22 Mayıs 2026 Cuma
Sonay Orta
Günlük hayatımıza büyük bir hızla giren ve son yıllarda birçok alanda sıklıkla kullandığımız yapay zeka, derin bir ekolojik iz bırakıyor. Çoğu kullanıcı için sadece bir yazılımdan ibaret olan bu teknoloji, arka planda veri merkezlerini soğutmak için tonlarca su tüketiyor ve atmosfere ciddi oranda karbondioksit salınımı yapıyor. Bilgisayar Mühendisi Osman Furkan Bayındır’a göre çevreye daha az zarar veren ve sürdürülebilir yapay zeka modelleri geliştirmek mümkün. Aynı zamanda Türkiye’nin dijital kalkınma stratejilerinde çevresel denetim mekanizmalarının eksikliğine de dikkat çeken Bayındır, yapay zekanın geleceğinin neden “yeşil” bir dönüşümden geçtiğini 9. Köy’e anlattı.
Yapay zekanın dijital dünyanın görünmeyen bir altyapısı olduğunu ve bu altyapının çevreye yansıyan maliyetinin göründüğünden çok daha fazla olduğunu dile getiren Bilgisayar Mühendisi Osman Furkan Bayındır, “Elektrik faturalarına yansıyan enerji tüketimi bunun yalnızca görünen yüzü. Soğutma sistemlerinin buharlaştırdığı su ve kullanım ömrü dolunca atığa dönüşen donanım, tablonun çoğunlukla konuşulmayan boyutlarını oluşturuyor. Büyük bir dil modelinin yalnızca eğitim süreci yaklaşık 552 ton karbondioksit salımına yol açmıştır. Bu, bir insanın yaklaşık 50 yıllık karbon ayak izine karşılık geliyor” dedi.
Yapay zekanın tükettiği su miktarının genelde göz ardı edildiğini söyleyen Bayındır, şöyle konuştu:
“2023 tarihli araştırmalar, veri merkezlerinin üretilen her bir kilovatsaat enerji için ortalama 1,8 litre suyu soğutma amacıyla tükettiğini ortaya koyuyor. Bu oran, veri merkezinin konumuna ve soğutma teknolojisine göre değişse de özellikle su stresi yaşayan bölgelerde ciddi bir ekolojik baskı anlamına geliyor. Donanım tarafında ise tablonun bir de görünmez maliyeti var. Yüksek performanslı ekran kartlarının üretimi nadir toprak elementleri gerektiriyor ve kullanım ömrü dolan bu kartlar elektronik atığa dönüşüyor.”
Her dijital etkileşimin doğada somut bir karşılığı olduğunu söyleyen Bayındır, bireysel kullanımların toplamda yarattığı devasa tüketim ile ilgili şunları dile getirdi:
“Yapılan araştırmalara göre yapay zekâ ile yapılan 20-50 sorguluk bir konuşma yaklaşık 500 mililitre, yani yarım şişe suya karşılık gelen soğutma enerjisi tüketiyor. Bir yapay zeka sorgusu, standart bir internet aramasından yaklaşık 10 kat daha fazla elektrik gerektiriyor. Bu, düşük enerjili bir led ampulü 10-15 dakika boyunca çalıştırmaya yetecek bir miktar. Sorun, bu işlemlerin tekil maliyetinden çok küresel ölçekteki tekrar sayısında yatıyor. Her dijital etkileşimin doğada bir karşılığı olduğunu unutmamalıyız“
Karbon ayak izinin en aza indirgenmesi için Yeşil Yapay Zeka’nın gerekliliğini vurgulayan Bayındır, “Model sıkıştırma’ olarak bilinen ‘budama’ ve ‘nicemleme’ gibi tekniklerle modellerin boyutunu ve enerji ihtiyacını ciddi oranda azaltabiliyoruz. Gereksiz öğrenme süreçlerini erken sonlandırmak, bazı çalışmalarda eğitim enerjisini yüzde 80’e varan oranlarda düşürmeyi mümkün kılıyor” dedi. Türkiye’nin Ulusal Yapay Zeka Stratejisi’nde ‘verimlilik’ ve ‘optimizasyon’ kavramlarına yer verilmiş olsa da Furkan Bayındır’a göre çevre denetim mekanizmasıyla “yeşil yapay zeka” modelinin geliştirilmesi şart.
Vatandaşların yapay zekayı bilinçli kullanmalarını sağlamak için çok katmanlı bir strateji izlenmesi gerektiğinin altını çizen Bayındır, “Bu süreç, ortaokul ve lise düzeyinde ‘dijital okuryazarlık’ derslerinin içine yapay zekanın nasıl çalıştığı ve sorumlu kullanım ilkelerini yerleştirmekle başlamalıdır. Üniversitelerin müfredatında da ‘yapay zeka etiği ve sürdürülebilirliği’ yer açılmalıdır” şeklinde konuştu. Devlet kurumlarının öncülüğünde uygulamaların arayüzlerine ‘enerji etiketleri’ veya ‘karbon ayak izi göstergeleri’ gibi araçlar entegre edilmesini öneren Bayındır, “En etkili denetim, bilinçli kullanıcıların kendi kendine yaptığı denetimdir” diyerek de kullanıcıları uyardı.
Dijital dönüşüm süreçlerine ilişkin stratejik değerlendirmelerde bulunan Bayındır, Türkiye’nin mevcut yol haritasındaki çevresel boyutun eksikliğine şu şekilde dikkat çekti:
“Doğrudan çevresel denetimi hedefleyen spesifik bir mekanizma, 2021-2025 Ulusal Yapay Zeka Stratejisi metninde yer almıyor. Yapay zeka kullanımı devlet kurumlarında hızla yaygınlaşırken bu kullanımın enerji ve su ayak izini ölçen, izleyen ve raporlayan bir mekanizmanın yokluğu, sürdürülebilirlik hedefleriyle çelişiyor. Teknolojik hız kadar, bu hızın sürdürülebilirliği de milli bir meseledir.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.