Gazi İsmailoğulları
6 Şubat depremlerinin ardından Antakya’dan ayrılarak ailesiyle birlikte, kalan yakınlarıyla, ya da tek başına on binlerce insan başka kentlerde, farklı coğrafyalarda yeni bir hayata başladı. Kalanların konteyner kentlerde geçen zor zamanlarını herkes görüyor, dinliyor. Ya gidenler? Onlar az mı dertli? Her birinin özlemi başka, yeni hayatındaki güçlükleri başka.
Almanya’ya yerleşmek zorunda kalan Volkan Çolak, yaşadığı süreci 9. Köy’e anlattı. Dil, yeni arkadaşlar, çocukların eğitimi gibi değişen ağır süreçleri şöyle anlattı:
“Antakya gibi bir yerden ayrılmak, bir Antakya sevdalısı olarak inanılmaz zordu. Bunun duygusunun tarifi bile yok. Sokaklarımızı, yediğimiz yemekleri, sohbetlerimizi, dostluğumuzu, selamlaştığımız insanları, yürürken karşılaştığımız yüzlerce tanıdık simayı artık göremeyeceğimizi düşünmek bile imkansızdı.
Yeni bir ülkede hayat kurmak elbette çok zor oldu. Yeniden bir kimliğe ihtiyacımız oldu. Yeni bir banka hesabı, yeni bir dil, çocuklar için yeni bir okul, bizim için yeni adresler, yeni caddeler, yeni tanıyacağımız insanlar. Sanki ikinci bir hayata geçtik ve ailece yeniden doğup tutunmaya çalışıyoruz.Her şeyi kendiniz yapmak zorundasınız. Dili öğrenmeniz, ehliyeti yeniden almanız, banka hesabı açmanız, işi bulmanız gerekiyor. Dolayısıyla yeniden bir hayata girmek inanılmaz zor, teferruatlı, duygusal ve stresli oldu.”
6 Şubat depremlerinin ardından Antakya’dan ayrılarak memleketi Rize’ye dönmek zorunda kalan Diren Zorlucan da geride bıraktığı çeyrek asırlık yaşamını ve yeni hayatına uyum sürecini 9. Köy’e şu sözlerle aktardı: “Depremden sonra Antakya’dan ayrılmak, onca birikimin ardından başka bir kente gitmek zorunda kalmak acıydı ve üzücüydü. Yirmi beş yıllık sosyal, siyasal, arkadaşlık ve ekonomik birikimimi geride bıraktım. Şanslı tarafım memleketimin Rize olmasıydı. Rize’ye geldim ve hayat kurdum. Tek üzüntüm, o bölgedeki bütün birikimlerimi kaybetmekti. Benim için en zor tarafı buydu.”
6 Şubat depremlerinin ardından Antalya’ya gidip aylar sonra yeniden memleketine dönen Tansel Öter de sıfırdan başlayabilmenin önemini farkettiğini şu sözlerle anlattı:
“Depremden sonra Antakya’dan ayrılmak benim için sadece şehir değiştirmek değildi. Alıştığım yaşam tarzından ve yıllardır içinde bulunduğum sosyal çevreden de kopmuş oldum. Antakya’nın farklı kültürlerin bir arada yaşadığı, daha seküler ve hoşgörülü yapısına alışmıştım. Başka bir şehirde bunun eksikliğini uzun süre hissettim.
Hayatı yeniden kurmak da kolay olmadı. Yıllarca tarih öğretmenliği yaptım ama depremden sonra geçimimi sağlayabilmek için turizm gibi mesleğimle hiç ilgisi olmayan sektörlerde çalışmak zorunda kaldım.”
