Elçin Yeni
Esperanto, 19. yüzyılın sonunda farklı milletler arasındaki iletişim engellerini azaltmak amacıyla geliştirilen bir yapay dil. Galatasaray Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan Esperanto Kulübü, Türkiye’de pek de bilinmeyen bu dili görünür hale getirmeyi amaçlıyor. Üniversite bünyesinde 15 öğrenciyle faaliyetlerine başlayan kulüp, zamanla farklı üniversitelerde benzer toplulukların kurulmasını ve ulusal bir Esperanto derneğinin oluşturulmasını hedefliyor.
Kulüp Başkanı Bilge Kaan Yazıcı, Esperanto ile internette karşılaştığı bir video aracılığıyla tanıştığını ve ortak ilgi alanına sahip arkadaşlarıyla kulübü kurduklarını söyledi.
Kulüp Başkanı Bilge Kaan Yazıcı, Esperanto ile internette karşılaştığı bir video aracılığıyla tanıştığını ve ortak ilgi alanına sahip arkadaşlarıyla kulübü kurduklarını söyledi. Üniversitelerinde topluluk kurulabilmesi için en az 15 öğrencinin bir araya gelmesi gerektiğini belirten Yazıcı, kulübün farklı bölümlerden 15 öğrenciden oluştuğunu ve kuruluş sürecinin yaklaşık 7 ay sürdüğünü ifade etti. Yazıcı, kulübün kuruluş aşamasında Esperanto’ya yönelik, “İngilizce küresel dil olmuşken ve yapay zekâ çağında böyle bir dile neden ihtiyaç var?” şeklinde değerlendirmeler aldıklarını belirterek, Esperanto’nun barış fikrini temsil eden bir dil olduğunu söyledi. Yazıcı, “Bu çağda barışı ve barış dilini önemsiyoruz. İlk defa bir üniversite yapısında Esperanto dil topluluğu kuruldu” dedi.
Kulüp Başkan Yardımcısı Ahmet Ata Pişkin ise yapay dillere olan ilgisinin önce fantastik edebiyattaki dillerle başladığını, ardından Esperanto’ya yöneldiğini ifade etti.
Yaklaşık 40-50 kişinin yer aldığı toplulukta Esperanto’yu hem kendi aralarında konuşuyorlar hem de yaygınlaşmasına yönelik birliktelik kuruyorlar.
Kulüp üyeleri, yapay zekâ ve çeviri uygulamalarındaki gelişmeler nedeniyle Esperanto’nun günümüzde gereksiz görüldüğüne ilişkin değerlendirmelerle karşılaştıklarını belirtti. Öğrenciler, oluşturdukları ağ sayesinde bu yaklaşımın değişebileceğini düşünüyor.
Kulüp üyelerine göre Esperanto’nun en önemli özelliği, düzenli gramer yapısı ve kolay öğrenilebilir olması. 19. yüzyılın sonlarında Polonyalı göz doktoru Zamenhof tarafından geliştirilen dilin, farklı milletler arasında iletişim engellerini azaltmak amacıyla oluşturulduğunu belirten öğrenciler, dilde istisnaların çok az olduğunu ve kelime üretiminin mantıksal eklerle yapılabildiğini, ayrıca bu yönüyle Türkçe’ye de benzediğine dikkat çektiler.
Esperanto’nun öğrenilmesi kolay olduğunu belirten Yazıcı, dil yapısına ilişkin şu bilgileri verdi: “Dünya genelinde Esperanto’ya benzer hareketler olmuş fakat en çok büyüyen dil bu oldu. Kelime haznesinin yarısı İtalyanca, Fransızca, Latince kökenli. Bu açıdan tam bir barış dili oluşturabileceğini düşünüyorum. Aynı zamanda dilde cinsiyet veya artikel gibi öğrenilmesi gereken zorunlu durumlarda yok. Bu nedenle rahatlıkla öğrenerek konuşabiliyorsunuz.“
Öğrencilere göre Türkiye’de geçmişte faaliyet gösteren Esperanto dernekleri zamanla kapanırken bugün aktif bir ulusal yapı bulunmuyor. Bu nedenle Türkiye’nin uluslararası Esperanto kongrelerinde resmi olarak temsil edilmediğini belirten kulüp yöneticileri, en büyük hedeflerinin ulusal bir dernek kurarak Türkiye’yi yeniden uluslararası Esperanto hareketinin parçası haline getirmek olduğunu ifade etti.
Kulüp ayrıca Türkçe güncel eğitim materyalleri hazırlamayı, dijital sözlük geliştirmeyi ve yeni öğrenme kaynakları üretmeyi de öncelikli hedefleri arasında gösteriyor.
Bilge Kaan Yazıcı dilin uluslararası önemine de değinirken tarihsel önemine ilişkin de şu bilgileri verdi: “Açık kaynaklardan görebiliyoruz ki, Naziler Esperanto dilini konuşanlarını öldürmüşler. Tabi bunun nedenlerinden biri ulusal sınırları ve kimlikleri yok edeceğini düşündükleri yapay dilleri tehlikeli bulması. Belçika, Rusya, İran’da bu dil konuşuluyor. Hatta İran’da Türkiye’den daha çok konuşuluyor. Stalin, Esperanto konuşanları sürgün etmiş. Çin’de esperanto aktif olarak kullanılabilir dil. Bu açıdan Türkiye’de de aktifleşmesi küresel açıdan önemli olduğunu düşünüyoruz.”
Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’de de bir grubun Esperanto’yu ticaret dili haline getirmeye çalıştığını belirten Yazıcı, Ömer Seyfettin gibi bazı yazarların ise bu yapay dile, mesafeli durduğunu anlattı.
Yapay zekâ ile Esperanto arasındaki ilişki de değerlendiren Pişkin, Esperanto’nun yapay zekâya rakip olmaktan çok, farklı diller arasında tarafsız bir ara dil olarak kullanılabileceğini savundu.
Mevcut yapay zekâ modellerinin ağırlıklı olarak İngilizce kaynaklarla eğitildiğini belirten kulüp üyeleri, daha sade ve düzenli bir dil yapısının çeviri sistemlerine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Kulüp üyeleri, Esperanto’nun bugün niş bir topluluğa sahip olmasına rağmen dünya genelinde milyonlarca kişi tarafından konuşulduğunu, uluslararası gençlik örgütleri, kongreler ve çevrim içi eğitim platformları aracılığıyla yaşamaya devam ettiğini belirterek, Türkiye’de de bu ilgiyi yeniden canlandırmayı hedeflediklerini söyledi.
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
10805 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8996 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8518 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7017 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6530 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5421 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5189 kez okundu
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
10805 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8996 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8518 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7017 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6530 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.