Umut Sarı
Türkiye, “vicdani ret” kavramıyla ilk kez çatışmaların yoğun olduğu 1990’ların başında Tayfun Gönül ve Vedat Zencir’in açıklamalarıyla tanıştı. İlk ret açıklamalarının ardından gelişen anti militarist hareketler ise çeşitli davaların, yargılamaların ve cezalandırmaların konusu oldu.
İlk açıklamaların üzerinden geçen onca zamana, Türkiye’ninAvrupa Konseyi üyesi veAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) taraf olmasına rağmen Türkiye’de “vicdani ret”cilerle bir yasal düzenleme yapılmadı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yasal düzenleme taleplerine rağmen halen vicdani ret hakkını tanınmış ve zorunlu askerlik dışında bir sivil hizmet alternatifi geliştirilebilmiş değil.
Türkiye’de bu konuda halen bir hukuki düzenleme yapılmaması vicdani retçilerin düzenli olarak cezalandırılmalarına ve hak kaybı yaşamalarına neden oluyor. Askerliği reddeten vicdani retçilerin “yoklama kaçağı” ve “bakaya” suçlamalarıyla karşı karşıya kalıyor.
Vicdani Ret İzleme Koordinatörü Merve Arkun, vicdani retçilerin hukuki durumu ve hak ihlallerine ilişkin 9. Köy’e konuştu. Türk Ceza Kanunu’nun “Halkı askerlikten soğutma suçu” başlıklı 318. maddesinin doğrudan vicdani reddini açıklayanları ve vicdani ret savunucularını hedef aldığını belirten Arkun, “Geçmiş yıllarda bu gerekçeyle açılmış davalar ve verilmiş cezalar ne yazık ki mevcut. Bu uygulama Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin onuncu maddesi uyarınca üstlendiği ifade özgürlüğü yükümlülükleriyle açıkça çelişiyor” dedi.
Zorunlu askerlik için dayanak olan “Vatana hizmet” maddesinin teorik olarak askerlik dışı hizmetlerle de yerine getirilebileceğini vurgulayan Arkun, alternatif hizmet seçeneğinin olmamasının vicdani retçilerin hayatına nasıl etki ettiğini şöyle anlattı:
“Askerlik durumları sorgulandığı için iş bulmakta zorlanıyorlar, sigortalı çalışamıyorlar. Ya da örneğin, vize başvurularında banka hesap hareketlerini gösterememek gibi teknik ama etkili engellerle karşı karşıya kalıyorlar. Çünkü haklarında kesilen idari para cezaları nedeniyle banka hesapları bloke edilme riski taşıyor; bu yüzden kendi adlarına kayıtlı hesapları kullanmakta dahi zorlanıyorlar. Alternatif hizmetlerin yokluğunun vicdani retçileri ihlal, belirsizlik ve sivil ölüm döngüsüne sıkıştırıyor.”
Vicdani Ret İzleme olarak çalışmalarının odağında yaşanan hak ihlallerini görünür kılmak ve onları belgelemek olduğunu belirten Arkun, kamuoyundan destek ve dayanışma beklediklerini dile getirerek, “Vicdani ret hakkı, yalnızca zorunlu askerlik karşıtlarının ya da savaş karşıtlarının değil; ifade özgürlüğünü, inanç özgürlüğünü ve barışçıl yaşamı savunan herkesin meselesi. Vicdani ret bireysel bir özgürlük olduğu kadar, demokratik ve barışçıl bir toplumun da temelidir” dedi.
Türkiye’de vicdani retçi olması sebebiyle yargılanan ve cezalandırılan isimlerden biri de Çınar Koçgiri Doğan. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında 2024 yılında iddianame düzenlenen Doğan, yargılama sürecinin ardından Türkiye’de 10 yıl sonra ilk kez vicdani ret sebebiyle hapis cezası alan kişi oldu. Emek sömürüsü, anadil ve inanç özgürlüğü gibi kavramların kendisini sorgulamaya ittiğini belirten Doğan, “Çeşitli baskı ve asimilasyonlara maruz kalmam çeşitli sorgulamalara götürüyor. Bu durum en başta da militarizmle ilişkili olan şeylere karşı net bir duruş sergilememe sebep oluyor” dedi.
Yoklama kaçağı durumunda olmanın yaşamını ve kamusal hizmetlere erişimini doğrudan etkilediğini söyleyen Doğan, bu duruma ilişkin şunları aktardı:
“Bölgemdeki askerlik şubesinin düzenli olarak yaptığı asker alma çağrıları sürekli olarak mahkemelere de neden oluyor. Sağlık, seyahat gibi haklarından yararlanamıyorsunuz ve kaçak durumunda olduğunuz için her seferinde ceza yazılıyor. Tüm bunlardan yoksun olmak sivil bir ölüme neden oluyor. Sosyal alanlarınız sıkıştırılarak izole oluyorsunuz.”
Türkiye’de savaş sanayisinin sürekli genişlediğini ve bu durumun insanların düşünme biçimlerini de etkilediğini vurgulayan Doğan, “Her tarafta militer bir zihniyet varken vicdani reddin alternatifi yine vicdani rettir. Artık hapis cezalarının konuşuluyor olması da en ufak bir vicdani ret talebinin önüne geçilmek istenmesindendir” görüşünü savundu. Savaşmak istemediğini ve bu nedenle vicdani ret talebini her koşulla dile getirmeye devam edeceğini belirten Doğan, bu konuda çalışan tüm kişi ve kurumların desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7949 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7593 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6766 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6378 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5009 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4935 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4757 kez okundu
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7949 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7593 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6766 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6378 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5009 kez okundu