DOLAR 43,6194 0.18%
EURO 51,5655 0.32%
ALTIN 6.905,722,59
Ankara

HAFİF YAĞMUR

Engelli annelerinin emeklilik hakkı bürokrasi labirentlerinde eriyor
  • 9.Köy
  • Genel
  • Engelli annelerinin emeklilik hakkı bürokrasi labirentlerinde eriyor

Engelli annelerinin emeklilik hakkı bürokrasi labirentlerinde eriyor

Türkiye’de binlerce engelli annesi erken emeklilik hakkı için bürokratik sorunları aşmaya çalışıyor. Ağır engelli çocuklarına bakan annelere prim günü indirimi yapılsa da emeklilikleri için tam süre karşılanmıyor. 9.Köy olarak engelli anneleri ve taraflarla konuştuk.

ABONE OL
12 Aralık 2025 12:26
Engelli annelerinin emeklilik hakkı bürokrasi labirentlerinde eriyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Berfin Şengil

Engelli çocuklarına bakan anneler emeklilik hakkı için bürokrasinin karmaşık labirentlerinde yollarını bulmaya çalışıyor. Söz konusu annelere 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre; 2008 yılı sonrası çalışmalarına ek prim günü sağlanarak erken emeklilik hakkı tanınıyor.

Çocuğu için sürekli bakıma muhtaç derecede engelli olduğuna dair raporu olan annenin 10 yıl (3600 gün) çalışması halinde prim günlerine 900 gün ilave ediliyor. Emeklilikte 58 yaşa tabi olan anne yaklaşık 2 buçuk yıl erken emeklilik hakkı elde etse de yine de tam sürenin karşılanması söz konusu olamıyor.

Seher Türkdönmez

Ne gibi sorunlar yaşanıyor?

Sağlanan prim günü indirimiyle ilgili uygulama aşamasında sorunlarla karşılaştıklarını belirten engelli annesi Seher Türkdönmez 9. Köy’e konuşarak bu sorunları anlattı. Şu anda 10 yaşında olan oğlu Kerem’in 16 aylıkken otizmli olduğunu öğrenen Türkdönmez, işi bırakmak gibi bir lüksü olmadığını ve bu nedenle çocuğunun bakımını annesi ve bakıcıya bıraktığını söylüyor. Sosyal güvencelerini kaybetmemek ve ekonomik şartlardan ötürü iş hayatına ara vermeyen anne çocuğunun bakımı için kariyerini ilerletemediğini de paylaşıyor.

Eşinin işlerini askıya alırken kendisinin ise çalıştığını kaydeden Türkdönmez, “Aslında benden istenen prim gününü fazlasıyla doldurdum. Çünkü 26 yıldır aralıksız çalışıyorum. Sosyal Güvenlik Kurumu engelli anneleri için çocuğun rapor tarihinden itibaren çalıştığı her 4 yıl için 1 yıl yaş haddini geriye çekiyor” diyor. Ancak anne Türkdönmez, doğuştan otizmli olan oğlunun başta daha iyi durumda olması ve iyileşebileceği umuduyla 5 yaşına kadar rapor almadıklarını ekliyor.

“Biz, 1 yılda 4 yıl yaşlanıyoruz”

Engelli ve özelde de otizmli bir çocuğun annesinin mesaisinin hiç bitmediğini vurgulayan Türkdönmez, şunları söylüyor: “Akşama kadar çalışıp gece geç saate kadar da evde mesai yapıyorum. Otizmli çocukların çoğunda uyku problemi vardır ve hiperaktiftirler. Hiç uyumadan ya da 2-3 saatlik uykuyla işe gittiğim çok gün oldu.”

Verilen prim günü indirimine de atıfta bulunan anne, “Fiziken de bitmek bilmeyen bir efor göstermek zorunda olduğumuzdan 4 yılda 1 yıl ekstra yaşlanmıyoruz. Biz herhalde 1 yılda 4 yıl yaşlanıyoruz, yıpranıyoruz. Hiçbir iş, otizmli çocuğa bakmanın mesaisiyle karşılaştırılamaz” diyor.

Türkdönmez, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu hak, engelli anneleri için yalnız olmadıklarının, devletin yanımızda olduğunun göstergesi. Çünkü engelli annesi olmak, toplumdan izole olup, yalnızlaşmak demek. Önce hayallerinizi bir kenara koyuyorsunuz. Sonra insanca yaşamanın gerekliliklerini nefes almaya, ölmeyecek kadar uyumaya, öz bakımınızı güç bela yapmaya indirgiyorsunuz. Bununla baş etmenin tek yoluysa hayattan beklentinizi en aza indirmek.”

