Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

Kadın kadına şiddet uyguladığında neden görünmez kalıyor?
  • 9.Köy
  • Genel
  • Kadın kadına şiddet uyguladığında neden görünmez kalıyor?

Kadın kadına şiddet uyguladığında neden görünmez kalıyor?

Psikolog İlayda Ulaş, kadınlar arasındaki ilişkilerde psikolojik şiddetin güç, kontrol ve sınır ihlalleriyle ortaya çıkabildiğine dikkat çekiyor. Avukat İsmet Yıldız Polat ise hukuken failin cinsiyetinin değil, eylemin niteliğinin ve mağdurun korunmasının esas alındığını vurguluyor.

ABONE OL
4 Kasım 2026 11:06
Kadın kadına şiddet uyguladığında neden görünmez kalıyor?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Elçin Yeni

Kadına yönelik şiddet tartışmalarında çoğunlukla erkek fail, kadın mağdur üzerinden kurulan tablo öne çıkıyor. Oysa kadınlar da birbirlerine fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet uygulayabiliyor. Aile içinden arkadaşlık ilişkilerine kadar farklı alanlarda ortaya çıkabilen bu şiddet biçimlerinin tanınması ise her zaman kolay olmuyor.

Psikolog ve sivil toplumcu İlayda Ulaş ile avukat İsmet Yıldız Polat, kadınların birbirlerine yönelik şiddetinin neden görünmez kalabildiğini, hangi davranışların şiddet kapsamında değerlendirilebileceğini ve hukuki koruma yollarını anlattı.

“Şiddetin temelinde güç ve kontrol var”

Psikolog İlayda Ulaş’a göre, kadınların birbirlerine yönelik davranışlarını değerlendirirken toplumsal cinsiyet ilişkilerinin yanı sıra güç dengesizliği ve sınır ihlallerine de bakmak gerekiyor. Ulaş, bir davranışın toplumsal cinsiyetle ilişkisini anlamak için “Bunu kadın olduğu için mi yaşıyor, erkek olsaydı da yaşar mıydı?” sorusunun sorulabileceğini belirtiyor. Şiddetin fiziksel saldırıdan ibaret olmadığını vurgulayan Ulaş; alay etme, küçümseme, isim takma, kişinin karakterini veya yeteneklerini değersizleştirme, manipülasyon yoluyla istemediği bir şeyi yaptırma ve suçluluk duygusu yükleme gibi davranışların da psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilebileceğini söylüyor.

Kadınlar arasındaki kıskançlık, rekabet ve dışlanmanın tek başına şiddet olarak tanımlanamayacağını belirten Ulaş, bu davranışların güç dengesizliği ve sınır ihlalleriyle birleştiği durumlarda şiddete dönüşebileceğine dikkat çekiyor.

Aile içindeki güç ilişkileri

Kadının kadına yönelik şiddetinin aile içinde de ortaya çıkabildiğini belirten Ulaş, özellikle kayınvalide-gelin ilişkisinde güç ilişkilerinin belirleyici olabildiğini ifade ediyor.

Bazı ailelerde erkek annesi olmanın bir güç unsuru olarak kullanılabildiğini söyleyen Ulaş, “Benim oğlum bunu sevmez” veya “Benim oğluma böyle davran” gibi ifadelerle başlayan yönlendirmelerin zamanla manipülasyon ve kontrol mekanizmasına dönüşebileceğini belirtiyor.

“Çoğu kadın şiddete uğradığının bile farkında değil”

Ulaş’a göre kadınların birbirlerine uyguladığı şiddetin görünürlüğünü azaltan etkenlerden biri, bazı davranışların olağan kabul edilmesi. Fiziksel saldırı bulunmadığında yaşananların şiddet olarak tanımlanması da zorlaşabiliyor. Ulaş, “Çoğu kadın şiddete uğradığının bile farkında değil. Bazı davranışlar normal karşılanıyor ve bu nedenle yaşananları şiddet olarak tanımlamak kişi açısından zorlaşıyor” diyor.

“Kadın kadının yurdudur” algısı nasıl etkiliyor?

