DOLAR 45,9023 0.16%
EURO 53,4397 -0.1%
ALTIN
Ankara
20°

PARÇALI AZ BULUTLU

İptal kültürü dijital linç mi, hesap sorma mekanizması mı?
  • 9.Köy
  • Genel
  • İptal kültürü dijital linç mi, hesap sorma mekanizması mı?

İptal kültürü dijital linç mi, hesap sorma mekanizması mı?

Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte gündelik hayatın merkezine yerleşen iptal kültürü, bir yandan toplumsal adalet arayışının aracı olarak görülürken diğer yandan, dijital linç ve eşitsizlikleri yeniden üreten bir mekanizma olarak tartışılıyor. Uzmanlara göre iptal kültürü, özellikle toplumsal cinsiyet boyutunda çelişkili sonuçlar doğuruyor.

ABONE OL
1 Haziran 2026 09:42
İptal kültürü dijital linç mi, hesap sorma mekanizması mı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Nilay Altındiş

Sosyal medyanın hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte “iptal kültürü” olarak adlandırılan toplu tepki ve boykot pratikleri de giderek yaygınlaşıyor. Bir kişi ya da kurumun söylem ve davranışları nedeniyle geniş kitleler tarafından hedef alınması anlamına gelen bu olgu, uzmanlara göre yeni bir durum değil; ancak günümüzde etkisi ve görünürlüğü önemli ölçüde artmış durumda.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Gazetecilik Bölümü akademisyeni Feyyaz Fırat, iptal kültürünün yalnızca sosyal medyaya özgü bir kavram olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Fırat, “İnsanlığın başlangıcından beri toplumlar, ortak kabulün dışında kalan davranışları toplu olarak cezalandırıyordu. Bugün olan da aslında aynı durum, sadece sosyal medya ile birlikte bunun frekansı arttı” dedi.

Fırat, Türkiye’nin sosyal medya kullanımında dünyada üst sıralarda yer almasının bu süreci hızlandırdığını vurgulayarak anonimlik ve kalabalık psikolojisinin iptal kültürünü kolaylaştırdığını ifade etti. “Kalabalık içinde bireyler tek başınayken sergilemeyecekleri davranışları gösterebiliyor. Kalabalığın reddettiği bir şeyi kabul etmek kolay değil” diyen Fırat, sosyal medyanın bu anlamda bir “yargı mekanizması” gibi işleyebildiğini söyledi.

Ancak bu mekanizmanın kalıcı etkiler üretmediğini belirten Fırat, “Sosyal medya çağında meşhur olmak da rezil olmak da neredeyse bir hafta sürüyor. Gündem çok hızlı değiştiği için yaşananlar kolay unutuluyor” ifadelerini kullandı.

“İki ucu keskin bir kılıç”

Ankara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü akademisyeni Çağrı Kader Bulut ise iptal kültürünü “iki ucu keskin bir kılıç” olarak tanımlıyor. Bulut’a göre bu kültür bir yandan toplumsal olarak dezavantajlı kesimlerin sesini duyurmasına imkân sağlarken, diğer yandan linç ve adaletsizlik riskini de beraberinde getiriyor.

Kadınlar ve LGBT+ bireyler gibi daha önce sesini duyurmakta zorlanan gruplar için iptal kültürü önemli bir araç haline geldi” diyen Bulut, özellikle güçlü erkek figürlerin ve erkek egemen yapının sorgulanmasında bu kültürün etkili olabildiğini belirtti.

Bulut, sosyal medya sayesinde bazı olayların yargıya taşınabildiğini ve tabandan bir adalet hissi oluştuğunu ifade ederken, sürecin her zaman eşit işlemediğine dikkat çekti: “Kimlerin iptal edildiği, kimlerin bu süreçten geri dönebildiği toplumsal güç ilişkileriyle yakından ilgili. Erkekler daha güçlü sosyal ağlara sahip oldukları için daha korunaklı kalabiliyor. Kadınlar ise çok daha hızlı ve sert yargılanabiliyor.”

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği yeniden üretilebiliyor

İptal kültürünün toplumsal cinsiyet eşitliği açısından her zaman olumlu sonuçlar doğurmadığını belirten Bulut, bu sürecin zaman zaman mevcut eşitsizlikleri yeniden üretebildiğini söyledi. “İptal kültürü yalnızca bir direniş alanı değil, aynı zamanda önyargıları yeniden üretebilen bir alan” diyen Bulut, özellikle kadınlar ve LGBT+ bireylerin daha sert eleştirilere maruz kalabildiğini ifade etti.

Bulut ayrıca, iptal kültürünün diyalog kurma ve dönüşüm yaratma potansiyelinin çoğu zaman cezalandırma pratiğine dönüştüğünü belirterek, “Ceza dediğimiz şeyin bir süresi ve sonucu olmalı. Aksi halde bu durum linç kültürüne dönüşüyor” dedi.

Kalabalık psikolojisi ve anonimlik etkisi

Psikolog Yeliz Elgin Şimşek ise iptal kültürünü sosyal psikoloji çerçevesinde değerlendirerek, kalabalık içinde bireysel sorumluluk duygusunun azaldığını vurguladı. “Sosyal medyada bir kişi hedef haline geldiğinde insanlar çoğu zaman konunun detayını bilmeden gruba katılabiliyor. Bu da bireysel eleştirinin kolektif bir tepkiye dönüşmesine neden oluyor” diyen Şimşek, anonimlik ve mesafenin insanların daha sert tepkiler vermesine yol açtığını belirtti.

Şimşek’e göre toplumsal cinsiyet kalıpları da bu süreçte belirleyici bir rol oynuyor: “Toplumda kadın ve erkek davranışlarına dair belirli beklentiler var. Bu kalıpların dışına çıkan davranışlar daha hızlı dikkat çekiyor ve daha sert eleştirilebiliyor.

Aynı davranışın farklı kişiler tarafından farklı şekillerde değerlendirilebildiğini ifade eden Şimşek, bu durumun iptal kültüründe eşitsiz yargılamalara neden olabildiğini söyledi.

Empati azalıyor, öfke öne çıkıyor

İptal kültürünün psikolojik etkilerine de değinen Şimşek, bu süreçte empati kurmanın zorlaştığını belirtti. “Sosyal medyada bir kişi ‘yanlış yapan’ olarak etiketlendiğinde insanlar o kişiyi anlamaya çalışmak yerine dışlamaya yöneliyor” diyen Şimşek, bunun bireylerin yargılayıcı ve cezalandırıcı yönlerini ortaya çıkardığını ifade etti.

Şimşek’e göre iptal kültürü bazı durumlarda toplumsal sorunların görünür olmasını sağlarken, bazı durumlarda ise bireylerin öfkesini boşalttığı bir alana dönüşebiliyor.

Eleştiri ile linç arasındaki ince çizgi

Uzmanlar, iptal kültüründe en kritik noktanın “eleştiri” ile “linç” arasındaki fark olduğunu vurguluyor. Eleştirinin diyalog ve sorumluluk içerdiğini belirten uzmanlar, linç kültüründe ise hızlı yargılama ve dışlamanın ön plana çıktığını ifade ediyor.

Fırat, sosyal medya platformlarının algoritmik yapısına da dikkat çekerek, “Platformlar istedikleri takdirde bir olayın görünürlüğünü artırabilir ya da azaltabilir. Bu da iptal süreçlerini doğrudan etkileyebilir” dedi.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP