Özgecan Siyez
Günümüzde mülteciler ülkelerinden ayrılmanın ve yeni bir ülkeye adapte olmanın zorluklarını yaşarken, kadın mülteciler için bu zorluklar daha da ağır olabiliyor.
Doç. Dr. Bezen Balamir Coşkun, Uluslararası İlişkiler alanında öğretim üyesi ve mülteci kadınlar üzerine çalışan bir akademisyen olarak 2019’dan bu yana Dış Politikada Kadınlar (DPK) inisiyatifine destek veriyor.
Coşkun’un Türkiye ve Almanya’da yürüttüğü saha çalışmalarına göre kadın mültecilerin görünmeyen travmaları ve “iyi olma halleri” sistematik olarak göz ardı ediliyor.
Coşkun’un değerlendirmesine göre; “Kadın mültecilere dair yapılan çalışmaların çoğu, şiddeti önlemeye ve sosyal yaşama katılımı artırmaya odaklanıyor. Ancak bu kadınların ‘iyi olma hali’ yani fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan bütünsel sağlıkları genellikle arka planda kalıyor.”
Kadın mülteciler, göç sürecinde sıklıkla şiddete maruz kalıyor ve travma sonrası stres bozukluğu geliştiriyor. Ancak bu bozuklukların tedavisi çok katmanlı engellerle karşı karşıya kalıyor.
Bu engeller; dil bariyeri, psikolojik destek hizmetlerine sınırlı erişim, aile baskısı ve toplumsal dışlanma ile tedavisi yarıda kesilen projeler olarak sıralanıyor. Coşkun, bu konuda şöyle diyor: “Psikiyatrik teşhis almak, kadının başka haklardan yararlanmasını engelleyebiliyor. Bu da onları resmi hizmetlerden uzak tutuyor. Üstelik ruh sağlığı en özel alanlardan biri. Kadınlar çeviri desteğini bile almak istemiyor. Çünkü mahremiyetlerini korumak istiyorlar.”
Dil ve hukuk sistemine dair bilgi eksikliği kadar, ev sahibi toplumun önyargıları da kadın mültecilerin sosyal hayata katılımını zorlaştırıyor. Coşkun, “Memurlar aile içi şiddete karışmıyor çünkü ‘onların kültürü öyle’ diyorlar. Apartman komşusu bile ‘kültürleri farklı’ diyerek iletişim kurmuyor. Böylece kadınlar toplumun çeperine itiliyor” diye konuşuyor.
Araştırmalar mülteci kadınların kendi aralarında dayanışma ağı kurduklarını da gösteriyor. Ancak Coşkun bu ağların toplumun geneliyle entegre olmadan eksik kalacağını şöyle savunuyor: “Mülteciler kendi aralarında dayanışıyor. Ama gerçek sosyal destek, ev sahibi toplumdan gelen hak temelli ilişkilerle kurulabilir. Yardım değil, eşitlik duygusu gerekli.”
Coşkun’un saha gözlemleri Almanya’daki başarılı uygulamaların Türkiye’de de hayata geçirilebileceğini gösteriyor.
Bunun için gerekli olanın Göç İdaresi ve sivil toplumun koordinasyonu olduğunu belirten Coşkun, öncelikli olarak şu adımların atılmasını öneriyor:
Toplum algısının değişmesi gerektiğini de vurgulayan Coşkun, medyada çizilen mağdur imgelerinin zarar verici olduğuna dikkat çekiyor ve şunları söylüyor: “Sürekli acınan, korunması gereken bir kadın figürü üzerinden haber yapılması kadını güçsüzleştiriyor. Oysa Türkiye’de sanatını, mesleğini sürdüren, ayakta kalan çok sayıda mülteci kadın var. Onlar görünür kılınmalı.”
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6445 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6407 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6148 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4863 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4497 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4492 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4422 kez okundu
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6445 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6407 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6148 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4863 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4497 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.