Beyza Bedir
Aynı anda birden fazla işi yapabilmek, modern hayatın en çok övülen becerilerinden biri. Mesajlara cevap verirken toplantıya katılmak, ders çalışırken sosyal medyada gezinmek ya da bir yandan yemek yapıp diğer yandan e-posta kontrol etmek…
Günlük hayatın temposu arttıkça “multitasking” yani çoklu görev yapabilme, neredeyse bir zorunluluk gibi sunuluyor. Ancak bu alışkanlık gerçekten verimliliği artırıyor mu, yoksa fark edilmeden zihinsel bir yük mü yaratıyor?
Araştırmalar, insan beyninin aynı anda birden fazla işe odaklanmak yerine görevler arasında hızlı geçiş yaptığını gösteriyor.
Örneğin, Amerikan Psikoloji Birliği tarafından yayımlanan çalışmalar, bu geçişlerin “dikkat maliyeti” yarattığını ve performansın düşebileceğini kanıtlıyor. Stanford University bünyesinde yürütülen bir araştırmada da yoğun şekilde çoklu görev yapan bireylerin dikkatlerini filtreleme ve odaklanma konusunda daha fazla zorlandıkları tespit edildi.
Microsoft tarafından yayımlanan bir raporda ise ortalama dikkat süresinin dijitalleşmeyle birlikte belirgin şekilde azaldığı belirtiliyor.
Gün içinde farkında olmadan yapılan bu görev geçişleri, kısa vadede zaman kazandırıyor gibi görünse de uzun vadede dikkat dağınıklığı, hata oranında artış ve zihinsel yorgunluk doğuruyor. Buna rağmen çoklu görevin iş dünyasında hâlâ “yüksek performans” göstergesi sayılması, bunun gerçek bir beceri mi yoksa modern yaşamın bir yanılsaması mı olduğu sorusunu gündeme getiriyor.
Çoklu görev kavramının zihinsel arka planını değerlendiren Psikolojik Danışman Kübra Tosun, çoklu görevin tam olarak ne anlama geldiğini açıklarken, bunun aslında bir yanılsama olduğunu vurguluyor. Beynin aslında iki karmaşık işe aynı anda odaklanamayacağını belirten Tosun, şunları ifade ediyor:
“Multitasking, yani çoklu görev, aynı anda birden fazla işi yapmaya çalışmak demektir. Ancak beyin aslında iki karmaşık işe aynı anda odaklanamaz. Yapılan şey, görevler arasında hızlı geçiştir. Bu da bize ‘aynı anda yapıyorum’ gibi görünse de aslında bir yanılsamadır. Beyin yalnızca otomatikleşmiş işler söz konusu olduğunda aynı anda iki şeyi yapabilir; örneğin dizi izlerken örgü örmek. Örgü örmek başta karmaşık bir iş gibi görünür ama zamanla otomatikleştiğinde düşünmeden yapılabilir hale gelir. Bu yüzden kişi aynı anda hem diziyi takip edebilir hem de elleriyle örgü örebilir. Ancak iki karmaşık işe aynı anda odaklanmak mümkün değildir; örneğin arkadaşlarla sohbet ederken aynı anda iş mesajlarına cevap vermek gibi. Sohbetin akışı bozulur ve mesaj eksik veya yanlış anlaşılacak şekilde kalabilir.“
Sürekli görev değiştirmenin beyin yorgunluğunu nasıl artırdığına değinen Tosun, her görev değişiminde beynin enerji harcadığını belirterek, “Bir işi bırakıp diğerine geçtiğimizde zihnimizin bir kısmı hâlâ önceki işte kalır, buna ‘dikkat kalıntısı’ denir. Gün boyu sürekli iş değiştirmek bu kalıntıları biriktirir ve sonunda zihinsel yorgunluk, odaklanma güçlüğü ve hata artışıyla sonuçlanır” uyarısında bulunuyor.
Çoklu görev alışkanlığının beynin dikkat mekanizmasını bozduğunu aktaran Tosun, normalde beynin önemsiz uyaranları filtrelediğini; ama sürekli çoklu görev yapan kişilerin bu beceriyi kaybederek kalıcı dikkat dağınıklığı yaşayabileceğini ifade ediyor.
Yoğun çoklu görev yapan bireylerin odaklanma becerilerinin zayıflama nedenini de açıklayan Tosun, beynin sürekli bölünmeye alışmasına şöyle işaret ediyor: “Çünkü beyin sürekli bölünmeye alışıyor. Bir yandan telefon bildirimleri, bir yandan bilgisayar ekranı derken beyin artık önemsiz uyaranları filtreleyemez hale geliyor. Bu da odaklanmayı zorlaştırıyor. Ayrıca her görev değişiminde ciddi enerji harcadığı için zihinsel yorgunluk oluşuyor. Bir süre sonra beyin bu bölünmeyi normal çalışma biçimi olarak benimsiyor ve kişi tek bir işe odaklanmak istese bile dikkati kolayca dağılabiliyor.“
Çoklu görev alışkanlığının öğrenme süreçleri üzerindeki risklerine dikkat çeken Tosun, “Öğrenme derin odaklanma gerektirir. Multitasking ise bilgiyi yüzeysel işlemeye yol açar. Öğrencilerde kalıcı öğrenmeyi engelleyebilir, hatırlamayı zorlaştırabilir ve akademik başarıyı düşürebilir. Yani ders çalışırken sosyal medyada gezinmek aslında öğrenmeyi ciddi şekilde baltalıyor” diyor.
Görevler arasında geçiş sırasında bilgi kaybı yaşandığını ve zihin tam odaklanamadığı için hata oranının yükseldiğini belirten Tosun, çoklu görev ile stres ve kaygı arasındaki kesin bağlantıyı şu sözlerle özetliyor: “Sürekli görev değiştirmek zihinsel yükü artırıyor. Kişi yetişememe duygusu yaşıyor, bu da stres ve kaygıyı besliyor. Çoklu görev bir noktadan sonra psikolojik baskı yaratıyor.“
Psikolojik Danışman Tosun, günlük hayatta çoklu görev alışkanlığını azaltmak ve zihni bu yükten korumak için pratik ve etkili adımlar atılabileceğini belirtiyor.
Çoklu görevin olumsuz etkilerinden kaçınmak adına bireylerin gün içinde mutlaka öncelik sıralaması yapması ve görevleri küçük parçalara bölmesi gerektiğini ifade eden Tosun; telefon ve bilgisayar bildirimlerini sınırlamanın, tek iş odaklı özel zaman dilimleri oluşturmanın ve gün içine kısa molalar serpiştirmenin zihinsel performansı korumada en önemli adımlar olduğunu vurguluyor.
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
10016 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8953 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8503 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7004 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6519 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5409 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5172 kez okundu
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
10016 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8953 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8503 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7004 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6519 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.