Berfin Şengil
Kentsel dönüşüm, göç ve plansız yapılaşmanın kıskacındaki metropollerde çocukların en temel haklarından biri olan “oyun hakkı” sessiz sedasız yok ediliyor.
Şehrin merkezindeki lüks siteler kendi kapalı oyun parklarını inşa ederken, dar gelirli ailelerin yaşadığı mahallelerde ise çocuklar binaların arasına sıkışmış vaziyette.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 31. maddesi çocukların oyun oynama hakkını güvence altına alsa da sahadaki gerçekler oldukça farklı. Yüksek binaların gölgesinde parkı, bahçesi ya da nefes alacak bir alanı kalmayan Esenyurt’un mahallelerinden birinde, çocukların oyun alanını ve verdikleri “oyun oynama” mücadelesini gözlemledik.
“Biz sadece top oynamak istiyoruz”
Dar bir sokakta iki taş arasını kale yapıp futbol oynamaya çalışan 11 yaşındaki Umut ve 10 yaşındaki Arda, mahalledeki çocuklar adına konuştu. En büyük hayallerinin yeşil çimli, gerçek bir futbol sahası olduğunu söyleyen Umut, sokakta karşılaştıkları tehlikeleri şöyle anlattı: “Bizim mahallede hiç park yok, en yakın park üç mahalle ötemizde. O parka gitmek için büyük bir caddeden geçmemiz gerekiyor ve annelerimiz tek başımıza izin vermiyor. Biz de bu sokakta oynuyoruz ama sokağın her yeri araba dolu. Topumuz sürekli arabaların altına kaçıyor.”
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşlarına, topu almak için koştuğu sırada az kalsın araba çarpacağından bahseden Umut, “Böyle olunca da kornaya basıp bize kızıyorlar. Ama biz sadece top oynamak istiyoruz, bu suç mu?” diye konuştu.
Umut’un ardından söz alan Arda ise iki yıl öncesine kadar top oynamak için boş arsalar bulabildiklerini söyleyerek şunları kaydetti: “Şimdi her yerde kocaman binalar var. Saklambaç oynayacak yer bile yok, nereye saklansak ya inşaat ya da araba oluyor. Annem ‘İnşaatlara sakın yaklaşmayın, kafanıza taş düşer’ diyor, ama ne yapalım?“
Arda ayrıca kentteki her çocuğun eşit şartlarda oyun hakkından yararlanamadığını, “Televizyonda havuzları, parkları olan siteleri görüyoruz. Oradaki çocuklar rahatça koşup oynuyor, bizim niye hakkımız yok?” sözleriyle dile getirdi.
Umut ve Arda’nın yaşadığı “alan sıkışıklığı” aslında kişisel bir şanssızlık değil, İstanbul’un yapısal ve kentsel adaletsizliğinin doğrudan bir sonucu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Yeşil Alan Yönetim Sistemi (YAYSİS) Strateji Belgesi Raporu ve bağımsız saha araştırmaları, mega kentteki coğrafi eşitsizliği çarpıcı sayılarla gözler önüne seriyor. Rapora göre; İstanbul genelindeki mahallelerin yüzde 75,4’ünde kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarı, yasal sınırların çok altında kalıyor. Ayrıca İstanbul genelinde nüfus barındırdığı halde içinde hiçbir çocuk oyun alanı bulunmayan mahalle sayısı 107 olarak belirlendi.
Yaşanan bu durumun en trajik yanı ise nüfus ve yeşil alan dağılımındaki ters orantı. Beşiktaş ve Kadıköy gibi sosyoekonomik açıdan gelişmiş ilçelerde çocuk nüfusunun (0-14 yaş) toplam nüfusa oranı yüzde 10 civarındayken, çocukların erişebileceği aktif mahalle parkı ve yeşil alan miktarı kişi başına ortalama 1-1,5 metrekare arasında değişiyor.
