<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/saglik</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Sep 2026 09:17:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Sağlık Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/saglik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uzmanlardan &#8220;helikobakter&#8221; uyarısı: &#8220;Risk grubundaysanız test yaptırın&#8221;</title>
		<link>https://9koy.org/uzmanlardan-helikobakter-uyarisi-risk-grubundaysaniz-test-yaptirin.html</link>
					<comments>https://9koy.org/uzmanlardan-helikobakter-uyarisi-risk-grubundaysaniz-test-yaptirin.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2026 07:36:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26395</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaye Şeyma Can  Mide ağrısı, şişkinlik ve hazımsızlık gibi şikâyetlerin arkasında yer alabilen helikobakter pilori, dünyada en yaygın bakteriyel enfeksiyonlardan biri olarak kabul ediliyor. Türkiye&#8217;de yapılan en kapsamlı saha araştırmalarından biri olan TURHEP çalışmasında erişkinlerde görülme sıklığı yüzde 82,5 olarak bildirildi. Uzmanlar bu verilerin eski olduğunu, Türkiye&#8217;de teşhis edilmişler ve risk gurubuna  ilişkin güncel verilerin  yeniden ortaya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/uzmanlardan-helikobakter-uyarisi-risk-grubundaysaniz-test-yaptirin.html">Uzmanlardan &#8220;helikobakter&#8221; uyarısı: &#8220;Risk grubundaysanız test yaptırın&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong><span lang="TR-TR">Gaye Şeyma Can</span> </strong></p>
</div>
<div>
<p><span lang="TR-TR">Mide ağrısı, şişkinlik ve hazımsızlık gibi şikâyetlerin arkasında yer alabilen helikobakter pilori, dünyada en yaygın bakteriyel enfeksiyonlardan biri olarak kabul ediliyor. Türkiye&#8217;de yapılan en kapsamlı saha araştırmalarından biri olan TURHEP çalışmasında erişkinlerde görülme sıklığı yüzde 82,5 olarak bildirildi. Uzmanlar bu verilerin eski olduğunu, Türkiye&#8217;de teşhis edilmişler ve risk gurubuna  ilişkin güncel verilerin  <wbr />yeniden ortaya konulması gerektiğini belirtiyor.</span></p>
</div>
<div>
<h4><strong><span lang="TR-TR">Türkiye’de görülme sıklığı tam olarak bilinmiyor</span> </strong></h4>
</div>
<div>
<p><span lang="TR-TR">Türkiye’de helikobakter pilori<wbr /> sıklığı tam olarak bilinmiyor. Yapılan çalışmalarda ise, sonuçlar çelişkili. Bunun nedeni çalışma yöntemlerinin farklı olması ve Türkiye’de bu bakterinin sıklığının bölgelere göre farklılıklar göstermesi. 2000’li yıllarda yüzde 80 civarı olan sıklık 2026 yılında 65 yaş üstü kişilerle yapılan bir çalışmada yüzde 56 olarak tespit edildi. Öte yandan diğer çalışmalar da göz önünde bulundurulduğunda yıllar içinde azalma eğilimi görülüyor. </span></p>
</div>
<div>
<p><span lang="TR-TR">Gastroentoroloji uzmanı Prof. Dr. Mehmet Arhan, pozitif çıkan herkese tedavi verilmesine gerek olmadığını, riskli bireylerin (mide veya onikiparmak bağırsağı ülseri olanlar, birinci derece akrabalarında mide kanseri öyküsü bulunanların, mide lenfoması (Maltoma) veya erken yaşlarda mide ameliyatı geçirenlerin, açıklanamayan demir eksikliği anemisi veya B12 vitamini eksikliği olanların) tedavi edilmesi gerektiğini   belirtiyor. </span></p>
</div>
<div>
<h4><strong><span lang="TR-TR">Herkeste belirti görülür mü? Kimler test yaptırmalı?</span> </strong></h4>
</div>
<div>
<p><span lang="TR-TR">Uzmanlara göre belirti vermemesi ya da belirgin şikayetin olmaması he<wbr />likobakter pilori olmadığı anlamına gelmez. Belirti vermeyen birey sayısı çok. Çoğunlukla doğrudan helikobakter pilori i<wbr />le ilişkili olmayan mide ve sindirim sistemi şikayetleri olanlarda veya başka bir nedenle endoskopi yapılanlarda tesadüfen tespit edilen hasta sayısı oldukça fazla. Rutin olarak tarama önerilen bir durum değil. Fakat riskli grupta olan, tespit edildiğinde tedavi edilmesi gereken grupta yer alan hastalarda bakılmalı. Bu hastalar; ailesinde erken yaşta mide kanseri öyküsü olanlar, görüntülemelerde mide duvarında kalınlaşma tespit edilen, ülser öyküsü ya da bulguları olan, demir eksikliği ve vitamin B12 eksikliği olan, gastroözofajial reflü hastalığı olup uzun süre asit baskılayıcı ilaçlar kullanması gerekenler veya uzun süre ant-romatizmal ağrı kesici kullanması gereken hastalarda bakılmalı. </span></p>
</div>
<div>
<h4><strong><span lang="TR-TR">Helikobakter pilori <wbr />pozitifliği oranının yüzde 3’ü kansere gelişim gösteriyor</span> </strong></h4>
</div>
<div>
<p><span lang="TR-TR">Ayrıca toplumda yaygın olan düşüncelerden biri helikobakter pilori <wbr />bakterisinin kansere yol açtığı. Prof. Dr. Mehmet Arhan bu konudaki algının tamamen doğru olmadığını ve bazı grupların riskli olduğunu ifade ediyor. Arhan, riskli grupların; ailelerinde erken yaşta mide kanseri olanlar, sigara kullananlar, aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdalarla beslenenlerin, kronik gastrite bağlı mide dokusunda (atrofi veya metaplazi) başlamış onlar ve toksin üreten H.pylori türlerine maruz kalanlar olduğunu söyledi ve şu uyarıda bulundu:</span></p>
</div>
<div>
<p><span lang="TR-TR">&#8220;<em>Her pozitif olan bireyde Helikobakter pilori <wbr />kansere neden olmasa da Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanserojen olarak kabul edilen bir mikroorganizmadır. Bu nedenle yukarıda belirtilen kanser riskinin arttığı kabul edilen gruptaki hastaların tedavi edilmesi riski azaltmaktadır</em>.&#8221;</span></p>
</div>
<div>
<h4 role="heading" aria-level="3"><span lang="TR-TR">Antibiyotik direnci tedaviyi değiştiriyor</span></h4>
</div>
<div>
<p><span lang="TR-TR">Son yıllarda en önemli sorunlardan biri antibiyotik direnci olarak öne çıkıyor. Türkiye’de özellikle geçmiş yıllarda gereksiz ve yaygın antibiyotik kullanımının getirdiği en önemli sorun antibiyotiklere karşı direnç gelişimi olduğunu belirten Arhan, şunları <wbr />söyledi:</span></p>
</div>
<div>
<p lang="TR-TR"><span lang="TR-TR">&#8220;<em>Özellikle helikobakter pilori<wbr /> tedavisinde yaygın kullanılan Klaritromisin ve Me<wbr />tronidazol’e karşı yüzde 50-60 oranlarında direnç gelişmiştir. Bu nedenle yıllar içerisinde tedavide kullanılan antibiyotik türleri ve kombinasyonları değişmek zorunda kalmıştır, özellikle Ülkemiz için üçlü kombinasyonlar yerine dörtlü kombinasyon tedavileri yaygın kullanılmaya başlanmıştır</em>.&#8221;</span></p>
</div>
<p>The post <a href="https://9koy.org/uzmanlardan-helikobakter-uyarisi-risk-grubundaysaniz-test-yaptirin.html">Uzmanlardan &#8220;helikobakter&#8221; uyarısı: &#8220;Risk grubundaysanız test yaptırın&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/uzmanlardan-helikobakter-uyarisi-risk-grubundaysaniz-test-yaptirin.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ortez-protez uzmanları yaşam kalitesini artırıyor</title>
		<link>https://9koy.org/ortez-protez-uzmanlari-yasam-kalitesini-artiriyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/ortez-protez-uzmanlari-yasam-kalitesini-artiriyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 08:28:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26350</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antranik Bakırcıoğlu Sağlık alanında kritik bir yere sahip olan ancak kamuoyunda yeterince tanınmayan ortez-protez bölümü, son yıllarda anatomi, biyoloji ve insan sağlığına ilgi duyan gençlerin öncelikli tercihleri arasında yer almaya başladı. Üniversitelerde gerek önlisans gerekse lisans düzeyinde öğrenci kabul eden bölüm; biyomekanik, fizyoloji ve malzeme bilgisini birleştiren multidisipliner yapısıyla öne çıkıyor. Ortez-Protez bölümü mezun olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ortez-protez-uzmanlari-yasam-kalitesini-artiriyor.html">Ortez-protez uzmanları yaşam kalitesini artırıyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Antranik Bakırcıoğlu</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Sağlık alanında kritik bir yere sahip olan ancak kamuoyunda yeterince tanınmayan ortez-protez bölümü, son yıllarda anatomi, biyoloji ve insan sağlığına ilgi duyan gençlerin öncelikli tercihleri arasında yer almaya başladı. Üniversitelerde gerek önlisans gerekse lisans düzeyinde öğrenci kabul eden bölüm; biyomekanik, fizyoloji ve malzeme bilgisini birleştiren multidisipliner yapısıyla öne çıkıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ortez-Protez bölümü mezun olan ve yaklaşık altı yıldır bu alanda çalışan Sevada Haçik Demirci, mesleğin insan hayatına temas eden yönüne dikkat çekiyor. Biyolojiye, anatomiye ve insanlarla çalışmaya ilgi duyan gençler için son derece tatmin edici bir alan olduğunu belirten Demirci, sektörün Türkiye’deki mevcut durumu, yasal süreçleri ve uygulama detayları hakkında bilgi verdi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Sağlık meslek tanımı tamamlanmış değil&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Mesleğin önemine ve üniversitelerdeki lisans eğitimine rağmen Türkiye&#8217;deki yasal altyapıda henüz eksiklikler bulunduğunu ifade eden Demirci, &#8220;Türkiye’de bu alanda lisans mezunları için henüz bir