DOLAR 45,0749 0.05%
EURO 52,7783 -0.11%
ALTIN
Ankara
18°

PARÇALI AZ BULUTLU

Zeynep Tombuloğlu

Zeynep Tombuloğlu

29 Nisan 2026 Çarşamba

Van’da kadın cinayetleri artıyor; kadınlar “Ölümleri durdurun” çağrısı yapıyor

Van’da kadın cinayetleri artıyor; kadınlar “Ölümleri durdurun” çağrısı yapıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Salih Sertkal / Kapak Fotoğrafı: DepoPhotos

Türkiye’nin her köşesinde kadın cinayetleri artarak devam ederken, Van’da da kadın cinayetleri hız kesmiyor. Kentte eylül ayının ilk haftalarından şu ana kadar 7 şüpheli kadın ölümü ve cinayeti gerçekleşmiş durumda. Gelinen durumun vahametine ilişkin görüş bildiren kadın dernekleri, kadın hukukçular ve aktivistler, her ne kadar kadınlar eril iktidara ve feodal toplumsal yapıya karşı kendini korumaya çalışsa da cezai yaptırımların yetersizliği ve kadına yaklaşımdaki cinsiyetçi tutum gibi nedenlerle ölümlerin önüne geçilemediğine dikkat çekiyorlar.

Peki artan cinayetlere karşın kadınlar ne yapıyor ve ne düşünüyor?

Van’da yaşayan kadınlar bir taraftan sadece kadınların gelip oturabileceği mekanlar oluştururken bir taraftan da kurulan kadın dernekleri üzerinden birlikte hareket etmeye ve kadına yönelik şiddete karşı mücadele etmeye çalışıyor. Kentte yaşayan kadınlar ve kadın hakları savunucuları her yıl daha da artan kadın cinayetleri ve ölümleri karşısında oldukça kaygılı. Türkiye’deki kanunların kadınları ve çocukları korumada oldukça yetersiz olduğunu ifade eden kadınlar, bu durumun şiddete meyilli erkekleri daha da cesaretlendirdiğinin ve suça teşvik ettiğinin altını çiziyor.

Berivan Taşkın

“Kadınlar adliye önlerinde dahi katledildi”

Van’da son dönemlerde artan kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine dikkat çeken Van Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi Berivan Taşkın, Türkiye’de açıktan yapılan ve kameralara yansıyan kadın cinayetleri haricinde yaşanan her şüpheli kadın ölümünün istisnasız “intihar” olarak lanse edildiğine dikkat çekiyor.

Söz konusu durumun Van’da da aynı şekilde algılatılmak istendiğine altını çizen Taşkın, kentteki kadın ölümlerine ilişkin durumu şöyle özetliyor: “Van’da maalesef son 40 gün içinde 7 şüpheli kadın ölümü ve açıktan yapılan cinayetler meydana geldi. Ülkenin dört bir yanında kadınlar öldürülüyor ve öldürülmeye de devam ediliyor. Bunun en büyük sebebi de cezasızlık ve tedbirsizliktir. Bu ülkede kadınlar adliyelerin önünde dahi katledildi. Bu da ülkenin ahvalini net bir şekilde koyuyor aslında. Kamu düzeni için her türlü yasa kanuni düzenlemelere nasıl ihtiyaç duyuluyorsa ve bir gecede tüm tedbirler alınıyorsa; kadın ölümleri noktasında da devletten aynı hassasiyet ve pratiği biz kadınlar olarak bekliyoruz. Ama nafile; tam tersine bir gece ansızın kadınların en büyük koruma kalkanlarından biri olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilindi ve kadınlar öylece kamuda, sokakta, evde erkek egemen eril zihniyetin insafına terk edildi.

“İntihar eden değil intihara sürüklenen kadın vardır”

Taşkın bazı vakalarda intihar süsü verildiğini belirtirken, bazen gerçekten de intihar olsa dahi kadınların durduk yere bu yola başvurmayacağını vurguluyor. Hiçbir kadının isteyerek, bilinçli bir şekilde intihara gitmeyeceğini söyleyen Taşkın, şöyle konuşuyor:

Kadın yaşamın özüyken durduk yere hiçbir kadın kalkıp intihar etmez. Ancak ve ancak intihara sürüklenir, ruhsal ve fiziksel olarak çökertilir, ancak sonrasında intihar eder. Bu da yine çevresel etkenlerin baskısıyla olur ve oluyor. Bu yüzden her türlü şiddeti doğru tanımlamak gerek ve ona göre zamanında müdahale etmek gerek. Kadına yönelik şiddet on yaşına kadar indi. Ülkenin ekonomik durumu ailelere olumsuz yönde yansıdığında bu da geçimsizliğe neden oluyor. Coğrafyamızda kadınlar maalesef yaşamın tüm alanlarında ikinci sınıf muamelesine maruz bırakılıyor.