“Kadın kadının yurdudur” gibi toplumsal kabullerin de kadınların birbirlerine zarar vermeyeceği yönündeki algıyı güçlendirebildiğini belirten Ulaş, kadınlar arasındaki ilişkilerde de güç, kontrol ve sınır ihlallerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor.

Kadına yönelik erkek şiddetinin toplumda daha yaygın ve görünür olması nedeniyle kadınların birbirlerine uyguladığı şiddetin gündemin gerisinde kalabildiğini ifade eden Ulaş, bu alandaki farkındalığın artırılması gerektiğine işaret ediyor.

Hukukta failin cinsiyeti belirleyici değil

Avukat İsmet Yıldız Polat, Türk ceza hukukunda “kadının kadına yönelik şiddeti” adı altında ayrı bir suç kategorisi bulunmadığını belirtiyor. Hukuki değerlendirmede failin ve mağdurun kimliğinin yanı sıra gerçekleştirilen eylemin niteliğinin esas alındığını söylüyor.

Polat, kadınlar arasındaki şiddet olaylarının kamuoyunda “kadınlar arasındaki kavga” olarak tanımlanmasının daha çok algı ve haber diliyle ilgili olduğunu, bu tanımlamanın hukuki değerlendirmeyi değiştirmediğini ifade ediyor. “Ceza hukukunda esas olan fail ve mağdur kavramıdır. Failin erkek ya da kadın olması cezanın verilmesi anlamında bir fark yaratmaz” diyen Polat, olayın niteliğinin, mağdur üzerindeki etkilerinin ve taraflar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

6284 sayılı kanun kapsamında koruma

Polat, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında da koruma ihtiyacının failin cinsiyetine göre değerlendirilmediğini belirtiyor. Esas olanın mağdurun korunması ve şiddetin önlenmesi olduğunu söylüyor. Mağdura yaklaşmama, iletişim kurmama ve fiziksel saldırıda bulunmama gibi tedbirlerin failin cinsiyetinden bağımsız olarak gündeme gelebileceğini belirten Polat, “Esas olan mağdurun korunmasıdır. Mağdura yönelik eylemlerin engellenmesidir. Failin eylemlerinin durdurulmasıdır” diyor.

Bununla birlikte Polat, uygulamada farklı yorumlarla karşılaşılabildiğine dikkat çekerek 6284 sayılı Kanun’un uygulanmasında daha net kriterlere ve uygulama birliğine ihtiyaç olduğunu savunuyor. Aynı davranışın farklı yerlerde farklı biçimlerde değerlendirilebildiğini belirten Polat, özellikle mağdur beyanlarının ele alınmasında objektif kriterlerin önem taşıdığını ifade ediyor.

Dijital kayıtlar ve tanıklar delil olabilir

Kadınların birbirlerine yönelik şiddetinin fiziksel saldırının yanı sıra psikolojik, dijital veya sistematik davranışlarla da ortaya çıkabileceğini belirten Polat, bu olayların ispatında mesajlaşmaların, telefon kayıtlarının, HTS kayıtlarının, kamera görüntülerinin ve tanık ifadelerinin kullanılabileceğini söylüyor. Psikolojik şiddet vakalarında mağdurun yaşadığı korku, kaygı ve benzeri etkilerin de değerlendirmeye alınabileceğini belirten Polat, dijital kayıtların ve diğer delillerin özellikle tarafların beyanlarının çeliştiği durumlarda önem taşıyabileceğini ifade ediyor. Polat, aile içinde yaşanan şiddetin ortaya çıkarılması için yalnızca mağdurun başvurusunun beklenmemesi gerektiğini belirtiyor. Sağlık kurumlarının, okulların ve yakın çevrenin olası şiddet vakalarının fark edilmesinde rol oynayabileceğini söylüyor.

“Kadınların yalnız olmadığını bilmesi gerekiyor”

Şiddetle mücadelede bilgilendirme ve farkındalık çalışmalarının artırılması gerektiğini belirten Polat, kamu spotları ve basının yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitliği ve değerler eğitimine de dikkat çekiyor.

Polat, kadınların failin cinsiyeti ne olursa olsun başvurabilecekleri mekanizmaları bilmeleri ve şiddet karşısında yalnız olmadıklarının farkında olmaları gerektiğini söylüyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.