Volkan Çolak ise insanın kendisini yeni yaşama ait hissetmesinin eskisi gibi mümkün olmadığını belirterek, “Yaşadığımız ülkede, kurduğumuz yeni hayatta en zorlandığım şey dil oldu. Bu yaştan sonra yeni bir dile sahip olmak inanılmaz derecede zor. Çocuklarımızın arkadaş bulma çabası, hiç kimselerinin olmaması ve onların dilini kullanmak zorunda olmaları da bizi çok zorladı. Çocuklarımızın bu yaşam mücadelesine tanık olmak bizim için ciddi bir problemdi. Kendimizi buraya ait hissedebilir miyiz? Asla. Aklım fikrim hâlâ Antakya’da. Hiç bilmediğim bir ülkede memleket hasreti çekip memlekete nasıl giderim diye tatil hesabı yapmak zorunda kalıyoruz.”
Deprem sonrası memleketi Rize’ye dönerek yaşamını orada kurduğunu belirten DirenZorlucan düşüncelerini şu şekilde ifade etti:
“Yeni yaşadığım şehirde kendimi oraya ait hissetmekte sıkıntı yaşamadım çünkü memleketim. Ama Hatay kültüründen çok farklı bir yapıya sahip. Hatay kültürünün bana kazandırdığı deneyimlerle buradaki yaşam arasında ciddi farklar yaşadım.
Hatay’da güçlü bir esnaflık kültürü ve geniş bir sosyal çevrem vardı. Burada o sosyal çevreyi yeniden kurmak için çaba gösterdim. Kurabildiğimi düşünüyorum ama oradakiyle aynı değil. İlk yıllarda zorlandım. Aradan üç buçuk yıl geçti ve bugün burada bir çevre oluşturdum. Buna rağmen Antakya’daki arkadaşlarımı özlüyorum. Döndüğümde ise onların da değiştiğini görmek ayrı bir acı yaşatıyor.”
Bir başka deprem mağduru Tansel Öter ise yeniden bir hayat kurmanın zorluklarından söz ederek şu şekilde konuştu: “Yeni yaşadığım şehirde en büyük zorluk aidiyet duygusuydu. İnsan yeni bir çevreye alışabiliyor ama yılların oluşturduğu dostlukları ve yaşanmışlıkları kısa sürede yerine koyamıyor. Kendimi uzun süre misafir gibi hissettim. Yeni bir iş düzeni kurmak ve farklı bir çevre edinmek de zaman aldı. Bugün bulunduğum yere uyum sağladım ama Antakya’nın çok kültürlü yapısını başka hiçbir yerde bulamadım.”
Volkan Çolak, bu konudaki düşüncelerini şu şekilde ifade etti: “Mutlaka Antakya’ya geri dönmek istiyorum. Ama burada oturumumuzu aldık, işimiz gücümüz yerinde. Müzik öğretmeni olduğumuz için kendi mesleğimizi yapıyor ve değer görüyoruz. Ömrümüzü burada geçirme gibi bir hayalimiz yok.
Artık şöyle düşünüyorum; ekonomik özgürlüğümüzü kazandıktan, çocuklarımızın da geleceğini güvence altına aldıktan sonra dönmek istiyorum. Bugünkü koşullarda Türkiye’de yaşamayı tercih etmem. Ekonomik ve siyasi nedenlerle şu an burada kalmayı daha doğru buluyorum. Çünkü en zor süreci geride bıraktık. Kimliği, ehliyeti, işi, oturumu, dili hallettik. Şu an ise sadece özlemle hareket edip dönmeyi doğru bulmuyorum. Bu koşullarda Türkiye’de mi yaşamak istersin Avrupa’da mı?”
Yurt dışına göç etmek zorunda kalmanın zorluklarına dair konuşan Diren Zorlucan duygularını şu şekilde ifade etti: “Eğer Antakya değişir, dönüşür şehir yeniden yaşanabilir hale gelirse belki dönmek isterim; burada kök salmış olmazsam. Zaman ne getirir bilmiyorum ama ben hâlâ gördüğüm rüyaları Antakya’da görüyorum.”
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
9497 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8929 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8488 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6996 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6515 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5395 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5161 kez okundu
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
9497 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8929 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8488 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6996 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6515 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.