<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/saglik</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Oct 2026 08:58:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Sağlık Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/saglik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kış aylarında reçetesiz ilaç kullanımına dikkat!</title>
		<link>https://9koy.org/kis-aylarinda-recetesiz-ilac-kullanimina-dikkat.html</link>
					<comments>https://9koy.org/kis-aylarinda-recetesiz-ilac-kullanimina-dikkat.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:58:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27415</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlayda User Kış aylarında grip, soğuk algınlığı, öksürük, ateş ve burun tıkanıklığı gibi şikayetlerin artması, reçetesiz ilaç kullanımını da beraberinde getiriyor. Şikayetleri kısa sürede gidermek amacıyla birden fazla ilacın birlikte kullanılabildiğini belirten Eczacı Nihal Sezgin, ilaç kullanımında yalnızca ürünün değil, kişinin yaşı, mevcut hastalıkları ve kullandığı diğer ilaçların da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Eczacı Nihal Sezgin, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kis-aylarinda-recetesiz-ilac-kullanimina-dikkat.html">Kış aylarında reçetesiz ilaç kullanımına dikkat!</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>İlayda User </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Kış aylarında grip, soğuk algınlığı, öksürük, ateş ve burun tıkanıklığı gibi şikayetlerin artması, reçetesiz ilaç kullanımını da beraberinde getiriyor. Şikayetleri kısa sürede gidermek amacıyla birden fazla ilacın birlikte kullanılabildiğini belirten Eczacı Nihal Sezgin, ilaç kullanımında yalnızca ürünün değil, kişinin yaşı, mevcut hastalıkları ve kullandığı diğer ilaçların da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Eczacı Nihal Sezgin, en sık yapılan hatalardan birinin birden fazla ilacı aynı anda kullanarak daha hızlı iyileşmeye çalışmak olduğunu söyledi. Sezgin, kombine soğuk algınlığı ilaçlarının içerisinde ağrı kesici veya ateş düşürücü etken maddeler bulunabildiğini belirterek, &#8220;<em>Kişi iki farklı marka kullandığını düşünüyor ancak aslında aynı etken maddeyi iki farklı üründen alıyor olabilir</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Aynı etken maddenin farkında olmadan tekrar alınmasının toplam günlük dozun gereğinden fazla alınmasına ve yan etki riskinin artmasına neden olabileceğini aktaran Sezgin, &#8220;<em>Üç farklı kutu, üç farklı etken madde anlamına gelmez</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;İlaç kullanırken sadece hastalığa değil, kişiye de bakmak gerekir&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bir ilacın başka bir kişiye iyi gelmesinin herkes için uygun olduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Sezgin, yaş, mevcut hastalıklar, kullanılan diğer ilaçlar ve kişinin özel durumunun değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Başkasına ait ilaçların bilinçsizce kullanılmasının da hatalı olduğunu belirten Sezgin, antibiyotiklere doktor önerisi olmadan başlanmaması gerektiğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sezgin, &#8220;<em>Boğazım ağrıyor, kesin antibiyotik gerekir’ veya ‘Geçen kış bu antibiyotik iyi gelmişti’ düşüncesiyle antibiyotik başlanabiliyor. Oysa grip ve soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin etkisi yoktur</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;İlaç etkileşimlerine dikkat edilmeli&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ağrı kesiciler, soğuk algınlığı ilaçları, kan sulandırıcılar, tansiyon ilaçları, sakinleştirici veya uyku yapan ilaçların birlikte kullanımında dikkatli olunması gerektiğini belirten Sezgin, ilaçların içeriğinin kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Soğuk algınlığı ilacıyla birlikte ayrıca ağrı kesici kullanan kişilerin, &#8220;<em>Bu iki ilacın içerisinde aynı etken madde var mı?</em>&#8221; sorusunu sorması gerektiğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bazı ağrı kesicilerin kan sulandırıcılarla birlikte kullanıldığında kanama riskini artırabileceğini aktaran Sezgin, bazı burun açıcı etken maddelerin de yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalığı bulunan kişilerde istenmeyen etkilere yol açabileceğini söyledi. Sezgin, belirterek, &#8220;<em>İlaç etkileşimlerinde ilacın tek başına ne yaptığı kadar, kişinin başka hangi ilaçları kullandığı da önemlidir</em>&#8221; görüşünü dile getirdi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Soğuk algınlığı ilaçlarında etken madde uyarısı</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bazı soğuk algınlığı ilaçlarının aynı anda ateş ve ağrı, burun tıkanıklığı ve burun akıntısına yönelik birden fazla etken madde içerebildiğini belirten Sezgin, bu ürünlerin ardından ayrıca ağrı kesici alınmasının etken madde tekrarına yol açabileceğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu ilaçların bazılarının uyku hali, sersemlik veya dikkat azalmasına neden olabileceğini ifade eden Sezgin, özellikle araç kullanırken ürün içeriğinin bilinmesi gerektiğini belirtti. Sezgin, grip ilacı seçiminde “En güçlü olanı hangisi?” yerine “Benim hangi şikayetim var ve kullandığım diğer ilaçlarla uygun mu?” diye düşünülmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>“Doğal” ürünler de etkileşime girebilir</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Vitamin, mineral, bitkisel ürün ve takviyelerin “doğal ve zararsız” olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu belirten Sezgin, bazı bitkisel ürünlerin ilaçların metabolizmasını değiştirebildiğini veya bazı ilaçlarla birlikte kanama riskini etkileyebildiğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Demir, kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin bazı ilaçların emilimini etkileyebileceğini aktaran Sezgin, özellikle bazı tiroid ilaçları ve antibiyotiklerle birlikte kullanımda dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Birden fazla takviyede aynı vitamin ve minerallerin bulunabileceğini de ifade eden Sezgin, &#8220;<em>İlacımı düzenli kullanıyorum ama neden yeterince etki göstermiyor?</em>&#8221; sorusunun bazı durumlarda kullanılan takviyelerle ilişkili olabileceğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Tüm ilaç ve takviyeler sağlık çalışanına bildirilmeli&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bilinçli ilaç kullanımının yalnızca doğru ilacı seçmekten ibaret olmadığını belirten Sezgin, yanlış dozda veya gereğinden uzun süre ilaç kullanmanın, başkasının ilacını almanın ve kullanılan ürünleri sağlık çalışanına bildirmemenin de bilinçsiz kullanım kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Birden fazla ilaç veya takviye kullanan kişilerin güncel bir ilaç listesi oluşturmasını öneren Sezgin, reçeteli ve reçetesiz ilaçların yanı sıra vitamin, mineral ve bitkisel ürünlerin de bu listeye eklenmesi gerektiğini söyledi. Sezgin, &#8220;<em>Takviye ürün kullanıyorsanız bunu doktorunuzdan veya eczacınızdan saklamayın. Takviyeler de kullandığınız ilaç listesinin bir parçasıdır</em>&#8221; dedi.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kis-aylarinda-recetesiz-ilac-kullanimina-dikkat.html">Kış aylarında reçetesiz ilaç kullanımına dikkat!</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/kis-aylarinda-recetesiz-ilac-kullanimina-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İştah azaldı, porsiyonlar küçüldü: Zayıflama iğneleri kalıcı çözüm mü?</title>
		<link>https://9koy.org/istah-azaldi-porsiyonlar-kuculdu-zayiflama-igneleri-kalici-cozum-mu.html</link>
					<comments>https://9koy.org/istah-azaldi-porsiyonlar-kuculdu-zayiflama-igneleri-kalici-cozum-mu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2026 09:02:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27412</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlayda User Son yıllarda obezite tedavisinde kullanılan zayıflama iğnelerine yönelik ilgi arttı. Kullanıcıların iştah ve porsiyonlarında değişiklik yaşadığı bu süreçte, deneyimler de farklılık gösteriyor. Uzman Diyetisyen Büşra Çalık, zayıflama iğnelerini kullananların yeterli protein, vitamin ve mineral alımına dikkat etmesi gerektiğini belirterek, kalıcı sonuç için beslenme ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekti. Zayıflama iğnesine uzun zamandır [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/istah-azaldi-porsiyonlar-kuculdu-zayiflama-igneleri-kalici-cozum-mu.html">İştah azaldı, porsiyonlar küçüldü: Zayıflama iğneleri kalıcı çözüm mü?