DOLAR 45,0265 0.03%
EURO 52,9420 0.24%
ALTIN
Ankara
19°

AZ BULUTLU

İtalyan gazeteci nasıl aldattı?

İtalyan gazeteci nasıl aldattı?

İtalyan gazeteci Tommaso Debenedetti, medyayı kandırmakla ünlü. Gazetecilerin doğrulama reflekslerinin zayıfladığını kanıtlamak amacıyla sosyal medyada sahte paylaşımlar yayımlıyor.

ABONE OL
26 Nisan 2026 21:42
İtalyan gazeteci nasıl aldattı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Faruk Bildirici

Her seferinde de kandırmayı başarıyor. Sahte ölüm bilgisini yaydıkları arasında Papa XVI. Benedikt ve Fidel Castro’dan Pedro Almodóvar ve Milan Kundera’ya kadar birçok isim var; paylaşımlarının tümü de amacına ulaşmış, birçok ülkede haber olmuş.

Debenedetti’nin sahte ölüm bilgisini yaydığı ünlülerden biri de Nobel ödüllü yazar Kazuo Ishiguro. 2022 yılında sosyal medyada bir yayıncı adına açtığı sahte hesaptan Kazuo Ishiguro’nun öldüğünü yazmış. Dakikalar içinde önce sosyal medyada, ardından da hızlı olmak için teyit etmeden her gördüğünü haber yapan gazeteciler sayesinde bütün dünyada yayılmış. Debenedetti, kısa süre içerisinde hesabın sahte, Kazuo Ishiguro’nun da hayatta olduğunu yazıp paylaşımını silmiş…

Whatsapp Image 2026 04 26 At 13.09.13 (1)

Aradan dört yıl geçti. 22 Nisan’da bu kez İsveç Akademisi’nden Ingrid Carlberg adına açılan bir hesaptan Kazuo Ishiguro’nun öldüğü bilgisi paylaşıldı. Başka ülkelerdeki gibi Türkiye’de de BirGün’den, Cumhuriyet, Dünya, Evrensel, Gerçek Gündem, Muhalif, Odatv’nin de aralarında olduğu birçok haber sitesi, ünlü yazarın öldüğü haberini yayımladı. “Nobel ödüllü ünlü yazar hayatını kaybetti” haberlerinde kaynak olarak da “İsveç Akademisi duyurdu” bilgisi veriliyordu.

Ancak Carlberg’in hesabındaki paylaşım kısa sürede silindi ve onun yerini “Bu hesap İtalyan gazeteci Tommasso Debenedetti tarafından yaratılmış sahte bir hesaptır. Kazuo Ishiguro hayattadır” yazılı bir paylaşım aldı. Debenedetti, gazetecileri yine tuzağa düşürmeyi başarmıştı!

Başka X hesaplarından da benzer uyarılar gelince haber sitelerinin çoğu Ishiguro’nun ölüm haberini sildi. Fakat son baktığımda Dünya, Muhalif ve Odatv sitelerinde haber hâlâ duruyordu.

Umarım bu olay, gazeteci arkadaşlara, sosyal medyada her gördüğünü, doğrulamadan hemen haber yapmamak gerektiğini anlatan bir ders olur…

Gazeteciler, İçişleri’nde dekor olmuş

Mustafa Çiftçi, İçişleri Bakanlığı’na atanmasından bu yana ilk kez “basın buluşması” düzenledi; Ankara’daki medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.

Tabii öbür bakanlarda olduğu gibi yine iktidar medyası ağırlıktaydı; muhalif medyadan sadece Sözcü’den Saygı Öztürk, Karar’dan Yusuf Ziya Cömert davet edilmişti toplantıya.

Gerçi Saygı Öztürk, “7.5 yıl il valiliği yapması nedeniyle Çiftçi, devleti tanıyor, nerede ne söyleyeceğini ve bunun ölçüsünü de biliyor” yazdı ama Bakan Çiftçi, bundan pek de emin olmasa gerek. Zira Yusuf Ziya Cömert, toplantıda “soru-cevap kısmı olmadığını” yazdı; davet edilmeyen Deniz Zeyrek de yazısında gazetecilere, “denetimden geçmiş deşifre metni” gönderildiğini belirtti.

Whatsapp Image 2026 04 26 At 13.09.13 (2)

Soru soramayan gazeteciler gönderilen deşifre metni özetleyip, başlık koyup haber diye yazmışlar anlaşılan. Basın toplantısı değil, Bakan Çiftçi’nin, gazetecilerin dekor unsuru olarak kullanıldığı bir gösterisi olmuş Ankara’daki toplantı…

Bakan Çiftçi. Üç gün sonra da İstanbul’da medya kuruluşları yöneticileriyle biraraya geldi. Bu sefer de davet edilenler, Karar, Milli Gazete ve Odatv dışında tümü iktidar medyasındandı. Ankara’dan farklı olarak bu sefer soru cevap bölümü olmuş, bakan dört soru yanıtlamış.

