DOLAR 44,3577 0.05%
EURO 51,3624 -0.33%
ALTIN 6.437,470,97
Ankara
10°

AZ BULUTLU

Korktuğumuz başımıza geliyor: TV dizileri düşünce ve davranışları etkiliyor
  • 9.Köy
  • Genel
  • Korktuğumuz başımıza geliyor: TV dizileri düşünce ve davranışları etkiliyor

Korktuğumuz başımıza geliyor: TV dizileri düşünce ve davranışları etkiliyor

Televizyon ve dijital platformlarda yayınlanan diziler, yalnızca birer eğlence aracı olmanın ötesine geçerek izleyicinin düşünce biçimini ve toplumsal algılarını etkiliyor. Karakterlerle kurulan bağlar, günlük hayattaki ilişki biçimini değiştiriyor. 9. Köy Muhabiri Nilay Altındiş senaryo yazarlarıyla, oyuncularla ve uzmanlarla konuşarak, dizi filmlerin günlük hayatı ve insan ilişkilerini nasıl belirlediğini derledi.

ABONE OL
24 Mart 2026 14:04
Korktuğumuz başımıza geliyor: TV dizileri düşünce ve davranışları etkiliyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Nilay Altındiş

Televizyon ve dijital platformlarda yayınlanan diziler, izleyiciyi günün yorucu karmaşasından kısa süreli uzaklaştırmasının yanı sıra; sosyal normları, ilişki beklentilerini ve hatta gündelik kararlarını da etkiliyor. Kahramana sempati duymak, davranışlarını normalleştirmek ve kahramanın etkisinde kalmak günümüzde izleyicilerin daha fazla eğilimli olduğu davranışlardan yalnızca birkaçı. Akademisyen Ayşe Mirza Girgin, Senarist ve Yönetmen Mert Güncüer, Oyuncu Mustafa Şenocak ve radyo, televizyon sinema öğrencisi Burcu Azizoğlu dizi ve filmlerin izleyicide bıraktığı etkiyi 9. Köy’e anlattı.

“Her şeyin temelinde para var”

Senarist ve yönetmen Mert Güncüer, izleyicinin karakter ile kurduğu bağın doğru-yanlış anlayışını etkileyeceğini belirterek bir Pazar sinemasından, film izleme keyfinden şöyle örnek verdi:

 “Örneğin bir Western filminde bir öldürme eylemini düşünelim. Eylem aynı eylemdir fakat iyi karakterin bunu gerçekleştirmesi ile kötü karakterin gerçekleşmesini kabullenme noktasında çok farklıdırlar. Her zaman özdeşleştiğimiz karakter için bir açar bulmaya veya rasyonelleştirme yapmaya eğilim gösteririz. O karaktere daha iyi davranmak isteriz.” 

Güncüer, popüler her şeyin temelinde para ile ilişkisi olduğuna değinerek şu ifadeleri kullandı:
“Üretim şekilleri de bununla orantılı olarak şekillenir. Dolayısıyla seyirci ile kurdukları bağ veya beklentisi de yine bunun üzerinedir. Yani seyirciyi zorlayan veya ‘gerçekliklerini’ sorgulatan filmler değildir onlar. Daha hızlı ve rahat çözünebilen formüllerle üretilen bir tür ‘fast-food’ oldukları için genel tüketim kitlesine aitlerdir. Diğer tüm tüketilmek üzere üretilen ürünlerle de aynı kategoridedirler ve fakat tabi ki insanları etkilerler.”

Medya normalliği yeniden kuruyor

Hacı Bayram Veli Üniversitesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi  Ayşe Mirza Girgin de Güncüer’i destekleyen görüşlerinde, temel amacın maddi kazanç ve sistemin sürdürülebilirliği olduğunu söyledi. Girgin,  “Örneğin psikiyatri koğuşlarının temsil edildiği 400 film içinde sadece 5’i gerçekle tutarlı bulunmuş.  Veya ABD’deki yoksullar içinde siyahiler %29’luk bir oranda olsa da %65’lik bir yansıtma durumu söz konusu” ifadelerini kullandı.

Medyanın hangi değerlere, hangi rollere ne oranda yer verdiğinin normallik algısını şekillendirdiğini belirten Girgin, bu etkinin tekil örneklerle değil, tekrar eden temsillerle ortaya çıktığını söyledi. Medya ile geçirilen sürenin artmasının, izleyicinin sunulan gerçekliği kabullenmesini kolaylaştırdığını ifade eden Girgin, özellikle yoğun ve yalnız medya tüketiminin bu etkiyi güçlendirdiğini dile getirdi.