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>İlayda User</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Son yıllarda obezite tedavisinde kullanılan zayıflama iğnelerine yönelik ilgi arttı. Kullanıcıların iştah ve porsiyonlarında değişiklik yaşadığı bu süreçte, deneyimler de farklılık gösteriyor. Uzman Diyetisyen Büşra Çalık, zayıflama iğnelerini kullananların yeterli protein, vitamin ve mineral alımına dikkat etmesi gerektiğini belirterek, kalıcı sonuç için beslenme ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Zayıflama iğnesine uzun zamandır kilo vermekte zorlandığı için kızının önerisi üzerine başladığını belirten Murat Kaya iğneyi kullandıktan sonra iştahının azaldığını ve daha çabuk doymaya başladığını söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Aynalar sevimli gelmeye başladı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kaya, iğnenin yeme alışkanlıklarının yanı sıra alkol tüketme isteğini de etkilediğini ifade ederek, &#8220;<em>Alkol kullanan birisi olarak iğneyi kullandıktan sonra alkol içemedim, canım istemedi</em>&#8221; dedi. İlk ayda 7 kilo verdiğini de ifade eden Kaya, bu durumun moral ve motivasyonunu artırdığını söyledi. Kaya, duygularını &#8220;<em>Kendime güvenim geldi, aynalar daha sevimli gelmeye başladı</em>&#8221; sözleriyle anlattı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Herhangi bir yan etki yaşamadığını belirten Murat Kaya, süreç boyunca günlük yaklaşık 6 bin adım yürümeye çalıştığını söyledi. Bununla birlikte Kaya, doktor veya diyetisyen takibindeolmadığını, doktorun yalnızca iğneyi yazdığını ve günlük yürüyüş yapmasını önerdiğini aktardı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Porsiyonlar küçüldü, gece atıştırmaları bitti&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Zayıflama iğnesine arkadaşının deneyimine şahit olmasının ardından başlamaya karar veren Ömer Küçükyılmaz ise iğneyi kullanmaya başladıktan sonra iştahının kapandığını belirterek, &#8220;<em>Yemek porsiyonlarım küçüldü, acıkma hissim azaldı. Her istediğinizi yiyemiyorsunuz. Bazı yemekler rahatsız ediyor</em>&#8221; görüşünü dile getirdi. Acıkma hissinin azalmasıyla gece atıştırmalarının da sona erdiğini söyleyen Küçükyılmaz, süreçte enerji düşüklüğü yaşadığını belirtti. Bunun yanında mide bulantısı ve karın ağrısı yaşadığını, ilacı bıraktıktan sonra ise bu şikayetlerin geçtiğini aktardı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Her birey bu tedaviye uygun değil&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Uzman Diyetisyen Büşra Çalık ise bu süreçte yeterli protein, vitamin ve mineral alımının önemine dikkat çekti. Çalık, obezitenin biyolojik, hormonal ve çevresel faktörlerin etkili olduğu kronik bir hastalık olarak kabul edilmesiyle birlikte bu tedavilere ilginin arttığını söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Çalık, klinik pratiğinde danışanlarından bu ilaçlarla ilgili sıkça soru aldığını da belirterek, &#8220;<em>Her bireyin bu tedavilere uygun olmadığını, ilaçların mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini ve tek başına kalıcı çözüm sunmadığını özellikle vurguluyorum</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Obezite tamamen sona ermez&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Obezitenin yalnızca iştah artışıyla ilişkili olmadığını belirten Çalık; genetik yatkınlık, yaşam tarzı, uyku düzeni, psikolojik faktörler, çevresel etkenler ve fiziksel aktivite düzeyinin de kilo yönetiminde rol oynadığını vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Çalık, bu ilaçların önemli bir tedavi seçeneği olduğunu ancak obezitenin tek çözümü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Uzun vadeli başarı için beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi, düzenli fiziksel aktivite ve davranış değişikliği çalışmalarının da gerekli olduğunu belirtti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>İştah azalıyor, porsiyonlar küçülüyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Uzman Diyetisyen iğne kullanımında en sık karşılaşılan değişikliğin iştah azalması ve porsiyon küçülmesi olduğunu belirterek, beslenme planının yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bunun yanında bazı kişilerde öğün atlama eğilimi, sıvı tüketiminin azalması veya gün içerisinde yeterli besin tüketememe gibi durumlar ortaya çıkabiliyor. Özellikle ilk dönemlerde mide doluluğu hissi, erken doyma ve bazı bireylerde bulantı nedeniyle besin çeşitliliği azalabiliyor. Bu nedenle beslenme planının yeniden düzenlenmesi büyük önem taşıyor</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Az yemek ile yetersiz beslenme arasındaki çizgiye dikkat&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İştah azalmasının daha az yemek anlamına geldiğini ancak bunun her zaman yeterli beslenme anlamına gelmediğini belirten Çalık, &#8220;<em>Az yemek ile yetersiz beslenme arasındaki çizgiye dikkat etmek gerekir</em>&#8221; dedi. Kişinin kilo verirken enerji, protein, vitamin ve mineral ihtiyacını karşılamasının önemine dikkat çeken Çalık, protein kaynakları, süt ürünleri, sebze, meyve, tam tahıl ve sağlıklı yağların dengeli tüketilmesi gerektiğini de vurguladı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Yeterli protein ve egzersiz önerisi</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kilo kaybında yağ kütlesi azalırken kas kütlesinin korunmasının da hedeflenmesi gerektiğini belirten Çalık, “Yeterli protein alımı temel şarttır” dedi. Haftada en az 2-3 gün direnç egzersizi yapılmasını öneren Çalık, yalnızca çok düşük kalorili beslenmenin veya sadece kardiyo egzersizlerine yönelmenin kas kaybı riskini artırabileceğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">İlaçların iştahı azaltabileceğini ancak tek başına sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmayacağını belirten Çalık, diyetisyen desteğinin sürdürülebilir davranış değişiklikleri açısından önem taşıdığını söyledi. Çalık, porsiyon kontrolü, öğün planlama, duygusal yeme yönetimi ve fiziksel aktivite alışkanlıklarının uzun vadeli kilo yönetiminde önemli olduğunu belirterek, &#8220;<em>Aksi halde ilaç bırakıldıktan sonra kilo geri kazanımı görülebilir</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Sosyal medya bilimsel veriyi yansıtmaz&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal medyadaki kullanıcı deneyimlerinin kişilerin kararlarını etkileyebildiğini belirten Çalık, hızlı kilo kaybı hikayelerinin öne çıkarken yan etkiler ve uzun dönem takip gerekliliğinin yeterince konuşulmayabildiğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bireysel deneyimler bilimsel veri yerine geçmez</em>&#8221; diyen Çalık, kararların sosyal medya paylaşımlarına göre değil, hekim ve diyetisyen değerlendirmesine göre verilmesi gerektiğini vurguladı: &#8220;<em>Her bireyin sağlık durumu, kullandığı ilaçlar ve metabolik özellikleri farklıdır. Bu nedenle kararlar sosyal medya içeriklerine göre değil, hekim ve diyetisyen değerlendirmesine göre verilmelidir.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Çalık, zayıflama iğnesi kullanmayı düşünen kişilerin sürece başlamadan önce mevcut sağlık durumlarını, kullandıkları ilaçları, kronik hastalıklarını, beslenme alışkanlıklarını ve kiloverme geçmişlerini biruzmanla değerlendirmeleri gerektiğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Vücut kompozisyonu analiziyle kas ve yağ oranınınincelenmesinin yanı sıra olası vitamin vemineral eksikliklerinin dearaştırılması gerektiğini belirten Çalık, kişinin gerçekçi hedefler belirlemesinin ve ilacın sağlayabileceği faydalar ile sınırlılıkları konusunda bilgilendirilmesinin önem taşıdığını ifade etti.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/istah-azaldi-porsiyonlar-kuculdu-zayiflama-igneleri-kalici-cozum-mu.html">İştah azaldı, porsiyonlar küçüldü: Zayıflama iğneleri kalıcı çözüm mü?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/istah-azaldi-porsiyonlar-kuculdu-zayiflama-igneleri-kalici-cozum-mu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Terapinin tabuları: Psikolojik destek almaktan neden çekiniliyor?</title>
		<link>https://9koy.org/terapinin-tabulari-psikolojik-destek-almaktan-neden-cekiniliyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/terapinin-tabulari-psikolojik-destek-almaktan-neden-cekiniliyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2026 08:45:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27330</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nidanur Ateşyakar Ruh sağlığına yönelik farkındalık son yıllarda önemli ölçüde artsa da psikolojik destek almak birçok kişi için hâlâ önyargılarla çevrili bir konu olmayı sürdürüyor. Toplumsal baskılar, yanlış inanışlar ve damgalanma korkusu, bireylerin ihtiyaç duydukları profesyonel desteğe ulaşmalarının önünde görünmez engeller oluşturabiliyor. 9.Köy, psikolojik destek konusunun hala “tabu” olarak kalmasının nedenleri ve bunu aşmak için [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/terapinin-tabulari-psikolojik-destek-almaktan-neden-cekiniliyor.html">Terapinin tabuları: Psikolojik destek almaktan neden çekiniliyor?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Nidanur Ateşyakar </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Ruh sağlığına yönelik farkındalık son yıllarda önemli ölçüde artsa da psikolojik destek almak birçok kişi için hâlâ önyargılarla çevrili bir konu olmayı sürdürüyor. Toplumsal baskılar, yanlış inanışlar ve damgalanma korkusu, bireylerin ihtiyaç duydukları profesyonel desteğe ulaşmalarının önünde görünmez engeller oluşturabiliyor.</p>
<p>9.Köy, psikolojik destek konusunun hala “tabu” olarak kalmasının nedenleri ve bunu aşmak için neler yapılması konusunda uzman klinik psikolog İrem Aydın Güleç, hem de farklı yaş gruplarından insanların görüşlerine başvurdu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Psikolog İrem Aydın Güleç&#8217;e göre toplumda ruh sağlığı konusunda hâlâ önemli bir bilgi eksikliği bulunuyor. Psikoloğa gitmenin yalnızca ağır ruhsal rahatsızlık yaşayan bireyler için gerekli olduğuna dair yaygın bir kanaat mevcut. Oysa psikolojik destek; kaygı, depresif duygular, ilişki problemleri, özgüven eksikliği, ebeveynlik süreçlerinde yaşanan zorluklar ve yaşamın farklı dönemlerinde ortaya çıkan duygusal yüklerle başa çıkmada önemli bir rol oynuyor.</p>