sağlık meslek tanımı bulunmuyor. Konuyla ilgili POLMED Protez Ortez Lisans Mezunları Derneği&#8217;nin bakanlığa yapmış olduğu meslek tanımı başvurusu bulunsa da tamamlanmış bir süreç değil&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Ortez ve protez arasındaki temel farklar</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kavramsal karışıklığa değinen Demirci, iki uygulamanın farkını şu sözlerle özetledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Protez, doğuştan ya da sonradan kaybedilmiş bir uzvun yerine geçen yapay uzuvlardır. Örneğin bir bacak veya kol protezi buna örnektir. Ortez ise vücutta mevcut olan bir uzvu desteklemek, korumak, hizalamak ya da fonksiyonunu artırmak amacıyla kullanılan cihazlardır. Dizlikler, ayak bileği ortezleri, skolyoz korseleri ve kişiye özel tabanlıklar da ortez grubunda değerlendirilir</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Demirci, ortez-protez uzmanlarının kişinin ihtiyacını değerlendirerek bu yardımcı cihazları tasarladığını, uyguladığını ve takip ettiğini belirtti. Amacın yalnızca ağrıyı azaltmak değil; kişinin hareket kabiliyetini artırmak, günlük yaşamını kolaylaştırmak ve yaşam kalitesini yükseltmek olduğunu vurguladı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Ayak biyomekaniği ve multidisipliner çalışma</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ağırlıklı olarak ayak biyomekaniği üzerine yoğunlaştığını belirten Demirci, PT AKADEMİ ile multidispliner bir şekilde çalıştıklarını aktardı. Sporcuların ve günlük yaşamda hareketle ilgili sorun yaşayan bireylerin ayak analizlerini yaparak ihtiyaçlarına uygun kişiye özel çözümler sunduklarını ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tabanlık çalışmalarının önemli bir bölümünü oluşturduğunu vurgulayan Demirci, şu bilgileri verdi: &#8220;<em>Tabanlığı sadece ayağın altına konulan bir destek olarak düşünmemek gerekiyor. Ayak, vücudun yere temas eden ilk noktası olduğu için buradaki yük dağılımı tüm hareket zincirini etkiliyor. Doğru planlanmış bir tabanlık ayağın biyomekaniğini destekleyerek yükün üst eklemlere daha dengeli dağılmasına yardımcı olur. Böylece hem hareket daha verimli hale gelir hem de yanlış yüklenmelerin önüne geçilebilir</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Hazır ürünlerdeki ‘ortopedik&#8217; ifadesi yanıltıcı olabiliyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Piyasada satılan hazır ürünlere değinen Demirci, &#8220;<em>Hazır tabanlıklar standart ölçüler düşünülerek üretilir. Oysa herkesin ayak yapısı, basış şekli ve ihtiyacı birbirinden farklıdır. Burada ürünlerin başına konulan ortopedik kelimesi çok yanıltıcı olabiliyor. Ürünün sizin açınızdan ortopedik olabilmesi için size özel tasarlanıp üretilmesi gerekir</em>&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kişiye özel tabanlıkta önce detaylı bir değerlendirme yapıldığını belirten uzman; ayak yapısı, basış analizi, kişinin günlük yaşamı ve yaptığı sporun birlikte ele alındığını, ardından tamamen o kişiye uygun bir tabanlık hazırlandığını ifade etti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Vücudun temel taşı: Ayak</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ayağı vücudun temel taşı olarak tanımlayan Demirci, burada oluşan yüklenme düzensizliklerinin dizi, kalçayı ve omurgayı da etkileyebileceğini belirtti. Eğer sorun gerçekten ayak kaynaklıysa, tabanlık ile yük dağılımı düzenlenerek üst eklemlerin daha dengeli çalışmasına katkı sağlanabileceğini ve streslerin azaltılabileceğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Demirci, sözlerini şu önemli uyarıyla tamamladı: &#8220;<em>Tabii ki her diz ya da bel ağrısının çözümü tabanlık değildir. Öncelikle doğru değerlendirme yapılmalı ve sorunun kaynağı belirlenmelidir</em>.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ortez-protez-uzmanlari-yasam-kalitesini-artiriyor.html">Ortez-protez uzmanları yaşam kalitesini artırıyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/ortez-protez-uzmanlari-yasam-kalitesini-artiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kışlık hazırlarken gıda güvenliğine dikkat</title>
		<link>https://9koy.org/kislik-hazirlarken-gida-guvenligine-dikkat.html</link>
					<comments>https://9koy.org/kislik-hazirlarken-gida-guvenligine-dikkat.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 06:59:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26627</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlayda User Sonbaharın yaklaşmasıyla birlikte evlerde kışlık hazırlıkları başladı. Salça, konserve ve turşu gibi ürünlerin hazırlanmasında kullanılan malzemelerin seçiminden pişirme ve saklama koşullarına kadar birçok aşama, ürünlerin güvenli tüketilmesinde etkili oluyor. Gıda güvenliği kurallarına uyulmaması ise kışlık ürünlerde zararlı mikroorganizmaların gelişmesine ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kışlık hazırlıklarda dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Gıda Mühendisi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kislik-hazirlarken-gida-guvenligine-dikkat.html">Kışlık hazırlarken gıda güvenliğine dikkat</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>İlayda User</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Sonbaharın yaklaşmasıyla birlikte evlerde kışlık hazırlıkları başladı. Salça, konserve ve turşu gibi ürünlerin hazırlanmasında kullanılan malzemelerin seçiminden pişirme ve saklama koşullarına kadar birçok aşama, ürünlerin güvenli tüketilmesinde etkili oluyor. Gıda güvenliği kurallarına uyulmaması ise kışlık ürünlerde zararlı mikroorganizmaların gelişmesine ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kışlık hazırlıklarda dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Gıda Mühendisi Murat Ay, kullanılacak sebze ve meyvelerin seçiminden kavanozların sterilizasyonuna kadar birçok konuda uyarılarda bulundu.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Kışlık hazırlığında ürün seçimi ve hijyen önemli</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kışlık ürünlerin kalitesinin kullanılan sebze ve meyvelerin durumuyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Murat Ay; hasarlı, ezilmiş, küflenmiş veya böcek zararı görmüş ürünlerin kullanılmaması gerektiğini vurguladı. Hazırlık sırasında gıdaların toz ve topraktan tamamen arındırılacak şekilde yıkanması gerektiğini de belirten Ay, &#8220;<em>Kişisel ve ekipman hijyenine özen gösterilmeli, ısıl işlemin sıcaklık ve sürelerine dikkat edilmeli, bu işlemin amacı yalnızca ürünü pişirmek değil, aynı zamanda sağlığa zararlı mikroorganizmaları ve gıdanın bozulmasına neden olan etkenleri ortadan kaldırmaktır. Hazırlanan ürünler kavanozlara doldurulduktan sonra kapakları sıkıca kapatılmalı, hızlıca soğutulmalı ve serin, karanlık bir yerde saklanmalıdır</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Potansiyel kanserojen bileşiklerin oluşmasına neden olabilir&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ev yapımı ürünlerde yetersiz hijyen ve ısıl işlemin sağlığı tehdit eden riskler ortaya çıkarabileceğini belirten Ay, &#8220;<em>Bu riskleri biyolojik ve kimyasal riskler olarak ikiye ayırmak mümkündür. Özelikle toksin üreten patojen bakteriler ve küflerin ürettiği toksinler en önemli biyolojik risk faktörleridir. Bunun yanı sıra, çok yüksek sıcaklıklarda ve uzun süreler pişirme de akrilamid gibi potansiyel kanserojen bileşiklerin oluşmasına neden olabilmektedir</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;</strong><strong>Botulinum’un bir gramı bir milyon insanı öldürebilir&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ev yapımı konservelerde en önemli riskin botulizm olduğunu ifade eden Ay, &#8220;<em>Genel olarak mikroorganizmalar oksijen ihtiyaçlarına göre farklı şekillerde sınıflandırılmaktadır. Konserve yapımında ise oksijensiz ortamda gelişmeye devam edebilen bakteriler, özellikle botulinum toksini üreten Clostridium botulinum bakterisidir. Clostridium botulinum, doğada toz ve toprakta bulunabilen, oksijensiz ortamda çoğalan ve spor oluşturan bir bakteridir. Gerekli gıda güvenliği kuralları uygulanmadığında, özellikle ısıl işlem sıcaklığı, sporları öldürmeye yetmediğinde sporlar canlı hale geçer ve Botulinum Nörotoksini üretmeye başlar. Bu toksin doğadaki en güçlü biyolojik zehirlerden biridir. Bir gramı bir milyon insanı öldürebilir. Sinir sistemini felç ederek solunum yetmezliğinden ölüme yol açar</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<h4><strong>Kavanoz ve saklama koşullarına dikkat</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kışlık ürünlerin güvenli şekilde saklanabilmesi için kavanozların ve kapakların hazırlanma aşamasından itibaren dikkatli olunması gerektiğini belirten Ay, kavanozların temizlendikten sonra kaynayan suda 10-15 dakika bekletilerek sterilize edilmesi gerektiğini söyledi. Sıcak dolum sırasında kavanozların çatlamaması için sıcak tutulmasının önemine dikkat çeken Ay, kapakların ise her yıl yenilenmesi gerektiğini ifade etti. Daha önce kullanılan kapakların iç kısmındaki contaların zamanla deforme