Özlem Şaylık
Son yıllarda artan ekonomik belirsizlikler, seçim süreçleri ve toplumsal gerilimler, bireylerin ruh sağlığı üzerinde yeni bir baskı alanı oluşturuyor.
“Politik depresyon” olarak adlandırılan bu durum, siyasi ve toplumsal gündeme yoğun maruz kalmayla birlikte gelişen kaygı, umutsuzluk ve tükenmişlik hissi olarak tanımlanıyor.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Hakan Türkçapar, politik depresyonun büyük ölçekli toplumsal ve siyasi olaylar karşısında ortaya çıkan, çaresizlik, anlamsızlık ve kronik üzüntüyle karakterize bir psikolojik tablo olduğunu belirtiyor. Türkçapar, bu durumun klinik depresyonla birebir örtüşmediğini ancak bazı benzer belirtiler taşıdığını ifade ediyor.
Bu tabloya sahip bireylerde sabah haberleri takip etme isteği ancak ardından yoğun bunalmışlık hissi, günlük işlere odaklanmada güçlük, sosyal çevreden geri çekilme, “ne fark eder ki” düşüncesi ve geleceğe dair hayal kuramama gibi belirtilerin görülebildiği aktarılıyor.
Türkçapar, insan beyninin tehdit algısına karşı güçlü bir savunma mekanizmasına sahip olduğunu ancak dijital ortamda sunulan haber ve görüntülerle gerçek fiziksel tehlike arasında ayrım yapamadığını dile getiriyor. Sosyal medya ve haber akışı üzerinden savaş, afet ve kriz görüntülerine sürekli maruz kalmanın, beynin alarm sistemini sürekli aktif tuttuğu belirtiliyor.
Politik depresyonu zayıflık değil; dünyanın gerçekliğiyle bağlı olmanın bedeli olarak nitelendiren Türkçapar şunları kaydediyor:
“Ama bu bedelin faturasını yalnızca bireysel psikolojiye kesmek de yanlış. Toplumların bilgi ortamını nasıl düzenlediği, siyasi kültürün ne kadar kronik tehdit söylemi ürettiği, kurumların ne kadar güven verdiği; bunların hepsi bu tablonun büyüklüğünü belirler. Bireysel düzeyde yapabileceklerimiz sınırlıdır ama sıfır değildir. Beynimizin alarm sistemini bilinçli olarak yönetmek, eylem alanımızı küçük tutarak da olsa aktif kalmak ve umudu bir duygu değil bir pratik olarak sürdürmek hem kendimiz hem de çevremiz için yapabileceğimiz en gerçekçi şey olur.”
Algoritmaların öfke ve korku uyandıran içerikleri öne çıkarmasının da bu süreci beslediği ifade edilirken, bunun bireylerde güvenlik duygusunu zayıflattığı ve geleceğe yönelik umudu azalttığı ifade ediliyor.
Vefa Çınar kendisinde de benzer bir durum gözlemlediğini belirterek, “Son dönemde haberleri takip ettikten sonra ciddi bir yorgunluk ve isteksizlik hissediyorum. Sanki sürekli bir şeyler kötüye gidiyormuş gibi bir algı oluşuyor ve bu durum gündelik hayatımı da etkiliyor” ifadelerini kullanıyor.
Uzmanlar politik depresyonu yalnızca bireysel bir durum olarak değil, toplumsal bilgi akışı, siyasi söylem ve kurumlara duyulan güvenle de ilişkili bir olgu olarak değerlendiriyor. Bireysel düzeyde ise haber maruziyetini sınırlamak, küçük eylem alanlarını aktif tutmak ve umudu bir “pratik” olarak sürdürmek öneriliyor.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8301 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8228 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6867 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6431 kez okundu
5
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5073 kez okundu
6
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5042 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4859 kez okundu
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8301 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8228 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6867 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6431 kez okundu
5
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5073 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.