Burak Avcı
Dijitalleşen dünya ile birlikte geleneksel kumarhanelerin yerini akıllı telefon ekranları, nakit paranın yerini ise sanal bakiyeler aldı. Sosyal medya reklamları, oyunlaştırılmış arayüzler ve 7/24 erişim kolaylığı sanal kumarı her an ulaşılabilir kılarken, bireyler farkında olmadan büyük bir finansal ve psikolojik girdabın içine çekiliyor.
Süreç genellikle “zevk için oynuyorum” ya da “istediğim an dururum” düşüncesiyle başlasa da arka planda hızla kök salan bir bağımlılık mekanizması işliyor.
Sanal kumarla sosyal medyadaki içerikler ve hayatına heyecan katma arayışıyla tanışan 20’li yaşlarındaki erkek bir kullanıcı, bugüne kadar yaklaşık 1,5 milyon lira kaybetti. Sürecin başlangıcında para kazanmaktan ziyade adrenalin arayışında olduğunu belirten genç kullanıcı, kontrolün tamamen kendisinde olduğuna inanıyor: “Param olduğunda zevkine oynuyorum. Destek almayı düşünecek seviyede değilim, kontrol bende. Tek bir tuşla çıkabileceğimi düşünüyorum. Bağımlı değilim, bunu bir gün bırakacağımı, hatta şu an azalttığımı söyleyebilirim.”

Emre Köroğlu
Kullanıcının dile getirdiği “İstediğim an bırakırım” yaklaşımının klinik pratikte en sık rastlanan savunma mekanizması olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Emre Köroğlu, bağımlılıkta inkârın basit bir yalan olmadığını vurguluyor:
“Kişi bu yolla yalnızca çevresini değil, kendisini de ikna etmeye çalışıyor. Çünkü kontrolü kaybettiğini kabul etmek; para kaybını, aileye söylenen yalanları ve utancı kabul etmek anlamına geliyor. Üç gün oynamamak kontrolün kanıtı değildir. Asıl mesele, oynamama kararını sürdürebilmektir. İnkâr bağımlılığın dışında duran ayrı bir problem değil; döngünün temel bir parçasıdır.“
Sanal kumarın yarattığı en büyük tahribatlardan biri de paranın gerçek hayattaki karşılığının silinmesi. Dijital ortamda sadece birer sayıya dönüşen bakiyeler, bireyin emeğe ve paraya dair algısını köreltiyor. Kaybettiği meblağların büyüklüğünü anlatan genç kullanıcı, parayla kurduğu ilişkinin nasıl bozulduğunu şu sözlerle ifade ediyor:
“Sanal kumar para algımı tamamen değiştirdi. Artık çalışarak kazanamayacağım tutarlar bana küçük geliyor. 6 aylık maaşım bile gözüme az bir miktar olarak görünüyor. Para algım kayboldu diyebilirim. Kazandığım tutar tatmin ederse dururum, yoksa hırsıma yenik düşüp devam ediyorum. Kaybettiğimi geri almak isterken daha çok batıyorum.”
Nakit paranın elden çıkmasıyla dijital bir bakiyenin erimesi arasında ciddi bir psikolojik fark bulunduğuna dikkat çeken Dr. Emre Köroğlu, sistemin parayı kasıtlı olarak soyutlaştırdığını belirtiyor:
“Nakit parayı verirken banknotun azaldığını somut olarak hissedersiniz. Dijitalde ise krediler, jetonlar ve puanlar üzerinden işlem yapılır. Kredi kartıyla saniyeler içinde yükleme gerçekleşir ancak kaybın faturası günler sonra ekstreyle gelir. Davranış ile sonucun arasına zaman girmesi, beynin ‘Dur, bunun bir bedeli var’ uyarısını zayıflatır. Kişi ekrandaki sanal bir sayıyı kaybettiğini sanır; oysa o para kirası, ailesinin geçimi ya da yıllarca ödeyeceği ağır bir borçtur.“
Sanal kumar platformlarının renkli ışıklar, coşkulu sesler ve anlık geri bildirimlerle beynin ödül sistemini manipüle ettiğini vurgulayan Dr. Köroğlu, biyolojik sürecin nasıl işlediğini şöyle açıklıyor:
“Doğada bir ödüle ulaşmak emek ve zaman ister, dopamin bu süreçte bizi hedefe kilitler. Ancak dijital ekrandaki yanıp sönen ışıklar ve saliseler içinde sonuçlanan mekanizmalar beyinde yapay dopamin patlamaları yaratır. Beyin bu bombardımana karşı tolerans geliştirir ve haz eşiği yükselir. Bir süre sonra kişi dost sohbeti ya da doğa yürüyüşü gibi doğal hazlardan keyif alamaz hâle gelir. Ayrıca ‘near-miss’ dediğimiz yakın kayıp illüzyonuyla, kaybederken bile beyne ‘az kalsın kazanıyordun’ mesajı verilir. Bu durum mantıklı karar alma ve öz denetimden sorumlu ön beynin (prefrontal korteks) işlevini yitirmesine, yani biyolojik fren sisteminin çökmesine yol açar.”
Bağımlılığın salt bir “irade zayıflığı” veya ahlaki bir kusur olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Dr. Köroğlu, tedavinin somut adımlarla desteklenmesi gerektiğinin altını çiziyor. “En büyük yanılgı ‘kafada bitirmek’ gerektiği inancıdır” diyen Köroğlu, bağımlılıkta iradeyi yöneten beynin bir anlamda “hastalandığına” dikkat çekiyor.
Köroğlu, bağımlılıktan kurtulmaya dönük adımları ise şöyle sıralıyor: “Tedavide sadece psikoterapi veya ilaç yetmez. Kişinin kumara ve paraya erişimini kesmek, hesap kontrollerini bir süreliğine güvenilir bir yakınına devretmek ve gerekirse akıllı telefon kullanımını kısıtlamak gerekir. En tehlikeli düşünce ‘Beni kurtaracak son bir bahis daha’ fikridir. En koruyucu adım ise o son oyunu oynamadan profesyonel destek istemektir.“
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
11335 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9029 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8534 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7023 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6536 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5428 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5197 kez okundu
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
11335 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9029 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8534 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7023 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6536 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.