Ankara
23°

AÇIK

Çocuklar arasında artan şiddet olaylarının perde arkasında neler var?
  • 9.Köy
  • Genel
  • Çocuklar arasında artan şiddet olaylarının perde arkasında neler var?

Çocuklar arasında artan şiddet olaylarının perde arkasında neler var?

Şiddet; yetişkin, genç, çocuk ayırmadan her yaştan insanı etkisi altına almış durumda. Yaygınlaşan şiddet olayları, 2025-2026 eğitim öğretim yılında ‘okulda şiddet’ olaylarının da artmasına sebep oldu. Çocukların şiddet ve saldırganlık eğilimleri hatta çocukların ‘çocuklar’ tarafından öldürülmesi, tehlikenin ne denli büyük olduğunu da gözler önüne serdi.

ABONE OL
4 Eylül 2026 10:26
Çocuklar arasında artan şiddet olaylarının perde arkasında neler var?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Didem Çam

Şiddet, yetişkin, genç, çocuk ayırmadan her yaştan insanı etkisi altına almış durumda.

Yaygınlaşan şiddet olayları, 2025-2026 eğitim öğretim yılında ‘okulda şiddet’ olaylarının da artmasına sebep oldu. Çocukların şiddet ve saldırganlık eğilimleri hatta çocukların ‘çocuklar’ tarafından öldürülmesi, tehlikenin ne denli büyük olduğunu da gözler önüne serdi.

Temelde yalnızlık var

Son zamanlarda dijital dünya da dâhil olmak üzere her yerde narsizmin güçlenmeye başladığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Cem Berber, bu durumun çocukların suça sürüklenmesinde etkili olduğunu söyledi.

Türkiye’de ve dünyada narsizmin arttığını ve daha çok hissedilir hâle geldiğini belirten Berber, “20 yıl önce hocalarımız, ‘Bu durum ileride antisosyalliğe dönüşecek’ derdi. Öyle de oldu. Maalesef daha kötü olacak gibi duruyor. Bu durum da hem çocuklarda hem yetişkinlerde suç işlemeyi doğal olarak artıyor” diye konuştu.

Narsizmin ve antisosyalliğin temelinde yalnızlık var” diyen Berber, suç işleyen çocukların temelde yalnız olduklarına vurgu yaptı. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’nden örnek veren Cem Berber, sözlerine şöyle devam etti:

İnsan, önce temel ihtiyaçlarının karşılanmasını istiyor. Sonra güvende olmak istiyor. Ardından sevmek, sevilmek, bir gruba ait olmak ve başarmak istiyor. Biz bunu, çocukluk dönemimizde ailemizle yapardık. Dış dünyada yapardık. Parka gider yapardık. Mahallede top oynayarak yapardık. Ağabeylerimiz vardı, büyüklerimiz vardı, güvendeydik. Her kapıya gittiğimizde temel ihtiyaçlarımız karşılanırdı, suyumuzu, yemeğimizi verenler vardı. Arkadaşlarımız tarafından sevilirdik. Rekabet ortamı da oluşurdu. O rekabet ortamında bazen rekabetin bir parçası, bazen de grubun lideri olurduk. Bu ihtimaller, günümüz dünyada artık çok zor.”

 Çocuklar duygusal olarak beslenemiyor

Günümüzde çocukların aileleri tarafından temel ihtiyaçlarının karşılandığını, güvenliğinin sağlandığını dile getiren Berber, eksik olan noktanın altını ise şu şekilde çizdi: “Temel ihtiyaçlar karşılanıyor, güvenlik sağlanıyor. Sıra, sevmek ve sevilmek kısmına geliyor. Anne baba çalışıyorsa ya da meşgulse çocuk sevme, sevilmeyi nereden alıyor? Discord, sosyal medya ya da online oyunlarda almaya başlıyor. Orada çocuğu kim seviyorsa, kim ‘Gel aramıza katıl’ diyorsa çocuk oraya yöneliyor. Böylece çocuk, onu kabul eden kişiler tarafından bir benlik oluşturmaya başlıyor.

Suç işleyen çocukların güzel bir ortamda büyüyebileceğine de dikkat çeken psikolog Berber, “Bu çocuklar birçok şeye ulaşabilmiş ama muhtemelen ebeveynleri tarafından duygusal olarak beslenmemiş çocuklar olabiliyor. Fiziksel olarak besleniyorlar. İmkân olarak besleniyorlar ama şefkat, merhamet duygularından bağımsız olarak büyüyorlar” dedi.

Erken çocukluk dönemine dikkat!

