Faruk Bildirici
Ben de baktım. 2023 yılında kurulan bu partinin siyasi arenada bir etkisi görünmüyor, Genel Başkan Teoman Mutlu, seçmen düzeyinde tanınan biri de değil. Teoman Mutlu’nun siyasi bir geçmişi de yok. ABD’de ve Türkiye’de kimya, temizlik ve petrol ürünleri alanında faaliyet gösteren şirketleri olan bir iş insanı. Hatta 2024 yılında Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen hayali parfüm ihracatı davasında 7 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırılmış.
Yine de ilginç biçimde, Teoman Mutlu hakkında dijital medyada haberler ve sosyal medyada paylaşımlar hiç eksik olmamış. Akit TV’de Murat Şahin’in, Beyaz TV’de Tahir Sarıkaya’nın programlarına çıkmış; açıklamaları orada burada haber olmuş. Ahmet Hakan, gazetedeki köşesinde iki kez konuk etmiş. Kimi gazeteciler de sosyal medyada övgüler yazmış, Teoman Mutlu’nun yazdıklarını paylaşmışlar.
Son operasyonların ardından gazetecilerin çoğu paylaşımlarını silmiş. Sadece Rasim Ozan Kütahyalı’nın iki paylaşımını bulabildim. Kütahyalı, 12 Nisan 2025’deki paylaşımında Teoman Mutlu’nun “genel af” ile ilgili sözlerini alıp, üzerine “Helal olsun Teoman Mutlu. Ben de ROK olarak genel af isteyen tüm yurttaşlarımızı Yerli ve Milli Parti’ye destek olmaya çağırıyorum” yazarak paylaşmış. Kütahyalı, 1 Haziran 2025’deki paylaşımında da “yepyeni bir siyaset adamı Teoman Mutlu’nun oyunu yüzde 2 düzeyine getirdiğini” savunup, “Bu gidişle Teoman Mutlu’nun Yerli ve Milli Parti’si İyi Parti’yi bile zorlayacak hale gelirse şaşırmayın” demiş.

Kütahyalı böyle yazmış, ama tabii ki Teoman Mutlu’nun partisinin böyle bir oyu yok. Geçen yıl da yoktu, bu yıl da. Bırakın yüzde 1’i, 2’yi, anketlerde hiç görünmüyor. X’te izleyenlerin sayısı bile sadece 9.538…
Fakat her nasılsa Teoman Mutlu’nun X’te paylaştığı ORC Araştırma’nın 17-19 Temmuz 2026 tarihli “Siyasi parti oy tercihleri” anketinde YMP’nin yüzde 1,4 oyu görünüyor. Garip bir araştırma bu! ORC’nin, bu anketten sonra 27-29 Temmuz 2026’da yaptığı ankette YMP hiç yok. Bir ay önce 17-19 Haziran 2026’da yapılan ankette de YMP yok. Sanki ORC’nin 17-19 Temmuz anketi Teoman Mutlu’yu mutlu etmek için özel olarak yapılmış gibi!
Sonuçta bu parti, ORC’nin anketi ve Rasim Ozan Kütahyalı gibi gazetecilerin paylaşımları sayesinde gerçekte olmayan bir gücü varmış gibi gösterilmiş. Bir gazeteci anketlerde esamesi bile okunmadığı ayan beyan ortada olan bir partinin yükselişte olduğunu, yüzde 2 oya ulaştığını neden yazar? Acaba bu paylaşımlar paralı mı?
Türkiye’de otomotiv gazeteciliği, genellikle otomobil şirketlerinin bültenleri, toplantıları, gezileri ve tanıtımlarına dayanıyor. Aşağı yukarı aynı konular, aynı açıklamalar, aynı söyleşiler.