olarak sızıntıya neden olabileceğini de ekleyen Ay, bunun hava ve nem girişine bağlı olarak küf, maya ve diğer bozulma etkenlerinin gelişmesine zemin hazırlayabileceğini vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Domates sosu ve salça gibi uzun süre saklanacak ürünlerde asitlik seviyesinin de önemli olduğunu belirten Ay, &#8220;<em>Domates nispeten asidik bir gıda olsa da, ürünün asitliğini güvenli bölgeye çekmek kritik önem taşır. Özellikle uzun süre saklanacak ürünlerde her 1 litre sos için yaklaşık 1-2 yemek kaşığı limon suyu eklenmesi pH’ı güvenli seviyeye çekebilir. Küf gelişimi oksijenli ortamda ve yüksek su aktivitesi olan ürünlerde sıklıkla gözlenmektedir. Bunu önlemek için ise, pişirme işlemi esnasında nemin tamamen uçurulması, kıvamın iyice koyulaştırılması gerekmektedir. Ayrıca, doldurulan salçaların üzerine zeytinyağı eklenerek gıdanın oksijenle teması kesilmeli ve kapaklar sıcakken kapatılıp ters çevrilerek vakum oluşturulmalıdır</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Hazırlanan kışlık ürünlerin doğru koşullarda saklanmasının da ürünlerin dayanıklılığı açısından önemli olduğunu belirten Murat Ay, gıdaların karanlık, serin ve kuru alanlarda, 10-20 derece arasındaki sıcaklıklarda muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi. Direkt güneş ışığı ve yüksek sıcaklığın özellikle C vitamini ve likopen gibi besin değerlerinin azalmasına, yağlarda ise acılaşmaya neden olabileceğini belirten Ay, yüksek nemli kiler ve bodrumların da kavanoz kapaklarında paslanmaya ve zamanla sızdırmazlığın bozulmasına yol açabileceğini ifade etti. Kavanozların üst üste konulmaması ve kapaklarına baskı uygulanmaması gerektiğini de vurguladı.</p>
<h4><strong>Turşuda tuz ve sirke dengesi önemli </strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Turşunun oluşmasında tuz, sirke ve kullanılan suyun önemli bir rolü olduğunu belirten Ay, tuzun zararlı bakterilerin çoğalmasını engellerken turşunun oluşmasını sağlayan yararlı bakterilerin çalışmasına yardımcı olduğunu söyledi. Sirkenin de turşunun daha güvenli bir ortamda oluşmasına katkı sağladığını ifade eden Ay, kullanılan suyun temiz ve kaliteli olmasının da önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ay, &#8220;<em>Turşunun sağlıklı şekilde oluşması için tuz, sirke ve suyun dengeli kullanılması gerekiyor</em>&#8221; dedi. Turşunun, yararlı bakterilerin sebzelerdeki şekeri aside dönüştürmesiyle gerçekleşen doğal bir süreç bulunduğunu belirten Ay, bu sürecin doğru şekilde ilerlemesinin ürünün korunmasını sağladığını ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Turşuya geleneksel olarak eklenen limon tuzunun ise fazla veya yanlış zamanda kullanılmasının doğal oluşum sürecini bozabileceğini belirten Ay, limon tuzunun turşunun asit seviyesini bir anda düşürerek yararlı bakterilerin çalışmasını engelleyebileceğini söyledi. Bu durumun turşunun yeterince oluşmamasına ve sebzelerin yumuşayıp erimesine neden olabileceğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Murat Ay, &#8220;<em>Limon tuzunun kontrolsüz kullanılması turşunun doğal oluşum sürecini yarıda bırakabilir</em>&#8221; uyarısında bulundu. Turşunun daha sert olması için ise az miktarda nohut veya üzüm yaprağı kullanılabileceğini belirtti.</p>
<h4><strong>&#8220;Bozulmanın en önemli göstergesi kapakta oluşan bombaj&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kışlık ürünlerde bozulmanın en önemli belirtilerinden birinin kavanoz kapağında oluşan bombaj olduğunu belirten Ay, bunun bakterilerin faaliyeti sonucunda gaz oluşumuna işaret edebileceğini söyledi. Kapak kenarlarından sıvı gelmesi, kavanoz açıldığında gaz çıkışı veya köpürme, kötü koku ve salamura suyunda aşırı bulanıklığın da bozulma belirtileri arasında olduğunu ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Küflenmiş salça veya konservelerde de yalnızca küflü kısmın alınarak kalan bölümün tüketilmesinin ciddi bir gıda güvenliği hatası olduğunu vurgulayan Ay, &#8220;<em>Küflenmiş bir salça veya konservenin ‘üstteki küfünü alıp altını pişirip yemek’ ölümcül bir gıda güvenliği hatasıdır. Çünkü küfler mikroskop altında mantar benzeri ağ yapılarına sahiptir. Yüzeyde görülen kısım spor oluşumudur; küfün kökleri gıdanın derinliklerine kadar inmiştir. Bunun yanı sıra küfler gıdanın içinde sağlığa zarar verebilecek zehirli maddeler üretebilir. Bu maddeler özellikle sıvı ve salça gibi yumuşak gıdaların içine kolayca yayılabilir</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu toksinlerin kaynatma veya pişirme sıcaklıklarında yok olmayacağını da belirten Ay, &#8220;<em>Bu toksinler karaciğer ve böbrek hasarlarına, uzun vadede ise kanserojen etkilere yol açabilmektedir. Dolayısıyla, yüzeyinde küf görülen konserve, sos, reçel veya salçaların eksiksiz olarak tamamen çöpe atılması gerekmektedir&#8221; </em>şeklinde konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kislik-hazirlarken-gida-guvenligine-dikkat.html">Kışlık hazırlarken gıda güvenliğine dikkat</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/kislik-hazirlarken-gida-guvenligine-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lezzetten ödün vermeden daha sağlıklı üretim mümkün mü?</title>
		<link>https://9koy.org/lezzetten-odun-vermeden-daha-saglikli-uretim-mumkun-mu.html</link>
					<comments>https://9koy.org/lezzetten-odun-vermeden-daha-saglikli-uretim-mumkun-mu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2026 08:10:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26257</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fatma Öztürk Van&#8217;ın yüksek yaylalarında üretilen otlu peynir ile Van Gölü&#8217;nün simgelerinden inci kefalinden hazırlanan tuzlu balık, kentin gastronomi mirasının en önemli parçaları arasında bulunuyor. Nesilden nesile aktarılan bu geleneksel lezzetler, bugün yalnızca kültürel yönleriyle değil, üretiminde kullanılan yüksek tuz oranı nedeniyle halk sağlığı açısından da tartışılıyor. Uzmanlar, bu ürünlerden vazgeçilmesini değil, tuz oranı azaltılmış [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/lezzetten-odun-vermeden-daha-saglikli-uretim-mumkun-mu.html">Lezzetten ödün vermeden daha sağlıklı üretim mümkün mü?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Fatma Öztürk</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Van&#8217;ın yüksek yaylalarında üretilen otlu peynir ile Van Gölü&#8217;nün simgelerinden inci kefalinden hazırlanan tuzlu balık, kentin gastronomi mirasının en önemli parçaları arasında bulunuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Nesilden nesile aktarılan bu geleneksel lezzetler, bugün yalnızca kültürel yönleriyle değil, üretiminde kullanılan yüksek tuz oranı nedeniyle halk sağlığı açısından da tartışılıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzmanlar, bu ürünlerden vazgeçilmesini değil, tuz oranı azaltılmış üretim yöntemlerinin yaygınlaştırılmasını önerirken, üreticiler de geleneksel lezzeti koruyacak yeni üretim uygulamalarına yöneliyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-26260 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-1.webp" alt="" width="1280" height="720" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-1.webp 1280w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-1-300x169.webp 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-1-1024x576.webp 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-1-768x432.webp 768w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Tüketmeyin demiyoruz&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, Türkiye&#8217;de en sık ölüm nedeninin dolaşım sistemi hastalıkları olduğunu belirterek, kalp ve damar hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir hastalıklar arasında yer aldığını söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Hareketli yaşam, sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulması ile sağlıklı beslenmenin önemine değinen Sarıkaya, Van&#8217;da yaygın tüketilen otlu peynir ve tuzlu balık için ise ürünlerin tamamen bırakılmasını değil, tuz oranı azaltılmış şekilde üretilenlerinin tercih edilmesini önerdiklerini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sarıkaya, &#8220;<em>Bilimsel olarak kalp ve damar sağlığını koruduğu kanıtlanmış iki beslenme modeli Akdeniz tipi beslenme ve tuzu azaltılmış diyettir. Van özelinde değerlendirdiğimizde ölçüsü iyi ayarlanmamış, tuz oranı yüksek otlu peynir ve tuzlu balık risk oluşturuyor. Vatandaşlarımıza bu ürünleri tüketmeyin demiyoruz. Sadece tuz oranı azaltılmış, uygun koşullarda üretilenleri tercih etmelerini öneriyoruz</em>&#8221; dedi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-26261 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-4.jpeg" alt="" width="1600" height="1066" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-4.jpeg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-4-300x200.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-4-1024x682.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-4-768x512.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-4-1536x1023.