<div id="attachment_27332" style="width: 344px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-27332" class="wp-image-27332" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/WhatsApp-Image-2026-06-11-at-22.27.41.jpeg" alt="" width="334" height="412" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/WhatsApp-Image-2026-06-11-at-22.27.41.jpeg 1509w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/WhatsApp-Image-2026-06-11-at-22.27.41-243x300.jpeg 243w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/WhatsApp-Image-2026-06-11-at-22.27.41-829x1024.jpeg 829w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/WhatsApp-Image-2026-06-11-at-22.27.41-768x948.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/WhatsApp-Image-2026-06-11-at-22.27.41-1244x1536.jpeg 1244w" sizes="(max-width: 334px) 100vw, 334px" /><p id="caption-attachment-27332" class="wp-caption-text">İrem Aydın Güleç</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Deli doktoruna gitmek&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Güleç, psikoloğa gitmenin bazı çevrelerde hâlâ “deli doktoruna gitmek” şeklinde yanlış bir algıyla değerlendirildiğini belirtiyor. Bu algının kökeninde ise geçmiş yıllarda ruhsal rahatsızlıkların yeterince anlaşılmaması yatıyor. Ruh sağlığı sorunlarının uzun yıllar boyunca damgalayıcı ifadelerle tanımlanması, psikolojik desteğe yönelik önyargıların günümüze kadar taşınmasına neden olmuş durumda.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzmanın dikkat çektiği bir diğer nokta ise yardım istemenin zayıflık olarak görülmesi. Toplumda birçok kişi, yaşadığı sorunlarla tek başına mücadele etmesi gerektiğine inanıyor. Bunun yanı sıra aile ve yakın çevreden gelen “Boş ver, geçer”, “Eskiden psikolog mu vardı?” ya da “Ben seni dinlerim, psikoloğa ne gerek var?” gibi söylemler de profesyonel destek alma kararını olumsuz etkileyebiliyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Ya başkaları duyarsa&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Araştırma kapsamında görüşlerine başvurduğumuz gençler de benzer kaygıları dile getirdi. Katılımcılardan biri, psikoloğa gitme düşüncesinin kendisinde toplumsal baskı hissi oluşturduğunu belirterek, &#8220;<em>Sanki anlattığım her şey başkaları tarafından duyulacakmış gibi hissediyorum</em>&#8221; ifadelerini kullandı. Bir başka katılımcı ise destek alma sürecinde yargılanma korkusunun etkili olduğunu belirterek, &#8220;<em>Beni anlamayacaklarını düşünüyorum ve duygularımı açmakta zorlanıyorum</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ailelerin yaklaşımı da psikolojik desteğe erişim konusunda belirleyici faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Görüşülen katılımcılardan biri, ailesinin ve çevresinin vereceği tepkilerden çekindiğini ifade ederken, Güleç de bazı ailelerin çocuklarının psikolojik destek almasının ileride meslek hayatlarını etkileyebileceğine inandıklarını belirtiyor. Özellikle polislik ve askerlik gibi mesleklerle ilgili yaygın ancak çoğu zaman gerçeği yansıtmayan endişeler, profesyonel yardım alma kararının ertelenmesine yol açabiliyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Ekonomik koşullar erişimi engelliyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ekonomik koşullar da psikolojik desteğe erişimin önündeki önemli engeller arasında yer alıyor. Görüşülen katılımcılardan biri, terapi almak istediğini ancak maddi imkânlarının buna el vermediğini ifade ederek, öğrencilerin ve gençlerin bu alandaki erişim sorunlarına dikkat çekti. Artan yaşam maliyetleri, birçok bireyin ruh sağlığı hizmetlerinden yararlanmasını zorlaştırıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzman Klinik Psikolog İrem Aydın Güleç&#8217;e göre terapiye yönelik önyargılar özellikle ileri yaş gruplarında ve ruh sağlığı konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan kesimlerde daha sık görülüyor. Bununla birlikte genç kuşaklar arasında psikolojik destek alma konusunda daha olumlu bir yaklaşım gelişiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Günümüzde birçok genç, terapiyi yalnızca bir hastalık durumunda başvurulan bir yöntem olarak değil, bireysel gelişimi destekleyen ve yaşam kalitesini artıran bir süreç olarak değerlendiriyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/terapinin-tabulari-psikolojik-destek-almaktan-neden-cekiniliyor.html">Terapinin tabuları: Psikolojik destek almaktan neden çekiniliyor?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/terapinin-tabulari-psikolojik-destek-almaktan-neden-cekiniliyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Zayıflama iğnesi&#8221; tuzağı: Hızlı kilo vaadi, görünmeyen riskler</title>
		<link>https://9koy.org/zayiflama-ignesi-tuzagi-hizli-kilo-vaadi-gorunmeyen-riskler.html</link>
					<comments>https://9koy.org/zayiflama-ignesi-tuzagi-hizli-kilo-vaadi-gorunmeyen-riskler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2026 08:22:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özlem Şaylık Son dönemde sosyal medya platformlarında hızla yayılan zayıflama iğneleri, kısa sürede kilo verdiren “mucize yöntem” olarak sunuluyor. Öncesi-sonrası fotoğrafları, influencer paylaşımları ve deneyim videoları milyonlara ulaşırken, bu hızlı dönüşümün arka planındaki riskler ise çoğu zaman görünmez kılınıyor. Diyetisyen ve doktorlara göre bu içerikler, bireyleri tıbbi denetim olmadan ilaç kullanımına yönlendirerek tehlikeli bir algı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/zayiflama-ignesi-tuzagi-hizli-kilo-vaadi-gorunmeyen-riskler.html">&#8220;Zayıflama iğnesi&#8221; tuzağı: Hızlı kilo vaadi, görünmeyen riskler</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Özlem Şaylık</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Son dönemde sosyal medya platformlarında hızla yayılan zayıflama iğneleri, kısa sürede kilo verdiren “mucize yöntem” olarak sunuluyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Öncesi-sonrası fotoğrafları, influencer paylaşımları ve deneyim videoları milyonlara ulaşırken, bu hızlı dönüşümün arka planındaki riskler ise çoğu zaman görünmez kılınıyor. Diyetisyen ve doktorlara göre bu içerikler, bireyleri tıbbi denetim olmadan ilaç kullanımına yönlendirerek tehlikeli bir algı oluşturuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Diyetisyen Hande Selin Ok, bu ilaçların tek başına çözüm olmadığını işaret ederek, &#8220;<em>Bu ilaçlar tek başına mucize yaratmaz, doğru beslenme ve yaşam tarzı değişikliğiyle desteklenmelidir. İlacı değil, alışkanlığı kalıcı kılın</em>&#8221; diyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Zayıflama iğnelerinin farklı etken maddeler içerdiğini ve cilt altına enjeksiyon yoluyla uygulandığını belirten Ok, bu ilaçların iştahı baskılayarak ve mide boşalmasını yavaşlatarak kilo kaybını desteklediğini ifade ediyor. Ok, ilk olarak diyabet tedavisi için geliştirilen bu yöntemlerin, belirli koşullarda obezite tedavisinde de kullanılabildiğini anlatıyor.</p>
<div id="attachment_27349" style="width: 325px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-27349" class=" wp-image-27349" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/zayiflama-1.jpg" alt="" width="315" height="315" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/zayiflama-1.jpg 500w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/zayiflama-1-300x300.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/zayiflama-1-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 315px) 100vw, 315px" /><p id="caption-attachment-27349" class="wp-caption-text">Hande Selin Ok</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Hızlı kilo kaybı mutlaka sağlık getiriyor mu?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Hızlı kilo kaybının her zaman sağlıklı bir süreç olmadığının altını çizen Ok, kontrolsüz ve yetersiz beslenmenin; saç dökülmesi, halsizlik, kas kaybı ve metabolizma yavaşlaması gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ok, diyet planlarının kişiye özel olması gerektiğini söyleyerek, &#8220;<em>Diyet planları kişiye özel olmalıdır. Yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite düzeyi ve mevcut hastalıklar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Makro ve mikro besin ögelerinin dengeli bir şekilde planlanması ise sağlıklı kilo kaybının temelini oluşturur</em>&#8221; diyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Doktor ve diyetisyen kontrolünün kritik önem taşıdığını vurgulayan Ok, şunları söylüyor: &#8220;<em>Zayıflama iğneleri ancak hekimin uygun gördüğü fazla kilolu veya obez bireylerde kullanılmalıdır. Tedavi süreci mutlaka doktor tarafından planlanmalı, beslenme süreci ise diyetisyen eşliğinde yürütülmelidir. Aksi hâlde elde edilen sonuçlar kalıcı olmaz</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Ok, bu tür tedavilerin bir başlangıç noktası olduğunu belirterek, &#8220;<em>İlacın bırakılmasının ardından eski beslenme alışkanlıklarına dönülmesi durumunda kilo geri kazanımı kaçınılmaz hâle gelir. Sağlıklı kilo kaybı; planlı beslenme, yeterli protein alımı, dengeli tabak ve sürdürülebilir bir yaşam tarzı ile mümkündür. Kalıcı olan ilaç değil, kazanılan sağlıklı alışkanlıklardır</em>&#8221; ifadelerini kullanıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Hastaların deneyimleri nasıl?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal medyanın etkisiyle bu ilaçları kontrolsüz kullananların sayısı artarken, yaşanan olumsuz deneyimler de dikkat çekiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzun bir tedavi süreci geçirmek zorunda kalan Şelale Haktan, süreci şöyle anlatıyor: &#8220;<em>Sosyal medyada gördüklerim beni etkiledi. Hızlı kilo verdim ama sonrasında ciddi mide sorunları ve halsizlik yaşadım. Kısa yoldan çözüm ararken sağlığımı riske attığımı fark ettim</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Diyetisyenler, sosyal medyada parlatılan hızlı zayıflama yöntemlerinin gerçeği yansıtmadığına dikkat çekiyor. Kısa sürede kilo kaybı cazip görünse de, bilinçsiz uygulamalar vücutta kalıcı hasarlara yol açabiliyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir kilo kaybının yolu ise “hızlı çözümlerden” değil, bilimsel temelli beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinden geçiyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/zayiflama-ignesi-tuzagi-hizli-kilo-vaadi-gorunmeyen-riskler.html">&#8220;Zayıflama iğnesi&#8221; tuzağı: Hızlı kilo vaadi, görünmeyen riskler</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/zayiflama-ignesi-tuzagi-hizli-kilo-vaadi-gorunmeyen-riskler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehir hastaneleri tartışması: Konforlu sağlık hizmeti mi, erişim ve bütçe yükü mü?</title>
		<link>https://9koy.org/sehir-hastaneleri-tartismasi-konforlu-saglik-hizmeti-mi-erisim-ve-butce-yuku-mu.html</link>