“Kadın cinayetleri organizedir, asla bir kişiyle sınırlı değildir”

Taşkın, kadının mevcut erkek egemen ve feodal toplumda dışlanma halinin cinayetlerin önünü çok daha kolay açabildiğini de belirterek, “Kadın cinayetleri organize gelişen durumlardır. Olay sadece bir kişide bitmiyor” diyor. Kayıtlara yansımayan ve bilinmeyen sayısız kadın cinayeti yaşandığını, faillerin mahkemede salonlarına takım elbise giyip kravat bağlayıp ‘iyi hal’ cezai indirimi alabildiğini söyleyen Taşkın, cinayetin işlendiği an için “Alkollüydüm, uyuşturucu madde almıştım” diyerek cezada hafifletme yolu denendiğini ve birçok zaman da buna karşılık bulunduğunu aktarıyor.

Türkiye’de her gün yeni bir kadın ölümünün yaşandığını ve kadınların yaşamdan koparıldığını hatırlatan Taşkın, “Yasalar yeterli olsaydı bugün birçok kadın hayatta olmuş olurdu. Bir yıl önce Van’da daha üç gün önce geldiği üniversitenin kampüsünde kaybolan ve sonra cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş de bu yasal yetersizlik ve tedbirsizliklerin kurbanı oldu. Bırakın Avrupa Konseyi üyeliği, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi; 6284 maddenin kaldırılması dahi teklif edildi bu ülkede. Ve halihazırda mevcut yasalar kadına yönelik şiddette asla engelleyici değil” diyor.

“Kadınlar hakları konusunda bilgi sahibi değiller”

Ülkenin genelinde olduğu gibi Van’da da kadınların kendi hakları ve yapmaları gerekenler noktasında bilgi sahibi olmadıklarına dikkat çeken Taşkın, şunları kaydediyor: “Kadınlar şiddete maruz kaldığında gittikleri kimi karakollarda şikayetinin alınmaması gibi durumlar dahi yaşanıyor. Kadınlar mevcut durumda hakları konusunda bilgi sahibi değil. Van Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak buna karşı belediyelerin de işbirliğiyle mahallelerde kadınları bilinçlendirme toplantıları düzenlemeyi hedefliyoruz . Kadınlar adliye ve karakoldaki haklarını bile bilmiyor. Kadın hakları merkezi olarak her türlü desteği sunmaya hazırız.”

Meryem Aslan

“Toplumsal eşitsizlik, şiddeti tetikliyor ve kadınları savunmasız bırakıyor”

Star Kadın Derneği Yöneticisi Meryem Aslan da sorunla ilgili şunları söylüyor: “İktidarın geleneksel aile değerleri vurgusu kadınların haklarını geriletip var olan şiddeti derinleştirmektedir. Kadınların İçin mekanizmalar tıkanmakta çözümsüz kalmakta, her gün her bir sabah kadın ölümleriyle karşılaşıyoruz.

Kadın cinayetleri münferit değil, politiktir” diyen Aslan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Mevcut nedenler bir döngü yaratıyor, eşitsizlik şiddeti doğuruyor, cezasızlık artırıyor, korumasızlık ölümleri çoğaltıyor. İstanbul sözleşmesi derhal uygulanmalı; 6284 sayılı kanunun etkin uygulanması zorunlu kılınmalı. Şüpheli ölümlerde zorunlu adli tıp soruşturması ve saha araştırması yapılmalı. Okullarda ve toplumlarda cinsiyet eşitliği eğitimi zorunlu hale getirilmeli.”

Emine Demir

“Kadın cinayetleri toplumsal yapı ve feodaliteyle açıklanamaz”

Van’da uzun yıllardır esnaflık yapan aynı zamanda kadın hakları aktivisti olan Emine Demir de kadın ölümlerinin yegane sebebini yasal yetersizlik ve tedbirsizlik olarak açıklayarak şunları dile getiriyor:

Yaşanan cinayetler toplumsal yapı ve feodalite ile açıklanamaz. Ekonomik geçimsizlik şu an en büyük nedenlerden biri. Kadının toplumsal değeri el birliğiyle yok edildi. Aile kültürü yok oldu. Şiddet artık her ailede yaşanan olağan bir duruma dönüştürüldü. En büyük bilinçlenme ailede başlıyor aslında ve sonraki eğitim süreciyle beraber her konuda olduğu gibi kadına yönelik şiddet konusu da eğitim hayatında işlenebilir. Bu yönlü tedbirler geliştirilerek çocuklara okul dönemlerinden itibaren bu aşılanmalı. Ama maalesef ki bu yok. Yasalar yetersiz, devlet kadını korumuyor.”

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.