Erken çocukluk döneminin önemine vurgu yapan Cem Berber, bu dönemde genellikle ailelerin çocuklarıyla ilişkiye girmediklerini belirtti. “Bizim için en önemli kriter, 0-6 ay” diyen Berber, şunları kaydetti:

Bu dönem, annenin depresyonda olmaması, sosyal medyayla çok vakit geçirmemesi, çocuğunu emzirirken bütün dikkatinin onda olması gerek. Bebek, o dönem her şeyi kişisel algılıyor. ‘Beni sevmedi, benden nefret etti, benden hoşlanmadı’ şeklinde algılıyor. Sonra çocuk, düşük bir benlik algısıyla büyümeye başlıyor ve içinde sürekli biriken bir öfke barındırıyor. Bu durum da ergenlik döneminde ebeveynle çatışmaya girilmesine sebep oluyor.

Çocukların biriken öfke sebebiyle ergenlik döneminde yaşadıkları dönüşümden de bahseden Berber, “Ebeveyn çatışmayı anlamadığında, kendini haklı görüp çocuğu haksız bir yerde gördüğünde, çocuklar kendisini kabul eden ortama doğru gidiyor ve güçlü hissetmek için suç işleyen, insanları korkutan, insanlara zarar verme potansiyeli olan bir hâl almaya başlıyor. Çocuk, güçlü olmak için kitap okumuyor. Güçlü olmak için gasbetmek istiyor. Sevilmek için gidip birilerine duygusunu ifade etmiyor, sevilmek ve güçlü hissetmek için gidip birilerini korkutma ihtiyacında bulunuyor” şeklinde konuştu.

“Sosyal medyayı, çocuklardan önce anne babaları yanlış kullandı”

Çocuk büyütürken anne babanın dikkatinin çocukta olmasını isteriz” diyen Uzman Klinik Psikolog Berber, şöyle devam etti:

Şimdi baktığımızda anne, çocuğunu sallıyor ama elinde telefon var. Çocuğunu emziriyor ama gözü akıllı televizyonda. Çocukla oyun oynuyor ama bir yandan da mesajlaşıyor. Ya da çocukla ilişkiye giriyor ama onu kayda alıp sosyal medyaya atma derdinde. Aslında sosyal medyayı, çocuklardan önce anne babaları yanlış kullandı. Öyle olunca da anne baba çocukla ilişkiye girmedi, sosyal medyayla ilişkiye girdi. Çocuk da ilişkisiz bir ortamda kaldı. Çocuğun başını okşadı ama çocuk sevildiğini hissetmedi, merhameti, şefkati almadı. Çocuk, bir başına büyümek, yalnız başına duygularını regüle etmek zorunda kaldı.”

Bu yıl okullarda yaşanan şiddet olaylarındaki artış sebebiyle birçok aile, çocuğunu okula korkarak gönderdi.

Bu duruma da değinen Berber, “Hayatta sürekli bir şeyler olur. Deprem olur ama yine evimize gireriz. Kaza yaparız ama yine araba kullanırız. Okulda maalesef bu tarz kötü durumlar yaşanıyor ama çocuklar yeniden okula gitmek, veliler de çocuklarını okula yollamak zorunda. Çocuğu okula yollamamak, sosyalleştirmemek, çocuğun suça sürüklenişini daha da arttıracak. Çünkü evde onu suça sürükleyecek olan platforma gidecek. Çocukların okulda öğretmenleriyle sağlıklı bir çevrede kalmasını sağlamak daha mantıklı” açıklamasında bulundu.

Dizilerdeki şiddet sahneleri, çocukları suça sürüklüyor mu?

Çocukların suça sürüklenmesi noktasında diziler için “Kesinlikle tek başına bir faktör olamaz” diyen Cem Berber, şöyle konuştu:

Sadece dijital dünya, sadece diziler, filmler bir insanı suça sürüklemez. İnsan, normal bir şekilde büyüdüyse geliştiyse oradaki saçmalığı fark eder. Bir dizi, şarkı ya da bir oyunun bir insanı etkileyip bozması mümkün değil. Sağlıklı bir insan onun bir dizi olduğunu, orada bir gösteri olduğunu algılayabilir. Ama sağlıksız bir insan için tehdit içerebilir. Erken çocukluk döneminde, gelişiminde sıkıntılar varsa, o dönem büyük kırılmalar, kendilik algısında düşmeler ya da gereksiz bir pohpohlama varsa suça sürüklenme durumu olabilir.

Çocuk suç işleyen birisi olarak doğmaz” diyen Berber, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocuğun geçirdiği dönüşüm evrelerini anlamak lazım. Orada merhamet göstermek lazım. Ama bazı durumlarda sadece ailenin merhamet göstermesi, anlaması, sınır koymasıyla geçmeyebiliyor. Burada, işlediği suçlara bağlı olarak bir psikiyatrik yardım, psikoterapi ya da gerekiyorsa yatılı hasta olarak tedavi görmesi gerekiyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.