Mehlika Sultan Ceylan
Bir zamanlar kalabalık sofraların, aynı çatı altında geçen hayatların parçası olan yaşlılık bugün yalnız evlerde ve sessiz gündelik rutinlerde karşılık buluyor. Bununla birlikte yaşlılara yönelik bakış da değişiyor. Uzmanlara göre mesele, yaşlıların “yük” olarak görülmesi değil onların değeri, nasıl bir yaşam sürdükleri ve ne ölçüde desteklendikleri.
Sosyoekonomik değişim, evlerin küçülmesi ve aile üye sayılarının azalması yaşlıların aile içindeki rolünü ve toplumdaki yerini de dönüştürmeye başladı. 65+ Yaşlı Hakları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ferhat Boratav, yaşlıların hem toplum hem de kendileri tarafından “yük” olarak görülmesinin, yaşlılık algısını tehlikeli bir noktaya sürüklediğine dikkat çekti. Kriz anlarında sürecin daha görünür hale geldiğini belirten Boratav, Kahramanmaraş depremleri sonrasında yaşananları örnek göstererek şu görüşleri dile getirdi:
“Türkiye’de hâlâ yaşlıların önemli bir kısmı geniş aile içinde barınıyor ancak burada çok ince bir denge söz konusu ve bu denge zaman zaman bozulabiliyor. Bunun en çarpıcı örneğini Kahramanmaraş depremlerinde gördük. Depremden sonra ‘Ben yaşlıma bakamıyorum, götürün’ diyenlerin sayısı bölgede arttı. Mekânsal koşullar ve ailelerin maddi durumu bu dengeyi belirliyordu; denge bozulduğunda ise yaşlılar devredilmesi gereken bir yük olarak görülmeye başlandı.”
Yaşlıların desteklenmesinin artık aile meselesi olmaktan çıkıp kamusal bir sorumluluk haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Boratav, “Yaşlıya yönelik destek ve hizmetleri standartlaştırarak erişilebilir hale getirmek gerekir. Yani herkesin kendi önemini düşünmeden bu hizmet ve desteklere ulaşabilir olması lazım” dedi. Boratav ayrıca yaşlıların bir değer olarak görülmesi gerektiğinin altını çizerek “Yaşlının ‘yük’ olarak görülmesi konusunu çok dikkatli formüle etmeliyiz çünkü ‘yaşlı yük mü?’ dediğimiz anda onu yük olarak kabul etmiş oluyoruz. Yaşlının değerini görmeliyiz, onların hayat tecrübesi ve mesleki deneyiminin paylaşılması büyük önem taşıyor” dedi.
İstanbul’da bir yaşlı bakım ve huzurevinde kalan İ.D., 2 çocuğunun da kendisine bakmak istemediğini, bu durumun kendisini değersiz hissettirdiğini belirterek, “Çocuklarımın bana bakmak istememeleri zoruma gidiyor ve kendimi değersiz bir yük gibi hissediyorum. Eşleri de kendileri de çalışıyor bu yüzden bana bakamayacaklarını söylüyorlar. Ben de çocuklarımın evinde huzursuzluk çıkmasın diye huzurevine geldim” dedi. İ.D., toplumda yaşlıların artık eskisi gibi saygı görmediğini söyleyerek bu durumun ileriki nesillerin aile bağlarında kopukluklar yaratacağını söyledi.
70 yaşındaki babasıyla birlikte yaşayan M.K., aile büyüklerinin önemli tecrübelere sahip olmasının kendi hayatlarında yol gösterici olduğunu söyledi. M.K., “Biz babama bakıyoruz, babam da bize yardım ediyor yani karşılıklı bir yardımlaşma söz konusu. Örneğin babam gün içinde biz evde yokken torunlarıyla ilgileniyor, gelenek ve göreneklerimizi onlara öğretiyor” dedi. M.K., buradaki yardımlaşmanın aile bağlarını sağlamlaştırdığının altını çizerek yaşlıların toplumda ve aile içinde önemli bir yere konulması gerektiğini söyledi.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7567 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6667 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6301 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
5984 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4960 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4756 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4657 kez okundu
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7567 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6667 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6301 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
5984 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4960 kez okundu