Türkdönmez, karşılarına çıkan bu bürokratik engeller için ise şunları kaydediyor: “Benim gibi engelli annelerine ‘Sizin sigorta girişiniz 8 Eylül 1999 öncesi’ denilerek yalnızca 4 yıla 1 yıl yaş haddinden indirim verilmesini, çalıştırılmaya devam edilmemizi ve bunun çok normalmiş gibi önümüze sunulmasını aklım almıyor. Bu yasaları yapan, komisyonlarda adımıza kararlar veren insanların, engelli annelerinin neler yaşadığına dair en ufak bir fikirleri olduğunu sanmıyorum.

Eğitim ve bakıcı masrafları kıskacındalar

Türkdönmez, “Yaş haddi indirimi yapıldığında, şartlara dayanıp hâlâ hayatta olursam, 56 yaşında emekli olabiliyorum” diyor ve “Yani önümde en az 7 yıl var ve 7 yıl sonra oğlum 17 yaşına gelecek. Onunla ilgilenip, belki durumunda bir nebze düzelme sağlayabileceğim en değerli yıllarım, engelli annelerine erken emeklilik verilmemesinden ötürü heba oldu” ifadelerini kullanıyor.

EYT’den de mağdur olduğunu ve bu açıdan da emekli olamadığını anlatan Türkdönmez, “EYT yasasıyla 1999-2008 arası sigortalıların anayasal hakkı olan kademe yok edildi. Sigorta girişim 5 ay geç diye 20 yıl geç emekli olabiliyorum” diye konuşuyor.

Çocuğunun yüzde 90 engelli olduğunu belirten Türkdönmez, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Uzmanlara göre haftada 40 saat eğitim almalı. Ancak devlet, engelli çocuğum için ayda 8 saat bireysel, 4 saat grup eğitimi için rehabilitasyon merkezlerine para ödüyor. Yani tek çaresi eğitim olan otizmden bir nebze kurtuluş devletin bu desteğiyle mümkün değil. Kişisel çabayla eğitim aldırabilmek için de çalışmak zorundayım. Ama çalışırken çocuğunuza bakacak birini de bulamıyorsunuz. Otizmli çocuğa bakmak istemiyorlar. Bakacağını söyleyen de ayda 1000 dolardan aşağı çalışmıyor. Rehabilitasyona mı bakıcıya mı para verelim? Ne yapalım bilemiyorum.”

Serhat Gökpınar

Engelli annelerinin sağlık güvencesi yok

Engelliler Konfederasyonu Örgütlenmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Serhat Gökpınar ise çalışmayan engelli annelerinden kendilerine en çok gelen şikayeti şöyle aktarıyor: “Çocuğumuz engelli ve ona baktığımız için bir meslek öğrenemedik, hiç tecrübemiz yok. O ölünce ne yapacağız? Biz ölürsek çocuğumuza ne olacak? diyorlar.

Gökpınar, bu annelerin sağlık güvencelerinin de bulunmadığını belirterek, “Devlet, sağlık güvencesi olduğunda asgari ücretin üçte ikisini aştığı gerekçesiyle bakıcı maaşı bağlamıyor. Böyle bir durum söz konusu olduğunda da anne çalışamıyor” diyor.

Bakıcı maaşlarının yardım aylığı gibi değil “maaş” olarak verilirse ve anneler de sigortalanırsa çözüm olacağını kaydeden Gökpınar, şunları söylüyor: “Aslında burada bir yanlışlık var; çocuğa sadece anne bakmıyor, böyle bir zorunluluğu da yok. Bir engellinin bakıcıya ihtiyacı varsa; bu anne, baba, kardeş ya da komşu da olabilir, bu kişi mutlaka devlet tarafından sigortalanmalı, emeklilik hakkı gözetilmeli. Böylelikle devamlılık sağlanır.

Emeklilik haklarındaki problemlerin yanı sıra engelli bakım maaşlarının dahi yetersiz kaldığını paylaşan Gökpınar, “En az asgari ücret verilmeli. Çünkü bir bireyi hayatından mahrum bırakıyorsunuz, bir birey zaten hayatından mahrum. Aslında iki kişiye bir bakıcı maaşı verilmiş oluyor” diyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.