					<comments>https://9koy.org/sehir-hastaneleri-tartismasi-konforlu-saglik-hizmeti-mi-erisim-ve-butce-yuku-mu.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2026 11:05:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27305</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burak Avcı Türkiye’de sağlık hizmetlerinin sunumunda köklü bir dönüşüm yaratan Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) modeli, hayata geçirildiği günden bu yana hem kamuoyunda hem de sağlık meslek örgütleri nezdinde tartışılmaya devam ediyor. Bir kesim yurttaş yeni tesislerin geniş imkânlarını ve tedavi olanaklarını olumlu karşılarken, meslek örgütleri ile sahada hizmet alan diğer yurttaşlar ise kent merkezlerindeki hastanelerin kapatılması, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sehir-hastaneleri-tartismasi-konforlu-saglik-hizmeti-mi-erisim-ve-butce-yuku-mu.html">Şehir hastaneleri tartışması: Konforlu sağlık hizmeti mi, erişim ve bütçe yükü mü?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Burak Avcı</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye’de sağlık hizmetlerinin sunumunda köklü bir dönüşüm yaratan Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) modeli, hayata geçirildiği günden bu yana hem kamuoyunda hem de sağlık meslek örgütleri nezdinde tartışılmaya devam ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir kesim yurttaş yeni tesislerin geniş imkânlarını ve tedavi olanaklarını olumlu karşılarken, meslek örgütleri ile sahada hizmet alan diğer yurttaşlar ise kent merkezlerindeki hastanelerin kapatılması, devasa binalardaki ulaşım/yönlendirme güçlükleri ve randevu yoğunluğu gibi başlıkları gündeme getiriyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Vatandaşın deneyimi: Hizmet memnuniyeti ve kampüs içi zorluklar</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kampüslerde sağlık hizmeti alan yurttaşların aktardıkları, sunulan imkânlar ile yaşanan pratik sıkıntıların yan yana durduğunu gösteriyor. Ameliyat sürecinden ve hekiminden gördüğü ilgiden duyduğu memnuniyeti belirten 69 yaşındaki Nebiye Tezcan, kampüs içindeki ticari alanların pahalılığına değinerek şunları kaydediyor: &#8220;<em>Doktorumdan ve ameliyat sürecimden çok memnun kaldım. Ancak hastane içerisindeki ticari dükkânlarda ve kafelerde fiyatlar aşırı uçuk. Bu durum bir kolaylık gibi görünse de çoğu vatandaş için lükse kaçıyor.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Kardeşine refakat etmek için hastanede bulunan Nevzat Dayanç, yerleşkedeki hastane  içinde yönlendirmelerin yetersizliğinden şikayetçi. Dayanç, hastane kampüsü içindeki tezatlığı şu sözlerle anlatıyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Önceden gittiğim Mamak Devlet Hastanesi eskiydi ama orası buradan çok daha iyiydi, sıra beklemiyordunuz. Burası güya son sistem olmuş; içinde kozmetik mağazaları, dükkânlar var ama asansör yok. İki tane asansör var, dokuzuncu kattan aşağı inemiyoruz, sürekli kuyruk oluyor. İçeride bir su bile çok pahalı. Hastanede bana hizmet ver, yemek verme; ticari dükkânların burada ne işi var? Hastam burada yatmasa kesinlikle tercih etmezdim, mecburiyetten buradayız</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Mersin’den gelen 68 yaşındaki Bayram Bulut da kapatılan merkez hastanelerine değinerek alternatifsizliğe dikkat çekiyor: &#8220;<em>Eski hastaneleri kapatmaları yanlıştı. Onlar kapatılmasaydı, burada sıra bulamayan en azından oraya gidebilirdi, bir alternatif olurdu. Şimdi mecburen burayı tercih ediyoruz çünkü gidecek başka hiçbir alternatifimiz yok</em>.&#8221;</p>
<div id="attachment_27307" style="width: 522px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-27307" class=" wp-image-27307" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/Turk-Tabipleri-Birligi-Baskani-Prof.-Dr.-Pinar-Saip.jpeg" alt="" width="512" height="320" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/Turk-Tabipleri-Birligi-Baskani-Prof.-Dr.-Pinar-Saip.jpeg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/Turk-Tabipleri-Birligi-Baskani-Prof.-Dr.-Pinar-Saip-300x187.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/Turk-Tabipleri-Birligi-Baskani-Prof.-Dr.-Pinar-Saip-1024x639.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/Turk-Tabipleri-Birligi-Baskani-Prof.-Dr.-Pinar-Saip-768x480.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/Turk-Tabipleri-Birligi-Baskani-Prof.-Dr.-Pinar-Saip-1536x959.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 512px) 100vw, 512px" /><p id="caption-attachment-27307" class="wp-caption-text">Prof. Dr. Pınar Saip</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kamu bütçesine uzun vadeli yük, hekime ise ağır iş temposu getiriyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Modelin ekonomik, idari ve tıbbi boyutlarını eleştiren Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, şehir hastanelerinin kamu-özel ortaklığıyla işletilen birer &#8220;şirket hastanesi&#8221; niteliğinde olduğunu savunuyor. Modelin kamu bütçesi üzerinde 25-30 yıla yayılan ciddi bir mali yük oluşturduğunu ifade eden Saip, şu değerlendirmelerde bulunuyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bu yapılar kamu arazileri üzerine şirketler tarafından inşa edildi ve devlet bütçesinden uzun vadeli, yüksek kiralar ödeniyor. Şirketlere verilen taahhütleri ve kira maliyetlerini karşılayabilmek adına acil servislerden ve 112 ağından bu merkezlere yoğun bir hasta akışı sağlanıyor; çok hızlı bir sirkülasyon hedefleniyor. Bu da kışkırtılmış bir sağlık talebi yaratıyor. OECD ortalamasında kişi başı yıllık hekime müracaat sayısı 6 iken, Türkiye’de bu rakam 11,4 seviyesine ulaşmış durumda. Kent merkezlerinde yurttaşın kolayca erişebildiği en az 40 kamu hastanesi kapatıldı veya küçültüldü</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Bin-2 bin yatak kapasiteli kampüslerin verimli işletilemediğini ve hekimlerin gün içinde kilometrelerce yol yürümek zorunda kaldığını belirten Saip, sistemin sağlık emekçileri üzerindeki etkisini şu sözlerle aktarıyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Buralar insani ölçekten uzak birer fabrika mantığıyla işliyor. İdarede şirket yönetimi ve başhekimlik şeklinde iki başlı bir yapı mevcut; bu da hekimlerin ve sağlık personelinin mesleki inisiyatifini zedeliyor. 5 dakikada bir randevu dayatmasıyla hekimin hastasına ayırabileceği süre minimuma iniyor. Tedavinin niteliği ve hastanın iyileşme süreci yerine, sisteme girilen tetkik ve ameliyat sayısı gibi nicel veriler önceliklendiriliyor</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Birinci basamak güçlendirilmeli, sevk zinciri kurulmalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sağlık hizmetinin piyasa odaklı mekanizmalardan arındırılması gerektiğini savunan Prof. Dr. Pınar Saip, kamusal ve sürdürülebilir bir sağlık modeli için atılması gereken adımları şöyle sıralıyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Performans sisteminin kaldırılarak hekim ve sağlık çalışanlarına tek kalem, emekliliğe yansıyan güvenceli bir temel ücret verilmesi şarttır. Şirketler devreden çıkarılmalı ve bu tesisler bütünüyle kamulaştırılmalıdır. Asıl odaklanılması gereken alan ise koruyucu hekimlik ve birinci basamak sağlık hizmetleridir. Aile hekimlikleri ve toplum sağlığı merkezleri etkin kılındığında, basamaklı sevk zinciri işletildiğinde devasa kampüslere olan yığılma kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Nitelikli, eşit, ücretsiz ve erişilebilir bir sağlık düzeni ancak bu yapısal dönüşümle mümkündür</em>.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sehir-hastaneleri-tartismasi-konforlu-saglik-hizmeti-mi-erisim-ve-butce-yuku-mu.html">Şehir hastaneleri tartışması: Konforlu sağlık hizmeti mi, erişim ve bütçe yükü mü?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/sehir-hastaneleri-tartismasi-konforlu-saglik-hizmeti-mi-erisim-ve-butce-yuku-mu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vajinismus tabusu: Neden kaynaklanıyor, nasıl tedavi edilmeli?</title>
		<link>https://9koy.org/vajinismus-tabusu-neden-kaynaklaniyor-nasil-tedavi-edilmeli.html</link>
					<comments>https://9koy.org/vajinismus-tabusu-neden-kaynaklaniyor-nasil-tedavi-edilmeli.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2026 10:54:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hatice Ersan Evlilikle birlikte başlayacağı düşünülen cinsel yaşam, bazı kadınlar için beklenmedik bir mücadeleye dönüşebiliyor. Kadın ilişkiyi istemesine, eşine karşı sevgi ve yakınlık hissetmesine rağmen ilişki sırasında korku, kaygı, ağrı beklentisi ve pelvik taban kaslarının istemsiz kasılması nedeniyle cinsel ilişki gerçekleşemeyebiliyor. Vajinismus olarak tanımlanan bu durum, yalnızca fiziksel değil; psikolojik, sosyal ve çift ilişkisini etkileyen [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/vajinismus-tabusu-neden-kaynaklaniyor-nasil-tedavi-edilmeli.html">Vajinismus tabusu: Neden kaynaklanıyor, nasıl tedavi edilmeli?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Hatice Ersan</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Evlilikle birlikte başlayacağı düşünülen cinsel yaşam, bazı kadınlar için beklenmedik bir mücadeleye dönüşebiliyor. Kadın ilişkiyi istemesine, eşine karşı sevgi ve yakınlık hissetmesine rağmen ilişki sırasında korku, kaygı, ağrı beklentisi ve pelvik taban kaslarının istemsiz kasılması nedeniyle cinsel ilişki gerçekleşemeyebiliyor. Vajinismus olarak tanımlanan bu durum, yalnızca fiziksel değil; psikolojik, sosyal ve çift ilişkisini etkileyen çok boyutlu bir sorun olarak değerlendiriliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kadınların çoğu zaman yaşadıkları problemi dile getirmekte zorlandığını belirten Uzman Aile Terapisti ve Cinsel Terapist Nurcan Şule Saltan, vajinismusun öncelikle doğru anlaşılması gerektiğini söylüyor. Saltan’a göre toplumdaki en büyük yanlışlardan biri, kadının yaşadığı istemsiz kasılmayı kendi kontrolünde olan bir davranış gibi değerlendirmek.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kadın bunu bilinçli olarak yapmıyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Vajinismusun temel özelliklerinden birinin “istem dışı” gerçekleşen bedensel tepki olduğunu belirten Saltan, bunun kadının bilinçli olarak yaptığı bir davranış olmadığını vurguluyor. Vajinismus yaşayan kadın, ilişkiyi istemediği için değil, bedeninin penetrasyon  sırasında istemsiz biçimde savunmaya geçmesi nedeniyle zorluk yaşayabiliyor. Bu nedenle kadına “rahatla”, “kendini bırak” ya da “kasma” şeklinde yaklaşmanın sorunu çözmek yerine baskıyı artırabileceği belirtiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Vajinismusun yaygınlığı konusunda ise tek ve kesin bir oran vermenin mümkün olmadığını ifade eden Saltan, farklı araştırmalarda farklı sonuçlara ulaşıldığını belirtiyor. Genel toplumda yüzde 1 ila 6 arasında oranlar bildiren çalışmalar bulunurken, Türkiye’deki bazı araştırmalarda ve klinik örneklemlerde daha yüksek oranlarla karşılaşılabiliyor. Ancak utanma ve damgalanma nedeniyle birçok vakanın sağlık sistemine hiç yansımadığı düşünülüyor.</p>
