lisans gerekip gerekmediğinden emin olmadığını belirten işletmeci, sürecin daha açık anlatılması gerektiğini düşünüyor.
Bir mahalle kafesi işletmecisi ise müziğin müşteri deneyiminin ayrılmaz parçası olduğunu söylüyor: “Elektrik, kira, personel derken her kalem önemli. Ama bir yandan müziksiz bir kafe de düşünülemiyor.“
Aile işletmesi bir restoranın sahibi de sanatçıların emeğine karşı olmadığını ancak hangi yayınların telife tabi olduğu konusunda ciddi bir bilgi eksikliği bulunduğunu belirtiyor: “Kurallar net anlatılırsa insanlar ona göre hareket eder. Sorun çoğu zaman ücretin kendisinden çok belirsizlik.”
Telif hukuku alanında çalışan Avukat Sertel Şıracı’ya göre işletmelerde müzik yayını konusunda en sık karşılaşılan yanlışlardan biri, bireysel aboneliklerin ticari kullanım hakkı sağladığının düşünülmesi.
Şıracı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre müşterilere açık işletmelerde yapılan müzik yayınlarının “umuma iletim” kapsamında değerlendirildiğini hatırlatıyor. Bu nedenle evde kullanılan Spotify, YouTube Music veya Apple Music abonelikleri, çoğu durumda işletmeler için yeterli sayılmıyor.
Şıracı’ya göre işletmenin büyüklüğü, faaliyet alanı ve müziğin ticari faaliyet içindeki yeri lisans süreçlerinde belirleyici oluyor. Ancak uygulamada ciddi bir bilgilendirme eksikliği bulunduğunu belirten Şıracı, telif sisteminin daha sade anlatılması gerektiğini vurguluyor.
Müzisyen, söz yazarı ve MÜYORBİR ( Müzik Yorumcuları Mesleği Birliği) Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Şeşen’e göre, müzik sektöründeki dijitalleşmeye rağmen yorumcuların ve müzisyenlerin hakları yeterince korunmuyor. Bunun temel nedenlerinden biri ise karşı tarafta büyük sermaye grupları, oteller, radyo ve televizyon kuruluşları gibi güçlü aktörlerin bulunması. Türkiye’de izinsiz eser kullanımının yeterince ciddiye alınmadığını savunan Şeşen, bunu “emek hırsızlığı” olarak nitelendiriyor: “Baklava çalmanın hapis cezası var ama eser çalmanın cezası yok. Bunun için gerçekten de ilkokuldan itibaren telif bilincinin küçük yaştaki çocuklara aşılanması gerekiyor.”
Telif ücretlerinin her yıl belirli kriterlere göre açıklandığını söyleyen Şeşen, “Bu tarifelerde işletmelerin hangi coğrafi bölgede oldukları, müziğin ana unsur mu yan unsur mu olduğu, kaç metrekare olduğu gibi unsurlar göz önünde bulundurulur. Bunun için de bir kuaförün ödeyeceği lisanslama bedeli ile bir diskonun ödeyeceği ücret aynı olmaz” diyor.
Şeşen, müzikli işletmelerin, işyeri ruhsatı almak için yerine getirmesi gereken koşulları arasına, müzik meslek birliklerinden izin alınmasının da yer alması gerektiğini savunuyor. Şeşen, Türkiye’deki meslek birliklerinin işleyişine ilişkin özellikle müzik alanındaki birliklerin telif toplama ve dağıtma konusunda önemli bir işlev gördüğünü düşünüyor:
“27 tane meslek birliği içerisinde en başarılı olup lisanslama yapan, telif toplayan ve bunu üyelerine dağıtan sadece müzik meslek birlikleri. Bu yüzden kendimizi başarılı görüyorum. Bizler uluslararası örgütlere de üyeyiz. ‘Kültürel Çeşitliliğin Korunması ve Geliştirilmesi’ sözleşmesinde de Türkiye olarak imzamız var. Bunun içinde sanatçının hakkını koruyan uluslararası telif yasalarına aykırı davranmamız düşünülemez.”
Şarkıcı, söz yazarı ve besteci Ege, şarkılarının kuaförlerde, kafelerde ya da restoranlarda çaldığını fark ettiğinde ilk hissinin mutluluk olduğunu söylüyor. Ancak konu telife geldiğinde, sanatçının üretmeye devam edebilmesi için sistemin işlemesinin şart olduğunu vurguluyor.
“Telifin işlediği ülkelerde restoranlar, kafeler ve barlardan telif alınıyor. Olması gereken de bu” diyen Ege’ye göre, dijitalleşmeyle birlikte CD, kaset ve plak satışlarının neredeyse tamamen bitmesi, besteci ve söz yazarlarının gelir kaynaklarını ciddi biçimde daralttı. Bu nedenle telif, sanatçının hayatta kalabilmesi ve üretimini sürdürebilmesi açısından temel kaynaklardan biri haline geldi.
Ancak Ege, küçük işletmelerin yaşadığı ekonomik sıkışmışlığın da hesaba katılması gerektiğini düşünüyor. Ona göre mesele, esnafı zorlayacak yüksek bedeller değil; daha sembolik ve sürdürülebilir bir katkı modeli olmalı: “Bu esnafı zor duruma düşürecek, yaşamsal kaynağını baltalayacak bir rakam olmamalı. Sembolik de olsa bunun olması gerektiğine inanıyorum.”
Kuaförlerde ya da küçük işletmelerde müzik ekranlarının kapatılmasını da doğru bulmadığını söyleyen sanatçı, müziğin hayatın doğal bir parçası olduğunu hatırlatıyor.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8859 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8442 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6966 kez okundu
4
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
6564 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6494 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5353 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5132 kez okundu
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8859 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8442 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6966 kez okundu
4
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
6564 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6494 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.