DOLAR 45,0740 0.04%
EURO 52,7878 -0.08%
ALTIN
Ankara
18°

PARÇALI AZ BULUTLU

LGBT+’lar medyada yer bulamıyor, bulsalar da ötekileştiriliyor
  • 9.Köy
  • Genel
  • LGBT+’lar medyada yer bulamıyor, bulsalar da ötekileştiriliyor

LGBT+’lar medyada yer bulamıyor, bulsalar da ötekileştiriliyor

Toplumsal cinsiyet odaklı habercilik uzun zamandır tartışılan bir kavram olmasına rağmen, medya LGBT+ bireylerin ifade özgürlüklerinin kısıtlı olduğu bir alan olarak kalmaya devam ediyor. Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici ve Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, Türkiye’de LGBT+ bireylerin medyadaki temsiline ilişkin 9. Köy’e konuştu.

ABONE OL
22 Aralık 2025 11:13
LGBT+’lar medyada yer bulamıyor, bulsalar da ötekileştiriliyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Umut Sarı

Medyadaki temsiliyetleri ve yaşadıkları problemlerin görünür olamaması, LGBT+ bireyler tarafından yaşadıkları büyük hak ihlallerinden birisi olarak gösteriliyor. Konuya ilişkin yapılan nefret söylemi araştırmaları LGBT+ bireylere karşı medyada ayrımcı dilin giderek arttığını ve bireylerin haberlerde “özne” olarak var olamadığını gösteriyor.

Öte yandan, toplumsal cinsiyet odaklı habercilik kavramı uzun süredir çeşitli hak ve gazetecilik meslek örgütleri tarafından gündeme getiriliyor olmasına rağmen LGBT+’ların temsiline ilişkin yaşanan söylem problemleri henüz çözülmüş değil.

Kaos GL Derneği tarafından konuya ilişkin 2023 yılında yayınlanan Medya İzleme Raporu’na göre LGBT+ bireylerin medyada yaşadıkları ayrımcılık ve hak ihlalleri sürekli artıyor. Rapora göre, LGBT+ bireyler yayınların yüzde 69’unda ayrıştırıcı ve suçlayıcı sıfatlarla tanımlanıyor.

Faruk Bildirici

LGBT+ bireyler kendileri hakkında bile konuşamıyor

Raporda yayınlanan verilere göre LGBT+ hak örgütleri konuya ilişkin yayınlanan 4 bin 876 haber ve köşe yazısının yalnızca 56’sında haber kaynağı olarak gösterildi. Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, medyada LGBT+ görünürlüğünün ülke siyasetiyle de doğrudan ilişkili olduğunu söyleyedi. Haberlerde nesnel dilin de giderek azaldığını vurgulayan Bildirici, “Yaygın medyada LGBT+ görünürlüğü azalırken yerel medyada da ayrımcı dil ve nefret söylemlerinin arttığı gözleniyor” dedi. LGBT+ bireylere karşı nefret söylemlerinin her geçen gün şiddetinin artığını belirten Bildirici, “Saldırganlık artık başka bir boyut aldı. Derneklerin kapatılması, etkinliklerin yasaklanması, web sitelerinin engellenmesi gibi istemler ortaya çıkmaya başladı” görüşünü dile getirdi.

Yaşanan temsil sorunu ve nefret söylemlerinin medyanın sadece bir bölümü için değil neredeyse tamamı için geçerli olduğunu aktaran Bildirici bu duruma ilişkin şunları söyledi:

Muhalif medyada özellikle LGBT+ karşıtı söylemler ve ayrımcılık olmasa da haklarının savunulmasına yönelik çok az haber var.Türkiye’de var olan bu nefret yaklaşımları bulduğu alanlarla genişledi. Karşılık olarak da sadece dilin değişmesi yeterli değil. Buradan çıkış konusunda gazetecilerin yapması gerekenin LGBT+ haklarının insan hakları oluğunu anlatması olduğunu düşünüyorum.”

Yıldız Tar

LGBT+’lar özne olarak değil “sorun” olarak yer alıyor

KaosGL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar medyanın LGBT+’ların fikirlerini ve mücadelelerini aktardıkları bir alan olamadığını vurguladı. Bu yüzden bireylerin sesinin de duyulmadığını belirten Tar, “Bu durum medyada LGBTİ+’ların insandışılaştırılması anlamına geliyor. LGBTİ+’lar medyada hayatları, iradeleri ve hakları olan özneler olarak temsil edilmek yerine; deyim yerindeyse üzerine konuşulan bir “sorun” olarak yer alıyor” diye konuştu.

LGBT+’lara karşı takınılan düşmanlaştırma tavırlarının bir yayın politikası haline gelmesine rağmen halen LGBT+ haklarını gözeten gazetelerin de olduğuna dikkat çeken Tar, “Ancak burada da gizli sansür mekanizmaları devreye giriyor. Meselenin özünü yakalamak yerine sığ sularda gezinilerek günü kurtaran bir anlayış hakim” dedi.

“Hikayenin doğrusunu anlatma sorumluluğu gazetecilerde”

LGBT+’lara karşı saldırıların ve nefret söylemlerinin arttığı dönemde LGBT+’ların sözlerine kulak verecek aktörlere hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyulduğunu belirterek gazetecilere daha fazla sorumluluk yüklendiğini aktaran Tar, şu görüşleri dile getirdi:

Arkadaş Z. Özger’in şiirinden ilhamla ‘Merhaba Canım’ diyen derneklerin seslenişi aslında medyaya LGBT+’ların hikayelerini anlatması için bir çağrı. Memleketi, ‘bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi’ yapmak istiyorlar. Bunu değiştirebilme gücü gazetecilerin elinde hâlâ mevcut. LGBTİ+’lar, toplumun geri kalanına bir el uzatıyor. Beraber, eşit ve özgür yaşayabilmek için o eli tutanlar arasında gazeteciler de olmalı

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP