10 Haziran 2026 Çarşamba
Mehmet Halit Çetinbaş
Türkiye’nin en değerli doğal alanları, gün geçtikçe betona gömülerek geri dönülmez bir şekilde tahrip ediliyor. Dünyanın en güzel 13. koyu olarak bilinen Tisan Yarımadası, son dönemde devam eden inşaat çalışmalarıyla gündemde. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası üyesi Masum Aksu, “Tisan’a sahip çıkmak, sadece bugünü değil, gelecek nesilleri de korumak anlamına geliyor” dedi.
Mersin’in Silifke ilçesinde bulunan Tisan, Akdeniz’in masmavi sularıyla çevrili, iki koydan oluşan bir yarımada. Beyaz kumlu plajları, turkuaz denizi ve yemyeşil doğasıyla Mersin’in saklı cennetlerinden biri olarak biliniyor. Doğu Akdeniz’de bulunan dağ keçileri, keklikler, fok balıkları ve birçok kuş türü için önemli bir yaşam alanı olan Tisan Yarımadası, aynı zamanda deniz ekosistemi açısından zengin bir biyoçeşitliliğe sahip.
Antik çağlardan beri yerleşime sahne olmuş bu yarımada, geçmişte Kilikya bölgesinin önemli liman kentlerinden biri olan Antik Aphrodisias’a ev sahipliği yapıyordu. Helenistik ve Roma dönemlerinden kalma kalıntılar, bölgenin tarih boyunca stratejik ve ticari bir merkez olduğunu gösteriyor. Ancak Tisan’ın doğal güzellikleri ve ekolojik dengesi, bölgeye yoğun yapılaşma baskısı arttıkça tehdit altına girmektedir. Tarihi mirası, eşsiz doğası ve yaban hayatıyla korunması gereken bu bölge, bilinçsiz yapılaşma nedeniyle hızla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Dünyanın en güzel 13. koyu olarak bilinen Yarımada’da 1079 konut, bir otel ve 12 dükkânlık bir projenin inşaatı yaklaşık 2 yıldır sürüyor. Bu projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir” kararı alınmasına rağmen birçok yapının inşaatı devam ediyor.
Yarımada şirketlere devredilip turizme açıldığında başta Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şubesi ve TMMOB İl Koordinasyonu olmak üzere birçok kurum, inşaat projelerine karşı hukuki süreç başlattı; ancak henüz yapılaşma durdurulamadı.
Tisan Yarımadası’nın yapılaşmasına ilişkin 9. Köy’e konuşan Mersin Ticaret ve Sanayi Odası üyesi Masum Aksu, yarımadanın tamamının ya da belirli bölümlerinin “özel çevre koruma alanı” ilan edilerek yapılaşmanın önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. Aksu, “Mevcut projelerin adaya verdiği zararlar uzmanlar tarafından tekrar konuşulmalıdır. Bu anlamıyla kamusal denetimler artırılmalıdır” dedi. Böyle bir yere “çivi dahi çakılmaması” gerektiğini belirten Aksu, şu önerilerde bulundu:
“Alternatif olarak, yapılaşmanın belirli alanlarla sınırlandırılarak bölgenin doğal yapısının korunmaması bir başka sorunu teşkil ediyor. Belki de biyolojik çeşitliliği korumak adına bölgeyi milli park veya doğal sit alanı olarak tescil ettirmeyi gündeme almak gerekir. Tisan’ı lüks konut projeleri yerine eko-turizm odaklı bir bölgeye dönüştürmek de bir seçenektir.”

Oda olarak yaptıları şikâyet ve başvuruların karşılık bulmadığını aktaran Aksu, inşaatların gün geçtikçe daha da arttığına dikkat çekti. Tisan Yarımadası kıyılarının, Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (BERN) kapsamında koruma altında olduğunu hatırlatan Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yarımada göz göre göre betonlaştırılıyor, doğa hiçe sayılıyor. Akdeniz foklarının, dağ keçilerinin, kekliklerin yaşam alanları yok ediliyor. Hafriyat kamyonları yolları doldururken, inşaat makineleri her gün yeni bir ağacı kökünden söküyor. İtirazlar duymazdan geliniyor, açılan davalar sonuçsuz kalıyor, inşaatlar ise hız kesmeden ilerliyor. Bu, yalnızca bir yarımadanın değil, doğanın, tarihin ve geleceğin talan edilmesidir. Tisan’a sahip çıkmak, sadece bugünü değil, gelecek nesilleri de korumak anlamına geliyor.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.