<div id="attachment_26949" style="width: 294px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26949" class="wp-image-26949" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/B76E20CA-F953-4781-83B9-5CB0FA916472.jpeg" alt="" width="284" height="381" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/B76E20CA-F953-4781-83B9-5CB0FA916472.jpeg 1080w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/B76E20CA-F953-4781-83B9-5CB0FA916472-224x300.jpeg 224w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/B76E20CA-F953-4781-83B9-5CB0FA916472-763x1024.jpeg 763w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/B76E20CA-F953-4781-83B9-5CB0FA916472-768x1030.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 284px) 100vw, 284px" /><p id="caption-attachment-26949" class="wp-caption-text">Nurcan Şule Saltan</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Korkutucu ilk gece hikayeleri tetikliyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Vajinismusun tek bir nedenden kaynaklanmadığını belirten Saltan; biyolojik, psikolojik ve sosyal-kültürel faktörlerin birlikte etkili olabileceğini söylüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İlk geceyle ilgili korkutucu anlatılar, cinsellikle ilgili yanlış bilgiler, “ilk ilişki çok acır” düşüncesi, daha önce yaşanmış ağrılı deneyimler, yoğun kaygı ve penetrasyondan kaçınma davranışları bu süreçte etkili olabiliyor. Saltan, sürecin zaman içerisinde bir kısır döngüye dönüşebildiğini şöyle anlatıyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Kadın penetrasyonun acıyacağını düşünüyor, kaygısı yükseliyor. Beden kendisini korumaya çalışıyor ve pelvik taban kasları geriliyor. Penetrasyon zorlaşıyor veya ağrılı oluyor. Bu deneyim de korkuyu daha da güçlendiriyor. Böylece korku, kasılma, ağrı ve kaçınma döngüsü oluşabiliyor</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu nedenle vajinismus yalnızca “ilişkiye girememe” şeklinde değerlendirilmek yerine, kadının bedeninin verdiği istemsiz tepki ve bu tepkinin zaman içinde oluşturduğu kaygı döngüsüyle birlikte ele alınıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Toplumda vajinismusun yalnızca psikolojik bir problem olduğu yönünde yaygın bir inanış bulunduğunu belirten Saltan, bunun da doğru olmadığını ifade ediyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Her vajinismus vakasının arkasında travma yok&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Vajinismus söz konusu olduğunda sıkça gündeme gelen konulardan biri de çocukluk döneminde yaşanan travmalar ve cinsel istismar.</p>
<p style="font-weight: 400;">Saltan, geçmişte yaşanan travmaların bazı kadınlarda vajinismusla ilişkili olabileceğini ancak her vakayı travmayla açıklamanın doğru olmadığını söylüyor. Bilimsel çalışmalarda travma öyküsü ile vajinismus arasında ilişki bulunduğunu belirten Saltan, bunun her kadın için doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi şeklinde yorumlanamayacağının altını çiziyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Tedavide tek bir yöntem yok&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Vajinismusun tedavi edilebilir bir durum olduğunu belirten Saltan ancak her kadına aynı tedavi yönteminin uygulanmasının doğru olmadığını söylüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tedavi planlanırken kadının yaşadığı ağrı, korku ve kaygı düzeyi, bedensel tepkileri, cinsellikle ilgili düşünceleri, çift ilişkisi ve olası fiziksel nedenlerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Psikoesğitim, bilişsel davranışçı terapi, aşamalı maruz bırakma ve duyarsızlaştırma, gevşeme çalışmaları, pelvik taban çalışmaları ve gerektiğinde çiftin tedavi sürecine dahil edilmesi kullanılan yöntemler arasında yer alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Vajinismus tedavisinde kullanılan yöntemlerden biri olan dilatörlerin bazı kadınlarda faydalı olabileceğini belirten Saltan, dilatör kullanımının tek başına tedavinin tamamı olarak görülmemesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dilatörlerin kontrollü ve kademeli bir şekilde penetrasyon deneyimine alışmaya, korku ve kaçınma döngüsünü azaltmaya ve kişinin bedeni üzerindeki kontrol hissini artırmaya yardımcı olabileceğini belirten Saltan, “vajinayı genişletmek” şeklindeki yaklaşımın doğru olmadığını ifade ediyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Toplumun kullandığı dil de yaralıyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Vajinismusla mücadelede yalnızca tedavi yöntemlerinin değil, çevrenin kullandığı dilin de önemli olduğunu belirten Saltan, kadınlara yöneltilen bazı cümlelerin yaşanan sorunu daha da ağırlaştırabileceğine dikkat çekiyor. &#8220;Sen nasıl yapamadın?&#8221;, &#8220;Eşine yazık değil mi?&#8221; veya &#8220;Biraz rahatlasan olacak&#8221; gibi ifadelerin kadında utanç, suçluluk ve yetersizlik duygusunu artırabileceğini belirten Saltan, cinselliğin ayıp veya suç gibi görülmesinden vazgeçilmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bunun yerine çocukluktan itibaren yaşa uygun ve bilimsel cinsel eğitim, beden farkındalığı, sınırlar ve rıza konusunda doğru bilgilendirmenin önemli olduğu ifade ediliyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Yardım istemek bir başarısızlık değil, güçlü ve sağlıklı bir adımdır&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Özellikle cinselliğin konuşulmasının zor olduğu toplumlarda aile baskısı, utanma ve sorunu gizleme davranışının kadınların profesyonel destek almasını geciktirebildiği belirtiliyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Türkiye ve Orta Doğu’da kültürel baskılar etkili olabiliyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Vajinismusun dünyada en fazla hangi ülkede görüldüğünü kesin olarak söylemenin mümkün olmadığını belirten Saltan, ülkeler arasındaki araştırmaların yöntemlerinin ve tanı kriterlerinin farklı olduğunu ifade ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bununla birlikte literatürde Türkiye, İran ve bazı Orta Doğu toplumlarında daha yüksek oranlar bildiren çalışmalar bulunduğunu belirten Saltan, bunun yalnızca coğrafya veya din üzerinden açıklanamayacağını söylüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İlk geceye ilişkin beklentiler, bekâret kavramına yüklenen anlamlar, cinselliğin konuşulmaması, yetersiz cinsel eğitim, korkutucu anlatılar ve kadın cinselliğine yönelik baskıcı tutumların sorunun görünürlüğünü ve yaşanma biçimini etkileyebileceğini belirtiyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kadın kendini suçlamamalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kadınların yaşadıkları sorun nedeniyle kendilerini suçlamaması gerektiğini belirten Saltan, gerektiğinde kadın-doğum uzmanından ve cinsel sağlık alanında yetkin ruh sağlığı profesyonellerinden destek alınması çağrısında bulunuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Utanılması gereken şey yardım istemek değil; kadının yaşadığı sorunu utanç nedeniyle konuşamayacağı bir ortam yaratmaktır.</em>&#8220;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/vajinismus-tabusu-neden-kaynaklaniyor-nasil-tedavi-edilmeli.html">Vajinismus tabusu: Neden kaynaklanıyor, nasıl tedavi edilmeli?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/vajinismus-tabusu-neden-kaynaklaniyor-nasil-tedavi-edilmeli.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gebelikten yas sürecine uzanan yolculuk: Perinatal kayıplar</title>
		<link>https://9koy.org/gebelikten-yas-surecine-uzanan-yolculuk-perinatal-kayiplar.html</link>
					<comments>https://9koy.org/gebelikten-yas-surecine-uzanan-yolculuk-perinatal-kayiplar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2026 08:27:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nidanur Ateşyakar Bir bebeğin dünyaya gelişi yalnızca doğum anıyla başlamıyor. Anne adayları, çoğu zaman daha gebeliğin ilk günlerinden itibaren hatta bazen hamile olduklarını öğrenmeden önce bile gelecekteki çocuklarına dair hayaller kuruyor. Bu süreçte gelişen duygusal bağ, annelik yolculuğunun en temel basamaklarından biri olarak görülüyor. Ancak gebelik döneminde veya doğum sırasında yaşanan bebek kaybı, özellikle annede [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/gebelikten-yas-surecine-uzanan-yolculuk-perinatal-kayiplar.html">Gebelikten yas sürecine uzanan yolculuk: Perinatal kayıplar</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Nidanur Ateşyakar</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Bir bebeğin dünyaya gelişi yalnızca doğum anıyla başlamıyor. Anne adayları, çoğu zaman daha gebeliğin ilk günlerinden itibaren hatta bazen hamile olduklarını öğrenmeden önce bile gelecekteki çocuklarına dair hayaller kuruyor. Bu süreçte gelişen duygusal bağ, annelik yolculuğunun en temel basamaklarından biri olarak görülüyor. Ancak gebelik döneminde veya doğum sırasında yaşanan bebek kaybı, özellikle annede derin izler bırakıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Sabancı Baransel, perinatal kaybın anne ve aile psikolojisine etkisi ve yas sürecinde neler yapılması gerektiğine ilişkin 9. Köy’ün sorularını yanıtladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Baransel, anne ile bebek arasında gebelik döneminde kurulan bağın sadece duygusal bir yakınlık olmadığını, annenin yaşam biçimini ve sağlık davranışlarını şekillendiren önemli bir unsur olduğunu ifade etti. Baransel&#8217;e göre anne adayının bebeğini zihninde ve kalbinde ne kadar erken kabul etmesi, gebelik boyunca göstereceği özenin de o ölçüde artmasını sağlıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Mektuplarla duygusal köprü&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Baransel ve ekibi tarafından geliştirilen bağlanma temelli müdahale programı, anne adaylarının yalnızca gebelik hakkında bilgi edinmesini değil, aynı zamanda doğacak bebekleriyle güçlü bir duygusal bağ kurmasını hedefliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Program kapsamında anne adaylarından doğacak çocuklarına mektup yazmaları isteniyor. Böylece anne karnındaki bebek, yalnızca doğumu beklenen bir birey değil, ailenin hikâyesinde aktif bir yer edinmeye başlıyor. Baransel, bu uygulamanın anne adaylarının bebekleriyle daha güçlü bir bağ geliştirmelerine katkı sunduğunu belirtti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Bağlanma sağlıklı gebeliği destekliyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yürütülen araştırmalarda bağlanma temelli uygulamaların anne adaylarının stres düzeyini azalttığı ve gebelik deneyimini daha olumlu yaşamalarına yardımcı olduğu ortaya konuldu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Baransel, güçlü bağ kuran anne adaylarının sağlıklı beslenmeye daha fazla özen gösterdiğini, fiziksel aktivitelerini düzenlediğini ve gebelik sürecini daha bilinçli yönettiğini ifade etti. Bu nedenle anne-bebek bağlanmasının hem annenin hem de bebeğin sağlığını destekleyen çok yönlü etkiler oluşturduğunu söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Perinatal yas süreci</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Her gebelik mutlu bir sonla tamamlanmayabiliyor. Gebelik ya da doğum sürecinde yaşanan bebek kayıpları, aileler için derin ve çoğu zaman görünmeyen bir yas sürecini beraberinde getiriyor. Perinatal kayıp üzerine de çalışmalar yürüten Baransel, bu kayıpların toplumda yeterince görünür olmadığını, ancak ailelerin özellikle de annelerin yaşamında kalıcı izler bıraktığını dile getirdi. Dışarıdan sessiz görünen bu süreçte kadınların yoğun üzüntü, yalnızlık ve çaresizlik yaşayabildiğini ifade etti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Sosyal destek yas sürecini kolaylaştırıyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Araştırmalarda en güçlü destek kaynaklarının eşler ve yakın aile bireyleri olduğuna dikkat çeken Baransel, sosyal desteğin yas sürecinin sağlıklı şekilde ilerlemesinde önemli bir rol oynadığını belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kayıp yaşayan kadınların zaman zaman yaşananlardan kendilerini sorumlu tuttuklarını ve suçluluk duygusu hissedebildiklerini söyleyen Baransel, bu noktada sağlık profesyonellerinin doğru bilgilendirme yapmasının ve duygusal destek sunmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Ebeler yas sürecinde daha aktif rol almalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Perinatal yas bakımında ebelerin daha etkin görev üstlenmesi gerektiğini ifade eden Baransel, son yıllarda yaygınlaşan ebe polikliniklerinin bu açıdan önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ebeliğin yalnızca doğum anıyla sınırlı bir meslek olmadığını belirten Baransel, &#8220;<em>Bir ebe bazen yeni bir yaşamın ilk nefesine tanıklık ederken bazen de yarım kalan bir hikâyenin acısını paylaşan ilk kişi oluyor</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Aileler yalnız bırakılmamalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yürüttükleri çalışmaların gelecekte sağlık politikalarına ve ebelik bakım standartlarına katkı sağlamasını hedeflediklerini belirten Baransel, anne ve bebek sağlığını merkeze alan bütüncül bakım anlayışının daha sağlıklı ailelerin ve güçlü nesillerin yetişmesine katkı sunacağını ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Baransel&#8217;e göre anne karnında başlayan görünmez bağ, doğru destek mekanizmalarıyla yaşamın her döneminde aileleri güçlendiren bir dayanışma ağına dönüşebiliyor. Bu nedenle hem gebelik sürecinde anne-bebek bağının güçlendirilmesi hem de perinatal kayıp yaşayan ailelerin yalnız bırakılmaması, toplum sağlığı açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/gebelikten-yas-surecine-uzanan-yolculuk-perinatal-kayiplar.html">Gebelikten yas sürecine uzanan yolculuk: Perinatal kayıplar</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/gebelikten-yas-surecine-uzanan-yolculuk-perinatal-kayiplar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dengeli beslenme rehberi: Okul beslenme çantası nasıl hazırlanmalı?</title>
		<link>https://9koy.org/dengeli-beslenme-rehberi-okul-beslenme-cantasi-nasil-hazirlanmali.html</link>
					<comments>https://9koy.org/dengeli-beslenme-rehberi-okul-beslenme-cantasi-nasil-hazirlanmali.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2026 09:26:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27194</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlayda User Okulların açılmasıyla birlikte çocukların gün içinde tüketeceği besinlerin seçimi yeniden önem kazandı. Çocukların büyüme ve gelişme döneminde ihtiyaç duyduğu besin ögelerini karşılayabilmesi için beslenme çantalarının tek bir besin grubuna dayanmaması, farklı besin gruplarının dengeli şekilde bir araya getirilmesi gerekiyor. Diyetsiyen Sevde Denizhan, beslenme çantası hazırlarken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. Beslenme çantasında denge önemli [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/dengeli-beslenme-rehberi-okul-beslenme-cantasi-nasil-hazirlanmali.html">Dengeli beslenme rehberi: Okul beslenme çantası nasıl hazırlanmalı?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>İlayda User</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Okulların açılmasıyla birlikte çocukların gün içinde tüketeceği besinlerin seçimi yeniden önem kazandı. Çocukların büyüme ve gelişme döneminde ihtiyaç duyduğu besin ögelerini karşılayabilmesi için beslenme çantalarının tek bir besin grubuna dayanmaması, farklı besin gruplarının dengeli şekilde bir araya getirilmesi gerekiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Diyetsiyen Sevde Denizhan, beslenme çantası hazırlarken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Beslenme çantasında denge önemli</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çocukların beslenme çantasında farklı besin gruplarına yer verilmesi gerektiğini belirten Diyetisyen Sevde Denizhan, &#8220;<em>Çocukların beslenme çantasında temel olarak protein kaynakları, tam tahıllı/kompleks karbonhidratlar, sebze-meyveler ve süt/süt ürünleri yer almalı</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Protein kaynakları arasında yumurta, peynir ve yoğurdun; karbonhidrat kaynakları arasında ise tam buğday ekmeği, yulaf ve bulgurun tercih edilebileceğini belirten Denizhan, mevsim meyveleri, ve sebzenin vitamin, mineral ve lif açısından önemli olduğunu vurguladı, suyun ise beslenme çantasının “olmazsa olmazı” olduğunu belirtti. Denizhan, ideal bir beslenme çantasında bulunması gerekenleri şöyle sıraladı: &#8220;<em>Tek bir besin grubuna ağırlık vermek yerine çeşitlilik ve denge sağlanmalı. Sadece sandviç veya sadece meyve koymak yerine; tam tahıllı ekmekle hazırlanmış peynirli/yumurtalı bir sandviçin yanına meyve ve su eklenebilir</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Çocuklarda porsiyonları yetişkin ölçülerine göre belirlemek doğru değil&#8221;</strong></h4>
<ul>
<li style="font-weight: 400;">Yaş, büyüme-gelişme dönemi, fiziksel aktivite düzeyi, iştah ve çocuğun genel beslenme düzeni dikkate alınmalı. Özellikle küçük çocuklarda küçük porsiyonlarla başlayıp çocuğun açlık durumuna göre ekleme yapılmalı.</li>
<li style="font-weight: 400;">Çocuğu tabağındaki her şeyi bitirmeye zorlamak yerine açlık ve tokluk sinyallerine saygı göstermek önemli.</li>
</ul>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Sağlıklı beslenmenin mutlaka pahalı olması gerekmez&#8221;</strong></h4>
<ul>
<li style="font-weight: 400;">Mevsiminde alınan meyve-sebzeler, yumurta, peynir, yoğurt, kuru baklagiller ve tam tahıllı ekmek gibi besin değeri yüksek ve ekonomik seçenekler kullanılabilir. Örneğin yumurtalı bir sandviç, mevsim meyvesi ve su hem ekonomik hem de dengeli bir öğün oluşturabilir. Sağlıklı beslenmenin mutlaka pahalı olması gerekmez.</li>
</ul>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Beslenme çantasında su ve protein unutulmamalı</strong></h4>
<ul>
<li style="font-weight: 400;">Çocuğun bütün gün sadece meyve suyu, süt veya aromalı içeceklerle sıvı ihtiyacını karşılaması yerine temel içeceğin su olması gerekir.</li>
<li style="font-weight: 400;">Her gün aynı menüyü vermek yerine farklı protein, sebze, meyve ve tahıl seçenekleriyle çeşitlilik sağlanmalı.</li>
<li style="font-weight: 400;">Dışarıdan seçim yapılması gerektiğinde mümkün olduğunca basit içerikli ve az işlenmiş ürünler tercih edilmeli. Örneğin sade yoğurt/kefir, ayran, peynirli veya yumurtalı bir sandviç, mevsim meyvesi gibi seçenekler değerlendirilebilir. Etiket okurken içindekiler listesinde şekerin farklı isimlerle bulunabileceği de unutulmamalı.</li>