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Geleneksel üretimde yeni yaklaşım</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Van&#8217;da otlu peynir üretiminde de daha dengeli tuz kullanımına yönelik çalışmalar yürütülüyor. Peynirciler Çarşısı esnafının öncülüğünde sürdürülen uygulamalar kapsamında üreticiler, ürünün lezzeti ve raf ömrünü koruyacak ölçüde tuz kullanımı konusunda bilgilendiriliyor. Böylece hem otlu peynirin geleneksel yapısının korunması hem de tüketicilerin daha düşük tuz içeren ürünlere ulaşabilmesi amaçlanıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sarıkaya, Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün günlük en fazla 5 gram tuz tüketimini önerdiğini hatırlatarak, bölgede yemekler, ekmek ve geleneksel ürünlerle bu miktarın çoğu zaman aşıldığını belirtti. Sofradan tuzluğu kaldırmak gibi basit alışkanlıkların bile günlük tuz tüketimini azaltabileceğini ifade eden Sarıkaya, tuz tüketiminin düşürülmesinin kardiyovasküler hastalıkların yanı sıra böbrek ve mide hastalıklarının görülme riskini de azaltabileceğini söyledi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-26262 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-2.jpeg" alt="" width="1600" height="1066" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-2.jpeg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-2-300x200.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-2-1024x682.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-2-768x512.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/fatma-ozturk-haber-2-1536x1023.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<p style="font-weight: 400;">Sarıkaya, &#8220;<em>Bölgemizde hipertansiyon oldukça yaygın. Dünya Sağlık Örgütü günlük en fazla 5 gram tuz tüketilmesini öneriyor. Ancak yemekler, ekmek ve diğer besinlerle bu miktara zaten ulaşıyoruz. Bu nedenle sofradan tuzluğu kaldırmak gibi basit önlemler bile günlük tuz tüketimini azaltabilir. Tuz tüketiminin azaltılması kalp ve damar hastalıklarının yanı sıra böbrek ve mide hastalıklarının görülme riskini de düşürebilir</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Van&#8217;ın mutfak kültürünün simgeleri arasında yer alan otlu peynir ve tuzlu balık için yürütülen çalışmalar, geleneksel lezzetlerin korunması ile halk sağlığının birlikte ele alınabileceğini ortaya koyuyor. Sağlıkçılar ve üreticiler, lezzetten ödün vermeden daha dengeli tuz kullanımıyla bu ürünlerin gelecek nesillere aktarılmasının mümkün olduğunu ifade ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/lezzetten-odun-vermeden-daha-saglikli-uretim-mumkun-mu.html">Lezzetten ödün vermeden daha sağlıklı üretim mümkün mü?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/lezzetten-odun-vermeden-daha-saglikli-uretim-mumkun-mu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Mucize kür&#8221; vaatlerine dikkat: Hem sağlığınızdan hem de özgürlüğünüzden olabilirsiniz!</title>
		<link>https://9koy.org/mucize-kur-vaatlerine-dikkat-hem-sagliginizdan-hem-de-ozgurlugunuzden-olabilirsiniz.html</link>
					<comments>https://9koy.org/mucize-kur-vaatlerine-dikkat-hem-sagliginizdan-hem-de-ozgurlugunuzden-olabilirsiniz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 07:41:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26232</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elif Solmazgül Sosyal medyada hızla kilo verme vaadiyle paylaşılan diyet listeleri, bitkisel kürler ve ilaçlar gibi yöntemlerin yalnızca sağlık riskleri değil, hukuki boyutları da çoğu zaman göz ardı ediliyor. Uzmanlar, denetimsiz paylaşımların ve reçetesiz yönlendirmelerin ciddi hukuki yaptırımları olabileceğine dikkat çekiyor. &#8220;1 haftada 5 kilo&#8221;, &#8220;mucize kür&#8221; ve &#8220;iğneyle zayıflama&#8221; gibi iddialı başlıklarla sosyal medyada [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/mucize-kur-vaatlerine-dikkat-hem-sagliginizdan-hem-de-ozgurlugunuzden-olabilirsiniz.html">&#8220;Mucize kür&#8221; vaatlerine dikkat: Hem sağlığınızdan hem de özgürlüğünüzden olabilirsiniz!</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Elif Solmazgül</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal medyada hızla kilo verme vaadiyle paylaşılan diyet listeleri, bitkisel kürler ve ilaçlar gibi yöntemlerin yalnızca sağlık riskleri değil, hukuki boyutları da çoğu zaman göz ardı ediliyor. Uzmanlar, denetimsiz paylaşımların ve reçetesiz yönlendirmelerin ciddi hukuki yaptırımları olabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;1 haftada 5 kilo&#8221;, &#8220;mucize kür&#8221; ve &#8220;iğneyle zayıflama&#8221; gibi iddialı başlıklarla sosyal medyada paylaşılan içerikler her geçen gün artıyor. Ancak bu paylaşımlar yalnızca sağlık risklerini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda hukuki sorumlulukları da beraberinde getiriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Konunun hukuki boyutunu değerlendiren Avukat Emre Apak, sosyal medyada yapılan sağlıkla ilgili paylaşımlarda, paylaşımı yapan kişilerin yetkinliğine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Bu konuda yetkili olmayan kişilerin, sadece bazı kliniklerde bulunmuş olmalarını veya sosyal çevrelerini kullanarak kendilerini &#8220;uzman&#8221; gibi tanıtmalarının ciddi sonuçlar doğurabileceğine söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Suça ortak olabilirsiniz&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yetkin olmadığı halde, kendisini uzman gibi tanıtan kişilerin dolandırıcılık suçu işleyebileceğine dikkat çeken Apak, &#8220;<em>Yetkili olmalarına rağmen bilerek zararlı paylaşımlar yapanlar ise görevi kötüye kullanma suçundan sorumlu tutulabilir. Bu paylaşımlar sonucunda ölüm meydana gelmesi hâlinde ise duruma göre taksirle öldürme ya da olası kastla insan ölümüne sebebiyet verme suçları gündeme gelebilir</em>&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Avukat Apak, bu paylaşımlardan zarar gören vatandaşların Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmaları gerektiğini belirterek, savcılığın bilirkişi raporlarıyla bilgilerin doğruluğunu inceleyeceğini, gerekmesi hâlinde ceza davası ile birlikte maddi ve manevi tazminat davalarının da açılabileceğini vurguladı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Niyet ve etki cezayı belirliyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal medyada paylaşılan içeriklerde bir videoyu beğenmenin ya da paylaşmanın, insanların o içeriği görmesine ve yayılmasına neden olabileceğini belirten Avukat Apak, paylaşımı yapan kişinin niyeti ve ortaya çıkan sonucun önem taşıdığına dikkat çekti:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Eğer paylaşım para kazanmak, kamu sağlığına zarar vermek ya da kamu düzenini bozmak amacıyla yapılıyorsa kişi bu paylaşımlardan sorumlu tutulur. Ancak içerikten habersiz ve yalnızca faydalı olacağını düşünerek paylaşanlar sorumluluk taşımaz. Ancak suçun türüne göre uygulanacak cezalar değişebilir. Örneğin Tek bir fiille birden fazla kişiye karşı suç işlenmişse cezada artırım uygulanır. Bir paylaşım binlerce kişiyi etkileyip zarar doğurmuşsa, bu durum ceza oranlarının ciddi şekilde artırılmasına yol açabilir</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Şüplelendim ama başarı hikayeleri etkiledi&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bu paylaşımlarla ilgili deneyimlerini paylaşan bir vatandaş, uzun süredir kilolarıyla mücadele ettiğini belirterek sosyal medyada &#8220;1 haftada 5 kilo verin&#8221; ya da &#8220;mucize kürler&#8221; başlıklı paylaşımları sürekli gördüğünü ifade etti. Bu paylaşımlara önce şüpheyle yaklaştığını ancak başarı hikayelerinin ilgisini çektiğini anlatan mağdur, sonrasında yaşadığı sıkıntıları şöyle anlattı:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>İlk olarak internetten bulduğum diyet listelerini denedim. Sabah kahvaltısında sadece detoks içecekleri, öğle yemeğinde salata ve akşam hafif çorba gibi şeyler yedim. Başlangıçta hızlı bir kilo kaybı gördüm ama birkaç gün sonra enerjim düştü, başım ağrımaya başladı ve gün içinde kendimi çok yorgun hissettim. Daha sonra bazı bitkisel kürler denedim. Başlangıçta iyi geldi ama bazı günler rahatsızlık yaşadım. Kilo veremediğim dönemlerde sorunun kendimde olduğunu düşündüm ve ciddi stres yaşadım.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Bilimsel temelden uzak&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Diyetisyen Fatmanur Yılmaz Köse ise  bu uygulamaların diyet kültürünün bir yansıması olduğuna dikkat çekti. Hızlı kilo verme vaadinin cazip görünse de çoğu zaman bilimsel temelden uzak olduğuna işaret eden Köse, &#8220;<em>Kilo kaybı bir süreçtir ve bu sürecin kişinin sağlığını riske atmadan, psikolojik ve fiziksel sağlığını koruyarak, yaşam tarzına uygun ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesi önemlidir</em>&#8221; dedi. Köse, bu tür uygulamaların kısa sürede kilo kaybına yardımcı olabilse de uzun vadede metabolik dengesizliklere, besin yetersizliklerine ve hormonal sorunlara yol açabileceğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal medyada uzman olmayan birçok kişinin de beslenme önerilerinde bulunduğunu vurgulayan Köse, bu bilgilerin çoğu zaman kişinin kendi deneyimine dayanan veya başkalarından duyulan bilgilerin tekrarından ibaret olduğunu vurguladı. Köse, sosyal medyada paylaşılan her bilginin doğru ya da herkes için uygun olmak zorunda olmadığını belirterek, özellikle sağlık ve beslenme alanındaki içeriklerin çoğu zaman bireysel farklılıklar göz önünde bulundurulmadan sunulduğuna dikkat çekti.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/mucize-kur-vaatlerine-dikkat-hem-sagliginizdan-hem-de-ozgurlugunuzden-olabilirsiniz.html">&#8220;Mucize kür&#8221; vaatlerine dikkat: Hem sağlığınızdan hem de özgürlüğünüzden olabilirsiniz!</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/mucize-kur-vaatlerine-dikkat-hem-sagliginizdan-hem-de-ozgurlugunuzden-olabilirsiniz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkasının acısında kaybolmak: &#8220;Bilinçsiz empati&#8221; ruhumuzu nasıl tüketiyor?</title>
		<link>https://9koy.org/baskasinin-acisinda-kaybolmak-bilincsiz-empati-ruhumuzu-nasil-tuketiyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/baskasinin-acisinda-kaybolmak-bilincsiz-empati-ruhumuzu-nasil-tuketiyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 07:41:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26223</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyza Bedir Karşınızdaki biri ağlarken boğazınızın düğümlenmesi ya da tanımadığınız birinin düşüşünü izlerken irkilmeniz tesadüf değil. Beyin, başkalarının duygularını çoğu zaman farkında olmadan algılayıp kopyalayabiliyor. Psikolojide “bilinçsiz empati” olarak tanımlanan bu süreç, otomatik işliyor. 1990’larda Giacomo Rizzolatti ve ekibinin keşfettiği ayna nöronlar, bu mekanizmanın temel taşlarından biri olarak öne çıkıyor. İnsanlarda yürütülen nörogörüntüleme çalışmaları da [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/baskasinin-acisinda-kaybolmak-bilincsiz-empati-ruhumuzu-nasil-tuketiyor.html">Başkasının acısında kaybolmak: &#8220;Bilinçsiz empati&#8221; ruhumuzu nasıl tüketiyor?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Beyza Bedir</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Karşınızdaki biri ağlarken boğazınızın düğümlenmesi ya da tanımadığınız birinin düşüşünü izlerken irkilmeniz tesadüf değil.</p>
<p style="font-weight: 400;">Beyin, başkalarının duygularını çoğu zaman farkında olmadan algılayıp kopyalayabiliyor. Psikolojide “bilinçsiz empati” olarak tanımlanan bu süreç, otomatik işliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">1990’larda Giacomo Rizzolatti ve ekibinin keşfettiği ayna nöronlar, bu mekanizmanın temel taşlarından biri olarak öne çıkıyor. İnsanlarda yürütülen nörogörüntüleme çalışmaları da başkalarının davranış ve duygularını gözlemlerken beyinde benzer aktivasyonlar oluştuğunu ortaya koyuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Psikoloji literatüründe “duygusal bulaşma” olarak tanımlanan bu model, bireylerin karşısındaki kişinin mimiklerini, ses tonunu ve beden dilini farkında olmadan taklit ettiğini gösteriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Londra Üniversitesi Akademisi gibi kurumlarda yapılan çalışmalar ve 2025 yılında Beyin ve Davranış dergisinde yayımlanan analizler de başkasının duygusal deneyimini izlemenin, beynin bu deneyimi kısmen “yaşıyormuş” gibi tepki vermesine neden olduğunu doğruluyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Senin hissettiğin şeyin aynısı oluyorum&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bu otomatik sürecin klinik yansımalarını değerlendiren Psikolojik Danışman Tuba Türksever Yalçın, bilinçsiz empatiyi en basit haliyle &#8220;bir başkasının acısını ya da stresini üzerimize yapışan ıslak bir palto gibi taşımak&#8221; olarak tanımlıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Normal empatide karşıdaki kişinin ne hissettiğini anlamak ve ona bir pencereden bakmak olduğunu belirten Yalçın, şöyle devam ediyor:</p>
<p style="font-weight: 400;"><em>&#8220;Ancak bu durum bilinçsizce yapıldığında, pencereden bakmayı bırakıp o evin içine dalıyor ve yangın varsa biz de yanmaya başlıyoruz. Yani &#8216;kendini başkasının yerine koyarken kaybolmak&#8217; dediğimiz şey, aslında kendi duygusal sınırlarımızı koruyamayıp karşıdaki kişinin duygusuna tamamen teslim olmaktır. Akademik literatürde biz buna genellikle &#8216;duygu bulaşması&#8217; diyoruz; yani tıpkı bir virüs gibi, karşınızdakinin kaygısını veya üzüntüsünü farkında olmadan kapıyorsunuz. Eğer bu süreç yönetilmezse, bir süre sonra kendinizi duygusal olarak tükenmiş ve başkalarının dertleri altında ezilmiş bulabiliyorsunuz. Kısacası, bilinçsiz empati, &#8216;senin hissettiğini anlıyorum&#8217; demek yerine, farkında olmadan &#8216;senin hissettiğin şeyin aynısı oluyorum&#8217; demektir</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Bilinçli ve bilinçsiz empati arasındaki en temel farkın arada duran o görünmez &#8220;sınır&#8221; çizgisi olduğunu vurgulayan Yalçın, bilinçsiz empatide o köprünün çöktüğünü, bireyin &#8220;öz-diğer ayrımı&#8221; yetisini kaybederek kendisini ruhsal olarak nefessiz bırakan bir &#8220;eş duyum yorgunluğuna&#8221; sürüklendiğini ifade ediyor.</p>
<h4><strong>Beyindeki ayna sistemi ve &#8220;dijital duygu bulaşması&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İnsanların başkalarının duygularını farkında olmadan nasıl aldığına açıklık getiren Yalçın, sürecin beyindeki &#8220;ayna&#8221; sistemi sayesinde işlediğini aktarıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal bir varlık olan insanın karşısındakinin yüz ifadesini, ses tonunu veya vücut duruşunu istemsizce taklit ettiğini söyleyen Yalçın, &#8220;Siz gülümseyen birine baktığınızda, beyninizdeki ayna nöronlar sanki siz de gülümsüyormuşsunuz gibi ateşlenir. Bu biyolojik taklit, karşıdaki kişinin duygusunun sizin içinize sızmasına neden olur&#8221; şeklinde konuşuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu durumun yüksek stresli ortamlarda, derin bağlarda, geçmiş travmalarda veya yüksek duyarlı kişiliklerde daha güçlü tetiklendiğini belirten uzman, dijital dünyanın da bu süreci beslediğini ekliyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Dijital dünyada maruz kaldığımız yoğun içerik bombardımanı, biyolojik olarak bizi bir &#8216;dijital duygu bulaşması&#8217; sarmalına sokuyor. Ekran başında peş peşe izlediğimiz trajik haberler, yardım çığlıkları veya öfke dolu videolar içimizde birikiyor. Literatürde &#8216;merhamet yorgunluğu&#8217; olarak da bilinen bu durum, gün sonunda nedenini bilmediğimiz bir mutsuzluk veya tükenmişlik hissetmemize neden oluyor</em>.&#8221;</p>
<h4><strong>Yakın ilişkilerde &#8220;duygusal iç içe geçme&#8221; tehlikesi</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bilinçsiz empatinin yakın ilişkilerdeki rolüne de değinen Yalçın, romantik ilişkilerde bu durumun &#8220;duygusal iç içe geçme&#8221; haline dönüşerek tarafları aynı duygusal bataklıkta boğabileceği uyarısında bulunuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Aile dinamiklerinde ise sürecin kuşaklar arası bir miras olarak ebeveynleşmiş çocuklar yarattığına dikkat çeken Yalçın, &#8220;Aile içinde sınırlar belirsizse, bir üyenin yaşadığı kriz tüm ailenin duygusal iklimini anında değiştirir. Özellikle çocuklar, ebeveynlerinin mutsuzluğunu veya kaygısını farkında olmadan üzerlerine alarak &#8216;küçük kurtarıcılar&#8217; haline gelebilirler&#8221; diyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sürekli başkalarının duygularını emmenin bir süre sonra &#8220;eş duyum yorgunluğu&#8221; yaratarak zihinsel ve fiziksel kapanmaya yol açabileceğini ifade ediyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Bilinçsiz empatinin girdabından çıkış yolları</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Psikolojik Danışman Yalçın, bu yorucu süreçle başa çıkabilmek için öncelikle &#8220;duygusal farkındalık&#8221; geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kişinin aniden hissettiği kaygıda durup, &#8220;<em>Bu duygu bana mı ait, yoksa karşımdakinden mi geçti?</em>&#8221; sorusunu sormasının öz-diğer ayrımı mekanizmasını çalıştıracağını belirten Yalçın, psikolojik sınırları güçlendirmek için hayır diyebilmenin ve başkalarının sorunlarını üstlenmemenin kritik olduğunu söylüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yalçın, sağlıklı yönetim için yapılması gerekenleri şu sözlerle özetliyor: &#8220;<em>Gün sonunda kendinizi &#8216;duygusal bir duş&#8217; alıyormuş gibi hayal ederek gün içinde biriken yabancı duyguları serbest bırakma egzersizleri yapabilirsiniz. Akademik literatürde &#8216;öz-bakım&#8217; olarak geçen bu pratikler; düzenli yürüyüşler, nefes egzersizleri veya sadece kendinizle kaldığınız sessiz anlar olabilir. Eğer bu süreci tek başınıza yönetmekte zorlanıyorsanız, profesyonel bir destek almak sınırlarınızı yeniden inşa etmenize yardımcı olacaktır. Kendi kabını dolduramayan birinin, başkasının susuzluğunu gidermesi mümkün değildir.</em>&#8220;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/baskasinin-acisinda-kaybolmak-bilincsiz-empati-ruhumuzu-nasil-tuketiyor.html">Başkasının acısında kaybolmak: &#8220;Bilinçsiz empati&#8221; ruhumuzu nasıl tüketiyor?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/baskasinin-acisinda-kaybolmak-bilincsiz-empati-ruhumuzu-nasil-tuketiyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyaz önlükte ağır yük: Diş hekimliği mesleği çıkmazda</title>
