Ankara
23°

AÇIK

İlişkilerde “etiketleme” tehlikesi: Bipolar… Narsist… Takıntılı…
  • 9.Köy
  • Genel
  • İlişkilerde “etiketleme” tehlikesi: Bipolar… Narsist… Takıntılı…

İlişkilerde “etiketleme” tehlikesi: Bipolar… Narsist… Takıntılı…

Ruh sağlığı alanında çalışan uzman kişilerin koyabileceği psikiyatrik tanılar; toplum içerisinde, çiftler arasında, arkadaşlar arasında, çalışma hayatında birbirlerini etiketleme ve ötekileştirme diline mi dönüşüyor? Kimin narsist, kimin bipolar olduğuna kim karar veriyor? Günlük hayatın içinde kolayca kullanılan bu etiketler insan psikolojisine ve iyileşme sürecine büyük darbe vuruyor.

ABONE OL
13 Şubat 2026 10:45
İlişkilerde “etiketleme” tehlikesi: Bipolar… Narsist… Takıntılı…
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Ayşegül Erkaya Arslan

Sosyal medyada aşırı zaman geçirme, yapay zekaya her konuda erişim kolaylığı gibi faktörler birçok konuda olduğu gibi, psikoloji gibi uzmanlık gerektiren bir alanı da toplumun popüler konuları haline getirmiş durumda.

Ruh sağlığı alanında desteğe ihtiyacı olan bireyler ise bu etiketlemelerden ve ötekileştirici dilden oldukça etkileniyor: “Terapiye daha mesafeli oluyorlar, etiketlendikleri için bu problemin çözülmeyeceğini kendi hayatlarında düzgün bir ilişkileri olmayacağını, iş hayatlarında başarılı olamayacakları gibi kaygılarla, yargılarla geliyorlar” diyor psikolog Ezgi Özer.

Psikolojik tanılar çiftler arasında etiketleme diline mi dönüştü? 

Yetişkin ve çift terapisi alanında duygu odaklı çalışan psikolog Ezgi Özer, uzmanlar tarafından adlandırılması gereken tanıların veya tanımlamaların bu denli konuşuluyor olmasının sebepleri için sosyal medya ve influencerların toplum üzerinde etkisinin büyük olduğunu belirtirken, bir diğer faktörün ekonomik yetersizlik olduğunu söylüyor.

Özer, çiftler arasında etiketleme diline dönüştüğünü belirttiği yersiz tanımlamaları, bireylerin kendilerinde de tanımladığını gözlemlediğini örnekleriyle aktardı: “Sen bir psikoloğa git bence…”, “Senin düzelmen lazım, tedavi edilmen lazım.”, “Ben böyleymişim…”, “Eşim bir narsist.”, “Onun OKB’si (Obsesif Kompulsif Bozukluk) var.”

“Gerçeklik payı yok”

Bireylerin sıklıkla; “takıntılı bir insan, bipolar, borderline, kişilik bozukluğu var, çok depresyonda” şeklinde kendince tanı koyabildiğini söyleyen Özer, ayrıca “narsist” ifadesi sıklıkla etiketlemek için kullanılıyor dedi: “Narsist insan yüzde 5 bile değil oldukça az ancak ilişkisinde her problem yaşayan karşı tarafı narsist olmakla etiketliyor, gerçeklik payı yok.”

Etiketlemelere neden ihtiyaç duyuluyor?

İnsan zihninin neden sonuç ilişkisi aradığını, sosyal medya kullanımının da buna zemin hazırladığını söyleyen Özer, ilişki içinde olduğu bireyi incelemeye başlayan bireyin, cevapları internetten arayabildiğini, bu tarz cevapların da internette oldukça yaygın olduğunu belirtti.

Kolay yol bu şekilde seçilerek etiketlemeler başlıyor” diyor Özer. Ardından çiftler özelinde önyargıların oluştuğunu, ilişki arasına duvar örülmeye başlandığını da söylüyor.

“İnternet de aktarılan bilgiler problemin çözülmeyeceği yönünde”

İnternette elde edilen bilgilerin problemi çözmediğini aksine büyüttüğünü belirten Ezgi Özer şöyle konuştu: “Çünkü karşıdaki kişiyi artık ‘problemli’ olarak nitelendiren kişi o kişiye emek vermek istemeyecektir. Karşımızdaki kişi ‘problemli’ bunun çözülmesi lazım ve internette de aktarılan bilgiler çoğunlukla bunun çözülmediği ve zarar verdiği yönünde, bu yüzden de çözümden çok uzak bir yerde oluyoruz.”

Bireylerin birbirlerini bu şekilde etiketleyerek ön yargıların artmasına sebebiyet verdiğini söyleyen Özer, bu yüzden de bireysel, insanlardan uzaklaşmış ve kaçmaya eğilimli bir yerde olunabildiğinden bahsetti. Yüksek takipçili hesapların influencerların da bireylerin birbirilerini ötekileştirmeye yönelik tanılar koymasında yönlendirici olduğunu söylüyor Özer.

Etiketleme kültürü tedavinin önüne set koyuyor

Şefkat duygusunu tekrar yeşertmenin iyi gelebileceğini söyleyen uzman psikoloğa göre çiftler arasındaki ilişkinin psikiyatrik tanılarla birbirlerini etiketleme süreçlerine evrilmesi, tedavi veya terapi desteğini de zorlaştırıyor. Buna ihtiyacı olan bireylerde güvensizliğe, kendini yetersiz görmeye neden oluyor.

“Uzmanlara bırakmak gerekiyor”

“Ben bipolarım veya ben zaten takıntılıyım” gibi önyargılarla kişilerin kendinden vazgeçmiş  insanlara dönüşebildiğini vurgulayan Özer, şunları söyledi:

Doğru tedavi doğru terapi yöntemiyle her problem çözülebilir ve hayatımıza devam edebiliriz, karşıdaki kişiyi anlayabilmemiz için onun yerinde olmamız gerekmiyor onun yaşadıkları zorluklara bakabiliriz onun hayatı ile empati kurabiliriz. ‘Bu böyle yapıyorsa OKB’dir’,  ya da ‘Seni azarlıyorsa sana eleştirilerde bulunuyorsa kesin narsist’ gibi küçük özellikler büyük hastalık boyutuna taşınabiliyor, bu yüzden keskin ifadelerden kaçınılması gerekiyor. Ruh sağlığı sonuçta bilimsel bir değerlendirme gereken bir süreç, o yüzden birkaç gözleme dayanarak birine bir hastalık tanısı koymak çok doğru değil o yüzden bunları uzmanlara bırakmak gerekiyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.