Farklı araştırmalara nadiren rastlanıyor, hele eleştirel bakış neredeyse hiç yok. Otomotiv sayfaları, YouTube videoları ve TV’lerdeki programlar, yeni markaların görücüye çıktığı, otomobillerin birbirinin aynı övgülerle tanıtıldığı alanlar…
Gazetelerin pazartesi günleri yayımlanan otomotiv sayfaları da birbirinin aynı. Son olarak Milliyet, “Kiralamada daha çok potansiyel var”, Türkiye, “Araç kiralama sektörü yeni döneme hazırlanıyor”, Yeni Şafak ise “Yeni nesil araç almıyor kiralıyor” manşetiyle çıktı. Üçü de Tüm Oto Kiralama ve Mobilite Derneği Başkanı Özarslan Tangün’ün açıklamasına dayanıyordu.

Başka bir hafta “Yerli …’lı SUV’a doping” (Yeni Şafak), “… çok iddialı geldi” (Türkiye), “SUV’da tarihi rekor” (Sabah), “Yerli … ÖTV muafiyetiyle yola çıkıyor” (CNN Türk) başlıkları altında hep aynı marka ve model araç tanıtıldı. Üstelik yerli dedikleri araç, Fransa markasıydı; Türkiye’de üretiliyordu, ama yerlilik oranı yüzde 40 civarındaydı.
Bir hafta da Sabah, Türkiye ve Yeni Şafak’ta bir otomobil markasının Bursa’da üretilmesiyle ilgili haber vardı. Ondan önceki hafta Cumhuriyet, Sabah, Türkiye, Milli Gazete ve Yeni Şafak, “13 yıl aradan sonra yeniden Türkiye yollarında”, “Yakıt tüketiminde elektriklileri yakaladı”, “Tüplü oto elektrikli otoya karşı” gibi başlıklarla aynı markayı manşete almıştı.
Yazılanlar birbirinin aynı, çünkü hep şirketlerin bültenleri, açıklamaları esas alınıyor ya da şirketlerin verdiği araçlarla gezilere çıkılıp program çekiliyor. Yurtiçi ya da dışındaki tanıtım etkinlikleri, fuarlara gezi masraflarını da şirketler karşılıyor; iş birliği yapılıyor.
Sonuçta otomotiv gazetecilerinin çoğu, toplumun ve tüketicilerin yararını değil de medyada şirketlerin çıkarını gözeten temsilciler olarak işlev görüyor. Hatta geçenlerde otomotiv yazarlarının görmediğini Reklam Kurulu fark etti, bir Japon otomobil firmasına 863 milyon lira ceza verdi, medyadaki haberlerde o firmanın Nissan olduğu bile verilmedi, gizlendi.
Elbette bu firmaları tanıtım çizgisinin dışına çıkan, tüketici yararını gözeten, eleştirel yaklaşan yazarlar da var arada. Onlardan biri de Hürriyet’in otomotiv yazarı Taylan Özgür Dil. Geçen hafta “Yine yandı: Bu aracı acilen geri çağırın” haberiyle Çin markası Skywell’in Türkiye’de 3 binden fazla satılan ET5 modelindeki sorunları gündeme getirdi.
Taylan Özgür Dil’i kutlamak gerek bu haberciliğinden ötürü. Umarım Çinli firmaya karşı gösterilen bu tutum bütün ülkelerin bütün modelleri için geçerli olur; o araçların da olumsuz yanlarını sakınmadan dile getirir otomotiv yazarları…
Türkiye Basın Federasyonu Başkanı Sinan Burhan, ödül dağıtım töreninde, “Diğer gazeteci cemiyetleri, medya sivil toplum örgütleri Kanal 7 ya da Sabah gazetesine hiç ödül verdiler mi?” diye sormuş. Yanıtını da kendisi vermiş yine:
“Hayır. Vermezler. Onlar tarafsız, biz yandaşız. Kusura bakmayın, artık bu söylemleri kimse kabul etmiyor. ‘Sizin ne farkınız var?’ diyenlere de şunu söyleyelim. Bizler bu mesleği hakkıyla yapan tüm medya mensuplarına ödül verdik. Sadece bize yakın olmasına bakmadık.”

Ne yazık ki, Sinan Burhan’ın sözleri gerçeği yansıtmıyor. Bir örnek vereyim; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin bu yıl verdiği “Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülü” alanlar arasında Sabah da vardı. Hem de ekonomi haberi ve iç sayfa düzeni olarak iki dalda ödül verildi. İktidar yanlısı Hürriyet, Milliyet, TRT ve İHA da ödül aldı mart ayında düzenlenen törende.