		<link>https://9koy.org/beyaz-onlukte-agir-yuk-dis-hekimligi-meslegi-cikmazda.html</link>
					<comments>https://9koy.org/beyaz-onlukte-agir-yuk-dis-hekimligi-meslegi-cikmazda.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2026 07:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zeynep Koç Üniversite mezunu işsiz sayısı artmaya devam ederken, diş hekimi adayları da durumdan payını alıyor. Türk Dişhekimleri Birliği Genel Başkanı Fatih Güler, diş hekimliği mesleğinin birçok başlıkta aynı anda sorun yaşadığını belirterek çözüm için uzun vadeli planlama yapılması gerektiğini söylüyor. Türkiye&#8217;de bugün 105 diş hekimliği fakültesi bulunuyor. Mezun sayısı her yıl artarken Güler, mevcut [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/beyaz-onlukte-agir-yuk-dis-hekimligi-meslegi-cikmazda.html">Beyaz önlükte ağır yük: Diş hekimliği mesleği çıkmazda</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Zeynep Koç</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Üniversite mezunu işsiz sayısı artmaya devam ederken, diş hekimi adayları da durumdan payını alıyor. Türk Dişhekimleri Birliği Genel Başkanı Fatih Güler, diş hekimliği mesleğinin birçok başlıkta aynı anda sorun yaşadığını belirterek çözüm için uzun vadeli planlama yapılması gerektiğini söylüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de bugün 105 diş hekimliği fakültesi bulunuyor. Mezun sayısı her yıl artarken Güler, mevcut tablo devam ederse önümüzdeki beş yıl içinde diş hekimi sayısının 100 bini aşacağını belirtiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Nüfus artış hızının yatay seyrettiğine dikkat çeken Güler, mevcut mezun sayısının ülke ihtiyacının üzerinde olduğunu ifade ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Türk Dişhekimleri Birliği&#8217;nin yıllardır fakülte ve kontenjan fazlalığına ilişkin raporlar hazırladığını hatırlatan Güler, YÖK&#8217;ün bu yıl kontenjanı 9 bin seviyesinden yaklaşık 7 bine düşürmesini olumlu ancak yetersiz bulduklarını belirtiyor. Birliğin önerisi ise yıllık kontenjanın 3 bin 500&#8217;e indirilmesi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Güler ayrıca henüz eğitime başlamayan fakültelerin kapatılarak Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Ağız ve Diş Sağlığı Merkezlerine dönüştürülmesini, öğretim üyesi yetersizliği bulunan fakültelerin ise sistemden çıkarılarak öğrencilerinin eğitim altyapısı güçlü üniversitelere aktarılmasını öneriyor.</p>
<div id="attachment_26217" style="width: 454px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26217" class=" wp-image-26217" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/TDB-Baskani-Fatih-Guler.jpg" alt="" width="444" height="277" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/TDB-Baskani-Fatih-Guler.jpg 850w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/TDB-Baskani-Fatih-Guler-300x187.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/TDB-Baskani-Fatih-Guler-768x480.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 444px) 100vw, 444px" /><p id="caption-attachment-26217" class="wp-caption-text">Fatih Güler</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Uzmanlık sınavı belirsizliği</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Diş hekimlerinin uzmanlık eğitimi için girdiği Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı&#8217;nın (DUS) yılda iki kez yapılırken yeni bir kararla bir yılda bire düşürülmesi meslek camiasında tepkiye neden oldu. Türk Dişhekimleri Birliği&#8217;nin girişimleri sonucu 2026 yılı için sınavın yeniden iki kez yapılması planlansa da sonraki yıllara ilişkin belirsizlik sürüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Sınavın yılda bire düşmesi genç meslektaşlarımızın hem motivasyonunu hem de ekonomik durumunu olumsuz etkiliyor</em>&#8221; diyen Güler, birçok adayın sınava hazırlanırken çalışamadığını belirterek şunları söylüyor: &#8220;<em>Bir yıl boyunca iş gücünden uzak kalıyorlar. Bu da ciddi geçim sıkıntısına yol açıyor. 2026 sonrasında da sınavın yılda iki kez yapılması için girişimlerimizi sürdürüyoruz.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Ağır cezalar ve vergi yükü</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Türk Dişhekimleri Birliği&#8217;nin en çok itiraz ettiği başlıklardan biri de diş hekimlerine uygulanan idari para cezaları. Güler, benzer ihlallerde farklı meslek gruplarına uygulanan cezalar arasında büyük dengesizlik bulunduğunu savunuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Örneğin işten ayrılan bir diş hekiminin İl Sağlık Müdürlüğü&#8217;ne bildirilmemesi halinde yaklaşık 72 bin lira, Ürün Takip Sistemi&#8217;ne kayıt yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda ise yaklaşık 144 bin lira idari para cezası uygulanıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu cezaların ölçüsüz olduğunu belirten Güler, düzenlemelerin yargıya taşındığını ifade ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Vergi yükünün de giderek arttığını söyleyen Güler, serbest çalışan diş hekimlerinin gelir vergisi ve aylık KDV yükümlülüklerinin yanı sıra her yıl ayrıca ruhsata bağlı harç ödemek zorunda bırakıldığını belirtiyor: &#8220;<em>Bu konudaki itirazlarımızı TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu&#8217;nda dile getirdik. Düzenleme yasalaşırsa iptali için hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Poliklinik açmanın önündeki engeller</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Güler&#8217;e göre mevcut Kat Mülkiyeti Kanunu da ağız ve diş sağlığı kuruluşlarının önündeki önemli engellerden biri.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmar planlarında sağlık alanı olarak ayrılan parsellerin yetersiz olması nedeniyle çok sayıda poliklinik apartman dairelerinde veya iş merkezlerinde faaliyet gösteriyor. Ancak mevcut mevzuat kat maliklerinin zaman zaman bunu baskı unsuru olarak kullanmasına olanak tanıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu nedenle avukat, noter ve mali müşavirlerde olduğu gibi ağız ve diş sağlığı kuruluşlarının da kanunda açık biçimde düzenlenmesi gerektiğini savunuyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Kamu atamaları yetersiz, emeklilikte eşitsizlik var</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Mesleğin bir diğer önemli sorunu ise kamu istihdamı ve emeklilik sistemi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Son yıllarda kamuya yapılan diş hekimi atamalarının azalması, özellikle yeni mezunlar açısından istihdam sorununu büyütüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Güler, engelli diş hekimlerinin Sağlık Bakanlığı kadrolarında görev alamamasını da önemli bir eşitsizlik olarak değerlendiriyor. Halen atanan engelli diş hekimlerinin yalnızca Adalet Bakanlığı bünyesinde ceza infaz kurumlarında çalışabildiğini hatırlatan Güler, bu personelin ücretlerinin Sağlık Bakanlığı kadrolarındaki diş hekimleriyle eşitlenmesi ya da kadrolarının Sağlık Bakanlığı&#8217;na devredilmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Emeklilikte de benzer bir eşitsizlik yaşandığını ifade eden Güler, kamudan emekli olan diş hekimlerine verilen ek ödemenin SSK ve Bağ-Kur emeklilerini kapsamadığını belirtiyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Diş hekimlerinin önemli bölümü özel sektörde veya kendi muayenehanesinde çalışıyor. Aynı mesleği yapan insanlar arasında emeklilikte bu kadar büyük fark olmaması gerekiyor. Bütçe gerekçesi öne sürülüyor ancak istenirse bu mağduriyet ek ödeme modeliyle giderilebilir.</em>&#8220;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/beyaz-onlukte-agir-yuk-dis-hekimligi-meslegi-cikmazda.html">Beyaz önlükte ağır yük: Diş hekimliği mesleği çıkmazda</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/beyaz-onlukte-agir-yuk-dis-hekimligi-meslegi-cikmazda.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şebeke suyu temiz: Tabip Odası “şikayetler mevsimsel”, ASKİ &#8220;sonuçlar temiz&#8221; dedi</title>