</ul>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Bu hatalara dikkat </strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ebeveynlerin beslenme hazırlarken en sık yaptığı hatalara da dikkat çeken Denizhan, en sık karşılaşılan hatalardan birinin beslenme çantasının “paketli ürünlerle” doldurulması olduğunu söyledi. Çocuğun yaşına göre porsiyon hazırlamak, tabağındaki her şeyi bitirmeye zorlamanın diğer hatalar olduğuna dikkat çeken Denizhan, çocuğun sevmediği yiyecekleri sürekli zorlamak yerine, sağlıklı alternatiflerin farklı şekilde sunulması gerektiğini ifade etti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Diyabetli çocuklarda beslenme bireyselleştirilmeli&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Diyabetli çocukların beslenme planının uzmanlar tarafından çocuğa özel hazırlanması gerektiğini belirten uzman diyetisyen, &#8220;<em>Diyabetli çocuklarda beslenme planı mutlaka çocuğun takip eden çocuk endokrinolojisi ekibi ve çocuk konusunda deneyimli diyetisyen tarafından bireyselleştirilmelidir</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">İnsülin tedavisi, öğün saatleri, karbonhidrat miktarı ve fiziksel aktivitenin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Denizhan, &#8220;<em>Beslenme çantasında karbonhidrat içeren besinlerin miktarının bilinmesi ve öğünlerin düzenli olması önemlidir</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Çocuklarda sağlıklı beslenme ve hareket dengesi önemli</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çocuklarda obeziteyi önlemede yalnızca kilo vermeye odaklanılmaması gerektiğini belirten Denizhan, sağlıklı gelişmeyi destekleyen yeme alışkanlıklarının geliştirilmesi gerektiği uyarısında bulundu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Denizhan, beslenmenin yanısıra spor aktivitenin de önemine dikkat çekti: &#8220;<em>Hareket de en az beslenme kadar önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü, 5–17 yaş arasındaki çocuk ve ergenlerin gün boyunca ortalama en az 60 dakika orta-yüksek şiddette fiziksel aktivite yapmasını öneriyor. Bunun yanında uyku düzeni ve uzun süreli hareketsiz ekran kullanımının sınırlandırılması da sağlıklı yaşamın önemli parçalarıdır.</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em>En önemlisi, çocuklarda sağlıklı beslenme yasaklar ve kilo baskısı üzerinden değil; ailece oluşturulan sağlıklı alışkanlıklar üzerinden ele alınmalıdır</em>.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/dengeli-beslenme-rehberi-okul-beslenme-cantasi-nasil-hazirlanmali.html">Dengeli beslenme rehberi: Okul beslenme çantası nasıl hazırlanmalı?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/dengeli-beslenme-rehberi-okul-beslenme-cantasi-nasil-hazirlanmali.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağız sağlığını ihmal etmek hangi sorunlara yol açıyor, korumak için ne yapmalı?</title>
		<link>https://9koy.org/agiz-sagligini-ihmal-etmek-hangi-sorunlara-yol-aciyor-korumak-icin-ne-yapmali.html</link>
					<comments>https://9koy.org/agiz-sagligini-ihmal-etmek-hangi-sorunlara-yol-aciyor-korumak-icin-ne-yapmali.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2026 08:40:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27186</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlayda User Ağız ve diş sağlığı, yalnızca dişlerin sağlıklı olması açısından değil, genel vücut sağlığı açısından da önem taşıyor. Vücudun dış ortamla ilk temas noktalarından biri olan ağız, bazı hastalıkların belirtilerinin görülebildiği bölgeler arasında yer alıyor. Diş hekimi Ali Emrah Uysal, ağız içinin doğru değerlendirilmesi halinde bazı hastalıkların belirtileri ve teşhisleri konusunda önemli ipuçları verebildiğini [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/agiz-sagligini-ihmal-etmek-hangi-sorunlara-yol-aciyor-korumak-icin-ne-yapmali.html">Ağız sağlığını ihmal etmek hangi sorunlara yol açıyor, korumak için ne yapmalı?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>İlayda User</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Ağız ve diş sağlığı, yalnızca dişlerin sağlıklı olması açısından değil, genel vücut sağlığı açısından da önem taşıyor. Vücudun dış ortamla ilk temas noktalarından biri olan ağız, bazı hastalıkların belirtilerinin görülebildiği bölgeler arasında yer alıyor. Diş hekimi Ali Emrah Uysal, ağız içinin doğru değerlendirilmesi halinde bazı hastalıkların belirtileri ve teşhisleri konusunda önemli ipuçları verebildiğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Diş hekimi Uysal, ağız ve diş sağlığına ilişkin 9. Köy’ün sorularını yanıtladı. Ağız ve diş sağlığının genel sağlığın bir aynası olduğunu belirten Uysal, &#8220;<em>Vücuda giriş ağızdan olduğu için dışarı ile ilk temas ağız ile oluşur. Ağız içini okumayı bilen bir uzmana bu durum birçok şey söyleyebilir. Bazı hastalıkların belirtileri ve teşhisleri ağız içinden anlaşılır</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ağız ve diş sağlığının ihmal edilmesinin uzun vadede çeşitli sorunlara yol açabileceğini de ekleyerek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Ağız ve diş sağlığıyla ilgili sorunları ağız içinde yaşanan problemler ve genel vücutta ortaya çıkabilecek sorunlar olarak iki başlıkta değerlendirebiliriz. Ağız içinde diş kayıpları, yeme ve çiğneme bozuklukları, çene kemiğinde meydana gelen kayıplara bağlı deformasyonlar sebebiyle kişi günlük yaşamı ve yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkiler yaşayabilir. Bunun yanı sıra ağız sağlığındaki sorunlar; çiğneme ve sindirim problemlerinden mide sorunlarına, ağız içindeki enfeksiyonların baş ve boyun bölgesine yayılmasından burun tıkanıklıklarına ve  kalp problemlerine kadar geniş bir yelpazede etki yaratabilir</em>&#8220;</p>
<div id="attachment_27188" style="width: 431px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-27188" class=" wp-image-27188" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Dis-hekimi-Ali-Emrah-Uysal-.jpg" alt="" width="421" height="422" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Dis-hekimi-Ali-Emrah-Uysal-.jpg 529w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Dis-hekimi-Ali-Emrah-Uysal--300x300.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Dis-hekimi-Ali-Emrah-Uysal--150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 421px) 100vw, 421px" /><p id="caption-attachment-27188" class="wp-caption-text">Ali Emrah Uysal</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Ağızdaki enfeksiyonlar vücuda yayılabiliyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ağız ve diş sağlığındaki sorunların yalnızca ağızla sınırlı kalmadığını belirten Uysal, ağız içindeki mikroorganizmaların ve enfeksiyonların vücudun farklı bölgelerini etkileyebileceğini söyledi. Diş eti hastalıklarına neden olan mikroorganizmaların kalp kapaklarını etkileyen mikroorganizmalarla yakın ilişkili olduğunu belirten Uysal, ağız içindeki enfeksiyonların kalp sağlığı açısından da dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Uysal, &#8220;<em>Birisi varsa diğerinden de mutlaka şüpheleniliyor ve ağız içinin temiz olması önem arz ediyor</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Diş apselerinin de ağız içindeki lokal enfeksiyonlar arasında yer aldığını belirten Uysal, enfeksiyonların çevre dokulara ve komşu organlara yayılabileceğine dikkat çekerek, &#8220;<em>Diş apseleri lokal enfeksiyon olarak yayılabilir, vücutta bir damarı tıkayıp inmeye bile sebep olabilir. Enfeksiyon özellikle ağızda takip ettiği bir yol vardır ve bu diğer komşu organlar ile ilişkilidir</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Diyabet diş kaybı riskini artırabiliyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Diyabetin ağız ve diş sağlığı üzerinde de etkili olduğunu belirten Uysal, şeker hastalarında çene kemiğinde daha hızlı kemik kaybı görülebildiğini söyledi. Diyabetli kişilerde uygulanan tedavilerde komplikasyon riskinin arttığını ve tedavi başarı oranının düşebildiğini belirten diş hekimi, diş etlerinde ve çene kemiğinde meydana gelen çekilmelerin erken diş kayıplarına yol açabileceğini ifade etti. Diş ve diş eti sağlığının korunması açısından kan şekerinin normal sınırlar içerisinde tutulmasının önemine dikkat çekti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Belirti ortaya çıkmadan kontrol önemli</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ağız ve diş sağlığında herhangi bir sorun ortaya çıkmasını beklemeden belirli aralıklarla diş hekimi kontrolünden geçmenin önemine dikkat çeken Uysal, erken teşhisin ağız sağlığında da belirleyici olduğunu belirtti. Uysal, &#8220;<em>Aslında ideal olanı, belirtiler olmadan hastanın belirli periyotlarda kontrol yaptırmasıdır. Nasıl diğer hastalıklarda erken teşhis önemli ise ağız sağlığı açısından da erken teşhis çok önemlidir</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ağız içinde ortaya çıkabilecek belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten diş hekimi, diş eti kanamalarının, diş apselerinin, yüzde meydana gelen şişliklerin ve sıcak-soğuk hassasiyetlerinin ağız sağlığıyla ilgili sorunlara işaret edebileceğini ifade etti. Diş eti kanamalarının yalnızca diş fırçalarken değil, kendiliğinden de görülebileceğini belirten Uysal, bu tür belirtilerin fark edilmesi halinde kontrolün ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Diş bakımında tek bir doğru yok&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Peki ağız ve diş sağlığını korumak için hangi önlemler alınmalı?</p>
