Büşra Tekin
Bayram, ilk günün sabahından itibaren yeni kıyafetler, aile buluşmaları ve neşe ile özdeşleştirilse de birçok kadın için mutfağın kapısında başlıyor. Yeni elbiseleri, ayakkabıları giymeye bile fırsat bulamadan geçen saatler, çalışarak geçen günler de kadınların “kurban bayramı” oluyor.
9. Köy Haber Merkezi için, bayramı bayramda ve bayram sofralarında misafir ağırlayarak, iş yaparak geçiren kadınlarla konuştuk. İsimlerini tam olarak vermekten çekinen kadınlar; duygularını eksiksiz ifade ettiler.
Zehra Hanım da bu duyguyu yaşayanlardan biri. Bayramlarda erkekler gibi kendilerinin de yeni kıyafet aldığını ancak çoğu zaman bunları ancak akşam saatlerinde ya da ertesi gün giyebildiklerini şöyle anlattı:
“Biz de beyefendiler gibi bayrama yeni kıyafet alırız ama işten dolayı bu kıyafetimizi ya akşam ya da sonraki gün giyiyoruz. Bu duygu bir bayan için sadece beyefendilere hizmet etmek için gelmişiz hissini uyandırıyor. Akşama kadar hiç oturmayan kadınlar, yorgunluktan bitap bir vaziyete geliyor. Çoğu zaman yeni kıyafetini giymeye bile hevesi kalmıyor. Bu bir değersizliktir bence.”
Çocuklukta bayram denildiğinde akla gelen ilk şeylerden biri oyunlar, sokaklar ve özgürce geçirilen saatlerdi. Ancak kadınlar büyüdükçe bayramın anlamının da değiştiğini söylüyor.
Kübra Hanım, çocukluk yıllarında bayramların çok daha farklı geçtiğini belirterek şunları söyledi: “İş görecek yaşa geldiğimizden beri bayramlar eskisi gibi eğlenceli değil. Çocukken uyanır uyanmaz bayramlıklarımızı giyer, sokak sokak gezerdik. Akşama kadar eve uğramaz, bayramın tadını çıkarırdık. Gel gör ki toplumsal kadın algısı bizi bundan tamamen mahrum etti. İlla bir öğünde davet olur ve onlarca erkek ağırlanır. Yemeğinden meyvesine, kahvesine kadar her şey sunulur. Onlara hava hoş. Kadınlar arka planda bu çarkı döndürürken onlar bayramı tam anlamıyla yaşıyor.”
Kadınların anlattıkları yalnızca bayram günleriyle sınırlı değil. Onlara göre bayram hazırlıkları günler öncesinden başlıyor. Temizlik, alışveriş, yemek planları ve misafir hazırlıkları çoğu zaman kadınların sorumluluğunda görülüyor. Bu nedenle bayramın yükü, resmi olarak başlamadan önce omuzlara yükleniyor.
Çimen Hanım ise meselenin yalnızca erkeklerin isteksizliğiyle açıklanamayacağını düşünüyor. Ona göre bu durum kuşaktan kuşağa aktarılan bir alışkanlığın sonucu. Bunu da şu sözlerle tarif ediyor: “Bizim erkekler de kendi büyükleriyle bir araya gelince onlar gibi oluyorlar. Mesela eşlerimiz kendi başımıza olsak eskiler gibi davranmayacak. Ama babalarıyla, amcalarıyla bir araya geldiklerinde eski düzen devam ediyor, yardım etmeyi bırakıyorlar.”
Bayramlarda evin erkeklerinin daha çok misafir ağırlayan taraf olarak görüldüğünü ifade eden Çimen Hanım, bu nedenle hizmet yükünün kadınlara kaldığını şu sözlerle tarif etti: “Sabah kalkıyoruz, kahvaltıyı hazırlıyoruz, sofrayı kuruyoruz, topluyoruz. Sonra misafirler geliyor. Biz kadınlar sürekli bir şey yetiştirmeye çalışıyoruz. Erkekler ise daha çok oturan, sohbet eden tarafta kalıyor. Biz sadece hizmet görevi görüyoruz. Başka bir şey yapmıyoruz.“
Sorunun temelinde iş bölümünün eşit olmamasının yattığını söyleyen Çimen Hanım, önerisini açık ve net ifadelerle dile getirdi: “Bayramın bizim için de bayram olabilmesi erkekler in bize yardım etmesiyle olur. İşleri beraber bitirsek, beraber bayram geçirsek o zaman daha farklı hissederiz. Ama gerçekten benim aklıma bayramdan önce iş geliyor. Çünkü kadınlar bayrama bir hafta önceden hazırlanıyor. Erkek bayramın ilk günü başlıyor bayramı kutlamaya, biz ise günler önce başlıyoruz.”
Kadınların anlattıkları, bayramın yalnızca ziyaretlerden ve kutlamalardan ibaret olmadığını gösteriyor. Bayram sofralarının kurulması, misafirlerin ağırlanması ve düzenin sürdürülmesi için harcanan görünmeyen bir emek var. Bu emek çoğu zaman doğal kabul edildiği için fark edilmiyor.
Bayram geride kaldı. Sofralar toplandı, misafirler uğurlandı, evler eski düzenine döndü. Ancak geriye şu soru kaldı; aynı bayramı yaşayan kadınlar ve erkekler, gerçekten aynı bayramı mı geçirdi?
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8133 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8112 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6845 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6417 kez okundu
5
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5034 kez okundu
6
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5034 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4841 kez okundu
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8133 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8112 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6845 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6417 kez okundu
5
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5034 kez okundu