Buna karşılık, çocuk nüfus oranının yüzde 25 ila yüzde 28’e ulaştığı Esenyurt, Bağcılar, Esenler ve Güngören gibi çeper ve yoğun nüfuslu ilçelerde çocuk oyun alanı büyüklüğü; kişi başına 1 metrekarenin, hatta bazı mahallelerde 0,5 metrekarenin altına düşüyor.
Yani çocuk nüfusunun 3 kat daha yoğun olduğu çeperde, çocuklara ayrılan oyun alanı merkezdeki akranlarına göre neredeyse 10 kat daha az.
Sokağın köşesinde, gözü sürekli çocukların üzerinde olan mahalle sakinlerinden 38 yaşındaki iki çocuk annesi Merve Demir ise durumun ebeveyn boyutunu şöyle değerlendirdi: “Çocuklar betonun içinde büyüyor, ama yapabileceğim bir şey yok. Sokağa bıraksam her yer araba, her köşe başında inşaat var ve hiç güvenli değil. Evde tutarsam, bu sefer akşama kadar tabletin, telefonun esiri oluyorlar.“
Hafta sonu ailece yeşil bir alana gitmek istediklerinde ise ekonomik durumlarının elvermediğini belirten Demir, “Dört kişilik bir ailenin yol masrafını düşünün. Dışarı çıkmanın maliyeti bizler için epey zorlayıcı. Aslında yoksulluk sadece boğazımızdan kesmedi, çocuklarımızın çocukluğunu da çaldı” sözleriyle durumun vahametini özetledi.
Demir’in güvenlik konusundaki endişesi ise istatistiklerle örtüşüyor. Kamusal alan haritalandırmalarına göre; dar gelirli çeper mahallelerdeki mevcut çocuk parklarının yüzde 60’ından fazlasında akşamları yeterli aydınlatma bulunmuyor ve güvenlik kamerası sistemleri çalışmıyor. Bu durum, az sayıdaki oyun alanını da hava karardıktan sonra çocukların değil, suç odaklarının uğrak yeri haline getiriyor.
Kent planlamasında çocukların tamamen görünmez kılındığını belirten Çocuk Gelişimi Uzmanı Aslıhan Çelik, oyun alanlarının yetersizliğinin çocuk gelişimindeki kalıcı hasarlarına şöyle dikkat çekti:
“Oyun, bir çocuk için lüks değil; zihinsel, sosyal ve motor gelişimi için ekmek ve su gibi temel bir ihtiyaç. Veriler mekânsal adaletsizliğin, yoğun nüfuslu mahallelerdeki çocukların sağlığını da olumsuz etkilediğini gösteriyor. Park ve yeşil alana ulaşamayan, beton zeminde büyüyen ya da evde ekrana hapsolan çocuklarda kronik obezite, D vitamini eksikliği, DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) ve çocukluk çağı depresyonu gibi fiziksel ve ruhsal rahatsızlıkların görülme riski, yeşil alan erişimi olan akranlarına kıyasla belirgin derecede yüksek. Yapılan küresel araştırmalar, bu risklerin türüne göre; yüzde 20 ila yüzde 55 arasında arttığını göstermekte.”
Çelik, kentlerin acil bir şekilde “çocuk dostu” bir perspektifle yeniden tasarlanması gerektiğinin altını çizdi. Yerel yönetimlerin de imar planı yaparken çocuk nüfus yoğunluğunu göz önünde bulundurması gerektiğini belirten Çelik, şunları söyledi:
“Çözüm; CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) tabanlı haritalandırmalarla ihtiyacın en yoğun olduğu mahalleleri tespit etmek ve gerekirse acil kamulaştırmalarla buralara küçük ‘cep parkları’ kazandırmak. Çocuk dostu kentler bir tercih değil, anayasal bir zorunluluk. Kentin büyüme hırsı ve betonlaşma, en çok da en savunmasız olanların, çocukların dünyasını küçültüyor. Bunu unutmadan, kent kullanım hakkı çocuk doğduğu andan itibaren gözetilmeli.”
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
13588 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9094 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8573 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7044 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6555 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5485 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5220 kez okundu
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
13588 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9094 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8573 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7044 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6555 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.