Umarım orada da Ankara’daki gibi, gazetecilere sonradan “denetimden geçmiş metin” gönderilmemiştir. Gazeteci, kendi deşifresini kendisi yapar. Soru sormakta da ısrarcı olur; sordurulmadıysa da bunu yazısında, haberinde belirtir.

Adnan Oktar’ın A9’u duruyor, Tele 1 satışta

Sabah, Can Holding’e el konulmasını, “Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük kara para operasyonu” başlığıyla duyurmuştu.

Ciner Holding’in, Can Holding’e sattığı ve aralarında Habertürk, Show TV ve Bloomberg HT’nin de bulunduğu televizyon kanalları da aynı gün TMSF’ye devredildi. 11 Eylül 2025’teki bu “kara para operasyonu” ile Can Holding’in sahiplerinden Kemal Can gözaltına alındı; Mehmet Şakir Can ve Murat Can da aranmaya başlandı.

Can Holding’den 1.5 ay kadar sonra, 24 Ekim 2025’te de Tele 1’e operasyon yapıldı. Tele 1’in Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan ile birlikte “casusluk” ile suçlandı; operasyonla birlikte Tele 1 ile ABC RD-TV şirketi TMSF’ye devredildi.

TMSF’nin kayyum olarak Can Holding televizyonları ile Tele 1’deki uygulamaları farklı oldu. Habertürk, Bloomberg HT, Show TV’nin yayınlarında önemli bir değişiklik olmadı; aynen devam ettiler. Ancak eski filmler ve diziler yayımlayarak, muhalif medyanın önemli bir bileşeni olan Tele 1’i, haber kanalı olmaktan çıkardılar; izlenme oranını sıfırladılar.

Aradan aylar geçti; Can Holding’den Kemal Can tahliye edildi; firari durumdaki Mehmet Şakir Can ve Murat Can da teslim oldu ve aynı gün ev hapsi koşuluyla serbest kaldılar. Merdan Yanardağ ise halen cezaevinde. Bırakın kendisini savunabilmeyi, henüz yargıç önüne bile çıkamadı. Ama TMSF, Tele 1’in 17 Haziran’da açık artırmayla satılacağını duyurdu bile.

Halen 23 medya şirketi TMSF yönetiminde. Can Holding’in kanalları, Gain Medya ve hatta Adnan Hoca’nın A9 TV’si dururken alelacele hem de 28 milyon lira gibi çok düşük bir bedelle satmaya hazırlanıyorlar kanalı. Öyle ki, TMSF, Flash Haber”i, geçen yıl 84 milyon TL muhammen bedelle, EkoTürk’ü de 26 milyon liraya satışa çıkarmıştı. Aradan aylar geçtikten sonra Tele 1’e biçtikleri fiyat, bir an önce elden çıkarmaya çalıştıklarını gösteriyor.

Tele 1 satılınca geri dönülmez biçimde ortadan kaldırılmış olacak. Merdan Yanardağ beraat ettikten sonra bile kanalı geri alması mucizelere kalacak. “Casusluk” bahane, asıl hedef Tele 1. Ne basın ve ifade özgürlüğü umurlarında ne de masumiyet ilkesi ve mülkiyet hakkı.

Gazetecilik gezisinde valinin işi ne?

Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin eski başkanı Mevlüt Yeni’nin, “Nürnberg Basın Kulübü ile 26 yıl önce kurulan medya köprüsünün sarsıldığı” eleştirisi, cemiyette tartışma başlatmış.

Cemiyet’in mevcut başkanı İdris Taş, bu eleştirinin doğru olmadığını, Nürnberg ile işbirliğinin güçlenerek devam ettiğini savunmuş. Açıklamasındaki şu cümle dikkatimi çekti:

“Nitekim son ziyaretimiz, Antalya Valisi’nin de katılımıyla son derece verimli ve yapıcı bir atmosferde gerçekleşmiştir.”

Whatsapp Image 2026 04 26 At 13.09.13

Gazetecilik meslek örgütünün bir yurtdışı geziye kentin valisini de götürmesi sorunlu bir davranış, bunu övünç vesilesi olarak görmeleri ise çok üzücü. Cemiyet gibi, 2022 yılındaki o geziye katılan Antalya Valisi Ersin Yazıcı da o zaman valilik web sayfasından övünçle duyurmuş bu geziyi. Eşi Hanife Yazıcı ile birlikte katıldığı geziyi “çalışma ziyareti” olarak nitelendirmiş! Artık vali bey ve eşi gazetecilik faaliyetine nasıl bir katkıda bulunduysa…

Gazeteci- polis ilişkisinde doz aşımı

Sabah gazetesi Haber Müdürü Halit Turan, “Ayhan Bora Kaplan suç örgütü” davasında yargılanan eski polislerin kendisi ve Haber Koordinatörü Abdurrahman Şimşek’e yönelik suçlamalarına bir paylaşımla yanıt verdi.

Dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan’a seslendiği bölüm gazeteci-polis ilişkisini sergilemesi bakımından dikkat çekiciydi:

“Şevket Demircan: Senin ‘mağduriyet’ tiyatronu da hayretle izliyoruz. Sayın Müdür, hafızanız mı zayıfladı? Ayhan Bora Kaplan örgütüyle ilgili bilgileri sızdıran, ‘Haber yap’ diyen bizzat sizdiniz! Dün kaynaklık ettiğiniz gazeteciyi bugün kumpasla suçlamak ucuz bir taktikten ibaret. Sürekli baskı yapıyordunuz Twitter’a düşürün diye.

Şimdi bizi FETÖ’ye meze etmeye mi çalışıyorsunuz? Kumpas arıyorsanız sildiğinizi sandığınız o WhatsApp kayıtlarına ve kendi notlarınıza bakın; bende hepsi ilk günkü gibi duruyor. Gerçeklerin tek bir huyu vardır: Er ya da geç ortaya çıkarlar.”

Evet, Halit Turan ve Abdurrahman Şimşek ile suçlanan öbür gazeteciler için de takipsizlik kararı verilmiş; ama Halit Turan’ın bu satırları, geçmişte o polislerle ne denli içiçe olduklarını gösteriyor. Polisler, “haber kaynağı” olmaktan çıkıp, “Twitter’a düşürün” diye baskı yapacak kadar yakın olmuşlar bu iki isme. İşbirliği, gazetecilik sınırını hayli aşmış…

Maden işçilerini yok saydılar

İktidar medyası, ödenmeyen tazminat ve ücretlerini alabilmek için Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen maden işçilerini tek satır, tek saniye bile haber yapmadı.

Ama madenciler Ankara’da eylemlerini sürdürürken geçen hafta içinde Akşam, Habertürk, Türkiye gazeteleri ile Bengütürk TV, “Karşıyaka Belediyesi’nde maaşları ödenmeyen memurlar ayaklandı”, Sabah ve A Haber de “Buca Belediyesi’nde 750 memur grevde” haberi yayımladı.

Bu haberler, CHP’li belediyelerle ilgiliydi. Yıldızlar Holding’in işçilerin ücretlerini ödememesini görmezden gelen iktidar medyası, hedef CHP olunca haber yapmaktan sakınmadı.

Muhalif medyadan BirGün, Evrensel, Halktv, Nefes ve T24 ise maden işçilerinin eylemi gibi, CHP’li bu belediyelerdeki maaş ve tazminat sorunlarını da haber yaptı. Doğrusu da bu.

Kanye West haberlerinin eksiği

NTV’nin web sitesinde yayımlanan İHA mahreçli “Kanye West, İstanbul’a geliyor. 100 bin kişilik konserde kendi rekorunu kıracak” haberinde bilgi eksikliği vardı.

Haberde sadece organizatörün “Fransa konserinin iptal edilmesiyle İstanbul’a talep daha da arttı” gibi bir cümlesi geçiyordu. Oysa haberin yayımlandığı 18 Nisan’a değin Kanye West’in Fransa’nın yanı sıra Birleşik Krallık (İngiltere) ve Polonya konserleri de iptal edilmişti.

Üstelik haberde Fransa konserinin neden iptal edildiği de okura açıklanmıyordu, bu bilgi de eksikti. Konser iptallerinin ve tepkilerin nedeni, ünlü rapçinin daha önce Adolf Hitler ve Nazilere hayranlığını dile getirmesi, internet sitesinde gamalı haçlı tişörtler satmasıydı. Avrupa turnesi öncesinde özür dilemesi de tepkileri yatıştırmaya yetmemişti.

Enteresandır, NTV’nin haberinden bir gün sonra Independent Türkçe sitesinde yayımlanan ve İsviçre konserinin de iptal edildiğini duyuran “Kanye West’e FC Basel engeli: Bir konser daha iptal” haberinde de 30 Mayıs’ta İstanbul’da yapılacak konserden hiç söz edilmiyordu. Dahası haberde İsveç ile İsviçre karıştırılmıştı, FC Basel için “İsveç futbol kulübü” deniyordu.

Tek cümleyle:

  • Hürriyet, iki gün üst üste “Yasadışı bahis oynayana da hapis geliyor”, “36 milyar TL’lik yasadışı bahis baskını” başlıklarıyla, “yasadışı bahis” haberlerini ilk sayfaya taşıdı.
  • Akşam ve Yeni Şafak gazeteleri, AKP’li Ümraniye Belediyesi’nin tanıtım için düzenlediği sayfayı, “reklam” olduğu uyarısı koymadan yayımladı.
  • Yeni Şafak, gazetenin sahibi Albayrak Grubu’nun Ekvator Ginesi’nde iki ana limanı işletmesini, Albayrak Finans’ın basın toplantısını ve traktör kampanyasını geniş haber yaptı.
  • Star sitesi, Almanya’nın Hürmüz Boğazı’na asker göndermesini, sanki bütün “ordu” konuşlandırılacakmış gibi “Ordu gönderme önerisi kabul edildi” başlığıyla haberleştirdi.
  • İktidar medyası, ABD’nin, AKP’li eski milletvekili ve yazar Mehmet Metiner’in vize istemini reddetmesini görmezden geldi.

ELEŞTİRİ, ŞİKÂYET VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: [email protected]

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.