Antranik Bakırcıoğlu
İstanbul’un Adalar ilçesi, faytonların kaldırılmasının ardından başlayan elektrikli araç ve mobilet kullanımında yeni bir krizle karşı karşıya. Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada’yı kapsayan ve özellikle yaz aylarında artan nüfusla birlikte yoğunlaşan trafik denetimleri, yerel halk, esnaf ve emniyet güçlerini karşı karşıya getiriyor.
Yaya yollarının işgali ve tescilsiz araç kullanımının önüne geçmek amacıyla trafik şube ekiplerince yürütülen çalışmalar, adanın zorlu coğrafyasında temel ihtiyaçların dağıtımını sağlayan ve yıllardır aynı bölgede hizmet veren seyyar esnafı zor durumda bırakıyor.
Uygulamanın yarattığı mağduriyetin en somut örneklerinden biri, adalardaki denetimlerin yoğunlaştığı Kınalıada’da yaşanıyor.
Kış aylarını Isparta’da geçiren ve yaz sezonunun açılmasıyla birlikte Kınalıada’ya gelerek süt, yoğurt ve yumurta gibi temel gıda ürünlerinin satışını yapan 60 yaşındaki İbrahim Toker, denetimlerin ticari hayatı bitirme noktasına getirdiğini belirtiyor. 1980 yılından bu yana, yaklaşık 45 yıldır aynı adada esnaflık yapan Toker, aracının plakasının, ruhsatının ve şahsi ehliyetinin eksiksiz olmasına rağmen trafik polisleri tarafından mobiletine el konulduğunu ifade ediyor.
Toker’in aktardığına göre, trafik ekipleri tarafından kendisine sunulan gerekçe, yapılan işin “resmi olmaması” ve sabit bir dükkan ile dükkan ruhsatının bulunmaması. Yıllardır seyyar olarak adanın gıda ihtiyacının bir kısmını karşılayan Toker, “Benim ehliyetim de var, motorumun ruhsatı da var. Ancak yaptığım işin gerekçesi olarak dükkanımın olması gerektiğini söylediler. Şu an eşimle birlikte el arabasıyla canımız çıkıyor. Adanın yokuşları malum, işimizi yapamıyoruz, perişan olduk” dedi.

Denetimler sırasında toplanan mobiletler ve elektrikli araçlar adada tutulmuyor. Uygulamanın prosedürü gereği araçlar, feribot ve motorlarla İstanbul ana karasına sevk edilerek buradaki yediemin otoparklarına çekiliyor. Adalıların ve esnafın en çok tepki gösterdiği konulardan biri de bu sürecin kalıcı bir el koyma işlemine dönüşmesi. Otopark masraflarını, çekici ücretlerini ve olası cezaları ödemeyi kabul eden vatandaşlar dahi, el konulan araçlarını adaya geri getiremiyor.
Toker, bu durumu “Biz karşıya götürülen aracımızı tekrar adaya sokamıyoruz. Geri getirtmiyorlar” sözleriyle özetliyor.
Adalar’daki denetimlerin belli bir standarttan yoksun olduğu ve adil bir şekilde uygulanmadığı yönündeki iddialar da halk arasında ciddi bir rahatsızlık kaynağı. Kurallara riayet ederek ticari faaliyetlerini sürdürmeye çalışan esnafın araçları toplanırken, adada sadece keyfi amaçlarla gezenlerin veya kuralsız sürüş yapanların denetimlerden kaçabildiği öne sürülüyor.
Toker de çifte standart uygulandığını savunarak şu görüşleri dile getirdi: “Önüne geldiklerini alıyorlar. Biz burada işimizi yapıyoruz, çalışıyoruz ama bizimki alınıyor. Burada adada gezmek için, zevk için kullananlar var. Polis geldiği zaman bir haberdar olma durumu yaşanıyor, hemen araçlarını saklıyorlar. Polis olmadığı zaman tekrar meydana çıkıyorlar. Kanunen böyle bir şey varsa ya herkesinkini alsınlar ya da hep bıraksınlar. Biz buna isyan ediyoruz.”

Kınalıada başta olmak üzere Büyükada ve diğer tüm adalarda benzer manzaralar yaşanırken, krizin çözümsüzlüğe sürüklendiği asıl nokta “muhatap” eksikliği. Konunun hukuki, idari ve yerel yönetim tarafında ciddi bir yetki karmaşası yaşanıyor. Dükkan ruhsatı denetimi yerel yönetimlerin ve zabıtanın yetki alanına girerken, trafik ekiplerinin bu gerekçeyle araç bağlaması esnafı çaresiz bırakıyor.
Bu sahipsizlik hissi, ada halkını kendi çözümünü aramaya itmiş durumda. Müşterilerinin ve ada sakinlerinin de desteğini alan esnaf, bir imza kampanyası başlattı. Kınalıada’da şu ana kadar bini aşkın imza toplandığı belirtiliyor. Ancak toplanan bu imzaların kime, hangi kuruma teslim edileceği konusunda da net bir yönlendirme yok. Kaymakamlık makamı ile Adalar Belediyesi arasında gidip gelen vatandaşlar, sorunlarına kalıcı bir çözüm üretecek merciyi arıyor.
Yaz aylarında nüfusu katlanarak artan adalarda, yerleşik halkın önemli bir kısmını da ileri yaş grubundaki vatandaşlar oluşturuyor. Esnafın adresi kapı kapı dolaşarak temel gıda, su ve tüketim malzemelerini ulaştırması, sadece ticari bir faaliyet değil, aynı zamanda ada yaşamının sürdürülebilirliği için oldukça önemli.
Müşterilerin de bu durumdan şikayetçi olduğunu belirten Toker, esnafın adada hizmet verememesinin faturasının günün sonunda yerel halka çıktığını ifade ediyor.
Adalar sakinleri ve esnafı, denetimlerin tamamen sonlandırılmasını değil, kuralların şeffaf, adil ve rasyonel bir temele oturtulmasını talep ediyor. Ada sakinleri, İçişleri Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Adalar Belediyesi’nin bir araya gelerek, ada içi ticari lojistik ile keyfi kullanımı birbirinden ayıran özel bir mevzuat veya yönetmelik hazırlanarak soruna çözüm bulunmasını bekliyor.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8886 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8479 kez okundu
3
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
8158 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6981 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6510 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5383 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5153 kez okundu
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8886 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8479 kez okundu
3
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
8158 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6981 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6510 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.