Girgin, bireylerin kimlikleri, değerleri ve bakış açıları doğrultusunda medya mesajlarını farklı şekillerde yorumladığını da belirterek, benzer içeriklerin yoğun tüketiminin normallik algısını dönüştürebileceğini vurguladı.

Dizi türleri toplumsal süreçlerle şekilleniyor

Her dönemin öne çıkan dizi türlerinin toplumsal gelişmelerle ilişkili olduğunu ifade eden Akademisyen Ayşe Mirza Girgin, 1990’larda aile ve mahalle temalı dizilerin ön plana çıktığını, 2010 sonrasında ise tarihi yapımların yükselişe geçtiğini söyledi. Girgin, tarihi dizilerin artışında hem popüler yapımların başarısının hem de geçmişi yeniden kurma ve yorumlama isteğinin etkili olduğunu belirtti.

Suç ve mafya dizilerinin ise uzun yıllardır ilgi gördüğünü ifade eden Girgin, bu yapımların izleyiciye “gizli bilgiye erişme” hissi verdiğini ve güçlü erkek karakterler üzerinden kahramanlık anlatılarını beslediğini kaydetti.

Şiddet ve erkeklik temsili dikkat çekiyor

Toplumsal etkilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Girgin, özellikle kadına yönelik şiddetin normalleşmesine dikkat çekerek, dizilerde sıkça karşılaşılan erkek egemen  temsillerinin bu durumu beslediğini ifade etti. Girgin, güncel dizilerin rekabetçilik, bireycilik ve geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini yeniden ürettiğini, bunun da neo-liberal ve muhafazakâr değerlerle örtüşebildiğini belirtti.

“İzleyici samimiyeti hemen fark eder”

Oyuncu Mustafa Şenocak ise bir karakterin izleyici üzerindeki etkisinin temelinde gerçeklik duygusunun yattığını belirterek, izleyicinin kendinden bir parça bulduğu karakterlerle bağ kurduğunu söyledi. Şenocak, “Bir karakterin hataları, zaafları, korkuları ve umutları ne kadar sahici olursa izleyici de o karakteri o kadar benimser. Oyuncunun karakteri sadece oynaması değil, onu yaşaması gerekir. İzleyici samimiyeti hemen fark eder” dedi.

Dizi ve filmlerin yalnızca bir eğlence aracı olmadığını vurgulayan Şenocak, bu yapımların izleyicinin farklı hayatlara, kültürlere ve sorunlara dair bakış açısını değiştirebileceğini ifade etti. Şenocak, “Tek başına bir dizi tüm düşünce sistemini değiştirmez ancak insanları düşünmeye ve sorgulamaya yönlendirebilir” diye konuştu. Bir rolü kabul ederken karakterin izleyicide yaratacağı etkiyi de değerlendirdiğini belirten Şenocak, oyunculuğun izleyiciyle bir duygu ve düşünce köprüsü kurmak olduğunu söyledi.

“Diziler hayatı sorgulatabiliyor”

Radyo, televizyon ve sinema öğrencisi Burcu Azizoğlu ise bir diziyi izleme kararında hikâye, oyuncu ve sosyal medyanın birlikte etkili olduğunu belirtti. Azizoğlu, güçlü bir hikâye ve sahici oyunculukla kurulan dünyada izleyicinin kendini hikâyenin içinde hissettiğini ifade ederek, “Seyirci karakterlerle bağ kurduğu için zaman zaman onların yaşadıkları üzerinden kendi hayatını sorgulayabiliyor” dedi.

İzlediği bir dizi üzerinden mülteci deneyimlerine dair bakış açısının değiştiğini aktaran Azizoğlu, dizilerin izleyiciyi araştırmaya ve farklı gerçekliklerle yüzleşmeye yönlendirebildiğini söyledi. Dizilerin yalnızca düşünceyi değil, gündelik yaşamı ve tüketim alışkanlıklarını da etkilediğini belirten Azizoğlu, karakterlerin kıyafet ve aksesuarlarının popülerleştiğini, bunun da izleyici davranışlarına yansıdığını dile getirdi.

“Yeni diziler toplumu şekillendiriyor”

Türk dizilerini eski ve yeni olarak değerlendiren Azizoğlu, eski yapımların toplumu daha gerçekçi yansıttığını, günümüz dizilerinin ise toplumu şekillendirme gücünün daha yüksek olduğunu ifade etti.

Sosyal medyada yapılan yorumların izleme deneyimini de etkilediğini belirten Azizoğlu, farklı görüşlerin sahneleri yeniden değerlendirme imkânı sunduğunu sözlerine ekledi.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.