Sümeyye Tek
Teknoloji her geçen gün biraz daha dijitalleşirken, insan ruhu fiziksel ve hikayesi olan nesnelere tutunmaya çalışıyor. Eskişehir’deki antikacılar çarşısında bugünlerde farklı bir hareketlilik var. Bir yanda 100 yıllık bir gramofonun iğnesine dokunmak isteyen koleksiyonerler, diğer yanda ise bluetooth özellikli ama dışı “retro” görünümlü radyoları arayan Z kuşağı… Ancak uzmanlar uyarıyor: “Her “eski görünen” eşya, bir miras değildir.“

“İnsanlar sağlamlık ve ruh arıyor”
Meslekte 20 yılını deviren antikacı Mutlu Çil, son yıllarda artan talebin psikolojik zeminini “moderniteden kaçış” olarak tanımlıyor. Çil’e göre, günümüz ürünlerinin dayanıksızlığı insanları geçmişin kalitesine yönlendiriyor: “İnsanlar, hızlı bozulan, kullan-at mantığıyla üretilmiş güncel ürünlerden sıkıldı. Eski eşyalar, ‘sağlamlık’ ve ‘kalite’ algısını beraberinde getiriyor. Tüketim döngüsünden bir kaçış yolu arıyorlar. Antika, ruhu ve hikayesi olan eşyadır. Modern seri üretimin soğukluğuna karşın, müşterilerimiz her parçada bir yaşanmışlık, bir öykü buluyor.”
Pazardaki müşteri profili ise keskin bir şekilde ikiye ayrılmış durumda. Z kuşağı, nostaljiyi bir “stil” unsuru olarak görüyor. Eski radyo tasarımlı hoparlörler, analog makineleri andıran dijital kameralar ve plaklar bu kesimin gözdesi. Onlar için eski, ana akım tüketimden ayrışmanın ve bireyselliği ifade etmenin bir yolu. Öte yandan, orta yaş ve üzeri grup için süreç daha çok bir “yatırım ve hafıza” yolculuğu. Bu grup; Osmanlı objeleri, el yazması kitaplar ve dönem mobilyalarıyla evlerini ya da ofislerini birer kişisel müzeye dönüştürüyor.

30 yıldır antika dünyasının içinde olan Sedat T., piyasadaki “vintage görünümlü” ürünler ile “gerçek antika” arasındaki ayrımın hayati olduğuna dikkat çekiyor. Tüketicilerin çoğu zaman bu iki kavramı karıştırdığını belirten Sedat T., şu uyarılarda bulunuyor: “Müşteri, 500 liralık seri üretim, eskitme görünümlü bir hoparlör alıp ‘antikaya yatırım yaptım’ sanıyor. Oysa antika; en az 100 yaşında olan, döneminin en iyi işçiliğiyle yapılmış ve zamanla değeri artan parçadır. Retro ürünler ise plastikten yapılır, yenidir ve sadece duygusal bir anı tatmin eder. Biri kültür mirasıdır, diğeri moda trendi.”
1950’lerden kalma orijinal bir lambalı radyo 15 bin TL’den başlarken, benzer görünümlü modern bir Bluetooth hoparlör bin- 3 bin TL arasında alıcı buluyor.
19. yüzyıldan kalma gümüş kaplama bir cep saati 8 bin TL değerindeyken, yeni üretim “eskitme” bir saat 500 TL’ye mal edilebiliyor.
Eskişehir sokaklarındaki bu hareketlilik sadece bir alışveriş alışkanlığı değil; aynı zamanda hızlı modernizasyona karşı sessiz bir direniş olarak okunuyor. Şehrin antikacıları, bu ilginin geçici bir heves olmadığını, aksine sürdürülebilir ve kaliteli olana duyulan derin bir özlemin yansıması olduğunu vurguluyor. Geçmişin tozlu rafları, dijital çağın yalnızlaştırdığı insan için “aidiyet” sunmaya devam ediyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8086 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7978 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6825 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6403 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5026 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4995 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4822 kez okundu
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8086 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7978 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6825 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6403 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5026 kez okundu