29 Nisan 2026 Çarşamba
Ayşegül Erkaya Arslan
Sosyal medyada cinsel saldırı ve cinsel şiddete karşı bir ifşa başlatılan #MeToo hareketi sanat, medya ve akademi dahil pek çok alanda yankı buldu. Kadınlar ve LGBTİ+’lar tarafından başlatılan cinsel taciz ifşaları, yalnızca bireysel deneyimlerin değil, sistematik eşitsizliklerin görünür olmasını sağladı. Bu dalganın üniversitelere sıçraması ise, güç ilişkilerinin en yoğun hissedildiği alanlardan biri olan öğrenci- öğretmen ilişkisini tartışmaya açtı.
Geçen Haziran ayında Diyarbakır’da İlahiyat Fakültesi öğrencisi Nur Sena Düzgün’ün intiharı bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Düzgün’ün bıraktığı notta bir akademisyeni işaret etmesi, üniversitelerdeki sınır ihlallerine ve sessizliğe yönelik eleştirileri büyüttü. Kimileri güç eşitsizliğini vurgularken, kimileri de sorumluluğu yine kadınlara yükleyerek saldırganı görünmez kıldı.

Doç. Dr. Hasan Gürkan
9. Köy’ün sorularını yanıtlayan İstinye Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Gürkan, Nur Sena Düzgün’ün intiharıyla gündeme gelen öğrenci-öğretmen ilişkisinin sınırlarının net olması gerektiği görüşünde. Öğretmenin öğrenciyi akademik ve kişisel gelişimini destekleyen ve güven veren bir pozisyonda olmasının önemi vurgulayan Gürkan, duygusal/özel alanlara müdahil olmaması gerektiğini belirtti. Gürkan, öğrencilerin kendilerine yönelen rahatsız edici bir davranış durumunda nasıl yol izlemeleri gerektiği konusunda ise şu önerilerde bulundu: “Öncelikli olarak üniversite içi psikolojik danışmanlık birimleri ya da toplumsal cinsiyet eşitliği merkezleri varsa bu kanallara başvurmalıdırlar. Etik kurul, öğrenci dekanlığı veya rektörlüğe yazılı bildirim yapmak önemli bir adımdır. Eğer üniversite içinde mekanizmalar yetersizse, YÖK’ün taciz ve mobbinge karşı yönergeleri, CİMER başvuruları ve hukuki yollar da kullanılabilir.”
Kadınların ve LGBT’+ların yaşadıkları tacizlere ses yükselttikleri kurumlar genel olarak erkek egemen kurumlar olarak ortaya çıktı. Doç. Dr. Gürkan, üniversitelerde de kadın akademisyen sayısı artsa da yönetim kadroları da dikkate alındığında hala erkek egemen bir yapının egemen olduğuna dikkat çekti. Gürkan, “Üniversitelerin yalnızca bireysel vakaları çözmekle kalmayıp, önleyici politika ve eğitimler geliştirmesi gerekir. Kadınların seslerini yükseltmesi, kurumların şeffaflık ve hesap verebilirlik sorumluluğunu artırır” görüşünü dile getirdi.
Erkek egemen sektörlerde kadınların çoğunlukla cinsel obje olarak konumlandırıldığını ya da “itaatkar” roller içine sıkıştırıldığını kaydeden Gürkan, şu görüşleri dile getirdi: “Akademide ise kadın öğrenciler ve akademisyenler, taciz, mobbing, cinsiyetçi şakalar ya da başarısızlıklarının kişisel özelliklere indirgenmesi” gibi pratiklerle karşılaşırlar. Erkek egemen düzen, kadın bedenini, örneğin medya, sanat gibi sektörlerde cinsel obje olarak görünür kılar; hem de kıyafet, davranış gibi kriterler üzerinden denetler.”

Prof. Dr. Aybike Serttaş
İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Aybike Serttaş, eğitim ortamlarının doğası gereği asimetrik bir güç ilişkisi taşıdığına dikkat çekti. Hiyerarşik yapı nedeniyle öğrencinin çoğu zaman “sınır ihlallerine” sessiz kalması sonucunu doğurabileceğine işaret eden Serttaş, “Öğrenci şikayetini dile getirdiğinde, akademik kariyerinin zarar görebileceğini, notlarının olumsuz etkileneceğini ya da kurum içinde yalnız bırakılabileceğini düşünebilir. Daha da kötüsü, mevcut güç ilişkilerinin alan içindeki normlarını içselleştirerek suskunluğu doğal bir refleks haline getirebilirler” görüşünü dile getirdi.
Prof. Dr. Serttaş’a göre ifşa süreçleri, bireysel değil kollektif bir direniş biçimi olarak görülmeli: “En kritik nokta, ifşa süreçlerinin bireysel değil kolektif bir direniş biçimi olduğudur. Bu dalgalar, yalnızca belirli kişilerin davranışlarını açığa çıkarmakla kalmaz; aynı zamanda mevcut güç ilişkilerinin sorgulanmasını sağlar. Ayrıca “kurumsal sessizlik” kavramı da önemlidir: Çoğu zaman bireysel ihlallerin görünür olmasının önündeki en büyük engel, kurumların bu davranışları örtbas eden pratikleridir. Bu nedenle mesele, bireylerin etik dışı davranışlarından çok daha geniştir; toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten yapısal dönüşümlere duyulan ihtiyacı açığa çıkarır.“
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.