		<link>https://9koy.org/sebeke-suyu-temiz-tabip-odasi-sikayetler-mevsimsel-aski-sonuclar-temiz-dedi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/sebeke-suyu-temiz-tabip-odasi-sikayetler-mevsimsel-aski-sonuclar-temiz-dedi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2026 09:09:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26600</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sevim Saylan Ankara’da son günlerde ishal, kusma, ateş ve mide bulantısı şikâyetlerinin arttığı yönündeki söylenti ve iddialar,&#160;&#160;hastalığın kaynağına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. Bazı yurttaşlar şikâyetlerin şebeke suyundan kaynaklandığını ifade ederken, Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Zafer Çelik, kentte salgın olarak değerlendirilebilecek olağan dışı bir durum olmadığını söyledi. Son günlerde çevresinde ishal, kusma, ateş ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sebeke-suyu-temiz-tabip-odasi-sikayetler-mevsimsel-aski-sonuclar-temiz-dedi.html">Şebeke suyu temiz: Tabip Odası “şikayetler mevsimsel”, ASKİ &#8220;sonuçlar temiz&#8221; dedi</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Sevim Saylan</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Ankara’da son günlerde ishal, kusma, ateş ve mide bulantısı şikâyetlerinin arttığı yönündeki söylenti ve iddialar,&nbsp;&nbsp;hastalığın kaynağına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. Bazı yurttaşlar şikâyetlerin şebeke suyundan kaynaklandığını ifade ederken, Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Zafer Çelik, kentte salgın olarak değerlendirilebilecek olağan dışı bir durum olmadığını söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Son günlerde çevresinde ishal, kusma, ateş ve mide bulantısı yaşayanların sayısının arttığını söyleyen yurttaşlar, hastalığın nedenini sorguluyor. Sosyal medyada ve yurttaşlar arasındaki konuşmalarda şikâyetlerin musluk suyundan kaynaklandığı yönünde iddialar raporsuz delilsiz sık sık dile getiriliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-26601" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/image-1.png" alt="" width="188" height="241"></p>
<p style="font-weight: 400;">Konuyla ilgili Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Zafer Çelik ile görüştük. Çelik, hastanelere başvuran vakalarda salgın olarak değerlendirilebilecek olağan dışı bir artış olmadığını belirterek yaz aylarında ishal vakalarının artmasının mevsimsel olarak beklenen bir durum olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">“Bu salgın diyebileceğimiz bir şey değil, normal sıklıkta geliyor” diyen Çelik, yaz aylarının ishal vakalarının arttığı dönemlerden biri olduğunu ifade etti.</p>
<h4><strong>“Yazın ishal vakalarının artması normal”</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çelik, sıcak havaların gıdaların daha hızlı bozulmasına neden olabildiğini, özellikle taşıma ve saklama koşullarının önem kazandığını belirterek şöyle konuştu:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Yaz ayları ishal ayıdır. Nasıl sonbahar ayları nezle ayıdır, yazın da sıcakla birlikte yenilen, olgunlaşmış meyveler çok çabuk bozulabilir. Taşıma koşulları da her zaman sistematik bir şekilde olmuyor. Evimizde dışarıdan aldığımız ya da dolaptan çıkardığımız bir şey daha kısa sürede bozulabiliyor. Bu nedenle yaz aylarında ishallerin bir miktar artması normal. Mevsim normallerine göre artar. Dışarda uzun süre bekleyen yiyecekleri tüketmemek ve sebze-meyveleri iyi yıkamak gerekir. Dokunduğumuz her yerde mikroorganizmalar ve parazitler bulunabiliyor. Tuvaletler, kapı kolları ve ortak kullanılan alanlar da mikroorganizma kaynağı olabilir. Bu nedenle el temizliğine dikkat edilmeli”</p>
<p style="font-weight: 400;">Çelik, enfeksiyonlardan korunmanın en önemli unsurlardan birinin ise gıdaların uygun koşullarda saklanması olduğunu vurguladı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>“Sudan kaynaklansa hastaneler dolar”</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ankara’da yurttaşların en çok dile getirdiği iddialardan birinin şebeke suyuyla ilgili olduğunu belirttiğimiz Çelik, kentte yaygın bir su kaynaklı hastalık tablosu bulunmadığını söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Çelik, “Öyle bir şey olsa biz aciller ishallerle dolar, taşar. Sürekli serum yetiştiremeyiz. Öyle bir şey olmaz” dedi.</p>
<h4><strong>ASKİ: Analizlerde olumsuzluk yok</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ankara Büyükşehir Belediyesi de 28 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Ankara’da görülen ishal, kusma ve mide bulantısı gibi şikâyetlerin şebeke suyundan kaynaklandığı yönündeki iddialara ilişkin değerlendirmede bulunmuştu. Belediyenin açıklamasında, Ankara’da içme suyunun Ankara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenli olarak denetlendiği, ASKİ laboratuvarlarında da 7 gün 24 saat analiz ve izleme yapıldığı belirtildi. Açıklamada, yapılan analizlerde halk sağlığını tehdit edecek herhangi bir olumsuzluk bulunmadığı ifade edildi.</p>
<p style="font-weight: 400;">ASKİ’nin internet sitesinde de Ankara’nın içme-kullanma suyuna ilişkin güncel analiz sonuçları yayımlandığı endişe duyanlar için tekrar hatırlatıldı.&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sebeke-suyu-temiz-tabip-odasi-sikayetler-mevsimsel-aski-sonuclar-temiz-dedi.html">Şebeke suyu temiz: Tabip Odası “şikayetler mevsimsel”, ASKİ &#8220;sonuçlar temiz&#8221; dedi</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/sebeke-suyu-temiz-tabip-odasi-sikayetler-mevsimsel-aski-sonuclar-temiz-dedi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DMD’li Alihan &#8220;17 yaş&#8221; hayali için gün sayıyor: Tedavi maliyeti 2.9 milyon dolar</title>
		<link>https://9koy.org/dmdli-alihan-17-yas-hayali-icin-gun-sayiyor-tedavi-maliyeti-2-9-milyon-dolar.html</link>
					<comments>https://9koy.org/dmdli-alihan-17-yas-hayali-icin-gun-sayiyor-tedavi-maliyeti-2-9-milyon-dolar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2026 07:26:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26244</guid>

					<description><![CDATA[<p>Didem Çam İzmir’in Ödemiş ilçesinde yaşayan ve Türkiye&#8217;nin desteksiz yürüyebilen en büyük Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastası olan Alihan Kuzucuk, yeni bir hayalini daha gerçekleştirmenin peşinde. Koyu bir Galatasaray taraftarı olan Alihan, en büyük hayallerinden birine geçtiğimiz şubat ayındaAli Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park&#8217;ta kavuşmuştu. Galatasaray Spor Kulübü’nün özel davetlisi olarak stadyumda yerini alan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/dmdli-alihan-17-yas-hayali-icin-gun-sayiyor-tedavi-maliyeti-2-9-milyon-dolar.html">DMD’li Alihan &#8220;17 yaş&#8221; hayali için gün sayıyor: Tedavi maliyeti 2.9 milyon dolar</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Didem Çam</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">İzmir’in Ödemiş ilçesinde yaşayan ve Türkiye&#8217;nin desteksiz yürüyebilen en büyük Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastası olan Alihan Kuzucuk, yeni bir hayalini daha gerçekleştirmenin peşinde.</p>
<p style="font-weight: 400;">Koyu bir Galatasaray taraftarı olan Alihan, en büyük hayallerinden birine geçtiğimiz şubat ayındaAli Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park&#8217;ta kavuşmuştu. Galatasaray Spor Kulübü’nün özel davetlisi olarak stadyumda yerini alan Alihan, Galatasaray-İkasEyüpspor maçını yakından takip ederek ‘stadyumda maç izleme’ hayalini gerçekleştirmişti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Anne Kübra Kuzucuk, Alihan’ın, küçükken futbolcu olmak istediğini, hastalığın buna engel olduğunu anlattı. Kuzucuk, &#8220;<em>Alihan tam bir fanatik Galatasaraylı. En büyük hayallerinden biri de RAMS Park&#8217;a gidip Galatasaray&#8217;ın maçını izlemekti. Oğlum, Galatasaray&#8217;ın maçını izleme şansı buldu. Bizleri misafir ettikleri için Galatasaray’a çok teşekkür ediyoruz</em>&#8221; dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-26247 alignright" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/4.jpeg" alt="" width="572" height="311" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/4.jpeg 1701w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/4-300x163.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/4-1024x557.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/4-768x418.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/4-1536x835.jpeg 1536w" sizes="auto, (max-width: 572px) 100vw, 572px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong> &#8220;</strong><strong>17 yaş&#8221; sözünü tutmak istiyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">DMD’li Alihan’ın şimdiki hayali için ise zaman gitgide daralıyor. Alihan’ın “17 yaşında iyileşme” hedefi koyduğunu belirten Kuzucuk, şunları söyledi: &#8220;<em>Alihan&#8217;ın hastalığını 2 yaşındayken bacağına kramp girmesinin ardından yaptırdığımız kan tahlili sonucunda öğrendik. Bu hastalığı anlattığımızda Alihan 5 yaşındaydı. ‘Anne hiç üzülme. Ben 17 yaşında iyi olacağım’ demişti. Alihan&#8217;ın yıllardır süregelen bir ‘17 yaş’ hayali var. Alihan şu an 17 yaşında</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir tür kas hastalığı olan DMD’nin 2024 yılına kadar tedavisinin olmadığını ifade eden Kuzucuk, 2024 yılında DMD’yi iyişeltirecek ilacın bulunduğunu belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu hastalığın son 2 yıldır Dubai’de tedavisinin yapıldığına dikkat çeken Kübra Kuzucuk, bu ilacın 7 yaşına kadar uygulanabildiğini ifade etti. Ancak ilaç firmasının 2025 yılında bir güncellemeye gittiği bilgisi aldıklarını belirten Kuzucuk, şunları söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bu ilacın yürüyebilen tüm çocuklara uygulanabileceğini söylediler. Böylelikle, Alihan&#8217;a hayatı boyunca karşısına çıkan ilk şans doğmuş oldu. Alihan&#8217;ın yürüme yeteneği durmadan bu ilacı bir an önce alması gerekiyor. Eğer yürüme yeteneği durursa ne yazık ki ilacı alma hakkını kaybedecek. 