DOLAR 47,5307 0.2%
EURO 54,7479 -0.08%
ALTIN
Ankara
20°

AÇIK

Antakya’nın kırılan mozaiği onarılabilecek mi?
  • 9.Köy
  • Genel
  • Antakya’nın kırılan mozaiği onarılabilecek mi?

Antakya’nın kırılan mozaiği onarılabilecek mi?

Deprem sonrası Antakya’da yalnızca yeniden inşa edilmeye çalışılan yapılar değil, birlikte yaşama kültürü de büyük bir sınavdan geçiyor. Gazeteci Gazi İsmailoğulları; din adamlarıyla, cemaat önderleriyle, esnafla, yurttaşlarla 9. Köy için konuştu: "Her inançtan, her kültürden en az 5-6 dini bayramda, nice cenazelerde düğünlerde beraber yaşardık. Şimdi kimsenin eğlence yapacak takati de gönlü de kalmadı."

ABONE OL
31 Temmuz 2026 11:19
Antakya’nın kırılan mozaiği onarılabilecek mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gazi İsmailoğulları 

Antakya, yüzyıllar boyunca farklı inançların ve kimliklerin bir arada yaşamayı gündelik hayatın doğal parçasına dönüştürdüğü kadim bir şehirdi. 6 Şubat depremleri bu kentin yalnızca yapılarını değil, ortak hafızasını, ritmini ve birlikte yaşama kültürünü de derinden sarstı. Aradan geçen zamana rağmen Antakya’nın en büyük sorusu hâlâ aynı; bu mozaik yeniden kurulabilecek mi? Bu soruya verilen yanıtlar farklı farklı; kimi umutla konuşuyor, kimi temkinle bekliyor, kimi de eski Antakya’nın artık geri dönmeyeceğini düşünüyor.

Bir arada yaşamanın şehri

Antakya Rum Ortodoks Kilisesi Papazı Dimitri Doğum 9.köy’e şu açıklamaları yapıt: “Bizler yılda en az 5-6 tane dini bayramda, nice cenazeler ve nice düğünler de hep beraber yaşayan insanlardık. Paskalya ve Banaol bayramlarını, Ramazan ve Kurban bayramlarını, bunun dışında Alevi kardeşlerimizin çok önemsedikleri Gadiri Hum bayramlarını hep beraber kutlardık. İşte bakın bir arada 5 tane bayram saydım size, hep beraber yaşadığımız bir şehirden bahsediyoruz. Çarşıda, sokakta, apartmanlarda, mahallelerde kimin Alevi, kimin Sünni, kimin Musevi, kimin Hristiyan olduğunu hiç kimse bilemezdi.”

Antakya Yahudi Cemaati Vakıf Başkanı Azur Cenudioğlu duygularını ve bugün yaşadığı özlemi şöyle tarif etti: “Bütün cemaatlerden, Hıristiyanlar, Aleviler, Sünniler, valisiyle, belediye başkanı ile emniyet müdürleri hepsi gelir bayramlaşırız. Bir hafta sonra da Hıristiyanların bayramları var. Paskalya bayramı. Biz de onlara gideriz. Kurban Bayramı olsun. Ne bileyim, Ramazan bayramları olsun. Hep beraber yapardık., Aleviler bayram yaparlar, çağırırlar bizi, giderdik. Biz bir kardeş gibi yaşadık.”

Kent sakinlerinden Tarih Azazi’ye göre Antakya’da dil de tıpkı insanlar gibi yan yana yaşar. Sohbet Türkçe başlar, Arapçaya döner, Kürtçeye bağlanır. Düğünlerde bir şarkı bitmeden başka bir dilde devam eder. Bu geçişler, kentin mozaiğinin en görünür hali.

İyi günde kötü günde hep beraberdik” diyen Ehlibeyt Kültür ve Dayanışma Vakfı  (EHDAV ) Başkanı, Alevi cemaati kanaat önderi Ali Yeral da herkesin akraba olduğunu belirtti: “Aleviler Sünnilerle, Müslümanlar Yahudi Hristiyanlarla, Türkler, Arap, Kürt, Ermenilerle yan yanadır, komşudur, akrabadır, kız alıp vermiştir, bayramda beraber bulunurlar, bayramlarını kutlarlar, cenazede beraber ağlarlar, beraber yas tutarlar, iyi günde kötü günde hep beraberdirler.”

Antakya Habib Neccar Camii İmamı Fethullah Uğraş ise şöyle söyledi: “İslam’ın Anadolu’ya giriş kapısıdır Antakya. Her yer savaşla ele geçirilmiş ama Antakya anlaşmayla ele geçirilmiş. Savaş olmamış. Dolayısıyla Antakya kan dökülmeden fethedilen bir yer. Antakya’da tarih boyunca farklı inançlardan insanlar her zaman barış içerisinde yaşamışlar.

Şehir dağıldı, hafıza savruldu

Antakya’da depremle birlikte yalnızca yapılar değil, ortak yaşamın bu ritminin dağıldığı vurgulayan Dimitri Doğum, insanların duygu dünyasına ilişkin gözlemlerini aktardı: “Evlerimiz yıkıldı. Canlarımız gitti. İş yerlerimiz gitti. Dolayısıyla kimsenin düğün yapacak, eğlence yapacak takati da kalmadı, o gönlü de kalmadı, o kalbi de kalmadı. Ama dini vecibeler yerine getiriliyor. 

Ermeni Cemaati Vakıf Başkanı Cem Çapar, “Şehrin merkezi tümden yerle bir olduğu için, özellikle Antakya için söylüyorum, bu doku artık Antakya’da yok. Şu anda Antakya sadece şantiye. Bütün Antakya koca bir şantiye, belki de dünyanın en büyük şantiyesi. İnsanı ezen bir heybeti var” dedi.

Antakya Saray Caddesi esnafı Sabahattin Toksay ise bu konudaki düşüncelerini şöyle anlattı: “Biz burada yalnız tek başımıza kahve içmeye başladık. Hepsini özlüyoruz. Hepsi hayatlarını farklı yerlerde devam ettiriyor şu an. Yani yıkımın getirdiği ayrılık bunlar.”

 

Antakya yeniden kurulur, peki ya mozaiği?

Antakya Yahudi Cemaati Vakıf Başkanı Azur Cenudioğlu  görüşlerini ve umudunu, “Ayrım yok. Kardeş gibi yaşadık. Ve tekrar onu yaşatacağız” diyerek ifade etti.

Antakya Saray Caddesi esnafı Mişel Şenay ‘a göre o günlerin dönmesi için önce insanların dönmesi gerek: “Yeniden eskisi gibi olabilmek için Antakyalı gerekiyor. Antakyalı Alevi, Antakyalı Sünni, Antakyalı Hristiyan, Musevi. Bunların gelmesi için de bence onlara bir şeyler göstermeliyiz. Antakyalı dostlar geri dönsün. Ve o yola çıkalım. Daha o yola çıkamadık. Hele bir gelsin Antakyalılar. Ondan sonra işte o eski düzeni tekrar yaratmaya çalışacağız.

Dimitri Doğum ’un “deprem sonrası mozaik tekrar oluşur mu?” sorusuna  şöyle yanıt verdi:

Depremden sonra da bizim bu ivmeyi tekrar yakalayacağımıza dair kaygılarım var benim. Bu şehirden giden diğer cemaatlere bağlı insanlardan da geri dönüşler biraz zor olacak. Yani bugün 3 yıl oldu, belki daha bir 4-5 yıl daha sürecek. 6-7 yıldır mesela belli bir şehre gidip de orada hayat düzenini kuran tekrar buraya gelmek düşüncesinde olmayacak. Kaygı duyduğum nokta, şehrimizin demografik yapısı değişti veya değişecek. Depremden sonra bu kopmalardan sonra tekrar bunun gelmesi, tekrar bir düzene oturması %1 bile ihtimal vermiyorum ben.”

EHDAV Başkanı, Alevi cemaati kanaat önderi Ali Yeral ise yabancıların geldiğini, yerel halkın azınlığa düştüğünü ileri sürdü:

Ne zaman ki dışarıdan birileri ısrarla buraya sokulmaya çalışıldı, özellikle son süreçte Suriye’den, Libya’dan, oradan buradan gelen insanların fazla olmasıyla buradaki yerel, halkın azınlığa düşmesi işin açıkçası hepimizin huzurunu kaçırdı. Bir yere giriyorsunuz. Yabancı ayağı yerli ayaktan daha fazladır… Levhalar değişmiş. Dükkanlar değişmiş. Caddeler değişmiş. Simalar değişmiş. Temennimiz inşallah buraya layık, Antakya’ya, medeniyetler beşiğine layık, o eski çehresini daha güzel bir şekilde görmek ve hep beraber el ele gönül gönüle yaşamak. Antakya tarihtir, medeniyettir, huzurdur, gelecektir.

Antakyalı Fethullah Uğraş da Antakya kültürünün gücünü bir arkadaşıyla yaptığı sohbeti anlatarak aktardı: “Deprem zamanı Antakya’ya gelen bir dostum bana şöyle demişti: Antakya’da diyor 300 yıl önce ölmüş bir insanı kaldırsanız uyansa, yeniden dirilse hiç yabancılık çekmez. Antakya’da diyor 300 yıl önce ölmüş bir insan diriltilebilse, evinde kalksa, gider uzun çarşıya, bir çay alır bir de Antakya simidi alır tuza bandırır yer, hiçbir yabancılık çekmez.

Uğraş, “O mozaik değişmez. Tarihte Antakya ilk defa yıkılmadı ki. Antakya defalarca yıkıldı. Ama Antakya her seferinde yeniden ayağa kalkmasını bildi. Ve yeniden ayağa kalkacak Allah’ın izniyle” dedi.

Ermeni Cemaati Vakıf Başkanı Cem Çapar ise “Bu mozaik değişir mi” sorusunu açık bıraktı: “Antakya’da künefe pişecek. Buna eminim. Yine künefe pişecek ama aynı insanlarla mı pişecek? Bunu bilmiyorum.

Şimdi Antakya’nın önündeki soru yalnızca yeniden inşa değil, yeniden Antakya olup olamayacağı.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.