Zerrin Sargut
Van’ın Gürpınar ilçesinde, Urartu Kralı Menua tarafından yaptırılan ve dünyada eşi benzeri olmayan 40 değirmen, definecilerin tahribatı ve ilgisizliğin kurbanı oldu. Tarihi yapılar bir medeniyetin izlerini silmeye başlayan zamana ve insanların tahribatına karşı
direnmeye çalışıyor.

Zeynel Abidin Çelebi
Van’ın Gürpınar ilçesinde binlerce yıllık bir sır yatıyor: 40 Değirmen.Bu tarihi değirmenler, milattan önce 7. yüzyılda Urartu Kralı Menua tarafından inşa edildi. Çevre ve Tarihi Eserleri Koruma Derneği (ÇEV-DER) üyesi Arkeolog Zeynel Abidin Çelebi, bu yapının dönemin en büyük sanayi tesislerinden biri olduğunu söyleyerek, “Bölgenin en büyük fabrikasyonu” tanımını yaptı.
Çelebi, 40 Değirmen’in inşasında dört temel unsurun önemli olduğunu ifade ederek, Urartuların tarım ve suya büyük önem verdiğini ve bu nedenle bentler ve barajlar inşa ettiklerini belirtti. İkinci olarak, değirmenlerin yapımında kullanılan kızıl andezit ve sert bazalt taşlarının bölgede bolca bulunduğunu ekleyen Çelebi, komünal bir yaşamı desteklemenin yanı sıra o dönemde Asur ve diğer kavimlerin saldırılarına karşı korunmak için bu değirmenlerin bir toplanma alanı olduğunu da kaydetti.
Tarihi değirmenler 1986 yılına kadar aktif şekilde çalışıyordu. Ancak, Gürpınar’ın su kaynaklarının kent merkezine yönlendirilmesiyle işlevsiz kalmaya başladılar. Asıl felaketin ise 1990’lı yıllardaki zorunlu göç ve sonrasında başlayan definecilik faaliyeti olduğunu vurgulayan Çelebi, “Oradaki korsan defineciler, Urartulardan kalma her taşın altında sanki altın var mantığıyla değirmenleri tahrip ettiler” dedi.
2010 yılına gelindiğinde ayakta kalan sadece 13 değirmen kaldığını anlatan Çelebi, bunlardan sadece birinin restore edildiğini söyledi. Diğerlerinin ise izlerinin bile silinmek üzere olduğunu söyleyen Çelebi, “Aslında bir medeniyetin varlığı, binlerce yıllık bir medeniyetin varlığı yaşam izleri bazen bir taşa bir tablete bağlanabiliyor. Onu tahrip ettiğimiz zaman da aslında 5 bin yıllık, 3 bin yıllık bir medeniyeti, bir insanlığı, bir tarihi yok ediyoruz” dedi.

Arkeolog Çelebi, bölgenin sit alanı ilan edilmesine rağmen sahipsiz kaldığını ve yetkililerin bir an önce harekete geçmesi gerektiğini de söyledi. Bu tarihi mirasın restore edilip turizme kazandırılması çağrısında bulunan Çelebi, “Eğer bugün bunlara müdahale etmezsek belki peşimizden gelen bir nesil sadece teknolojik bir dünyanın var olduğuna inanacak” diyerek sözlerini tamamladı. Çelebi, 40 Değirmen’in sadece bir yapı değil, aynı zamanda insanlık tarihinin önemli bir parçası olduğunu da vurguladı.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8024 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7788 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6796 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6390 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5019 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4964 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4787 kez okundu
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8024 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7788 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6796 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6390 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5019 kez okundu