<p style="font-weight: 400;">Diş hekimi Uysal’a öncelikle düzenli diş fırçalama önemli. Ancak fırçalama sıklığı kişiden kişiye değişebilir, her ağız için aynı sıklıkta fırçalama yeterli olmayabilir. &#8220;<em>Bir kişiye yemeklerden sonra fırçalama yetebiliyorken bazı hastaya yetmeyebiliyor</em>&#8221; diyen Uysal, ağız bakımının kişinin mevcut durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dişlerin düzenli olarak temizlenmesi gerektiğini de vurgulayan Uysal, <em>&#8220;Dişler ev temizliğindeki gibi süpürülmeli</em>&#8221; dedi. Diş eti kanamaları ve şişliklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini  belirten Uysal, periyodik diş hekimi kontrollerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Ağızda mevcut olan bir problemin mümkün olan en kısa sürede fark edilerek çözüme kavuşturulmasının önem taşıdığını vurguladı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Diş temizliğinde farklı bakım yöntemleri kullanılabiliyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ağız içindeki mikroorganizmaların uzaklaştırılması için farklı bakım araçlarından yararlanılabileceğini belirtenUysal, diş fırçasının yanı sıra diş ipi, arayüz fırçası, şarjlı fırça ve ağız içi duşlardan yararlanılabileceğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Doğal yöntemler</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Uysal, ağız bakımında bazı doğal ürünlerden de yararlanılabileceğini belirterek, &#8220;<em>Elma sirkesi, ada çayı, karanfil, karbonat bunlar ağız içi florayı destekleyebilir, zararlı mikroorganizmaların ağızdan uzaklaştırılmasına yardımcı olabilir</em>&#8221; dedi. Bu ürünlerin kullanımında miktara dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, doğal ürünlerin aşırıya kaçılmadan kullanıldığında dişlerde belirgin bir aşındırmaya yol açmayacağını ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Diş yüzeylerinin yanlış bakım uygulamalarıyla zarar görebileceğine dikkat çeken Uysal, &#8220;<em>Sert fırça kullanmak, aşırı asitli tüketmek dişlerin üzerinde aşındırma yapar</em>&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/agiz-sagligini-ihmal-etmek-hangi-sorunlara-yol-aciyor-korumak-icin-ne-yapmali.html">Ağız sağlığını ihmal etmek hangi sorunlara yol açıyor, korumak için ne yapmalı?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/agiz-sagligini-ihmal-etmek-hangi-sorunlara-yol-aciyor-korumak-icin-ne-yapmali.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık ürünlerinde internet bir tuzak mı?</title>
		<link>https://9koy.org/saglik-urunlerinde-internet-bir-tuzak-mi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/saglik-urunlerinde-internet-bir-tuzak-mi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2026 07:37:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27165</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emre Sönmez Sosyal medya reklamlarından e-ticaret sitelerine kadar pek çok dijital kanalda ilaç ve sağlık ürünü adı altında yapılan satışlar, tüketiciyi sahte ve denetimsiz ürünlerle karşı karşıya bırakıyor. Gerçeğine neredeyse birebir benzeyen ambalajlar sahte ürünü gözle ayırt etmeyi giderek zorlaştırıyor. TEİS Genel Başkanı Ecz. Nurten Saydan, internet üzerinden ilaç satın alınmaması gerektiğini belirterek, “Sahte ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/saglik-urunlerinde-internet-bir-tuzak-mi.html">Sağlık ürünlerinde internet bir tuzak mı?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Emre Sönmez</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal medya reklamlarından e-ticaret sitelerine kadar pek çok dijital kanalda ilaç ve sağlık ürünü adı altında yapılan satışlar, tüketiciyi sahte ve denetimsiz ürünlerle karşı karşıya bırakıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Gerçeğine neredeyse birebir benzeyen ambalajlar sahte ürünü gözle ayırt etmeyi giderek zorlaştırıyor. TEİS Genel Başkanı Ecz. Nurten Saydan, internet üzerinden ilaç satın alınmaması gerektiğini belirterek, “Sahte ve kaçak ilaçlar en çok internet üzerinden satış imkânı bulmaktadır” uyarısında bulunuyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>İnternetten ilaç almak neden riskli?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İnternette birkaç dakikalık bir aramayla zayıflamadan cinsel performansa, vitamin ve takviyelerden çeşitli hastalıkların tedavisine yönelik olduğu iddia edilen ürünlere kadar geniş bir ürün yelpazesine ulaşmak mümkün.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal medya hesapları ve internet sitelerinde “orijinal”, “güvenilir”, “bitkisel” ya da sağlık üzerinde etkili olduğu izlenimi veren ifadelerle tüketiciye sunulan ürünler, denetimsiz satışın oluşturduğu riski de beraberinde getiriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dijital ortamda ürünün nerede üretildiği, hangi koşullarda saklandığı ya da tüketiciye ulaşana kadar hangi süreçlerden geçtiği konusunda güvenilir bilgiye ulaşmak her zaman mümkün değil. Üstelik ambalaj teknolojilerinin gelişmesi, sahte ürünlerin dış görünüşünden anlaşılmasını da zorlaştırıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Ecz. Nurten Saydan, sahte ilaç pazarının Türkiye açısından da önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğine dikkat çekiyor. Saydan, kanser ve organ naklinde kullanılan ilaçların yanı sıra, cinsel gücü artırıcı ve zayıflamaya yönelik ilaçların sahtelerinin de eczane dışındaki ortamlarda satıldığını belirtiyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Ambalaja bakarak anlamak artık kolay değil&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İnternetten alınan bir ürünün sahte olup olmadığını tüketicinin kendi imkânlarıyla anlaması ise sanıldığı kadar kolay değil. Geçmişte kutu ve etiket üzerindeki silinti veya kazıntılar ile son kullanma tarihindeki değişiklikler şüphe uyandırabilirken, Saydan’a göre bugün sahteciler çok daha gelişmiş yöntemler kullanıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Saydan, bu durumu şöyle anlatıyor: &#8220;<em>Önceden, kutunun üzerinde ve etiketinde silinti, kazıntı olup olmadığına ve son kullanım tarihlerinin değiştirilip değiştirilmediğine dikkat edilirdi. Ancak son dönemde gelişen teknoloji, taklitçi ve sahtecilerin gerçeğine birebir benzeyen ambalajlar yapmasına imkân tanıdığından sahte ilacın uzman olmayan kişilerce tespiti çok zordur</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu tablo, tüketicinin yalnızca ambalajın görünümüne, satıcının açıklamasına ya da internet sitesinde yer alan görsellere bakarak ürünün güvenilirliğine karar vermesini güçleştiriyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Sahte ürün yalnızca ‘işe yaramama’ riski taşımıyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sahte ve kaçak ilaçların oluşturduğu tehlike, satın alınan ürünün beklenen etkiyi göstermemesiyle sınırlı değil. İçeriği ve üretim koşulları denetlenmeyen ürünler, tedavinin aksamasından beklenmeyen yan etkilere kadar ciddi sağlık sonuçları doğurabiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Saydan, kontrol dışı ürünlerin yaratabileceği sonuçlara dikkat çekerek şunları söylüyor: &#8220;<em>Sahte ve kaçak ilaçlar, etkisizlik, eksik tedavi, beklenmeyen yan etkilere ve zehirlenmelere, ölümlere neden olabilir</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Özellikle ciddi veya kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan bir ilacın sahte olması, hastanın gerekli tedaviyi alamaması anlamına da gelebiliyor. Bu nedenle ürünün yalnızca içeriği değil, güvenilir ve denetlenebilir bir tedarik zincirinden hastaya ulaşması da önem taşıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;İnternet üzerinden asla ilaç alınmamalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İnternet satışlarında kullanılan dikkat çekici reklam dili de tüketicinin kararını etkileyebiliyor. Sağlıkla ilgili ürünlerin hızlı sonuç, kolay erişim veya çeşitli sağlık vaatleriyle pazarlanması, denetimsiz ürünlerin tüketiciye ulaşmasını kolaylaştırabiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Saydan, bu noktada internet kullanıcılarını açık biçimde uyarıyor: &#8220;<em>Özellikle internet sitelerinden yapılan özendirici ve süslü söylemlere aldanılmaması ve asla internet üzerinden ilaç alınmaması gerekmektedir. Çünkü sahte ve kaçak ilaçlar en çok internet üzerinden satış imkânı bulmaktadır</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Saydan, ayrıca internet üzerinden tedavi edici özelliği olduğu belirtilerek ilaç gibi pazarlanan ürünlere karşı da denetimin artırılması gerektiğini ifade ediyor. Bitkisel ürünler ve gıda takviyelerinin de sağlık otoritesinin denetimi altında olması gerektiğini savunuyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Güven zincirinin merkezinde İlaç Takip Sistemi var&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İnternetten alınan ürünlerde önemli sorunlardan biri de ürünün tedarik zincirinin doğrulanamaması. Türkiye’de yasal ilaç tedarik zincirinde ise İlaç Takip Sistemi (İTS) kullanılıyor. Saydan, sistemin ilacın üretim aşamasından hastaya ulaşmasına kadar geçen süreci elektronik olarak kayıt altına aldığını belirterek şöyle diyor: &#8220;<em>Türkiye’de uygulanan İlaç Takip Sistemi sayesinde ilacın üretiminden depoya, depodan eczaneye ve eczaneden hastaya ulaştırılmasına kadar her aşaması elektronik olarak kayıt altına alınır.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Her ilacın ayrı bir karekodla takip edildiğini vurgulayan Saydan, eczanelerdeki sistemin İTS’ye kayıtlı olmayan bir ürünün hastaya verilmesine izin vermediğini ifade ediyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;İnternette güven görüntüsü yeterli değil&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Dijital satış kanallarının yarattığı temel sorunlardan biri, tüketicinin karşısındaki ürün ve satıcı hakkında sınırlı bilgiye sahip olması. Profesyonel hazırlanmış bir internet sitesi, gerçek ürüne benzeyen ambalaj veya ikna edici reklam ifadeleri, ürünün güvenli ve denetimli olduğunu tek başına göstermiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Saydan’a göre sahte ilaç sorunuyla mücadelede internet ve eczane dışındaki satışların denetlenmesinin yanı sıra tüketicinin bilinçlendirilmesi de önem taşıyor. İnternette karşılaşılan bir sağlık ürününün ambalajından hareketle gerçekliğine karar vermenin giderek güçleşmesi ise tüketicinin satın aldığı kanalı daha kritik hale getiriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İnternetin sağladığı hız ve kolaylık sağlık ürünlerine erişimi de dönüştürürken, aynı kolaylık denetimsiz ürünlerin tüketiciye ulaşabileceği yeni bir alan yaratıyor. Ekranda güven veren bir ürünün arkasında hangi üretim ve tedarik zincirinin bulunduğunu bilmek ise çoğu zaman mümkün olmuyor. Bu nedenle sağlık söz konusu olduğunda dijital vitrinde görünenle ürünün gerçekte ne olduğu arasındaki fark, doğrudan halk sağlığı riskine dönüşebiliyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/saglik-urunlerinde-internet-bir-tuzak-mi.html">Sağlık ürünlerinde internet bir tuzak mı?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/saglik-urunlerinde-internet-bir-tuzak-mi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