Sinan Burhan’ın, ödül verirken ayrım yapmadıkları da doğru değil. Bu yıl 11’incisini verdikleri “Anadolu Medya Ödülleri”ni alanların tamamı, iktidar yanlısı gazeteciler ve medya kuruluşlarıydı. Ödül verdikleri arasında bir tek muhalif gazeteci ya da medya kuruluşu yoktu! Geçmiş yıllarda da hiçbir muhalif gazeteciye ödül vermemişlerdi.
Gazetecilik doğruyu söyleme mesleği. Bir meslek örgütünün başındaki kişinin de söylediği ile yaptığı birbirini tutmalı…
RTÜK bugüne değin hep muhalif kanallara ceza yağdırırken sessiz kalan Turkuvaz Medya, uzun zamandır ilk kez ATV’ye ceza verince RTÜK’e karşı bayrak açtı.
Sabah’ta, “Yabancılara söz geçiremeyen RTÜK, yerli medyaya ceza yağdırıyor” yazısı, Takvim’de “Milli medyaya eşitsizlik” ve “RTÜK’e milli tepki” haberleri yayımlandı. ATV’deki “Özel dosya”da ise RTÜK’ün, dijital platformları denetlemek yerine “yerli medyaya ceza verdiği” savunuldu. Fakat bu haberlerde öbür kanallara verilen cezalardan hiç bahsedilmedi.
Oysa RTÜK, ATV’ye “Esra Erol’da” programı nedeniyle 8 milyon lira ceza verdiği 11 Haziran günü, Now TV, Sözcü TV, Halk TV, Kafa Radyo, Best FM, Kanal D, Show TV ve Star TV’ye de ceza kararı almıştı.

ATV’nin yanı sıra aynı gün, Show TV, Star TV ve Kanal D’ye de ceza verilmesi, RTÜK’te uzun süredir görülmeyen bir uygulama. İktidar yanlısı bu dört kanala, hem de oybirliğiyle ceza verilmesi, RTÜK üyelerinin görüş birliğine varması nadir görülen bir durum.
Show TV’nin sahibi konumundaki TMSF’den, Star TV’nin sahibi Doğuş Grubu ve Kanal D’nin sahibi Demirören Grubu’ndan RTÜK cezalarına karşı ses çıkmazken, Turkuvaz Grubu’nun sesini yükseltmesi, bir değişim göstergesi olabilir.
Prof. Dr. Selman Öğüt’ün, “Haddini bil Turkuvaz Medya. Devletimizin yanındayız. RTÜK gerekeni yapmıştır” çıkışı da iktidar saflarında RTÜK’ün bu kararlarına olan desteği yansıttı. Fakat bu gelişmelerin ardından RTÜK’ün dijital platformlar HBO Max, Prime Video, Netflix ve Disney+’a ceza vermesi, Turkuvaz’ın kampanyasının etkisini gösterdi.
RTÜK, iktidar yanlısı televizyonlara tavizden vazgeçmiş olabilir mi? İzlemek gerek.
Doç. Dr. Oğuz Demir’in, ekranlarda sadece “iktisatçı” olarak tanıtılmasını eleştirmiştim geçen hafta. Şişli Belediye Meclis üyesi ve İBB Plan Bütçe Komisyonu Başkanı da olduğunu anımsatmış, TV programlarında politik kimliğinin de belirtilmesi gerektiğini dile getirmiştim.
Oğuz Demir, yazının yayımlanmasından sonra beni aradı. Öncelikle bir hatayı düzeltti; Belediye Meclisi’nde iki dönemdir olmadığını, bu dönem yeni seçildiğini belirtti. Politik kimliğinin gizli olmadığını, katıldığı programlarda da bunu sunuculara anımsattığını, ama ekranda nasıl tanıtılacağı konusunda tercihi onlara bıraktığını dile getirdi.
Tek cümleyle:
ELEŞTİRİ, ŞİKÂYET VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: [email protected]
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
9003 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8889 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8482 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6987 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6512 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5387 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5156 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.