17 yaşında olduğu için sınır bir yaşta. Daha ne kadar yürüyebilecek olduğunu inanın bizler de bilmiyoruz.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Alihan’ın ilk ve son şansı olabilir&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Tedavi için 2,9 milyon dolar gerektiğinin de altını çizen anne Kuzucuk, tedavi için gerekli olan bu parayı aile olarak karşılamalarının mümkün olmadığını vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bu şans, Alihan&#8217;ın hayatı boyunca karşısına çıkan ilk şans ama aynı zamanda da son şansı olabilir</em>&#8221; diyen Kübra Kuzucuk, başta Galatasaray SK olmak üzere herkesten valilik onaylı kampanyalarına destek istedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Seslerini duyurabilmek için yaptıkları kampanyalarla ilgili de bilgi veren anne Kuzucuk, şu çağrıyı yaptı: &#8220;<em>İzmir Valiliği tarafından onaylı bir kampanyamız var. Kampanyamızınbirinci yılını doldurduk, ikinci uzatma iznimizi aldık.Sesimizi duyurabilmek adına stantlar açıyoruz. Her akşam sosyal medyada ‘DMD Alihan’ sayfasından canlı yayınlar açıyoruz. ‘Benim 10 TL’m, 20 TL’mden ne olur?’, ‘Nasıl olsa birileri görüyordur, nasıl olsa birileri yardım ediyordur’ demeden tüm duyarlı vatandaşlarımızdan elinden geldiğince Alihan’a destek olmalarını bekliyorum. Galatasaray’ın da Alihan&#8217;ın sesini duymasını ve kampanyamıza destek olmasını istiyoruz.</em>&#8220;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/dmdli-alihan-17-yas-hayali-icin-gun-sayiyor-tedavi-maliyeti-2-9-milyon-dolar.html">DMD’li Alihan &#8220;17 yaş&#8221; hayali için gün sayıyor: Tedavi maliyeti 2.9 milyon dolar</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/dmdli-alihan-17-yas-hayali-icin-gun-sayiyor-tedavi-maliyeti-2-9-milyon-dolar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürdürülebilir bir dünya arayışı: Vegan beslenme</title>
		<link>https://9koy.org/surdurulebilir-bir-dunya-arayisi-vegan-beslenme.html</link>
					<comments>https://9koy.org/surdurulebilir-bir-dunya-arayisi-vegan-beslenme.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2026 09:49:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25986</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eda Salik Feminist ve hayvan hakları temelli politik bir görüşten beslenen vegan bireyler, sürdürülebilir bir dünya düzeni için bitki bazlı beslenmenin bir tercihten ziyade zorunluluk olduğunu savunuyor. Vegan etiketli ürünlere erişimdeki zorluklar, veganların alternatiflerini kısıtlarken; vegan mekânlar, yaptıkları iş birlikleri ve ortak dayanışma ağları sayesinde hem bu engelleri aşmaya hem de vegan yaşam biçiminin görünürlüğünü [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/surdurulebilir-bir-dunya-arayisi-vegan-beslenme.html">Sürdürülebilir bir dünya arayışı: Vegan beslenme</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Eda Salik</strong></p>
<p>Feminist ve hayvan hakları temelli politik bir görüşten beslenen vegan bireyler, sürdürülebilir bir dünya düzeni için bitki bazlı beslenmenin bir tercihten ziyade zorunluluk olduğunu savunuyor. Vegan etiketli ürünlere erişimdeki zorluklar, veganların alternatiflerini kısıtlarken; vegan mekânlar, yaptıkları iş birlikleri ve ortak dayanışma ağları sayesinde hem bu engelleri aşmaya hem de vegan yaşam biçiminin görünürlüğünü artırmaya çalışıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Vegan beslenmenin etik boyutu</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Lise yıllarında vejetaryen olan Eylül Tanrıkulu, vejetaryen olmanın hayvan sömürüsü mücadelesi için yetersiz olduğuna inanarak vegan beslenmeye başlar. Ailesinden gelen &#8220;<em>Sen vegan olunca dünya kurtulacak mı?</em>&#8221; sorusunu ise şöyle cevaplıyor: &#8220;<em>Önemli bir değişiklik yaratamasam da ben, bu sömürüde bir payımın olmasını istemiyorum.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal çevrenizde bitki bazlı beslenen insanların olması, vegan beslenme kararını destekleyici bir unsur. Hacettepe Üniversitesi İngiliz dilbilimi öğrencisi Beril Sudem Zobu, arkadaşlarının vegan olmasından güç aldığını anlatırken, &#8220;<em>Hilal&#8217;in yurt şartlarının zorluklarına karşın vegan olması beni hem motive etti hem de bu süreçte yalnız olmayacağım için rahatlattı</em>&#8221; diyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Vegan etiketli ürünlere erişim</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Vegan beslenme sürecinde bireylerin en önemli sorunlarının başında vegan etiketli ürünlere ulaşımın zorluğu geliyor. Özellikle yurtlarda yaşayan öğrenciler, uygun fiyatlı vegan ürünlere erişemiyor. Üç yıl önceki Hıdırellez&#8217;de vegan olmayı dileyen Hilal Yıldız da bu kaygıları taşıyormuş. Yıldız, bu kaygısını sosyal medya platformlarında tavsiyeler veren vegan öğrencileri dinleyerek atlattığını anlattı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yurt şartlarında daha ulaşılabilir bir vegan ürün olan soya kıymasının favori besini olduğunu söyleyen Yıldız, vegan yoğurda ve peynire erişimin güç olduğuna dikkat çekti: &#8220;<em>Marketlerde sadece tek bir marka yoğurt var ve o da çok pahalı. Bu yüzden, Eylül&#8217;le ortak alıyoruz yoğurdumuzu</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Vegan ürünlere erişilebilirlik, küçük şehirlerde yaşayan veganlar için ise çok daha güç. Yıldız, Trabzon&#8217;daki aile evine gittiğinde tofu dahi bulamadığını, bu sebeple bazen Ankara&#8217;dan alıp götürdüğünü veya internetten sipariş verdiğini anlattı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Ankara&#8217;daki vegan menülü mekanlar</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kampüslerde yaşayan vegan öğrenciler, vegan öğünlere ulaşamıyor. Bu sorunu gören ODTÜ kampüsündeki Konatus Cafe&#8217;nin işletmecisi Gözde Aydın hem hepçillere hem veganlara hitap eden alternatifler sunuyor. Konatus&#8217;ta vegan öğünlerin yanı sıra, glutensiz ve şeker ilavesiz ürünler de mevcut.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ankara&#8217;daki vegan mekanların menülerini oluştururken birbirleriyle konuştuğunu söyleyen Aydın mekânlar arasındaki yardımlaşmanın değerli olduğunu söyledi. Menüsünü oluştururken yaşadığı deneyimleri paylaşan Aydın, &#8220;<em>Ankara&#8217;daki vegan mekân sahiplerinin her biri çok kibar ve paylaşımcı. Örneğin, üzerinde çalıştığım bir reçete vardı ve bir üründe istediğim formu yakalayamadım. Vegan bir mekâna danıştım ve ürünü nasıl tutturabileceğimi anlattılar. Bu paylaşımcı misyon, vegan beslenmenin yayılması için çok değerli</em>&#8221; diyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Vegan mekanlar da vegan besinlere erişmekte zorlanıyor. İnternet üzerinden sipariş veren kafe  sahibi, tedarik sürecinde stok yetersizliği ve değişken fiyatlarla karşı karşıya kaldığını vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Vegan işletmeler için bir başka güçlük firmalardan aldıkları ürünün vegan olduğuna dair teyit almak. Ankara&#8217;da vegan bar konseptindeki Terradan Vegan Pub&amp; Mutfak&#8217;ta alkollü içecekler, vegan olduğu teyit edildikten sonra menüye ekleniyor. Teyit alma sürecinde, mekânın işletmecisi Nisan Kuyucu, yerel firmalardan geri dönüş almanın zorluğuna karşın uluslararası firmalardan bilgi almanın daha kolay olduğuna dikkat çekti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu mekânda, diğer vegan mekanlarda da yaygın olan ücretsiz su ikramı mevcut. Kuyucu, insanların su gibi temel bir ihtiyaca ulaşmak için para vermek zorunda olmamaları gerektiğini söylüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Vegan işletme yönetmek, sadece vegan ürünlerle yemek hazırlamaktan ibaret değil. Bu durum, vegan mekânların ticari ilişkilerini etkileyebiliyor. Bu hususta Kuyucu, &#8220;<em>Temizlik ürünlerimizi alırken toptancılarla çalışıyoruz ve vegan olduğunu bildiğimiz markalardan sipariş veriyoruz. Bu markayı bulamayan toptancılar, bize muadil olarak gördükleri ürünleri vegan olup olmadığına bakmadan yollayabiliyor. Bu duruma engel olmamız için kontrolü sürekli elimizde tutmamız şart&#8221; </em>diyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Erişim sorunları ve ön yargıların arasında kalan vegan bireyler ve mekânlar, bitki bazlı beslenmeyi politik bir noktadan sahipleniyor. Sürdürülebilir bir dünya düzeni için mücadele veren bu mekânlar ve insanlar, ortak hareket ederek karşılaştıkları zorlukların birlikte üstesinden geliyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/surdurulebilir-bir-dunya-arayisi-vegan-beslenme.html">Sürdürülebilir bir dünya arayışı: Vegan beslenme</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/surdurulebilir-bir-dunya-arayisi-vegan-beslenme.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
